T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/1399 - 2025/1206 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/1399 KARAR NO : 2025/1206 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 27/12/2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/968…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/1399 - 2025/1206 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/1399 KARAR NO : 2025/1206 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 27/12/2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/968E., 2019/1249K. DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/12/2025 YAZIM TARİHİ : 19/12/2025 Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle; müvekkili ... Genel Müdürlüğü ile davalı ... Medikal Sağlık Turizm A.Ş arasında sağlık hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, davalı şirket tarafından iş akdi gereğince müvekkilinin işyerinde çalıştırılan dava dışı işçilerin değişik mahkemelerde açtıkları işçilik alacakları davaları nedeniyle müvekkili tarafından değişik icra dosyalarına ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, ödedikleri toplam miktarın 117.757,63 TL olduğunu, bu nedenlerle 117.757,63 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; müvekkilinin adresinin İstanbul olduğundan Bakırköy Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğundan davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı idare tarafından Atatürk, Esenboğa, Milas, Bodrum, Antalya, Kayseri, Uşak, Van, Samsun, Adana ve Diyarbakır tüm hava meydanlarına ilişkin, 90 sağlık personeli, 2 psikolog ve 22 back-up ile sağlık hizmetleri alım ihalesi açılmış, ihale en avantajlı teklif veren müvekkili şirket üzerinde kaldığı ve ihale konusu hizmete 01/10/2009 tarihi itibariyle başlandığını, devamında ise davacı kurum ile müvekkili arasında 01.10.2009-31.12.2011, 01.02.2012-30.06.2012, 01.07.2012-31.12.2013 ve 01.01.2014-31.12.2014 tarihleri arasında sözleşmeler akdedildiği ve 5 yıl boyunca müvekkili tarafından ...'nin bulunduğu tüm ülke genelinde hava alanlarına kesintisiz sağlık hizmeti verildiğini, ancak daha sonra Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2014/1659 esas sayılı dosyasında alınan karar gereğince ...'nin alt işveren aracılığı ile sağlık hizmeti veremeyeceği kararı sebebiyle sözleşmelerini ... tarafından 26.11.2014 tarihinde feshedildiğini, müvekkili idarenin kendisinin taraf olmadığı bu davadan haberdar olmasına rağmen ihalelere devam ettiğini, bu durumda müvekkilinin muvazaalı bir şekilde sağlık hizmeti almaya devam ettiğini, bu anlamda kendileri ile yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğundan işçilerin alacaklarından da kendisinin sorumlu olduğunu, dava konusunda yer alan işçiler ...'nin işçisi olduğundan bunlara olan sorumluluğun da ...'de olduğunu, nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 07.03.2014 tarih, 2013/33699 esas ve 2014/5111 karar sayılı ilamında; alt işverene verilmesi mümkün olmayan bir işin bırakılması ya da muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem göreceklerini, yer aldığını, davacının bahsettiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu davada emsal teşkil etmediğini, 4857 sayılı yasanın 112.maddesinde 6552 sayılı yasayla yapılan değişiklik ile kıdem tazminatlarından asıl işveren idarenin sorumluluğu ilkesinin getirildiğini, işçilere ihbar önelinin verilmesini idare yaptığından işçilerin ihbar tazminatlarından da davacı idarenin sorumlu olduğunu, işçilerin iş akdinin feshedilmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığından işçi alacaklarından da sorumlu olmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle açılan haksız ve yersiz davanın hem usulden hem de esastan reddedilmesini talep ve beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince "...4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Öte yandan, 6552 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112.maddesine eklenen 8. maddenin gerekçesinden, alt işveren işçilerinin hak kazandıkları kıdem tazminatının alamamalarının büyük sorun olduğu, alt işverenlerin her yıl değişmesinin bu şirketlerde çalışan işçilerin bir yıllık çalışma şartını sağlamalarını zorlaştırdığı, aynı şekilde kıdem şartını yerine getirse dahi işçilerin kıdem tazminatlarının birçok alt işveren tarafından ödenmediği, herhangi bir uyuşmazlık durumunda alt işverene ulaşılamadığı, özellikle kamu sektöründe iş alan alt işverenlerin işçilerinin hak ettiği kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından doğrudan işçinin banka hesabına aktarılarak sorunun çözümleneceğinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre, alt ve üst işverenin, işçiye karşı dış ilişkide birlikte sorumlu olmasına, hatta İş Kanunu'nun 6552 sayılı Yasa ile değişik 112.maddesi uyarınca işçinin kıdem tazminatını üst işveren kamu kurumunun ödemesi gerekmesine rağmen, iç ilişkide tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacaktır. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi, tarafların birbirlerine karşı hak, borç ve yükümlülüklerini düzenlemekte olup, işçiye karşı yükümlülüklerin düzenlendiği İş Kanunu hükümlerine aykırılığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin eki mahiyetindeki teknik şartname ve genel şartnamelerde; "Yüklenicinin istihdam ettiği personelin, İş Kanunu, SGK mevzuatı ve diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, tüm hak ve alacaklar bakımından muhatabı da sorumlusu da yüklenicidir. Yüklenici istihdam ettiği personelin 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerden doğan tüm ekonomik ve sosyal haklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Yüklenici tarafından istihdam edilen personele ilişkin herhangi bir sorumluluk ...'ne yüklenemez." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Yukarıda açıklanan sözleşme hükmünün tarafları bağladığı, iş bu sözleşme ve genel şartnameye göre, yüklenicinin istihdam ettiği tüm işçilerin tüm hak ve alacakları bakımından sorumlusunun davalı yüklenici olduğu, bu suretle davacı kurum tarafından işçilik alacakları adı altında yapılan ödemenin, sözleşme hükümlerine göre rücuan davalıdan istenebileceği kanaatine varılmakla, davanın kabulüne karar verilmiştir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23.HD. 2017/62 E.-2017/67 K.) Rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). İş bu nedenle, 117.757,63 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." denilerek; davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin geçersizliğine ilişkin beyanlarının mahkemece dikkate alınmadığını, açılan ihalenin kanuna aykırı ve muvazaalı olduğunu, sözleşme ve teknik şartnamenin de muvazaalı olduğunu, 4734 Sayılı Kanun'un 4. maddesi gereği hizmet alımına konu edilecek hizmetler arasında sağlık hizmetinin yer almadığını, ...'nin hizmetlerinin 399 Sayılı KHK'nin 3. maddesi uyarınca memurlar, sözleşmeli personel eliyle görülmesi gerektiğini, çalışan tüm işçilerin baştan itibaren ...'nin işçileri sayılması gerektiğini, bu durumun Danıştay 13. Dairesi'nin 2010/2668 E., 2010/7363 K. sayılı ve 01.01.2010 tarihli bozma kararı ile Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce 10.08.2009 tarihli ihalenin iptaline yönelik olarak verilen kararında açıkça ortaya konulduğunu, kararın hakkaniyete aykırı olduğunu bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmeleri kapsamında dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir, Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin HMK m. 353/1.b.1 gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.044,02 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak alınan 2.050,00 TL'nin mahsubu ile kalan 5.994,02 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına. 3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 19/12/2025 Başkan Üye Üye Katip