T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2332 - 2025/2527 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2332 KARAR NO : 2025/2527 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/05/2023 NUMARASI : 2022/414 E. - 2023/213 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sına…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2332 - 2025/2527 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2332 KARAR NO : 2025/2527 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/05/2023 NUMARASI : 2022/414 E. - 2023/213 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/05/2023 tarih ve 2022/414 E. - 2023/213 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili firmanın hem unvanı hem de ana markası olan "..." ibaresinin 65 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli şekilde müvekkilinin markasına ayniyet derecesinde benzeyen ve haksız rekabet teşkil eden marka başvuruları yapıp bu markaları fiilen kullanarak tüketici nezdinde karışıklığa sebep olduğunu, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/64 D-İş. Sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ve ekleri ile müvekkilinin yıllardan beri kullandığı marka ve unvanın ayniyet derecesinde benzerinin davalı şirket tarafından son zamanlarda kullanılmaya başlandığının ve bu durumun iltibasa sebep olabileceğinin açıkça tespit edildiğini, bu nedenle davalının itirazının reddine karar verilmesi gerekirken müvekkilinin 2020/148143 sayılı "...+ şekil" ibareli marka başvurusunun davalının itirazı üzerine reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 06.09.2022 tarihli 2022-M-11378 sayılı YİDK kararının iptali ile müvekkiline ait 2020/148143 sayılı markanın talep edilen tüm emtialar yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacının basiretli bir tacir olarak sınırsız sayıda seçenek özgürlüğü içerisinden davalıya ait aynı/benzer markayı aynı/benzer faaliyet alanında hizmet verecek şekilde tescil ettirmek için seçmesinin, dürüst ve ticaret ilkeleriyle bağdaşmadığını ve markanın haksız bir yarar elde etmek için seçildiğinin göstergesi olarak değerlendirildiğini, bu nedenle SMK m.6/9 kapsamında verilmiş olan kurum kararının hukuka uygun oluğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, dava konusu marka kompozisyonunun, marka başvuru tarihinden önce de müvekkili tarafından kullanıldığını, başvurunun açıkça kötü niyetli şekilde gerçekleştirildiğini, davacının, müvekkili tarafından yıllardır fiilen kullanılan markanın itibarından ve tüketiciler üstündeki popülerliğinden faydalanmak maksadıyla itiraz konusu marka başvurusunda bulunduğunu, tesadüfi olmadığı açıkça ortada olan bu seçimin davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı yanın davaya konu marka tescil başvurusunda bulunduğu tarihten önce, davalı şirketin "Şekil+..." ibaresini işyeri ve fabrikasında, faturalarda, internet sitesi ve facebook sayfası içeriğinde markasal olarak kullandığı, davalı şirketin markasal olarak kullandığı ibarenin ayırt edilemeyecek derecede benzerinin davacı tarafından marka tescil başvurusuna konu edildiği, davacının marka tescil başvurusuna konu ettiği işaretin renk, kelime, şekil ve tertip tarzı itibariyle davalı şirketin markasal kullanımları ile hemen hemen aynı olduğu ve ilgili tüketici kesimince hemen ve ilk bakışta davalı şirketin markasal kullanımlarını çağrıştıracağı, davaya konu marka tescil başvuru emtia listesinde, davalı şirketin markasal kullanımlarının bulunduğu sektör ile aynı olacak emtialara da yer verildiği, buna göre davacının marka tescil başvurusunda bulunurken, basiretli bir tacir olarak davranma yükümlülüğü altında olduğu da gözetilerek, davalı şirketin önceki tarihli markasal kullanımları ile renk, kelime, şekil ve tertip tarzı itibariyle ayırt edilemeyecek derecede benzer bir işareti seçmiş olmasının iyi niyetli olmadığı, davacı yanın kötü niyetli olarak marka tescil başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 1965 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, "..." ibareli markalarının 1989 yılından itibaren tescil konusu edildiğini, müvekkilinin üstün ve öncelikli hak sahibi olduğu "..." markalarının tanınmışlık kazandığını, davalı şirketin, müvekkilinin "..." ibareli markalarını karıştırılacak düzeyde benzer olacak şekilde taklit ederek kullandığını, bu hususun Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/64 D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, müvekkilinin kötüniyetli marka başvurusunda bulunduğunun söylenemeyeceğini, başvuru markası ile davalı markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığını, uyuşmazlığın çözümü uzmanlık gerektirdiği halde bilirkişi raporu alınmadığını, müvekkilinin defter ve kayıtlarının incelenmediğini, eksik araştırma ve inceleme ile hukuka aykırı karar verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay HGK.'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli olarak kabul edildiği, esasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyetin tescilin tamamını kapsadığı ve bu nedenle bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953), somut olayda da davacının dava konusu markasının, davalı şirketin markasal olarak kullandığı ibarenin ayırt edilemeyecek derecede benzerinden oluştuğu, ayrıca başvurunun tescil edilmek istendiği 7 ve 35.sınıf mal ve hizmetlerin, davalı şirketin markasını fiilen kullandığı sektörle aynı/aynı tür/benzer olduğu, buna göre dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı, davacı tarafça "..." ibareli tanınmış markalarının, davalı Şirket tarafından taklit edilerek kullanıldığı iddia edilmiş ise de, anılan iddianın işbu davada varılan sonucu değiştmeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.