İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin eski ortağı dava dışı ...'nın bir kısım payını Kartal 20. Noterliği'nin 17.04.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 95.000-TL bedelle devralarak davalı şirkete ortak olduğunu, ancak şirketin diğer ortağı ve müdürü tarafından müvekkil…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2023/1266 KARAR NO : 2026/531 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/11/2022 NUMARASI : 2017/1134 Esas - 2022/966 Karar DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ: 17/10/2017 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin eski ortağı dava dışı ...'nın bir kısım payını Kartal 20. Noterliği'nin 17.04.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 95.000-TL bedelle devralarak davalı şirkete ortak olduğunu, ancak şirketin diğer ortağı ve müdürü tarafından müvekkiline şirkete ortak olmasından bu yana herhangi bir kar payı verilmediğini, şirket araçlarında çalıştığı mesai ücretlerinin de düzenli olarak ödenmediğini, talep edilen söz konusu kar paylarının şirket müdürü davalı ... tarafından şifahi gerekçelerle müteaddit defalar ertelendiğini, bunun üzerine müvekkilinin şirketin ticari defterlerini incelemek istediğini, ancak çeşitli bahaneler ile ticari defterlerin müvekkilinden gizlendiğini, bunun üzerine davalı şirkete ve şirket müdürü davalı ...'a 03.10.2017 tarihli ihtarname gönderilerek ticari defterlerin incelenmesinin talep edildiğini, ancak ihtarnameye davalıların cevap vermediğini, ayrıca şirkete ait araçların da internet sitesinde satışa çıkarıldığını, davalı ...'ın sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve büyük hissedar olarak ortaklık gücünü kötüye kullandığını belirterek, müvekkilinin haklı sebeplere dayalı olarak davalı şirket ortaklığından ayrılmasına, müvekkilinin şirketteki esas sermaye payının gerçek değeri ve 3 yıl boyunca ödenmemiş ortaklık payı belirlenerek 15.000-TL ayrılma akçesi, 10.000-TL kar payı ve 20.000-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili 14.06.2022 tarihli dilekçesiyle, ayrılma akçesi istemini 4.646-TL artırarak 19.646-TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı taraf iddiaları ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, ortaklar arasındaki güven temelinin çöktüğü, şiddetli geçimsizlik bulunduğu ve şirket faaliyetlerinin birlikte yürütülmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacının TTK 638 maddesi gereğince haklı sebeple ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi talebinin yerinde olduğu, 03/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin kar payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararının olmadığının, dolayısı ile kar payı dağıtımı yapılmadığının belirlendiği, bu nedenle davacının kar payı alacağına yönelik talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafından ileri sürülen hususlar TTK 638/2 maddesi gereğince haklı sebeple ortaklıktan ayrılmaya hak tanımakta ise de, bu hususların davacının kişilik haklarının zedelendiği anlamına gelmeyeceği, davacının kişilik haklarının zedelendiğinin ayrıca ispat edilmesi gerektiği, dosya kapsamında bu yönde sunulmuş başkaca delilin bulunmadığı, bu nedenle davacının davalı ...'a yönelik manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, her ne kadar davacı tarafından ayrılma akçesi alacağına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş ise de, ayrılma akçesi çıkma kararı ile muaccel olacağından, karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 19.646-TL ayrılma akçesinin karar tarihi olan 24/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, davacının kar payı talebi ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkilinin şirketten ayrılma beyanı üzerine şirket yönetimi tarafından bir kısmı satılmış, bir kısmı da halen şirket uhdesinde bulunan araçların değer tespitinin yapılması ve ayrılma akçesi tespitinde dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketin demirbaş araçlarının değerinin, sermaye değerinin çok üstünde olduğunu, bilirkişi raporunda görüldüğü üzere dava tarihi itibari ile sadece demirbaş olarak araçların değeri 802.150-TL olup, şirketin kaydi sermayesinin ise 500.000-TL olduğunu, şirketin hak ve alacakları da eklendiğinde, şirketin gerçek sermayesinin kaydi sermayenin üstünde olduğunu, ayrıca şirketin kötü yönetimi nedeni ile borçlanması sonucu müvekkilinin mağdur edildiğini, bu nedenle bilirkişinin öz sermayeye dayalı hesabının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, öz sermaye hesaplanırken şirketin gerçek değerinin tespit edilmesinin gerektiğini, ayrıca söz konusu demirbaşların dava tarihi olan 2017 yılı itibari ile değer tespiti yapılmış olup, bu durumun araçların gerçek değerini yansıtmadığını, mahkemece alınan son bilirkişi raporunun da karardan oldukça önceki verilere dayandığını, yine bir kısım araçların satılmış olduğu noter kayıtları ile sabit olduğu ve bilirkişi tarafından araç bedellerinin başka hesaplara aktarıldığı bildirildiği halde, bu aktarımın hangi hesaplarda olduğunun tespit edilmediğini ve bilançoda da hiç bir değişiklik yer almadığından, itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkemece müvekkilinin ayrılma akçesi, faiz ve diğer tazminat ile alacak talepleri konusunda, davalı şirket defterleri usule uygun incelenmeden, şirket demirbaş değerleri nazara alınmadan, sermaye-bilanço değerleri ile ayrılık akçesi hesabında karar tarihine en yakın tarih dikkate alınmadan hesap yapıldığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma ile ayrılma akçesi ve kar payı alacağı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile davacının haklı sebeple davalı şirket ortaklığından çıkmasına, 19.646-TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, davacının kar payı talebi ile manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen hüküm, davacı vekili tarafından çıkma payı, kar payı ve manevi tazminat istemleri yönünden istinaf edilmiştir. TTK'nın 408/2-d maddesinde "Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması" yetkisi genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Şirket genel kurulu tarafından kar dağıtımına dair karar alınmadıkça, ortak bakımından kar payı alacağı muaccel olmayacaktır. Somut olayda davalı şirket tarafından kar dağıtımına ilişkin bir genel kurul kararı alınmamış olup, bu nedenle mahkemece davacının kar payı alacağı isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine 6098 sayılı TBK'nun 58/1 maddesine göre; kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık, manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Somut olayda davacı tarafından ortaklıktan çıkma istemi bakımından haklı sebep olarak ileri sürülen hususlar, davacının kişilik haklarını zedeler nitelikte değildir. Bu kapsamda davacı tarafça başkaca herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Bu nedenle mahkemece davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de yerindedir. 6102 sayılı TTK'nın 641. maddesine göre, ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Ayrılma akçesinin belirlenmesinde, hissenin kaydi-nominal değerleri esas alınamaz. Şirkete ortaklar tarafından konulan sermaye, ortakların şirketten alacağı anlamındadır. Şirket, ortakların koydukları sermaye ile mal varlığı edinmiş ve bunları kullanarak kar elde etmeye yönelmiştir. Şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde, karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerekmektedir. Zira ayrılma alacağı, mahkemenin karar tarihinde muaccel hale gelecektir. Mahkemece alınan 03.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davalı şirketin sermayesi 500.000-TL olup davacının payının 25.000-TL, davalının payının ise 475.000-TL olduğu, şirketin kurumlar vergisi beyannamelerine göre şirketin 2014 ve 2015 yıllarında zarar ettiği, 2016 yılında 6.045,49-TL ve 2017 yılında 9.363,62-TL kar elde ettiği, şirketin 31.12.2017 tarihi itibarı ile kaydi özvarlığının 425.173,21-TL olduğu, bilanço içerisinde aktifi rayicen etkileyecek kaydi herhangi bir unsurun olmadığı, bu nedenle kaydi değerlerin hesaplama için esas alındığı, bu hesaba göre davacının özvarlık içerisindeki kaydi payının %5 hisseye isabet eden karşılığının 21.258,66-TL olduğu bildirilmiştir. Şirkete ait olup satılan araçların bedellerinin şirket kayıtlarına girip girmediğinin tespiti bakımından düzenlenen 09.01.2020 tarihli ek raporda ise davalı şirketin ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle bir tespit yapılamadığı, 25.03.2021 tarihli 2. ek raporda ise; davalı şirkete ait satıldığı iddia olunan araçların davalının beyan ettiği BA/BS formları üzerinden tespit edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı bildirilmiştir. Davalı şirkete ait araçların trafik tescil kayıtlarının getirtilmesi sonrasında düzenlenen ve mahkemece hükme esas alınan 19.04.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise; şirkete ait 12 adet aracın 17.10.2017 olan dava tarihi itibariyle rayiç değerleri toplamının 802.150-TL olduğu, davalı şirketin taşıtlarının güncel satış değerlerinin tespiti sonrasında kurumlar vergisi beyannamelerinden çıkarılan rayiç değer bilançosuna göre, şirketin öz varlığının 31.12.2017 tarihi itibarı ile 392.929,97-TL olduğu, davacının öz varlık içindeki %5 hisseye isabet eden payının 19.646,49-TL olduğu bildirilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere, çıkma payı hesabında şirketin mal ve haklarının değerinin belirlenmesinde, mahkeme karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerlerin esas alınması gerekmektedir. Mahkemenin karar tarihi 24.11.2022 olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise çıkma payı miktarı, şirketin mal ve haklarının 2017 yılı rayiç değerlerine göre hesaplanmıştır. Bu nedenle söz konusu raporun hükme esas alınması mümkün değildir. Dolayısıyla mahkemece davacının çıkma payı alacağı istemi bakımından bilirkişi kurulundan karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerlere göre ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/11/2022 Tarih 2017/1134 Esas - 2022/966 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/03/2026