11. Hukuk Dairesi 2011/4845 E. , 2012/11577 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/10/2009 tarih ve 2004/169-2009/471 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanaklar…
**11. Hukuk Dairesi 2011/4845 E. , 2012/11577 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/10/2009 tarih ve 2004/169-2009/471 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkil şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, 17.10.2001 tarihinde hisselerini devrettiğini, sözleşmede devirden önceki vergi borçlarından davalının sorumlu olduğunun düzenlendiğini, vergi dairesinde yapılan incelemede 13.650 TL borç tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek, 13.650 TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, hisse devir sözleşmesinin müvekkili ile hisse devralanlar arasında sonuç doğuracağını, davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirketi zarara uğratacak davranışı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hisse devrinin sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca tarafları bağlayacağı, davalının yönetim kurulu üyesi olarak vergi ve cezasından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Davacı taraf, davalının yönetim kurulu üyesi olduğu 2000 yılı dönemi için yapılan vergi denetimi sırasında, bir kısım satışların kayıt dışı bırakılması sonucu vergi cezası ödediklerini, pay devrine ilişkin sözleşme uyarınca davalının vergi cezasından sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, sonradan dava ıslah edilerek TTK’nun 341. maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna dayanılmış olup, TTK'nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçilerden en azından biri tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez. Somut olayda, davacı şirket vekili, şirket yönetim kurulu üyesinin verdiği vekâletname ile davayı açmıştır. Dava dosyası içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına veya davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan eksikliğin tamamlanması için davacı vekiline önel verilmesi, usuli eksiklik giderildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.