T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/163 - 2026/339 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/163 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2023 NUMARASI : 2023/314 E. - 2023/505 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fik…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/163 - 2026/339 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/163 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2023 NUMARASI : 2023/314 E. - 2023/505 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2023 tarih ve 2023/314 E. - 2023/505 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 2021/091412 sayılı "..." ibareli markaya, müvekkilince yapılan itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, bu kararın müvekkiline 20/06/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafa ait ... ibareli marka ile müvekkili şirketin 2017 tarihinden beri tescilli olan ... ibareli markaları arasında iltibas ihtimali bulunduğunu, ... esas unsurlu marka karşısında tescil ve koruma bakımından müvekkilinin öncelikli olduğunu, ... esas unsurlu markanın tescili halinde haksız kazanç sağlanacağını ileri sürerek, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne, mümkün değil ise "..." ibaresinin markadan çıkartılmasına, davalının müvekkili markasını haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, öncelikle davanın müvekkili Kurum açısından husumet yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, itiraza mesnet davacı markaları ile başvuru markasının anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., yasal süresi içinde davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı ...'in, dava dilekçesinde ileri sürülen istemler bakımından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, hükümsüzlüğü istenen 2021/091412 sayılı markanın, dava tarihinde tescilli olmadığı, dava açıldıktan sonra 27/10/2023 tarihinde tescil edildiği, her davanın, açıldığı tarihteki maddi olgulara göre yürütülmesi gerektiği, buna göre dava tarihi itibari ile tescilli olmayan markanın hükümsüzlüğü isteminde bulunulmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacı vekilinin terditli olarak markanın hükümsüzlüğünün mümkün olmaması halinde markadan "..." ibaresinin çıkartılmasını talep ettiği, marka mevzuatımızda markanın hükümsüzlüğü, iptali, devri gibi hukuki müesseseler bulunmakla birlikte, bir marka başvurusunun veya tescilli markanın, genel görünümü içinde yer alan unsurlardan biri veya birkaçının marka başvurusundan veya markadan çıkartılmasına yönelik yasal düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davacının, dava konusu markadan "..." ibaresinin çıkartılmasına yönelik fer'i isteminin reddine karar verildiği, her ne kadar markaya tecavüz iddiasında bulunulmuş ise de davalı şahsın tescil başvurusuna konu ettiği "..." ibareli marka haricinde, davalı şahsın fiili olarak ve tescil başvurusuna konu ettiği markadan farklı bir şekilde, davacı yana ait "..." esas unsurlu markalara tecavüz oluşturan eylemlerde bulunduğunu ileri sürmediği, kaldı ki davalı şahsın, tescil başvurusuna konu ettiği markayı fiili olarak ticari sahada kullandığına yönelik, üzerine düşen somutlaşırma külfetini de yerine getirmediği, salt bu sebeple dahi davalı şahsa itham edilen marka hakkına tecavüz eyleminin sübut bulmadığı, bir an için davalı şahsın tescil başvurusuna konu ettiği markayı fiili olarak davacı yanın tescilli markalarının kapsamında yer alan 41. sınıftaki hizmetler üzerinde kullandığı varsayımında dahi, marka hakkına tecavüz eyleminden söz edilemeyeceği, zira 41. sınıfta yer alan hizmetlerin dikkatli ve bilinçli tüketici kesimine hitap ettiği, "..." sözcüğünün 41. sınıfta yer alan hizmetler bakımından ayırt ediciliği düşük, zayıf karakterli bir kelime olduğu, buna göre her ne kadar davacı markalarının esas unsuru "..." sözcüğünden oluşsa da, davalı şahsa ait marka başvurusunun umumi intiba olarak esas unsurunun "..." sözcüğünden oluşmadığı, markanın genel görünümü incelendiğinde, ayırt ediciliği sağlayan esas unsurun "..." sözcüğü olduğu, "anadolu ... eğitim kurumları" ibaresinde yer alan "..." sözcüğünden kaynaklı olarak, markalar arasında, ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...'e yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...'ya yöneltilen markanın hükümsüzlüğü istemine yönelik asli talebin usulden reddine, davalı ...'ya yöneltilen 2021/091412 sayılı markadan "..." ifadesinin çıkartılmasına yönelik fer'i istemin reddine, davalı ...'ya yöneltilen marka hakkına tecavüz eyleminden kaynaklı istemlerin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, her ne kadar mahkemece, dava konusu markanın dava açıldıktan sonra tescil edildiğinden bahisle hükümsüzlük davasının usulden reddine karar verilmiş ise de dava konusu markanın tescil edilmeden kullanılması suretiyle haksız kazanç elde edildiğini ve müvekkilinin marka hakkının ihlal olunduğunu, davalı tarafa ait “...” ibareli marka ile müvekkilince 2017 yılından beri tescilli olarak kullanılan “...” ibareli markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğunu, söz konusu benzerlik bir bütün olarak değerlendirildiğinde markaların ticari kaynağı bakımından karıştırılma tehlikesini barındırdığını, emsal kararlar ışığında markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalı markasına eklenen kelimelerin ayırt edici olmadığını, müvekkili markalarının serisi izlenimi verdiğini, dolayısıyla müvekkiline ait ve uzun yıllardır eğitim ve öğretim sektöründe ciddi surette tanınmışlık kazandırılan "..." ibareli markanın, davalı tarafından kullanılmasının haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü, bunun mümkün olmaması halinde "..." ibaresinin davalı markasından çıkarılması, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, eldeki davanın 10.07.2023 tarihinde açıldığı, dava konusu markanın ise dava tarihinden sonra 27.10.2023 tarihinde tescil edildiği, her davanın açıldığı tarihteki tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre dava tarihi itibariyle henüz tescil edilmemiş bir markanın hükümsüzlüğü için dava açılamayacağı, öte yandan markanın bir kısmının terkini talebinin yasal dayanağının olmadığı, davacı markalarına tecavüz teşkil eden bir davalı eyleminin de ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.