T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/978 KARAR NO: 2026/241 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 08.02.2022 NUMARASI: 2017/739 Esas - 2022/136 Karar DAVA: Kısmi Bölünmenin Hükümsüzlüğünün Tespiti, Malvarlığının Tespit ve Devri Taraflar arasındaki kısmi bölünmenin hükümsüzlüğü ile kısmi bölünme yoluyla devredilen mal varlığının işletmenin büt…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/978 KARAR NO: 2026/241 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 08.02.2022 NUMARASI: 2017/739 Esas - 2022/136 Karar DAVA: Kısmi Bölünmenin Hükümsüzlüğünün Tespiti, Malvarlığının Tespit ve Devri Taraflar arasındaki kısmi bölünmenin hükümsüzlüğü ile kısmi bölünme yoluyla devredilen mal varlığının işletmenin bütünlüğü ilkesi gereği devir edilen malların tespiti ile davacıya devri davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili yirketin, davalı ... A.Ş.'nin “... markalı ..." işi dışındaki... işlerinin tamamının kısmi bölünme yoluyla devri için yeni bir şirket olarak kurulduğunu, kuruluşun 31.01.2013 tarihinde tescil edildiğini, şirketin tüm sermayesinin ... A.Ş.'nin bölünmesi sonucu ayni olarak ödendiğini, müvekkilinin kuruluşu ile davalı ... A.Ş.'nin hissedarlarının aynı zamanda yeni kurulan müvekkili şirkette hisseleri oranında ortak olduğunu, bu şekilde müvekkilinin, ... Grubunun tamamına sahip olduğu ... A.Ş.'nin bir iştiraki haline geldiğini, kuruluştan sonraki altı aylık süreçte müvekkilinin hisseleri üçüncü kişi ...'ye satılana kadar müvekkilinin davalıların kontrolünde kaldığını, kısmi bölünmenin kanunun emredici hükümlerine aykırı olması sebebiyle hükümsüz olduğunu, geçersiz bir işleme karşı hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman geçersizliğin tespiti davası açılabileceğini, bölünmenin usulüne uygun şekilde onaylanmadığını, ... tarafından gerçekleştirilen kısmi bölünme ile müvekkilinin kurulma işleminin TTK'daki şartlara uygun olarak yapılmadığını, bölünme belgeleri aşamasında iş birimini oluşturan aktif ve pasiflerin belirli şekilde listelenmediğini, kısmi bölünme planının bir envanter içermediğini, aktif ve pasiflerin bir listesinin yapılmadığını, hissedarların incelemesi aşamasında, bölünen şirketin hissedarlarının kanuna uygun şekilde bilgilendirilmediğini, alacaklıların inceleme yapmalarına ilişkin ticari sicilde ilanının süresine yapılmadığını, alacaklıların korunması aşamasında, alacaklılara teminat gösterilmediğini, teminat gösterme yükümlülüğünün olmadığını tespit eden bilirkişi raporunun hatalı olduğununu, alacaklıların kısmi bölünme öncesi haklarını kullanmalarına izin verilmemesinin kısmi bölünmenin hükümsüz sayılmasına neden olacağını, hissedarların genel kurulu onay aşamasının zamanından önce başlatılmış olduğunu, kararların kusurlu bölünme belgelerine dayandığından onayın geçersiz ve hükümsüz olduğunu, bu nedenle kısmi bölünmenin de geçersiz ve hükümsüz olduğunu, kısmi bölünmenin konusu itibariyle imkansız olduğunu, ... lisanslarının devredilmediğini, ... lisansları olmadan herhangi bir lisans işine devam etmenin mümkün olmadığını, ... lisansları haricinde de bayilik sözleşmeleri ve bayilere verilen krediler için alınan teminatlar gibi davalılarca kasten plana ekli olan listelere dahil edilmeyen birçok varlığın bulunduğunu, bu nedenle işletme bütünlüğü ilkesinin ihlal edildiğini, ... işinin işletme bütünlüğü korunarak bölünmesi için davalıların müvekilline karşı yapmayı taahhüt ettiği... Satış Anlaşması, Grup Garantileri, ... dolum istasyonlarına yapılacak... dağıtım işinin müvekilline verilmesine yönelik taahhütleri yerine getirmediğini, Yarımca'da ki dolum tesisinin de kısmi bölünme planı kapsamı dışında tutulduğunu, dolum tesisinin kapsam dışı tutulmuş olmasının... İşletmesini kısmi bölünme sonrasında önceki gibi faaliyete devam etmesini imkansız kıldığını, ... işi için davalıların otogaz dolum istasyonlarına... dağıtımı için ihtiyaç duyulan varlıkları devretmeyi reddettiğini, bölünme planına ekli olan listelere hiçbir dağıtım aracı eklenmediğinden kendi aracıyla mal alım maliyetinin çok üstünde maliyetlerle üçüncü kişilerden hizmet almasının dolum istasyonlarına... taşınmasını imkansız hale getirdiğini, davalıların bölünme işlemi sırasında vergi muafiyeti elde etmek amacıyla kanunları dürüstlük kuralına aykırı biçimde kötüye kullandığını, kısmi bölünmenin geçersiz ve hükümsüz olduğuna karar verilmesine ilişkin talebin dayanaklarının, davalıların TTK 134 ile 192. maddeleri arasında açıklanan şekilde geçerli bir kısmi bölünme için gerekli olan emredici hükümlere uymamış olması, kısmi bölünmenin imkansızlığı ve davalıların dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kanunları kötüye kullanmış olmaları olduğunu, davalıların geçerli bir kısmi bölünme için gerekli olan prosedürlere uymasının dahi diğer konulardan ayrı olarak kısmi bölünmenin hükümsüz sayılmasını gerektirdiğini, işletme bütünlüğü ilkesine aykırı olarak hala müvekkiline yapılmayan devirlerin planın eklerinde listelenmiş olan fakat devredilmeyen sözleşmeler ve aktifler ile plan eklerinde listelenmiş olmayan fakat... isletmesinin bir parçasını oluşturan ve dolayısıyla listelenmesi ve devredilmesi gereken sözleşmeler ve aktifler olduğunu, bölünmenin hükümsüz ve geçersiz olduğuna karar vermediği takdirde, davalıların bölünme işlemi yoluyla ayrılan... işlemesini oluşturan bütün aktiflerin tespit ve müvekkiline devredilmesine karar verilmesini talep edildiğini ileri sürerek, kısmi bölünmenin imkansız, kanunun emredici hükümlerine aykırılık veya dürüstlük kuralına aykırılığı nedeniyle hükümsüzlüğünün tespitine, işletmenin bütünlüğü ilkesi devredilmemiş olan mal varlığının müvekkiline devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 06.12.2021 tarihli ıslah dilekçesinde ise; terditli talebi yönünden dava değerini 120.000 TL olarak belirlediğini ve harcını tamamladığını belirterek kısmi bölünmenin imkansızlık, kanunun emredici hükümlerine aykırılık ve/veya dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle hükümsüz ve geçersizliğine, bu talep kabul edilmediği taktirde işletmenin bütünlüğü ilkesi gereğince devredilmemiş olan varlıkların müvekkiline devrine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. Davalı ... ... A.Ş. ve ... AŞ. (birleşme ile yeni ünvanı ... ... AŞ.) vekili, savunmasında özetle; ...'ın, ... pay sahiplerinin iradesi ile TTK’ya uygun şekilde hazırlanan kısmi bölünme planı ve bölünme raporu doğrultusunda bölünerek kurulduğunu, ... ve ...pay sahiplerinin bölünme esnasında aynı kişiler olduğunu ve bölünmenin bu pay sahiplerinin %100 katılımıyla ve hiç birinin itirazı olmaksızın, pay sahipleri herhangi biri zarara uğramadan gerçekleştirildiğini, pay sahiplerinin iradesi doğrultusunda ve buna göre hazırlanan belgelere uygun bir biçimde kurulan ...ın hiçbir pay sahibinin itirazı yokken, bölünme sonucunda kurulan ...ın işbu davayı açmasının TTK’ya ve sair mevzuata aykırı olduğunu, dava açma hakkının yalnızca bölünme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirmiş bulunan bölünmeye katılan şirketlerin ortaklarına tanındığını, bölünme ile kurulan ...'ın dava açma hakkı olmadığını, birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin ortaklarının, bu kararın Sicil Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde iptal davası açabileceğini, 2 aylık süre geçtiğinden bölünme işleminin kesinleştiğini, davanın hak düşürücü süre nedeniyle de reddi gerektiğini, bölünme neticesinde kurulan şirketin ortadan kaldırılması talebinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının “işletmenin bütünlüğü" ilkesi gereğince devredilmemiş olan varlıklar ifadesi ile neyi kast ettiğinin belirsiz olduğunu, kısmi bölünme işleminin hukuka uygunluğunun Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1358 Esas sayılı dosyasında re’sen tayin edilen bilirkişi kurulu marifetiyle tespit edildiğini, raporda kısmi bölünmeye konu özvarlıklarının detaylı olarak listelendiği ve bölünme işleminin KVK'ya uygun olduğunun ortaya konulduğunu, ...'ın kuruluşunu takiben ...ın önceki pay sahipleri olan ... ortaklarının, paylarının tamamımı geçerli bir şekilde ... Şirketlerinden ....’ye devrettiğini TTK ve sair mevzuata uygun şekilde gerçekleşen kısmi bölünme ve pay devir işlemleri sonrasında, kısmi bölünme suretiyle kurulan ...ın davacı bu davayı açamayacağını, anonim şirketlerin bölünmesi işleminin TTK’nın 159 ila 179’uncu maddeleri arasında düzenlendiğini, bu maddelere aykırılık durumlarında bölünme işlemleri için açılabilecek davaların ise TTK’nın 191, 192 ve 193. maddelerinde sınırlı olarak sayıldığını, davacının bu hükümlerde öngörülen şartlara uygun şekilde bölünmüş ve neticesinde ...kurulmuş olsa da bu maddelere aykırılıktan bahisle bölünmenin iptalini/hükümsüzlüğünü talep edip, bu talebi kabul göımediği takdirde ise bazı varlıkların devri isteminde bulunduğunu, pay sahibi sıfatı olmayan, bölünme ile kurulan ...ın davacı sıfatına sahip olamayacağını, bölünme sonucu oluşan ...ın paylarını satın alan yeni ortağın, eski ortaklarla yapmış olduğu 26.11.2012 tarihli hisse satış sözleşmesine aykın bir durum bulunduğunu düşünmesi veya kendisine bu sözleşmede belirtilenden daha az değerli bir şirket payı satıldığını iddia etmesi halinde bunun için sözleşmeye aykırılık nedeniyle ve hisse satış sözleşmesinde yer alan şart uyarınca eski ortaklar aleyhine tahkim yoluna başvurması gerektiğini, ancak hisse satış sözleşmesi uyarınca tahkime başvurma süresi geçtiğini ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, ayrıca bu sözleşmeye aykırılık da bulunmadığını bilen yeni ortağın hisse satış sözleşmesi uyarınca uluslararası tahkime gitmek yerine, harç yatırmadan Türkiye’de ...a bu davayı açtırma yolunu seçtiğini, dava konusu talepler bakımından tahkim itirazında bulunduklarını, davacı ...'ın bölünme neticesinde kurulan şirket olup ...ın ortadan kalkması sonucuna yönelen bir istemde davacının hukuki yararının bulunmadığını, bu tür bir istemin yalnızca TTK hükümlerine aykırı bir bölünme işlemi nedeniyle menfaatleri ihlal edilen pay sahiplerine tanındığını, davacının bölünmenin hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği gibi, bölünme nedeniyle herhangi bir suretle zarara uğradığı iddiasıyla tazminat talebinde de bulunamayacağını, bölünme işlemine karşı açılacak davaların sınırlı olarak belirlendiğini, bölünme kapsamına alınmayan malların, bölünerek oluşan şirket tarafından devrinin talep edilmesi şeklinde bir dava türüne yasada yer verilmediğini, TTK'nın 167/l-b maddesi uyarınca kısmi bölünmede, bölünme planında bölünmeye konu malvarlığı unsurları pay sahipleri tarafından serbestçe tayin edilip bölünme planında gösterilmeyen birtakım malvarlığı unsurları varsa, bunların bölünen şirket bünyesinde kaldığının farz edileceğini, TTK'nın 168/l-b maddesinde belirtildiği üzere davacı ...ın bölünme planında gösterilmeyen malvarlığı unsurlarının kendine devrine yönelik bir dava açmasının mümkün olmadığını, kısmi bölünme sonucu 31.01.2013 tarihinde kurulan ...ın 6 aylık bir süreçte faaliyetleri için gerekli lisansları alması ve yeni ortaklara paylar devredilmeden önce, ...ın ayrı bir işletme olarak faaliyette bulunuyor olması karşısında davacının kısmi bölünme için belirlenen envanterin hukuka uygun olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, kısmi bölünme işlemine katılan şirket ortaklarının yeterli olarak bilgilendirilmedikleri yönünde bir itirazı bulunmadığını, ortakların kısmi bölünme işlemi ile ilgili olarak yeterli ve hukuka uygun bir biçimde bilgilendirildiğini, bölünen şirket alacaklıları için ilan yapıldığını, teminat yükümlülüğünden ve bunun ihlalinden bahsedebilmesi için öncelikle teminat talep eden alacaklılar olması gerektiğini, alacaklılar için ilan yapıldıktan sonraki 3 aylık süre içerisinde teminat talep eden bir alacaklı olmadığından teminat yükümlülüğünün hiç doğmadığını, kısmi bölünme anında lisansların devredilmemesinin kısmi bölünme işlemini geçersiz kılmayacağını, bölünme işlemi neticesinde oluşan ...ın gerekli tüm lisanslarının, bölünme işleminden sonra ...payları yeni ortaklarına devredilmeden alındığını, kısmi bölünme işlemi ile öngörülen tüm varlıklar bölünerek oluşturulan şirkete devredildiğini, hangi varlıkların devredileceğinin planda belirtildiğini, yorum yoluyla devredilecek varlıkların kapsamını genişletmeye çalışması ve bölünmeye dâhil edilmemiş varlıkların mahkeme tarafından bölünme kapsamına alınmasının mümkün olmadığını, Kocaeli Yarımca’daki tüp dolum ve depolama tesisinin kısmi bölünme planında devredilecek gayrimenkuller arasında gösterilmediğini, buna rağmen davacının, sanki bu gayrimenkul plana dahilmiş ancak bölünme raporunda çıkarılmış gibi beyanda bulunduğunu, davacının bilirkişi raporunda tespit edilen sermayeye uygun olarak kurulduğunu, bu nedenle davacının ...’ın geçmişte... işletmesinin operasyonlarını finanse etmek için kullandığı fonların kendine devredilmesini talep edemeyeceğini, ... ile ...arasındaki... alım anlaşması sözleşme süresi sona erdiğinden davacının, müvekkilinin gelecekte Türkiye’deki bütün... ihtiyaçlarını davacıdan tedarik etmek için taahhütte bulunmaya yönelik... satış anlaşması imzalaya zorlamayacağını, kısmi bölünme planının veya bölünme raporunun müvekkilin hiçbir yerinde dağıtım işi veya teminat verme yükümlülüğü yer almadığından grup garantisi verilmesini ve ... dolum istasyonlarına yapılacak... dağıtım işinin davacıya verilmesinin talep edemeyeceğini, bölünme sonucu oluşan envanteri gösteren bilânçonun ...genel kurulunca onaylandığını ve bölünmeden sonra ...ve ... arasında Sulh ve İbra Protokolü düzenlendiğini savunarak, davanın husumet, hak düşürücü süre ve hukuki yarar yokluğundan usulden ve sonuçta esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ... ve ... ... vekili, savunmasında dilekçesinde özetle; davacının TTK uyarınca iptal davası açabilecek kişilerden olmadığını, davacının kısmi bölünme tarihinde ... A.Ş.'nin ortaklarından ve alacaklılarından olmadığını, davacının bu davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, ...'ın, ... pay sahiplerinin iradesi ve yöneticilerinin bu doğrultudaki çalışmaları neticesinde TTK’ya uygun şekilde hazırlanan kısmi bölünme planı ve bölünme raporu doğrultusunda bölünerek kurulduğunu, ... ve ...pay sahiplerinin bölünme esnasında aynı kişiler olduğunu ve bölünmenin bu pay sahiplerinin %100 katılımıyla ve hiç birinin itirazı olmaksızın, ayrıca pay sahipleri herhangi biri zarara uğramadan gerçekleştirildiğini, pay sahiplerinin iradesi doğrultusunda ve buna göre hazırlanan belgelere uygun bir biçimde kurulan ...ın hiçbir pay sahibinin itirazı yokken, bölünme sonucunda kurulan ...ın bu davayı açmasının TTK’ya ve sair mevzuata aykırı olduğunu, davacının TTK 353. maddesi uyarınca kendi kendisinin feshini talep edemeyeceğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının davayı açmakta hukuki bir yararı bulunmadığını, davacının davaya konu taleplerini somut olarak belirtmediğini, talep sonucunun belirsiz olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın hisse satış sözleşmesi uyarınca tahkimde çözülmesi gerektiğini, bölünme işleminin hukuka uygunluğunun bilirkişi kurulu raporu ile sabit olduğunu, kısmi bölünme için belirlenen envanterin hukuka uygun olduğunu, TTK uyarınca pay sahiplerinin incelemesine sunulması gereken tüm belgelerin ... ortaklarına sunulduğunu, ... ortaklarının bölünme ve sonrasında bilgi alma haklarının ihlal edildiğine dair bir iddiada bulunmadıklarını, bölünme işleminin alacaklıların korunmasına ilişkin TTK hükümlerine uygun olarak gerçekleştiğini, bölünme neticesinde kurulan davacı şirketin bölünme sonrasında EPDK nezdinde kendi adına lisans başvurularında bulunduğunu ve operasyonları için gerekli tüm lisansları aldığını, lisansların alınmasından sonra yeni pay sahibi olan ...'ye devredildiğini, davacının faaliyet gösterebilecek şekilde bölünmüş olduğunu, kısmi bölünme işlemi ile öngörülen tüm varlıkların bölünme neticesinde kurulan davacıya devredildiğini, davacının bu yöndeki iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ...'ın bölünme sonucu oluşan envanterini gösteren bilançonun ...Genel Kurulu'nca onaylandığını, ...yöneticilerinin bölünme işlemleri ile ilgili olarak ibra edildiklerini, kısmi bölünme işleminden 2,5 yıl kadar sonra ...ve ... arasında sulh ve ibraz protokolü düzenlendiğini, davacının iyi niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı yan mahkememizde açtığı davada kısmi bölünme işleminin kanunun emredici hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu bu nedenle hükümsüzlüğünün tespiti gerektiğini ileri sürmüştür. Davalılar ise kısmi bölünme işleminin TTK'ya uygun şekilde gerçekleştirildiğini, bu hususun bölünme ile ilgili işlemler devam ederken alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, aksinin kabulü halinde dahi bölünme suretiyle kurulan şirketin bu davayı açmakta aktif husumetinin bulunmadığını savunmuşlardır.Ticaret şirketlerinin tam ve kısmi bölünmesi usulü TTK 159-179 maddelerinde, bu istemlere karşı açılabilecek davalarda TTK 191, 192, 193 maddelerinde düzenlenmiş, aynı maddelerde kimlerin hangi sürede dava açabileceği de belirlenmiştir. Ancak davacı yan bu madde hükümlerine dayalı olarak iptal davası açmadığını, bölünmenin geçersizliğinin, hükümsüzlüğünün tespitini istediğini bildirmiştir. Dosyada alınan bilirkişi raporu ve taraflarca sunulan uzman görüşlerinde de belirtildiği üzere 'ağır kanuna aykırılık' hallerinde bölünme kararının butlanı söz konusu olabilecektir. Ancak ihlal ne kadar ağır olursa olsun bölünme kararı ticaret siciline tescil edilip yeni bir şirket kurulduktan sonra butlanın tespiti davası açılıp bölünme işlerinin geriye döndürülmesine olanak kalmayacaktır. TTK 353/1 m.gereği anonim ortaklığın butlanına veya yokluğuna karar verilmez. Bir an için bunun mümkün olduğu düşünüldüğünde de bu yöndeki talebin ... AŞ.pay sahipleri yahut alacaklıları tarafından gündeme getirmeleri gerekir, davacı bu bölünme işlemi sonucu kurulan şirket olarak kurulumuna esas olan bölünme kararının hükümsüzlüğünü talep etme hak ve yetkisine sahip olmadığından davalıların davacının aktif husumetinin bulunmadığı yönündeki itirazı mahkememizce kabul edilerek davacının bölünmenin hükümsüzlüğünün tespiti yönündeki talebinin aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davacının terdit talebi ise işletmenin bütünlüğü ilkesi gereğince yapılmayan devirlerin yapılması talebine ilişkindir. Davacı bölünme planı eklerinde listelenmeyen ancak... işletmesinin parçasını oluşturan sözleşme ve malvarlığı değerlerinin tespiti ve kendisine devrini, yine bölünme ile kararlaştırılan devredilmeyen mal varlıklarının tespit ve devrini talep etmiş, bu talebi yönünden değer bildirerek harç yatırmıştır. TTK 168/1-b maddesinde kısmi bölünmede bölünme sözleşmesi veya bölünme planında tahsisi yapılmayan malvarlığının bölünen şirkette kalacağı kabul edilmiş olduğundan bölünme ile tahsisi kararlaştırılmayan herhangi bir malvarlığının TTK gereği devri sözkonusu olamayacağından davacının bu talebi mahkememizce yerinde görülmediği gibi bölünme kararının ticaret siciline tescili ile birlikte bölünmenin konusunu oluşturan tüm malvarlığı bir bütün halinde ve hiçbir işleme gerek olmadan yeni kurulan veya malvarlığı bünyesine aktarılan şirkete TTK 179/4 m.gereği geçmiş olacağı..." gerekçesiyle, davalılardan ... yönünden açılan dava geri alındığından bu davalıya yönelik açılan davanın açılmamış sayılmasına, bölünmenin hükümsüzlüğünün tespitine yönelik talebin aktif husumet yokluğundan reddine, davacının terdit talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davadaki asıl talep olan bölünmenin hükümsüzlüğünün tespiti isteminin husumet nedeniyle reddi karşısında terditli talebin de incelenerek karara bağlanması gerektiğini, terditli talebin işletmenin bütünlüğü ve bölünme sözleşmesi gereğince yapılması gereken varlık devirlerinin yapılmasına ilişkin olduğunu, terditli talebin değerlendirilmemesinin HMK'nın 111. maddesine aykırı olduğunu, müvekkilinin davayı açmada hukuki yararı bulunduğunu, mahkemenin asli talebi sadece ... AŞ'nin pay sahipleri yahut alacaklıları tarafından talep edilebileceğini kabul ettiğini, mahkemenin TTK'nın 192. maddesindeki iptal davası hükümlerine ve TTK'nın 193. maddesindeki sorumluluk davasına dayanılarak bu şekilde bir hüküm kuruduğunu, ancak mahkemenin iptal edilebilirlik, butlan ve yokluk kavramlarını ayrı ayrı değerlendirmesi gerektiğini, yasada iptal ile ilgili olarak özel düzenlemeye yer verilmiş olmasının, butlan ve/veya yokluk kavramlarının uygulama alanı bulamayacağı anlamına gelmediğini, genel kurul iptallerinde de benzer bir uygulama yapıldığını, yasada ilk kez düzenlenen birleşme ve bölünmeye dair hükümlerde özel olarak yokluk ve/veya butlana yer verilmemesinin sadece iptal edilebilirlik hakkında hüküm bulunmasının yokluk ve butlan hükümlerinin uygulanmayacağı anlamına gelmediğini, genel kurullar açısından toplantı nisabının şeklen bulunmamasının yokluk hali olduğunu, genel kurulda karar alınabilmesi için usulüne uygun davet ye buna uygun toplantı yapılması gerektiğini, davetsiz yapılan ve yeterli nisabı sağlamayan toplantının yoklukla malul olduğunu, bunun gibi Bakanlık temsilcisinin bulunmamasının veya toplantı tutanaklarını imzalaması halinde de genel kurul kararının yok hükmünde olacağını, bu durumlarda zamanaşımına bağlı olmaksızın yokluğun tespitinin istenebileceğini, İstinafa konu olayda da yoklukla maluliyet bulunduğunu, ayrıca alınan kararların kesin şekilde hükümsüz olduğunu ve alınan kararlara bir sonuç bağlanamayacağını, TTK'nın 179/4. maddesine bölünmenin ticaret siciline tescil ile geçerlilik kazanacağını, ancak tescilin tek başına esaslı şart olmadığını, TTK'nın 179/1 maddesi ile 179/4. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, bölünmenin tescil talebi ancak bölünmenin usulüne uygun şekilde onaylanmasının ardından mümkün olduğunu, tescil başvurusunun ancak hissedarlar genel kurulu onayından sonra yapılabileceğini, hissedar onayının kısmi bölünmeyle ilgili daha önceki aşamaların yerine getirilmesi şartına bağlı olması nedeniyle, önceki aşamaların her bir tescilin ve kısmi bölünmenin geçerlilik kazanmasının ön şartları olduğunu, tescilin geçersiz bir genel kurul kararına geçerlilik kazandırmayacağını, ortada yoklukla maluliyet söz konusu olduğundan işlemlerin hiç bir sonuç doğurmayacağını, HMK'nın 106. maddesi uyarınca bir hukuki ilişkinin tespitinde hukuki yarar bulunduğunu, bölünme, bölünmeye katılan şirketlerin birinin malvarlığının tamamını veya bir kısmını devreden şirket olarak ticaret sicili kayıttan itibaren, devralan şirkete devretmeyi taahhüt ettiği bir hukuki işlem olduğunu, müvekkilinin bölünme planı ve raporu dahilinde kapsamını belirlediği mal varlığını, aktif ve pasifleri ile beraber aktardığı şirket olduğunu, bu nedenle bölünmenin sonuçlarının doğduğu ve bölünmeye katılan şirket statüsünde olması nedeniyle bölünme ile doğrudan ilişkili olduğunu, TTK’nın 193. maddesinde “Birleşme, bölünme veya tür değiştirme işlemlerine herhangi bir şekilde katılmış bulunan bütün kişiler şirketlere, ortaklara ve alacaklılara karşı kusurları ile verdikleri zararlardan sorumludurlar.” denildiğini, müvekkilinin bu kapsamda dava hakkı bulunduğunu, bölünme işleminin geçersiz sayılmasının müvekkilinin butlanına neden olmayacağını, bölünmenin tescilinden önceki durumun yeniden tesisinin olanaklı olmaması hâlinde mahkemenin ne yönde karar vermesi gerektiği TTK’da ve ilgili hüküm gerekçelerinde yer almadığını, mahkemenin bu durumda TTK'nnı 531.maddesine göre uygun bir karar verebileceğini, TTK'da ki bölünme hükümlerinden önce Kurumlar Vergisi Kanunu ve ilgili tebliğ kapsamında işlem yapıldığını, ihtiyaç halinde eTTK'nın 179. maddesi (Yeni 202) kapsamında düzenlenen ticari işletme devri müessesesi dahilinde işlem yapıldığını, Terditli talep bakımından işin esasının incelenmesi gerektiğini, bölünme sözleşmesinde bahsedildiği halde devredilmeyen bir otogaz bayilik sözleşmesi ve plan ile hazırlanan rapor ve envanter arasında çelişkiler bulunduğunun bilirkişi incelemesi ile de tespit edildiğini, bölünme sözleşmesinde devredileceği bahsedilmeyen hususların TTK'nın 168/1-b maddesine göre değerlendirileceği kabul edilmiş ise de bölünme planında, raporda veya envanterde yer aldığı halde devredilmeyen hususlara ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, ayrıca davalı ... A.Ş'nin bölünme sözleşmesinde işletme bütünlüğünü korumayı taahhüt ederek, bu kapsamda devredilecek varlıklara ilişkin dayanağı anlaşılamaz bir envanter oluşturduğunu, envantere dahil varlıkların devir edilmediğine ilişkin iddia bakımından inceleme yapılmadığını, bu varlıkların devir edilmemesi halinde bölünme ile kurulan müvekkilinin zarara uğrayacağını, talep edilmesine rağmen bilirkişilerin bu hususları incelemediğini, Bölünme işleminde TTK'nın 134 ila 192. maddeleri arasındaki geçerli bir kısmi bölünme için gerekli olan emredici hükümlere uyulmadığını, kısmi bölünmenin imkansızlığı ve davalıların dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kanunları kötüye kullanmaları nedeniyle dava açıldığını, müvekkilinin bölünme işlemi neticesinde bir ... ... şirketi olarak kurulduğunu, EPDK tarafından... piyasasında faaliyet için zorunlu lisansları olmadığını, bölünme kapsamında bu lisanslar devredilmediği için devredilen hiçbir sözleşmenin tarafı haline gelemediğini, bu durumda tüm bu operasyonları ... .. A.Ş.’ye bölünme işlemi hiç gerçekleştirilmemiş gibi geri kiralandığını, kısmi bölünmede şirket mal varlığının bir kısmının vergisiz olarak başka bir şirket içine alınıp, yeni ortaklar için zemin hazırlanmasını vergisiz olarak sağlayan önemli bir imkan olduğunu, bu sayede vergi ve harç yükümlülüğü olmaksızın şirketlerin bünyelerindeki üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kaydi değerleri üzerinden ayni sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devredebildiklerini, davalıların bu kapsamda bölünmenin işletme bütünlüğü prensibi ile gerçekleştirileceğini taahhüt etmelerine rağmen, rapor ve planı istedikleri gibi şekillendirdiklerini, bu kapsamda devir edilen mal varlıklarının belirlendiğini, ancak bunların bir kısmı devir edilmediği gibi, plana alınması gereken bir kısım mal varlıklarının da alınmadığını, Mahkemenin terditli talebin reddine ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, bir mal varlığı devir yöntemi olan bölünmede, TTK'nın tam olarak neyin devredileceği ve ne zaman devredileceği konularını açıkça düzenlediğini, TTK'nın 179/4.maddesi uyarınca tescil tescil anında envanterde yer alan bütün aktifler ve pasiflerin devralan şirketlere geçeceğinin belirlendiğini, envanterin ise aktif ve pasiflerin envanteri olup, muğlak bir ifade olan iş birimleri envanteri veya işletme, muhasebe veya vergi terimlerinde tanımlanan malvarlığının envanteri olmadığını, TTK'nın 167/1-b bendinde düzenlenmiş olan bölünmeye ilişkin bir envanter listesinin hazırlanmasının yasada emredici olarak düzenlendiğini, her iki hüküm birlikte değerlendirildiğini, kesin ve belirli bir envanter listesi yapılmadığını ve bundan kaçınıldığını, yüzeysel ve doğru olmayan açıklamalar yapıldığını, planın esasında yasa hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, belirsizlik oluşturulan ikinci konunun ise “işletmenin bütünlüğünün korunması ilkesi” kriteri olduğunu, bu ilkeye ve dürüstlük ilkesine göre aktif ve pasifleri doğru tanımlanmış ve teker teker sayılmış envanterin verilmesi yerine, yoruma bağlı olarak, belirli kalemlerin dahil edebileceği veya hariç tutulabileceği bir envanter oluşturulduğunu, davalıların kısmi bölünme işleminin kapsamını belirleyen paragraflar içerisinde belirsiz ifadeler kullanarak listelenmiş olmasalar bile tüm aktif ve pasiflerin dahil olduğu izlenimini oluşturduklarını, ardından kendi oluşturdukları kriterlere dayanarak, envanteri kısmi bölünmeye ilişkin kanun hükümlerinde öngörülen şekilde aktif ve pasiflerin envanteri olarak tanımlamak yerine envanteri varlıklar ve iş birimleri olarak tanımlayarak belirsizlik oluşturmayı amaçladıklarını, davalıların süreç içinde kısmi bölünme planı içeriğini azaltmaya çalıştıklarını, plan içerisinde hariç tutulanların ... markalı oto gaz hariç olmak üzere şeklinde belirlenmesine karşın, raporda ise “... markalı oto gaz... perakende satış ve dağıtım faaliyetleri, ....’de bulunan... dolum ve depolama tesisi ile ......’da yer alan tüp dolum ve depolama tesisi hariç olmak üzere” hariç tutulduğunu, bu durumda davalıların kısmi bölünme işlemi neticesinde neleri elde tutmak isteyip neleri devretmek istediği konusundaki düşüncelerinde bir değişiklik olduğunu, bölünme ili ilgili bu kadar önemli bir konuda bazı hususları yeniden yazmaları, envanter tanımında neden oldukları belirsizliği açıkça gösterdiğini, kısmi bölünme konusunun açıklandığı Planın 1. maddesinden, davalıların kısmi bölünmenin konusunu açıkladıkları 2. maddeye kadar davalıların en az üç kere kısmi bölünme işleminin KVK'nın 19. ve 20. maddelerine uygun olacağını taahhüt ettiklerini, Planın 2. maddesinde “işletmenin bütünlüğünün korunması” ilkesine dayalı olan vergi kanunu kriterini kısmi bölünme sürecinin uygulanacağı bir ilkeye dönüştürüldüğünü, Raporda tekrar kısmi bölünmeye tabi olacak olan aktif ve pasiflerin “işletme bütünlüğünün” vergi kanunu kriterine uygun şekilde belirleneceğini vurgulandığını, raporda KVK'nın 19. ve 20. maddelerinin hangi varlıkların davacıya devredileceğini, hangilerinin ise davalı ... A.Ş’de kalacağını belirleyeceğini belirttiğini, mahkemenin 04.02.2020 tarihli oturumunda bu konuda inceleme yapılması hususunda ara karar oluşturulmasına karşın bir inceleme yapılmadığını, davacının bölünme ile zarara uğratıldığının en somut örneğinin bölünme planında devredileceği açıklanan ... işinin en önemli parçası olan ... Tesisinin rapor ile kapsam dışına çıkarılması olduğunu, devir edilmeyen sözleşme ve varlıkların bulunduğunu, bilirkişinin eksik incelemesine rağmen ...... Bayilik Sözleşmesinin davacıya devredilmediğinin tespit edildiğini, bu hususun ... ... A.Ş tarafından ikrar edilmesine rağmen mahkemece bir hüküm kurulmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı ... A.Ş.tarafından gerçekleştirilen kısmi bölünme ile davacı şirketin kuruluşu işleminin hükümsüzlüğünün tespiti, işlemin yasaya ve dürüstlük kurallarına aykırı biçimde yapıldığının tespiti, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise sözleşme ve aktiflerin devri istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl talebin aktif husumet yönünden, terditli talebin ise esastan reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davacının talebi ile hukuki ilişkinin esasının ve yapılan işlemlerin kronolojik sırasının anlaşılması gerekmektedir. Davacı şirket davalı ... AŞ tarafından gerçekleştirilen kısmi bölünme ile davacı şirketin kurulması işleminin TTK'da belirtilen şartlara aykırı yapıldığını, kısmi bölünmenin konusu itibariyle imkânsız olduğunu ve davalıların dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde kanunları kötüye kullanması nedeniyle kısmi bölünme işleminin geçersiz ve hükümsüz olduğunun tespitini istemiştir. Bu talebin kabul edilmemesi halinde ise terditli olarak bölünme planı eklerinde listelenmiş olmasına rağmen devredilmeyen sözleşme ve aktiflerin devri, bölünme planı eklerinde listelenmeyen fakat... işletmesinin bir parçasını oluşturan sözleşme ve işletmelerin devri, ... işletmesinin işletme bütünlüğüyle devrini sağlamak için davacı lehine bazı taahhütlerde bulunulması talep edilmiştir. Birleşme, bölünme ve tür değiştirme ile yeni şirket kurulması TTK'nın 134 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Somut olayda davacı şirket, davalı ... A.Ş'nin kısmi bölünmesi ile oluşmuştur. Bölünme TTK'nın 159.maddesinde düzenlenmiştir. TTK'nın 159/2. maddesinde kısmi bölünmede bir şirketin mal varlığının bir veya birden fazla bölümünü diğer şirketlere devronulacağı, bölünen şirketin ortakların devralan şirketin paylarını ve haklarını iktisap edeceği veya bölünen şirketin devredilen mal varlığı bölümlerinin karşılığında, devreden şirketteki pay ve hakları elde ederek yavru şirketini oluşturacağı belirlenmiştir. Davacı şirketin bu kapsamda kurulduğu anlaşılmaktadır. Şirketin kuruluş sürecinin kronolojik olarak incelenmesinden önce davacının talebinin anlaşılması gerekmektedir. Davacı, TTK'nın 193. maddesindeki sorumluluk hükmü ile 192. maddedeki bölünmenin iptaline ilişkin hükümlerin yanı sıra yasada düzenlenmemiş olan ancak bir kurucu işlemin esaslı unsurunun eksik bırakılması halinde uygulanması gereken yokluk kurumunun uygulanarak kısmi bölünme işleminin yokluğunun veya hükümsüzlüğünün tespitini istemiştir. Her türlü hukuki işlemler gibi davacı şirketin kuruluşuna ilişkin işlemlerde veya genel kurul kararlarında, envanter veya bölünme planında yasanın emredici hükümlerine veya yasada aranan nisaplara aykırı bir durumun bulunduğunun tespiti halinde bu işlemin yoklukla malul olacağı düşünülebilecektir. Ancak bu hususun tespiti için belirtilen hususların gerçekleşmesi gerekecektir. Şirketin kuruluşu ve işlemleri incelendikten sonra, yapılan işlemlerin iptal edilebilirliği veya yokluğu değerlendirilecektir. Davalı ... A.Ş'nın ortaklarınca, ...’ın bir kısım malvarlığının kısmi bölünmeyle şirketten ayrılması suretiyle yeni bir şirket kurulmasını iradesi ortaya konmuştur. Bu kapsamda düzenlenen bölünme planı ve envanterde .... ve .....’te bulunan... dolum ve depolama tesisleri, ....... ve .......l’da bulunan... ........ perakende faaliyetleri bölünmeye konu edilecek iş ve varlıklar olarak belirlenmiştir. ... markalı ... perakende satım ve dağıtım faaliyetleri ile ...’de bulunan... dolum ve depolama tesisi ve ......’da yer alan tüp dolum ve depolama tesisinin ise bölünme dışı bırakılarak ... bünyesinde tutulmasına karar verilmiştir. Belirlenen varlıkların aktarılması ve kısmi bölünme sonucu oluşturulacak ...A.Ş.’nin hisselerinin üçüncü kişilere satışı planlanarak satış görüşmeleri yapılmıştır. ... Genel Kurulunun 27.09.2012 tarihli kararı ile bölünme işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir. Kısmi bölünmeye ilişkin özvarlık ve diğer hususların tespiti için 16.10.2012 tarihli YMM raporu hazırlanmış ve 02.11.2012 tarihinde Kadıköy 2. ATM''ye yapılan başvuru ile kısmi bölünme ile yeni kurulacak şirkete aktarılacak varlıkların değerinin tespiti için bilirkişi raporu düzenlenmesi istenmiştir. Davayı ... AŞ'nin ortakları olan ... ... A.Ş., ... ve ... ........ ve .... arasında 26.11.2012 tarihli hisse satış sözleşmesi imzalanmıştır. Bu satış sözleşmesinde, ... ... A.Ş., ... ve ... .....’nin kısmi bölünme ile kurulacak ...ve ...... Şti. sermayesinde sahip oldukları payların ...’ye satışı düzenlenmiştir. Kadıköy 2. ATM'nin 24.12.2012 tarihli raporu ile bölünme suretiyle aktarılacak varlıkların listemi belirlenmiştir. ... tarafından 22.01.2013 tarihli kısmi bölünme planı ve 22.01.2013 tarihli bölünme raporu hazırlanmıştır. ... AŞ'nin 31.01.2013 tarihinde mahkemeden alınan 24.12.2012 tarihli bilirkişi kurulu raporu, kısmi bölünme planı ve bölünme raporuna göre bölünerek davacı şirket kurulmuştur. Bölünme ile kurulan ...ın ortaklık ve sermaye yapısında ... AŞ'nin ortaklık yapısı aynen korunarak, bu şirketin ortakları yeni kurulan şirkette pay sahibi olmuşlardır. Devam eden süreçte davacı şirketin EPDK'dan gerekli lisansları almak için başvuruda bulunduğu, ve faaliyete başladığı bundan sonra ... Grup şirketlerinin ...sermayesinde sahip oldukları payların ....’ye devri sürecinin başladığı anlaşılmaktadır. Davacı şirketin 31.07.2013 tarihli genel kurulunda kısmi bölünme işlemi ile ...ın kurulduğu 31.01.2013 tarihinden genel kurul tarihi olan 31.07.2013 tarihine kadar olan dönem için yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiştir. 31.07.2013 tarihinde ... Ortaklarının, ...sermayesinde sahip oldukları payların tamamını ... şirketi olan ....’ye devrettiklerini, 31.07.2017 tarihli ...Yönetim Kurulu Kararı ile bu pay devirlerinin onaylandığı, 31.07.2013 tarihinde ... Ortakları ayrıca ...... sermayesinde sahip oldukları payların tamamını ...’ye devrettikleri, 31.07.2013 tarihinde düzenlenen tutanak ile ...ve......’ün lisansları, sözleşmeleri, karar defterleri ve pay senetleri ...’ye teslim edildiği, ...ın faaliyetleri yeni pay sahibi .... tarafından oluşturulan yeni yönetim kurulu tarafından yürütülmeye başladığı, bu aşamadan sonra davacı ile ... grubu arasındaki bağlantının bittiği anlaşılmaktadır....paylarının devrinden yaklaşık 2,5 yıl sonra, ... ile ...arasında 08.12.2015 tarihli Sulh ve İbra Protokolü ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkların yanı sıra bölünme işlemini de sulh ve ibra işlemine konu edildiği, bölünme ve devir sonrası davacının devir edilen bir kısım mal varlığının sattığı, ... AŞ'nin 02.11.2016 tarihinde ... ... A.Ş. ile birleşerek infisah ettiği belirlenmiştir. Yargılama sırasında taraflarca HMK'nın 293.maddesine göre uzman görüşü alınarak dosyaya sunulmuştur. Davacı vekili tarafından sunulan ve .. ... tarafından düzenlenen uzman görüşünde ... Bölünme işlemlerinin TTK'nın bölünme işlemlerine aykırı olduğu, bunun için hükümsüz olduğu, bölünmeye ilişkin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının aynı gerekçelerle hükümsüz olduğunu ve her zaman ileri sürülebileceğini, bölünme işleminin işletme bütünlüğü ilkesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle işletme bütünlüğü ilkesinin VUK'dan kaynaklandığı, bu ilke gereğince ve lisansların devredilmemesi nedeniyle esasen bölünme işleminin hukuku imkansızlık nedeniyle hükümsüz olduğu, davacının hisse devir sözleşmesine taraf olmadığı, uyuşmazlığın da tahkim kapsamında kalmadığı, bu nedenle tahkim itirazının dinlenemeyeceği, davacının zararlarını tazmin hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Davalı ... A.Ş.ve ... ... vekilince sunulan ve ... uzman görüşünde ise bölünmeye ilişkin TTK'daki hükümleri genel olarak açıklandıktan sonra, şirketin kısmi bölünmesinde devredilecek mal varlıklarının teker teker sayılmasının yer almadığı, yalnızca taşınmazlar, kıymetli evrak ve mal varlığının ayrı ayrı gösterilmesinin ön görüldüğü, TTK'nın 167/1 ve 168/1.b maddelerine göre gerekli detaylandırmanın yapıldığı, bölünme işlemi nedeniyle menfaati ihlal edilmiş kişilerin pay sahipleri ve alacaklar olduğu, iptal koşullarının oluşmadığı, kaldı ki şirketin tescili ile oluşan davacı şirketin iptal nedeniyle ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Davalı ... A.Ş.kısmi bölünmesi yoluyla davacı şirketin 2013 yılında tescil edilerek kurulduğu sabittir. Kısmi bölünme ile şirkete devir edilecek mal varlığının TTK'nın 167. maddesine göre düzenlendiği, anılan maddede, bölünme sözleşmesi ve bölünme planının içeriğinin düzenlendiği, buna göre aktif ve pasif mal varlığı konularının devri amacıyla bölümlere ayrılmasını ve tashihini açık tanımlamayla, bu bölümlere ilişkin envanteri, taşınmazları, kıymetli evrakı ve maddi olmayan varlıkları teker teker gösteren bir listenin bulunması nedeniyle, TTK'nın 167/1.b şartlarının yerine getirildiği, TTK'nın 168. maddesi gereğince bölünme sözleşmesinde ve planında kurulacak şirkete geçirilmeyen mal varlığının 168/1.b maddesi gereğince devreden davalı şirkete kalacağı açıktır. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile de bölünme işleminin yasanın aradığı şekil şartlarını içerdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda bölünme sözleşmesinin kısmi bölünme sözleşmesi planının, alınan genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 167/1.b ve 168/1.b maddelerine uygun olduğu anlaşılmaktadır. Bölünme işlemi TTK'nın ilgili hükümlerinde belirtilen düzenleyici normlara uygun olarak yapılmış olup, bölünecek mal varlıklarının değerleri Kadıköy 2. ATM'nin 2012/1358 Esas sayılı dosyasında alınan raporla belirlenmiştir. Dosya içerisinde bulunan bölünme planı TTK'nın 167 ve 168. maddesine uygun somutlukta düzenlenmiştir. Davacı şirket bu kısmi bölünme planın uygun şekilde kurulmuştur. Davacıya devredilecek ayni sermaye şirket genel kurul kararıyla belirlenip ilan edilmiştir. Devredilen lisans ve sözleşmeler faaliyet için yeterlidir. Kaldı ki yeterli miktarda mal varlığı ve lisans devredilmemesi halinde dahi yeni kurulan şirketin bu lisansları elde etmesi mümkündür. Kısmi bölünme işleminin onaylanması, davacı şirketin kuruluşu, bu şirketin paylarının uzun süren görüşmeler sonrasında üçüncü kişilere satışından sonra, uzunca bir süre geçtikten sonra bu davanın açılmış olması öncelikle dürüst davranma ilkesine aykırıdır. Mahkemece alınan 14.06.2021 tarihli bilirkişi kök raporunda, bölünme planındaki ihtilaflı işlemler tartışılmış olup, ayni sermaye ile kurulan davacı şirketin bölünme işlemlerinde mali verilere ilişkin herhangi bir uyumsuzluk bulunmadığı, Yarımca'daki taşınmazın kısmi bölünme planına uygun olarak devredildiği, ... A.Ş.ile ... arasında düzenlenen geçiş ve depolama anlaşmasının kısmi bölünme planında ... ile yapılmış geçiş ve depolama anlaşması bulunmadığı, bazı bayilik sözleşmelerinin bölünme planlarında yer almadığı belirlenmiştir. TTK'nın 192. maddesinde, bölünme işlemine karşı iptal davası açabilecek kişiler düzenlenmiş olup, 134 ile 190.maddeki hükümlerin iptali için olumlu oy vermemiş, bunu tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye ve tür değiştirmeye katılan şirketlerin ortakları, kararın sicil gazetesinde yayınlanmasından itibaren iki ay içinde iptal davası açabileceklerdir. Birleşme, bölünme, tür değiştirmeye ilişkin işlemlerde herhangi bir eksikliğin varlığı halinde mahkemece bu eksikliğin giderilmesi için süre verileceği, süresi içerisinde giderilmemesi içinde mahkemece kararın iptal edeceği ve gerekli önlemlerin alınacağı da maddede düzenlenmiştir. TTK'nın 193.maddesinde birleşme, bölünme veya tür değiştirme işlemlerine herhangi bir şekilde katılmış olan bütün kişiler, şirketlere, ortaklara ve alacaklılara karşı kusurlarıyla verdikleri zararlardan sorumludur. Kurucuların sorumlulukları saklıdır düzenlemesi bulunmaktadır. Belirtilen yasal düzenlemeye göre davacı kısmi bölünme ile kurulan bir şirket olduğundan, davacının TTK'nın 192.maddesinde belirlenen iptal davası açabilecek kişilerden olmadığı açıktır. Diğer yandan, istinaf başvurusunda belirtildiği şekilde yapılan işlemlerde yasaya veya nisaba bir aykırılık söz konusu değildir. Bu nedenle bu işlemlerin yokluğundan söz edilemeyecektir. Bölünme sözleşmesi ifa edilip davacı şirket kurulduktan ve davacı şirketin payları pay devir sözleşmesiyle üçüncü kişilere devir edildikten sonra, devre ilişkin tahkim şartları kapsamında devir alan ortakların talepte bulunmayıp bölünme işlemi ile kurulan davacı şirketin bu bölünme planının iptalini talep etmesinde hukuki yararı bulunmadığı gibi, bu hususta aktif dava ehliyetinin bulunduğundan da söz edilemez. Mahkeme kabulünde olduğu üzere bu işlemin iptali halinde davacı şirketin kuruluşu da ortadan kalkacaktır. Bu nedenle davacı bu kararların iptalini talep edemeyeceği gibi yukarıda belirtildiği gibi yokluk somut olarak ispat edilememiştir. Mahkemece HMK'nın 111.maddesine uygun şekilde davacının asıl talebi incelendikten sonra terditli talebi alınan bilirkişi raporu ile bilirkişi ek raporuna göre değerlendirilmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi bölünme sözleşmesinin TTK'nın 167 ve 168. maddesine uygun şekilde düzenlendiği, TTK'nın 179/1-4. maddelerine göre bölünmenin genel kurulda oylanmasıyla bölünme işleminin tescil edildiği, bölünmenin ticaret siciline tescili ile geçerlilik kazandığı, tescil ile bu anda envanterde yer alan bütün aktif ve pasiflerin devralan şirkete geçtiği, davacı şirketin bu bölünme planı ve envantere göre kurulduğu, bu envanterin, davalı şirketin genel kurulunda onaylandığı, ayni sermaye değerinin mahkemece tespit edildiği, devredilen mal varlığının usulüne uygun şekilde devredildiği ve davacı şirketin bu şekilde kurulduğu, devir sonrası davacı şirketin koyulan ayni sermaye ile eksik olan lisansları alabileceği ve diğer faaliyetlerini gerçekleştirebileceği, şirketlerin yetkili organlarıyla alınmış kararların üzerinden uzun süre geçtikten sonra bu kararların denkleştirici adalete uygun olup olmadığının mahkemelerce değerlendirilemeyeceği, devri eksik bırakılan mal varlığı bulunmadığı, bunun dışında devri gereken mal varlığının hangi kriterlere göre belirlenmesi gerektiği açıklanmadan mahkemece bölünme sözleşmesinde bir adalet tesisi düşüncesi ile bölünme planı ve envanterde ön görülmeyen mal varlığının davacı şirkete aktarılmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla, davacının yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; 651,30 TL istinaf karar harçlarının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Karar kesinleştiğinde dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.