T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/66 KARAR NO : 2026/157 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 12.11.2025 NUMARASI : 2025/1329 D.iş - 2025/1336 Karar TALEP: İhtiyati Haciz Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/66 KARAR NO : 2026/157 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 12.11.2025 NUMARASI : 2025/1329 D.iş - 2025/1336 Karar TALEP: İhtiyati Haciz Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne- kısmen reddine dair verilen karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin borçluya verdiği taşıma ve lojistik hizmetleri için düzenlenen fatura borcunun ödenmediğini, cari hesapta bulunan 50.069,00 Euro alacağın vadesinin geçtiğini, yazılı ve sözlü uyarılardan sonuç alınmaması üzerine keşide edilen Ankara 50. Noterliğinin 07.07.2025 tarihli ihtarına rağmen borcun ödenmediğini, taraflar arasında 17.10.2025 tarihinde imzalanan 'Mutabakat ve Ödeme Taahhütnamesi ile 32.880 Euro bakiye borç bulunduğunun borçlu tarafından kabul edilerek bu borcun 30.10.2025 tarihine kadar ödeneceğinin taahhüt edildiğini, mutabakat metninde borcun vadesinde ödenmemesi halinde bu miktar ile vade farkı faturalarının faiziyle birlikte ödeneceğinin ve borçluların taahhütlerine aykırı davranmaları halinde doğacak faiz, masraf ve vekalet ücretlerinden sorumlu olacaklarının kabul edildiğini, ödeme planına uyulmaması nedeniyle müvekkilinin vade farkı faturaları dâhil olmak üzere toplam alacağının 50.069,00 Euro seviyesine ulaştığını, borcun irsaliyeli faturalar, cari hesap cetvelleri, yazılı mutabakat ve ödeme taahhütnamesi ile kesin olarak ikrar edildiğini, alacağın rehin ile teminat altına alınmadığını ileri sürerek, 50.069,00 Euro alacağın tahsilini teminen borçlunun mal varlığının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İhtiyati haciz, İİK'nin 257 vd. maddelerinde yazılmış olup, 257. madde uyarınca, ihtiyati haciz vadesi gelmiş bir para borcu için istenebilecektir. Aynı maddeye göre vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçluların muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçluların taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir. Ayrıca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için HMK 390/3 maddesi gereğince, yaklaşık ispat şartının sağlanması diğer bir ifadeyle ihtiyati haciz talep edenin haklılığını yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde ispat etmesi gerekmektedir.HMK'nun 390/3 maddesine göre ,tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, yaklaşık ispat kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunanadan kural olarak teminat alınır.Evrakların yapılan incelemesinde 17.10.2025 tarihli Mutabakat ve Ödeme Taahhütnamesi, imza sirküleri ve tüm dosya kapsamına göre ödeme planında yer alan vadesi gelen 17.10.2025 tarihli 50.069,00 EURO'dan 32.880 EURO alacak üzerinden borcun muaccel hale geldiği, kalan ve faiz olarak hesaplandığı anlaşılan 17.189,EURO yönünden ise bu alacağın miktarı hususunda yaklaşık ispat ölçüsünde yeterli bir delilin olmadığı, ancak yargılama neticesinde tespit edilebileceği görülmektedir.Yukarıda yazılı sebeplere, dosya sunulan 17.10.2025 tarihli Mutabakat ve Ödeme Taahütnamesi, dilekçe ekinde sunulan borçlu şirkete ait imza sirküleri ve ticaret sicil kaydı, mail yazışmaları ve faturalar birlikte değerlendirildiğinde, 17.10.2025 tarihli protokolün ödeme planında miktar olarak belirlenmiş ve mutabık kalınan vadesi gelen (17.10.2025 ) 32.880 EURO alacak yönünden ihtaiyati haciz için gerekli yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği anlaşılmakla bu miktar yönünden..." gerekçesi ile talebin kısmen kabulüne, İİK'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince % 15 (240.977,42) teminat karşılığında borçlunun 1.606.516,08 TL'lik borcu ile masraflarına yeter miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, Mutabakat ve Ödeme Taahütnamesinde fatura vade farkına ilişkin miktar belirtilmemesi nedeniyle bu talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, alacaklı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya verdiği taşıma ve lojistik hizmeti karlığı düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edildiğini ve müvekkilinin cari hesabında 50.069,00 Euro alacaklı olduğunu, Ankara 50. Noterliğinin 07.07.2025 tarihli ihtarına rağmen borcun ödenmediğini, ihtardan sonra taraflar arasında düzenlenen 17.10.2025 tarihli Mutabakat ve Ödeme Taahhütnamesi ile müvekkilinin toplam 32.880 Euro bakiye alacağı bulunduğu ve bu alacağın 30.10.2025 tarihine kadar ödeneceğinin kararlaştırıldığını, Mutabakatın 2.maddesinde; ödemenin yapılmaması halinde borç faturaları ile vade farkı faturalarının fatura tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizlerle birlikte ödeneceğinin kararlaştırıldığını, borcun vade farkı ve faiziyle birlikte ödeneceğinin kararlaştırıldığını, düzenlemenin lafzı ve amacı birlikte değerlendirildiğinde, borçluların yalnızca mutabakat tarihinde hesaplanan ana borç tutarını vaktinde ödememesi halinde o tarihe kadar kesilmiş diğer vade farkı faturalarının da ödeneceğinin kabul edildiğini, müvekkilinin 17.189 Euro tutarında vade farkı alacağı bulunduğunu, buna ilişkin faturalara itiraz edilmediğini, Mutabakat ve Ödeme Taahhütnamesi ile 32.880 Euro tutarındaki ana borcun yanı sıra borcun belirlenen tarihte ödenmemesi halinde daha önce düzenlenmiş tüm vade farkı faturaları ile fatura tarihlerinden itibaren işleyecek faizlerin de ödeneceğinin kabul edildiğini, sunulan fatura ve belgelerle yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın ret bölümünün kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin tam kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca taşıma sözleşmesinden kaynaklanan hizmet ve vade farkı faturaları ile işlemiş faizlerinin tahsilini teminen ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati haciz talebinin kısmen reddi kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince verilen 12.11.2025 tarihli ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü kısmen reddi kararına ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında taşıma ve lojistik hizmetlerinin verilmesini ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğu, davacının verdiği hizmetlere ilişkin faturaları düzenleyerek borçluya gönderdiği, hizmet faturaları ile vade farkı faturalarının süresinde ödenmemesi üzerine alacaklı tarafından keşide edilen Ankara 50. Noterliğinin 07.07.2025 tarihli ihtarı ile borcun ödenmesinin istendiği, buna rağmen hizmet ve vade farkı faturalarından kaynaklanan borçlarının ödenmediği görülmüştür.Borcun ödenmemesi üzerine taraflar arasında düzenlenen 17.10.2025 tarihli Mutabakat ve Ödeme Taahhütnamesi ile borçluların toplam 32.880 Euro bakiye borcu bulunduğu belirlenmiş ve bu borcun 30.10.2025 tarihine kadar ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 2. maddesinde ödeme taahhüdü ve planı başlığı altında borçlu şirketin belirlenen borcu aşağıdaki şekilde ödeyeceği 30.10.2025 tarihinde 15.000 Euro ödeme yapılacağı, 30.12.2025 tarihine kadar kalan vadesi geçmiş faturalar için ara ödemeler yapılacağı düzenlenmiştir. Maddenin devamında ise "Borçlu Şirket, yukarıda belirtilen ödeme planına uymaması, ödemeleri süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirmemesi halinde; söz konusu borç kalemlerine ilişkin faturaları ve bunlardan başka ayrıca vade farkı faturalarını da fatura tarihlerinden itibaren işleyecek yasal ticari faizlerle birlikte, Alacaklı Şirketin derhal yasal takibe koyabileceğini, Alacaklı Şirketin tüm alacaklarını tahsil etmek amacıyla yasal yollara başvurma, ihtiyati haciz talep etme, her türlü icra takibi, dava ve yasal işlemleri başlatma hakkına sahip olduğunu peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder." düzenlemesi bulunmaktadır. Mutabakatla borcun kesin olarak belirlendiği, vade farkı faturaları hususunda bir mutabakat bulunmadığı, bu faturaların miktarı hususunda yaklaşık ispata elverişli somut bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Maddede genel olarak belirlenen borcun vadesinde ödenmemesi hâlinde vade farkı faturalarının da ödeneceği düzenlenmiş olup, bu vade farkının önceki faturalara ilişkin mi borcun ödenmemesi hâlinde düzenlenecek vade farkı faturalarına ilişkin mi olduğu anlaşılmamaktadır. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.Somut olayda, alacaklı vekilince sunulan fatura ve mutabakat belgesine göre belirlenen borç miktarı olan 32.880 Euro karşılığı, 1.606.515,08 TL üzerinden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, bakiye kısmın vade farkı alacakları ile faiz alacaklarına ilişkin olduğu, ancak düzenlenen mutabakatta vade farkının miktarına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere vade farkının, mutabakat öncesi döneme mi yoksa mutabakat sonrası düzenlenecek faturalara mı ilişkin olduğu tam olarak anlaşılamadığı, bu nedenle talep edilen ve mahkemece reddedilen bu alacak yönünden yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla, alacağın bu kısmı yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve HMK'nın 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin kısmen reddine dair verilen 12.11.2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-İhtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.