11. Hukuk Dairesi 2010/10421 E. , 2012/13867 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/05/2010 tarih ve 2008/437-2010/247 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/09/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı avukatlar Lüleburgaz Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili Av. ... ile diğer davalılar veki…
**11. Hukuk Dairesi 2010/10421 E. , 2012/13867 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/05/2010 tarih ve 2008/437-2010/247 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/09/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı avukatlar Lüleburgaz Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili Av. ... ile diğer davalılar vekili Av. ... Akgül dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan ...'ün hemodiyaliz uzmanı, ...'ın ise halkla ilişkiler uzmanı olarak müvekkiline ait hastanede çalıştığını, davalıların müvekkilleri ile olan sözleşmelerini tek taraflı olarak fesh ettiklerini, davalıların ayrıldıkları iş yerinden edinmiş oldukları müşteri bilgilerini kullanarak davalıya ait Burgaz Medikent Hastanesi aracılığı ile hastaları defalarca arayıp yeni çalıştıkları hastaneye gelmelerini sağladıklarını, 5 günlük süre içinde 35 hastanın müvekkiline ait merkezden ayrıldığını, ayrıca müvekkiline ait Özel Lüleburgaz Diyaliz Merkezinde çalışan personeli de yalan beyanlarıyla etkilemeye çalışarak üçü hemşire olmak üzere 5 çalışanı kendi çalıştıkları iş yerinde çalışmak üzere ikna ettiklerini, davalılar aleyhine ticari ve müşteri sırrının ifşası suçundan Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet başvurusunda bulunduklarını, davalıların hastalara Lüleburgaz Diyaliz Merkezinin çok yakında kapanacağı yönündeki asılsız gerçek dışı beyanlarıyla müvekkilinin yıllardan beri süregelen ticari itibarının zedelenmesine neden olduklarını, TTK’nun 57. maddesinde belirtilen iyiniyet kurallarına aykırı hareket ettiklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıların fiillerinin haksız rekabete ilişkin hükümlere aykırı olduğunun tespit edilmesine ve haksız rekabetin men'ine, 10.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...Ş. vekili, müvekkili şirketin modern ve tıbbi teknolojiye uygun Medikent Hastanesini açınca bir çok sağlık görevlisinin hastaneye müracaat ettiğini, müvekkiline ait hastaneye hastaların kendi tercihi ile geldiklerini, yapılan işin diyaliz işi olduğu ve esaslarının belli olduğunu, müşteri sırrı diye bir şeyin olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalılar vekili, müvekkili doktor ...'ün davacı şirket bünyesinde hemodiyaliz hekimi olarak işe başladığını , fakat zaman içinde yönetimde bir kaos yaşanması sonucu, 02/06/2008 tarihinde davacı şirkete çektiği fesih ihbarnamesiyle işten ayrıldığını, davacı tarafın bahsettiği 35 hastanın 32 tanesinin tedavisini müvekkilinin davacı şirkette çalışmaya başlamadan 2 sene öncesinde Özel Esen Diyaliz Merkezinde de sürdürdüğünü, Çorlu ilçesinde çalışırken tanıdığı hastalar olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette çalışırken müşteri bilgilerini ve ticari sırları öğrenip bunları haksız kazanç sağlamak amacıyla kullanmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin aylık maaşla çalıştığını, hasta sayısındaki artışın ona getirisi olmadığını, yine davalı ...'ın işinin hastaları ziyaret ederek kendi çalıştığı diyaliz merkezlerine hasta bulmak olmayıp çalıştığı sağlık merkezinin idari işlerini düzenlemek olduğunu, yeni işe başladığı hastanede de halkla ilişkiler uzmanı olarak çalıştığını savunarak davanın reddine talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve davalı şirketlerin işletmiş oldukları hastaneler bünyesinde diyaliz merkezlerinin bulunduğu, davalılardan ...'ün doktor, ...'ın ise halkla ilişkiler uzmanı olarak öncesinde davacı şirkete bağlı hastanede, sonrasında ise davalı şirkete bağlı Medikent Hastanesi olarak bilinen hastanede çalışmaya devam ettiği, yapılan işin mahiyeti gereği oldukça zor bir tedavi sürecini gerektiren diyaliz hastaları ile tedaviyi birebir uygulayan doktor arasında süreklilik arz eden ve yakın bir bağın kurulmasının hayatın olağan akışına ve işin mahiyetine uygun olduğu, dinlenen tüm tanık beyanlarından gerçeğe aykırı hiç bir vaad veya bildirimin bulunduğunun ispatlanamadığı, hatta bazı hastaların davalı ...'ün davacı şirkette çalışmaya başlamazdan evvel dahi aynı doktora tedavi olduklarının sabit olduğu, bu tür bir hasta-doktor ilişkisinde hastalığın süreklilik arz etmesi, devamlı tedavi gerektirmesi, acilen rahatsızlanılması gibi hususların bilinen birer gerçek olup bu kapsamda hasta ve doktorun telefonla görüşmesinin, bu şekilde bilgi almasının veya doktor tarafından hastanın durumunun sorulmasının haksız rekabet kapsamında değerlendirilemeyeceği, Lüleburgaz C. Başsavcılığının 20/04/2009 tarih 2008/4350 - 2009/737 karar numaralı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında da hastaların davalı şirkette tedaviye başlamaları ile davalıların eylemleri arasında nedensellik bağının bulunmadığı gerekçesine dayanılarak karar verildiği, ticari sırların öğrenilip iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde davacı aleyhine kullanılması gibi bir durumun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.