7. Hukuk Dairesi 2014/2788 E. , 2014/13161 K. Mahkemesi : Konya 1. İş Mahkemesi Tarihi : 25/12/2013 Numarası : 2012/206-2013/869 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu d…
**7. Hukuk Dairesi 2014/2788 E. , 2014/13161 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Konya 1. İş Mahkemesi Tarihi : 25/12/2013 Numarası : 2012/206-2013/869 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı-karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalam temyiz itirazlarının reddine. 2- Davacı-karşı davalı, işyerinde üretim müdürü olarak çalıştığını, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ve birtakım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı ise, davacının istifa ettiğini bu nedenle asıl davanın reddini istemiş, karşı dava olarak da ihbar tazminatı talep etmiştir. Davacı karşı davalı davanın reddini istemiştir. Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği, istifanın haklı olup olmadığı, buna bağlı olarak da davacının kıdem tazminatına ve davalı karşı davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna varılmalıdır. İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır. Somut olayda, mahkemece davacının iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği belirtilerek kıdem tazminatının kabulüne karar verilmiştir. Davacı 17.08.2011 tarihinde yazdığı el yazılı dilekçe ile ailevi nedenlerden dolayı istifa etmiştir. Davalı ise, 19.08.2011 tarihli noter ihtarında davacının ihbar öneli vermeden işi bırakıp gittiğini, bu nedenle hakkında tazminat davası açılacağını belirtmiştir. Davacı 02.03.2012 tarihinde gönderdiği ihtarnamede baskı altında istifaya zorlandığı belirtmiştir. Bunun üzerine davalı 09.03.2012 tarihli noter ihtarında , kendisinin işi habersiz bir şekilde bıraktığını bu nedenle şirketin zarara uğradığını ve bu nedenle ihbar tazminatının kendilerine ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Davacı işyerinde üretim müdürü olarak çalışmıştır. Davacı imzaladığı evrakın niteliğini bilebilecek eğitim düzeyine sahiptir. Davalı tanıkları da davacının özgür iradesi ile istifa dilekçesi imzaladığını beyan etmiştir. Ayrıca davalı davacının istifa dilekçesinden 2 gün sonra da davacının işi habersiz bir şekilde bıraktığına dair ihtarname göndermiştir. Bu nedenle davacının istifası geçerli bir istifa olup, kıdem tazminatı talebinin, mahkemece reddedilmesi ve ayrıca davacı istifa ettiğinden davalının ihbar tazminatı talebinin kabul edilmesi gerekirken reddi isabetli olmamıştır. 3-Davacının ücretlerini tam olarak alıp almadığı, buna bağlı olarak da ücret alacağı bulunup bulunmadağı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. 4857 sayılı Yasanın 32 nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır. Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir Davacı 2250.00 TL ücret aldığını, bunun bir kısmının bankadan kalanın ise elden alındığını beyan etmiştir. Davacı tanıkları da banka ve elden ödeme olduğunu belirtmişlerdir. Bu nedenle davacı maaşını banka ve üzerine elden ödeme şeklinde aldığından davacının tüm ücretini aldığının kabul edilmesi gerekirken aksi gerekçe ile ücret alacağının kabulüde hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı-karşı davacı tarafa iadesine, 12.06.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.