İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:27/05/2022 DAVA:Maddi Tazminat KARAR TARİHİ:29/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:13/02/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-s…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:27/05/2022 DAVA:Maddi Tazminat KARAR TARİHİ:29/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:13/02/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/10/2018 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ve dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın yaya ...'e çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında yaya ...'in vefat ettiği, ölenin davacının kocası olduğu ve eşin maddi desteğinden mahrum kalındığı, sigortalı araç sürücüsünün kazaya sebebiyet verdiği, dava öncesi sigorta şirketine yapılan başvuruya istinaden davalı tarafından 07/02/2019 tarihinde 22.506,00 TL ve 25/02/2020 tarihinde 43.209,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığı, ancak bu tediyenin davacının gerçek zararını karşılamadığı ve bakiye destekten yoksun kalma zararı bulunduğunu beyanla ve artırılmış haliyle 50.475,00 TL bakiye destekten yoksun kalma zararının kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı davaya cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin bulunduğu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında ve azami poliçe limitiyle sınırlı olduğu, kusurun ve desteklik olgusunun ve bakiye zarar iddialarının ispatı gerektiği, dava öncesi müvekkili şirkete yapılan müracaat üzerine davacının avukatına ve davacıya destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi gerçekleştirildiği ve yapılan tediyeler sonrası davacı yanın fazlaya dair haklarını da kapsar şekilde müvekkili şirketi ibra ettiği, bakiye zarar bulunmadığı ve müvekkilinin poliçeden kaynaklı tüm yükümlülükleri yerine getirdiği, ödeme tarihindeki verilere göre davacıya yapılan tediyelerin gerçek zararını karşılayıp karşılamadığının tespitini, yetersiz olması durumunda ise yapılan ödemenin güncel tutarının hesaplanacak zarardan mahsubu gerektiğini, SGK tarafından davacıya kazaya ilişkin yapılan ödemenin de yine tazminattan indirilmesini, bakiye zarar iddiası yönünden müvekkili şirkete usulünce başvuru yapılmadığından dava öncesi temerrüt oluşmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2020 gün, ... esas ve ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, kusur ve tazminat bilirkişi kök ve ek raporları, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin adli trafik bilirkişisinden temin edilen kusur raporunda herhangi bir oran belirtilmeksizin sigortalı araç sürücüsüne KTK 52/1-a-b maddesinde düzenlenen trafik kuralı ihlalinden dolayı ve davacı desteği yaya ise KTK 68/1-a maddesinde belirtilen trafik kural ihlalinden dolayı kusur yüklendiği, itiraz üzerine talimat yolu ile İTÜ öğretim üyelerinden alınan bilirkişi raporunda ise sigortalı sürücünün ve destek yayanın eşit oranda kusurlu bulunduğu, en son temin edilen ve hükme esas alınan tazminat bilirkişi raporunda, davacının ve desteğin TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye ömür süreleri, desteğin asgari ücreti düzeyindeki geliri, %50 kusur durumu, %10 artırım ve iskontolu hesaplama yöntemine ve davacı eşin %0 oranındaki yeniden evlenme ihtimaline göre öncelikle davalı sigorta şirketinin yaptığı ödemelerin o tarihteki verilere göre gerçek zararı karşılamadığı tespit edildikten sonra yapılan tediyelerin güncel değerleri mahsup edilmek suretiyle bakiye 50.475,42 TL destekten yoksun kalma zararı hesaplandığı, raporların usule uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 50.475,00 TL bakiye destekten yoksun kalma zararının 25/02/2020 temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin müvekkili şirkete yapılan müracaat üzerine gerek davacıya gerekse davacının avukatına değişen kusur durumlarına göre 22.506,00 TL ve 43.209,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanıp ödendiği, bu hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz yöntemine göre %50 kusur durumu dikkate alınarak nihai zararın belirlendiği, ödenen tazminatlar ile davacının zararının tümüyle karşılandığı ve bakiye zarar bulunmadığı, dosya kapsamında temin edilen 25/10/2021 tarihli ek raporda da fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği, ödeme tarihindeki verilere göre tediyelerin davacının zararını karşılayıp karşılamadığının tespiti gerektiği, hükme esas alınan raporda TRH 2010 yaşam tablosu ile birlikte %10 artırım ve iskontolu hesaplama yönteminin benimsendiği, oysa genel şartlara göre uygulanması gereken %1,8 teknik faiz yönteminin zarar tespitinde daha isabetli olduğu, aksi durumda ise haksız fiil niteliğindeki trafik kazasının ticari iş olarak değerlendirilemeyeceğinden hükmedilen tazminat için avans faizi işletilmesinin de hatalı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalanların aynı kanunun TBK. 53/3 maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacının eşi olan muris ... yaya vaziyette karşıdan karşıya geçmek isterken davalı şirkete trafik poliçesiyle sigortalı olan aracın çarpması sonucu vefat etmiş, davacı bu ölüm nedeniyle desteğin vefatına sebebiyet veren aracın trafik sigortacısından kısmen tazminat ödemesi aldığını, ancak yapılan tediyenin gerçek zararını karşılamadığını ileri sürerek bakiye destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 1-Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Somut olaya gelince, davaya konu trafik kazası ile ilgili olarak Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı ceza dosyasında yapılan yargılama sonucunda, hem sanığın (dava dışı sürücü ...) asli kusurlu hem de müteveffanın asli kusurlu olduğu belirtilen ATK raporunun hükme esas alındığı, sanık hakkında neticeten 18.200,00 TL adli para cezasına hükmedildiği, verilen kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin ... esas, ... karar sayılı 26/06/2020 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince kusur oranlarının tespiti amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmış, trafik bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; kamyonet sürücüsünün yol içerisinde yürüyen yayayı yeterli mesafe öncesinde fark edemeyip etkili fren tedbirine başvurmada gecikmiş olması, yaya geçidine yaklaşıyor olmasına rağmen aracının hızını mahal şartlarına uyacak oranda azaltmadan seyrini devam ettirmiş olmasıyla yola karşı gereken dikkat ve özeni göstermediği, müteveffa yaya ...; gece vakti yaya kaldırımının bulunduğu sokak üzerindeki yürüyüşünü yaya kaldırımı üzerinde yapmayıp taşıt yolu üzerinde tedbirsiz ve dikkatsizce sürdürerek kendi can güvenliğini tehlikeye düşürmüş olmasıyla söz konusu kuralı ihlal ettiğinin bildirdiği anlaşılmıştır. Tarafların itirazları doğrultusunda İTÜ trafik kürsüsünden seçilen 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 25/08/2021 tarihli raporda özetle; davalıya sigortalı ... plakalı kamyonetin sürücüsü ... olayda %50 oranında kusurlu olduğu, müteveffa yaya ... olayda %50 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dosyamızda alınan trafik bilirkişi raporları ile ceza dosyasında hükme esas alınan ATK kusur raporunun aynı doğrultuda olduğu, birbiriyle uyumlu olduğu gözetilerek ilk derece mahkemesince İTÜ trafik kürsüsünde alınma rapora itibar edilmesinde herhangi bir usule ve yasaya aykırılık görülmemiştir. 2-Davadan önce davacının davalı sigorta şirketine ilk olarak 29/11/2018 tarihinde başvuru yaptığı, davalı sigorta şirketince davacıya 07/02/2019 tarihinde 22.506,00 TL ödeme yapıldığı ve 31/01/2019 tarihli ibraname imzalandığı, davacının davalı sigorta şirketine 06/12/2019 tarihinde ikinci kez başvuru yaptığı ve davalı sigorta şirketince 25/02/2020 tarihinde 43.209,00 TL ödeme yapıldığı, eldeki davanın 21/07/2020 tarihinde açıldığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/2. maddesinde tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceğinin düzenlendiği, davaya konu kazanın 20/10/2018 günü meydana geldiği, davacının başvurusu üzerine davalı sigorta şirketince hesaplanan tazminat miktarının davacı tarafa 07/02/2019 günü ödendiği, davacıdan 31/01/2019 tarihli ibraname alındığı, ikinci ödemeye ilişkin dosya kapsamında ibraname olmadığı, davacının sigorta şirketine tekrar başvuru tarihinin 06/12/2019 olup dava tarihinin ise 21/07/2020 günü olması göz önüne alındığında KTK madde 111/2 gereğince ibradan sonraki 2 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmış olduğunun anlaşılmasına göre ilk derece mahkemesince 31/01/2019 tarihli ibranameye itibar edilmeyip davanın esasının incelenmesine geçilmesinde usule ve yasaya herhangi bir aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Destekten yoksun kalma tazminatına esas zararın tespitinde, destekten yoksun kalanlara, ölenin sağlığında sağlamış olduğu/olacağı yardımın miktarı doğru şekilde belirlenmelidir. İlk derece mahkemesince aktüerya hesabı için aktüerya bilirkişisi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 07/02/2019 ve 25/02/2020 tarihlerinde davacı için yaptığı ödemelerin ödeme tarihlerindeki verilere göre denetlenmesinde ödeme tutarının yetersiz olduğu, yetersiz yapılan ödemelere ilişkin olarak en son verilere göre hesaplanan tazminat tutarından davalı ... Sigorta A.Ş. ödemesinin yasal faizler ölçüsünde güncellenerek indirilmesinden sonra davacı eş için destekten yoksun kalma tazminatının 74.372,24 TL hesaplandığının bildirildiği, taraf vekillerinin itirazları uyarınca aktüerya bilirkişisinden ek rapor aldırıldığı, 25.10.2021 tarihli ek raporunda özetle; son verilere göre hesaplanan destek tazminat tutarının 64.350,21 TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. ödemesinin yasal faizler ölçüsünde güncellenerek 77.692,28 TL hesaplandığı, davalı ... Sigorta A.Ş. 07/02/2019 ve 25/02/2020 tarihlerinde davacı için yaptığı ödemenin ödeme tarihlerindeki verilere göre denetlenmesi sonucu ödeme tutarının 13.342,07 TL fazla olduğunun rapor edildiği görülmüştür. Aktüerya kök ve ek raporunun PMF 1931 yaşam tablosuna göre hazırlanması, kapsamında maddi hatalar bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesince başka bir aktüerya bilirkişisinden yeni bir rapor alınmasına karar verilmiş; bu kapsamda aktüerya bilirkişisi ... 'tan rapor alınmış, son alınan 03/02/2022 tarihli raporda özetle, davacıya 25/02/2020 tarihinde yapılan ödeme neticesinde yine bu tarih itibari ile davacının tek hak sahibi olarak kabulü ile bakiye destekten yoksun kalma tazminat alacağının 15.330,39 TL olarak hesaplandığı, sigorta şirketince yapılan ödemenin yeterli olmadığı, davalının sigortalısı sürücünün %50 kusuru ile meydana gelen kaza nedeni ile vefat eden ...'in eşi davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatının toplam 50.475,42 TL olarak hesaplandığı, mahkemece son alınan rapora itibar edilerek hüküm tesis edildiği anlaşılmış, davalı vekilince raporlar arasında çelişki olduğundan bahisle yeniden rapor alınması talebiyle istinaf isteminde bulunulmuş ise de son alınan rapordaki hesap farklılığının ilk raporda asgari ücretin düşük alınmasından kaynaklı olup son alınan raporda esas alınan asgari ücret miktarının doğru olması nedeniyle raporlar arasında bir çelişki olduğundan bahsedilemeyeceği, ilk derece mahkemesince son alınan rapor esas alınarak hüküm tesis edilmesinin yerinde olup aktüerya bilirkişi raporunda TRH-2010 yaşam tablosunun ve progresif rant metodunun kullanılmasında isabetsizlik bulunmamasına, söz konusu raporun denetime açık, bilimsel ve objektif verilere dayalı olarak hazırlandığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin aktüerya raporuna vaki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 4-Davalı vekili ilk derece mahkemesince avans faizine hükmedilmiş olmasının hatalı olup yasal faize hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde, sigortalı aracın ticari araç (kamyonet) olduğundan avans faizine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile (80,70 TL + 781,79 TL) 862,49 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.585,46 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine, 3-Yapılan istinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-Artan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iadesi, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 29/01/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi. ...