T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1602 Esas KARAR NO : 2025/1499 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/225 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH : 13/08/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan in…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1602 Esas KARAR NO : 2025/1499 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/225 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH : 13/08/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili 15/07/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; daha önce dava dilekçesinde açıklamış oldukları hususlar doğrultusunda Mahkemece 30.05.2025 tarihinde ve 26.06.2025 kurulan ara kararlar neticesinde talepte bulundukları İhtiyati Haciz için kısmen kabul kısmen red kararı verildiğini, 26.06.2025 tarihinde verilen ara kararın UYAP sistemine 08.07.2025 tarihinde yüklenmiş olup daha öncesinde taraflarınca karara ulaşılamadığını, 10.07.2025 tarihinde Mahkeme dosyasına sundukları beyan dilekçesi ile Davalı/Borçlular aleyhine açmış oldukları İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılması talep edildiğini ve talepleri doğrultusunda İlgili icra müdürlüğüne müzekkere yazıldığını ancak İcra Müdürlüğü tarafından İhtiyati Haciz kararının uygulanması taleplerinin yine reddedildiğini, ihtiyati haciz kararının infaz edilmediğini beyan ederek müvekkili olan şirketin 31.03.2023 tarihli mizan değerlerinde yer alan ancak Şirketin Eski Yönetim Kurulu üyelerinin eylemleri nedeniyle fiili olarak mevcut olmayan; 750.884,66 TL’nin ve 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının, Şirket ortakları ve eski Yönetim Kurulu Üyeleri olan Ümit ..., ... Ali ... ve ... ...’tan müteselsilen ve müştereken tahsiline ve davacı ... ... ... İşleme San ve Tic A.Ş.’ye ödenmesine, davalıların malvarlıklarının daha önce yatırmış oldukları teminat ile ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 17/07/2025 tarihli ara kararı ile; "Somut olayda; Davalı Ümit ...' ın İzmir 15. Ağır ceza mahkemesinin 2022/277 esas sayılı dosyasından verilen 16/02/2023 tarihli ara karar ile yargılaması devam eden dosyada firari sanık Ümit ...' ın %92 oranla ... ... ... İşleme Sanayi ve Ticaret Sanayi A.ş 'deki hisselerini TMSF 'nin yönetim kayyumu olarak atandığı Fon Kurumunun 17/02/2023 tarihli 2023/85 kararı ile şirketin yönetim kurulunun yeniden oluşturulduğu, Şirketin halen kayyumluk yetkisine haiz TMSF' nin atadığı yönetim kurulu tarafından yönetildiği, davalı Ümit ...' ın davacı şirkette Kasım 2019'a kadar şirketin yönetim kurulu başkanı olarak şirketin mülferiden tensim ve nizam ettiği , Kasım 2019'da ... Ali ...'ın yönetim kurulu başkanı , ... ...'ın yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu, şubat 2022 'de ise ... ...'ın tek başına şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu ve tarih kaydı yapılmaksızın sermayeden çıkış açıklaması ile ... Ali ...'ın hissesinin sıfırlandığı ve ... ...'ın aynı tutarda hissesinin arttırıldığı, buna göre dava tarihi itibari ile Ümit ...'ın davalı şirkete % 92 ... ...'ın ise % 8 pay sahibi ortak olduğunu ileri sürerek 26/06/2023 tarihli ... durum tespitine ilişkin mali müşavirlik raporu,19/01/2024 tarihli Fon Denetçisi ... tarafından düzenlenen Ümit ... Grubu Şirketleri ile ilgili değerlendirme raporu ve Ağır Ceza dosyası ile şirket sicil kayıtları sunulduğu, bu deliller çerçevesinde davalıların, davacı şirketin 31/03/2021 tarihli mizan değerlerinde yer alan ancak şirketin eski yönetim kurulu üyelerinin eylemleri nedeni ile fiili olarak mevcut olmayan 750.884,66 TL'nin ve bu tutarın 17.02.2023 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizinin ve 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı borca yeter miktarda davalıların malvarlıklarının ihtiyaten haczini talep ettiği görülmektedir.Bu kapsamda yapılan değerlendirme ile, eldeki dava şirket yöneticilerine karşı açılan mali sorumluluk davası olup iddianın yargılamaya muhtaç olup ayrıca ihtiyati haciz talebi yönünden "yaklaşık ispat" ölçüsü çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir.Buna göre her ne kadar davacı tarafça 26/06/2023tarihli ... Durum Tespitine İlişkin Mali Müşavirlik Raporu gelmişse de, bu raporda muhasebe kayıtlarına esas stok dökümünün temin edilemediği, tutanakla alınmış olan envanter defterlerinin yazdırılmamış olduğu, 2022 kurumlar vergisi beyannamesi ekinde verilen 31/12/20022 tarihli bilanço değerleri ile 31/03/2023 tarihli mizan değerlerinin esas alındığı, fakat mizan hesaplarının tarihi kayıt bilgilerinin temin edilemediği, muhasebe kayıtlarına esas duran varlık ve demirbaş hissesi ile amortisman raporlarının temin edilemediği, sonuçta raporun bu belgeler olmaksızın hazırlandığı ayrıca raporun 9 sayfasının dosyada bulunduğu, geri kalan kısmının bulunmadığı, öte yandan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna sunulan 19/01/2024 tarihli raporda özetle Ümit ...'ın ortaklığı bulunan şirketler adına yapılan tespitlerden genel olarak davacı şirketin düzenlenen ve alınan faturaların ticari faaliyet kapsamında olduğunun tespit edildiği ve eleştiri konusu yapılmadığı,, bu tespitler çerçevesinde, muhasebe kaydına dayanak belgeler bulunmaksızın tanzim edilen 26/06/2023tarihli ... Durum Tespitine İlişkin Mali Müşavirlik Raporunun tek başına, dava dilekçesinde belirtilen 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki karşılığı tutarındaki zararın gerçek zarar olup olmadığı ve bu zararın varlığına ilişkin yaklaşık ispatı sağlayacak nitelikte olmadığı, kaldı ki böyle bir zararın varlığı söz konusu olsa bile hangi tarihte hangi yönetici döneminde ortaya çıkmış olabileceğinin mevcut delillerle tespit edilemediği, alacağın varlığı hususunun yaklaşık olarak ispat edilemediği, delil durumunun değişmesine bağlı olarak talep yönünden her zaman değerlendirme yapılmasının bulunması karşısında davalı tarafça talep edilen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olmadığı, merkez kasa hesabından kaynaklanan 750.884,66 TL'lik zararın ise, 31.03.2023 tarihli mizan kayıtları (961.810,22 TL) ile, 17.02.2023 tarihli tutanakla teslim alınan Kasa Farkı (961,810,22 TL)-(207.980,00+2.003,76 TL+ 941,80 TL) =750.884 66 'TI” nin eksik olduğuna ilişkin tespitin, Bankalardan alınmış olan ekstrelerindeki bakiyeler ile lutarlı olduğu, bu durumda dosyada mevcut raporlar çerçevesinde 750.884,66 TL lik zararın varlığına ilişkin yaklaşık ispatının gerçekleştiğinin söylenebileceği görülmektedir, Davalı tarafça her ne kadar Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun 20/1 maddesi ve Bankacılık Kanununun 140/5 Maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararının teminatsız verilmesi talebinde bulunulmuşsa da Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun 20/1 maddesinin TMSF'nin kayum olarak yöneticisi olduğu şirketlerin satış ve tasfiyesine ve TMSF'ye devri yapılan şirketlerin Fon alacağına ilişkin ihtiyati haciz ve taleplerine ilişkin olduğu, eldeki davayı kapsamadığı, bu nedenle ihtiyati haciz kararında teminat alınmaması talebinin yerinde olmadığı kanaatiyle yapılan açıklamalar ışığında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne, davalıların 750.884,66 TL borç yönünden taşınır ve taşınmaz malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacakları üzerine %15 teminat karşılığı ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin talebin ise bu aşamada ihtiyati haciz şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile " HMK 261/1 Maddesi uyarınca mahkememizce verilen 25/06/2025 tarihli ihtiyati hacze ilişkin kararın kendiliğinden kalkmış sayılmasına, 1-Bu nedenle davalı ... ALİ ... vekilinin 25/06/2025 tarihli ihtiyati hacize itirazı hakkında karar verilmesine yer olmadığına,2-Davacı şirket vekilinin 15.07.2025 tarihli ihtiyati haciz isteminin KISMEN KABULÜNE - KISMEN REDDİNE; İ.İ.K.nun 257. ve müteakip maddeler gereğince davalıların dava tarihi itibarıyla 750.884,66 TL alacak miktari ile sınırlı olmak üzere ve teminat yatırılması koşulu ile borçlular ... ALİ ...(...), ÜMİT ... (...), ... ... (...)'ın borç ve masraflarına yeterli miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,-İstemde bulunandan nakit ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde olmak üzere %15 oranında (112.632,69 TL) güvence alınmasına, daha önce alınmış ve dosyada mevcut teminatın bu ara kararın teminatı olarak sayılmasına ,-Fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verdiği anlaşılmıştır. Davalı ... Ali ... vekili 23.07.2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğunu, henüz taraf teşkili dahi sağlanmaksızın yargılamanın başında davacı tarafından ihtiyati haciz isteminde bulunulduğunu, ihtiyati haczin şartlarının İİK Md. 257 ve devamı hükümlerinde düzenlendiğini, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde ve veya 3. şahısta olan menkul ve gayrimenkul mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini, vadesi gelmemiş borçtan dolayı yanlız borçlunun muayyen ikametgahı yok ise, borçlu taahütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır, yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden ileri işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa, borcun yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbedebileceği hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati haciz kararı verilebileceğini, İİK Md. 257 ve devamı hükümlerine göre ihtiyati haciz talep eden tarafın öncelikle ihtiyati haciz istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, bununla birlikte, ihtiyati hacze karar verilirken tarafların çıkar dengesi ile ihtiyati haczin amacının gözetilmesinin kanuni ve anayasal bir zorunluluk olduğunu, huzurdaki dosya incelendiğinde; henüz taraf teşkili sağlanmadığını, dilekçeler aşamasının devam ettiğini, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak delillerin toplanmadığını, dolayısıyla dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ve sunulan delillerin, davacının haklılığını yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya koyacak nitelikte olmadığını, müvekkilinin hisse devri yapmadan önce davacı şirkette bulunan hissesinin yalnızca %4 olduğunu, mezkur hisselerini 14.02.2022 tarihinde diğer davalı olarak görünen hissedar ... ...'a devrederek şirketten ayrıldığını, 14.02.2022 tarihli, 2022/01 sayılı ... ... ... İşleme San. ve Tic. A.Ş. Olağanüstü Genel Kurul kararı, İzmir 27. Noterliği' nin 21.02.2022 tarih, ... yevmiye numaralı kararı ile tasdik edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin anılan şirketin ortağı, yetkilisi veya hissedarı olmadığından; iddia konusu İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/277 E. sayılı dosyasının 16.02.2023 tarihli ara kararı tarihi, Fon Kurulu tarafından yönetim kayyumu atandığı tarih ve şirkette tespit yapıldığı 17.02.2023 tarihi itibariyle müvekkilinin davacı şirketin YK Başkanı, üyesi veya hissedarı olmadığından; en geniş anlamda şirkette hiçbir görev ve sorumluluğu bulunmadığından huzurdaki davada pasif husumet ehliyeti dahi bulunmadığından verilen ihtiyati haciz kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı Ümit ... vekilinin 21/07/2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; huzurda görülen davada öne sürülen taleplerin (hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla) zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre içerisinde dava konusu edilmediğini, bu yönde değerlendirme yapılmadan müvekkilinin mülkiyet hakkına doğrudan müdahale eden ve dava konusu ile bağdaşmayan malvarlıklarına ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu bu nedenle kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/08/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/225 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; Talep, İİK'nın 265. maddesi uyarınca ihtiyati hacze itiraza ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nun 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nun 265/3. maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği, düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir. Mahkememizin 16.07.2025 tarihli ara kararında; "Somut olayda; Davalı Ümit ...' ın İzmir 15. Ağır ceza mahkemesinin 2022/277 esas sayılı dosyasından verilen 16/02/2023 tarihli ara karar ile yargılaması devam eden dosyada firari sanık Ümit ...' ın %92 oranla ... ... ... İşleme Sanayi ve Ticaret Sanayi A.ş 'deki hisselerini TMSF 'nin yönetim kayyumu olarak atandığı Fon Kurumunun 17/02/2023 tarihli 2023/85 kararı ile şirketin yönetim kurulunun yeniden oluşturulduğu, Şirketin halen kayyumluk yetkisine haiz TMSF' nin atadığı yönetim kurulu tarafından yönetildiği, davalı Ümit ...' ın davacı şirkette Kasım 2019'a kadar şirketin yönetim kurulu başkanı olarak şirketin mülferiden tensim ve nizam ettiği , Kasım 2019'da ... Ali ...'ın yönetim kurulu başkanı , ... ...'ın yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu, şubat 2022 'de ise ... ...'ın tek başına şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu ve tarih kaydı yapılmaksızın sermayeden çıkış açıklaması ile ... Ali ...'ın hissesinin sıfırlandığı ve ... ...'ın aynı tutarda hissesinin arttırıldığı, buna göre dava tarihi itibari ile Ümit ...'ın davalı şirkete % 92 ... ...'ın ise % 8 pay sahibi ortak olduğunu ileri sürerek 26/06/2023 tarihli ... durum tespitine ilişkin mali müşavirlik raporu,19/01/2024 tarihli Fon Denetçisi ... tarafından düzenlenen Ümit ... Grubu Şirketleri ile ilgili değerlendirme raporu ve Ağır Ceza dosyası ile şirket sicil kayıtları sunulduğu, bu deliller çerçevesinde davalıların, davacı şirketin 31/03/2021 tarihli mizan değerlerinde yer alan ancak şirketin eski yönetim kurulu üyelerinin eylemleri nedeni ile fiili olarak mevcut olmayan 750.884,66 TL'nin ve bu tutarın 17.02.2023 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizinin ve 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı borca yeter miktarda davalıların malvarlıklarının ihtiyaten haczini talep ettiği görülmektedir.Bu kapsamda yapılan değerlendirme ile, eldeki dava şirket yöneticilerine karşı açılan mali sorumluluk davası olup iddianın yargılamaya muhtaç olup ayrıca ihtiyati haciz talebi yönünden "yaklaşık ispat" ölçüsü çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir. Buna göre her ne kadar davacı tarafça 26/06/2023 tarihli ... Durum Tespitine İlişkin Mali Müşavirlik Raporu gelmişse de, bu raporda muhasebe kayıtlarına esas stok dökümünün temin edilemediği, tutanakla alınmış olan envanter defterlerinin yazdırılmamış olduğu, 2022 kurumlar vergisi beyannamesi ekinde verilen 31/12/2022 tarihli bilanço değerleri ile 31/03/2023 tarihli mizan değerlerinin esas alındığı, fakat mizan hesaplarının tarihi kayıt bilgilerinin temin edilemediği, muhasebe kayıtlarına esas duran varlık ve demirbaş hissesi ile amortisman raporlarının temin edilemediği, sonuçta raporun bu belgeler olmaksızın hazırlandığı ayrıca raporun 9 sayfasının dosyada bulunduğu, geri kalan kısmının bulunmadığı, öte yandan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna sunulan 19/01/2024 tarihli raporda özetle Ümit ...'ın ortaklığı bulunan şirketler adına yapılan tespitlerden genel olarak davacı şirketin düzenlenen ve alınan faturaların ticari faaliyet kapsamında olduğunun tespit edildiği ve eleştiri konusu yapılmadığı, bu tespitler çerçevesinde, muhasebe kaydına dayanak belgeler bulunmaksızın tanzim edilen 26/06/2023 tarihli ... Durum Tespitine İlişkin Mali Müşavirlik Raporunun tek başına, dava dilekçesinde belirtilen 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki karşılığı tutarındaki zararın gerçek zarar olup olmadığı ve bu zararın varlığına ilişkin yaklaşık ispatı sağlayacak nitelikte olmadığı, kaldı ki böyle bir zararın varlığı söz konusu olsa bile hangi tarihte hangi yönetici döneminde ortaya çıkmış olabileceğinin mevcut delillerle tespit edilemediği, alacağın varlığı hususunun yaklaşık olarak ispat edilemediği, delil durumunun değişmesine bağlı olarak talep yönünden her zaman değerlendirme yapılmasının bulunması karşısında davalı tarafça talep edilen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olmadığı, merkez kasa hesabından kaynaklanan 750.884,66 TL'lik zararın ise, 31.03.2023 tarihli mizan kayıtları (961.810,22 TL) ile, 17.02.2023 tarihli tutanakla teslim alınan Kasa Farkı (961,810,22 TL)-(207.980,00+2.003,76 TL+ 941,80 TL) =750.884 66 'TI” nin eksik olduğuna ilişkin tespitin, Bankalardan alınmış olan ekstrelerindeki bakiyeler ile tutarlı olduğu, bu durumda dosyada mevcut raporlar çerçevesinde 750.884,66 TL lik zararın varlığına ilişkin yaklaşık ispatının gerçekleştiğinin söylenebileceği görülmektedir, Davacı tarafça her ne kadar Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun 20/1 maddesi ve Bankacılık Kanununun 140/5 Maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararının teminatsız verilmesi talebinde bulunulmuşsa da Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun 20/1 maddesinin TMSF'nin kayum olarak yöneticisi olduğu şirketlerin satış ve tasfiyesine ve TMSF'ye devri yapılan şirketlerin Fon alacağına ilişkin ihtiyati haciz ve taleplerine ilişkin olduğu, eldeki davayı kapsamadığı, bu nedenle ihtiyati haciz kararında teminat alınmaması talebinin yerinde olmadığı kanaatiyle yapılan açıklamalar ışığında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne, davalıların 750.884,66 TL borç yönünden taşınır ve taşınmaz malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacakları üzerine %15 teminat karşılığı ihtiyati haciz konulmasına.." gerekçeleri ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş olup, Davalı ... Ali ... vekili 23.07.2025 tarihli, davalı Ümit ... vekili 21.07.2025 UYAP kayıt tarihli dilekçeleri ve mahkememizin 13.08.2025 tarihli duruşmasındaki beyanları değerlendirilmiştir. İİK'nun 266. maddesinde; “Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer” hükmü yer görülmektedir. Davalı ... Ali ... yönünden İİK'nun 266. maddesinde yer alan; “..takip başladıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer” hükmü gereği Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının takibe konulduğu, esas takibe geçildiği ve takibin başlatılmış olması nedeni ile şikayetin İcra Mahkemesinin görevi içinde olduğu anlaşılmakla reddine, davalı Ümit ... vekilinin ihtiyati hacze itirazının ise İİK'nun 265. maddesi gereğince reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. ."gerekçesi ile, "1-Davalı ... Ali ... vekilinin ihtiyati haczin kaldırılmasına yönelik talebinin, İİK'nun 266. maddesinde yer alan; “..takip başladıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer” hükmü gereği Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının takibe konulduğu, esas takibe geçildiği ve takibin başlatılmış olması nedeni ile şikayetin İcra Mahkemesinin görevi içinde olduğu anlaşılmakla reddine, 2-Davalı ÜMİT ... vekilinin ihtiyati hacze itirazının reddine," karar verilmiş ve ara karara karşı Davalı Ümit ... vekili ve Davalı ... Ali ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Ümit ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, İstanbul Anadolu 11.Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/225 esas sayılı dosyasında görülecek olan davada daha öncesinde ön duruşma dahi yapılmadan 30/05/2025 tarihli ara kararıyla ihtiyati haciz kararı verdiğini; bu karar için davacı tarafından süresinde teminat yatırılmamış olmasına rağmen mahkemece ihtiyati haczin devamına karar verilmiş olmakla bu yönde icra dairesine müzekkere yazıldığını; söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılması gerekirken bu yönde yapmış oldukları itiraz sonucunda ise yine 16/07/2025 tarihli ihtiyati haciz konulmasına karar verildiğini; bu karara itirazları doğrultusunda gerçekleştirilen 13.08.2025 tarihli duruşmada ise yine 16.07.2025 tarihli karardaki gerekçeler ile ihtiyati haciz itirazlarının reddedilmesine karar verildiğini, Görülen davada öne sürülen taleplerin (hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla) zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre içerisinde dava konusu edilmemiş olmakla bu yönde değerlendirme yapılmadan müvekkilin mülkiyet hakkına doğrudan müdahale eden ve dava konusu ile bağdaşmayan malvarlıklarına ihtiyati haciz kararı verilmiş olmasının hatalı ve hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Sorumluluk davası yasal süre içerisinde açılmadığından zamanaşımına uğradığını; hukuki sorumluluk davalarının, 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğunu; Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.560 hükmü uyarınca, sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 (iki) ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 (beş) yıl geçmekle zamanaşımına uğramakta olduğunu, Somut olayda, müvekkilin ortağı olduğu şirkette alınan kararlar nedeniyle fiili olarak mevcut olmadığı iddia olunan malvarlıkları iddiası ilen açılan davada ileri sürülen iddiaları ve talepleri kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davaya konu işlemlerin üzerinden davanın açılış tarihi olan 13/03/2025 itibariyle 2 yıldan fazla bir süre geçtiği gözetildiğinde davacının talepleri zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, Davacının iddia ettiği fiili mevcudiyetin bulunmadığına ilişkin eylemlerin müvekkili Ümit ... tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirmediği tespit olunmadığı gibi eğer ki böyle bir durum var ise bunun gerçekleştiği tarihte müvekkilin şirketin yönetim kurulu başkanı olup olmadığının da sabit olmadığını, Mahkeme ara kararı gerekçesinde de yer verildiği üzere davacı tarafından talep edilen konuya ilişkin olarak herhangi bir somut belirleme bulunması bir yana yaklaşım ispat koşulu dahi bulunmadığı yine "... kaldı ki böyle bir zararın varlığı söz konusu olsa bile hangi tarihte hangi yönetici döneminde ortaya çıkmış olabileceğinin mevcut delillerle tespit edilemediği, alacağın varlığı hususunun yaklaşık olarak ispat edilemediği, delil durumunun değişmesine bağlı olarak talep yönünden her zaman değerlendirme yapılmasının bulunması karşısında..." şeklindeki değerlendirme gereğince de müvekkilinin herhangi bir şekilde sorumluluğu bulunmamasına rağmen taşınır ve taşınmaz malvarlıkları yönünden ihtiyati haciz kararı alınmasında hukuki yarar bulunmadığını, Bununla birlikte iddia olunan ve talep olunanlar yönünden hangi tarihte işlem yapıldığı da sabit olmayıp müvekkilin bu konuda herhangi bir tasarrufu bulunup bulunmadığı yönünde de hiçbir tespit olmadığını; hal böyle iken müvekkilin sorumluluğuna gidilmesinin söz konusu olmamakla birlikte ihtiyati haciz kararı verilmesinin ise ölçülülüğü ihlal ettiğini; o tarih itibariyle şirketin bir zararının doğduğunun tespit edilemez durumda olduğu aşikar olmakla birlikte TTK m.553 hükmünce müvekkilin o dönem bu işlemden kaynaklı sorumluluğu bulunduğu iddiası abesle iştigal olacağını, Kanunda ihtiyati haciz için öngörülen şartlar somut olayda gerçekleşmemiş olup ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, İhtiyati haczin İİK 257 ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, ihtiyati hacze karar vermenin ön koşulunun, İİK 258 (1) maddesi ikinci cümlesinde de belirlendiği üzere, ihtiyati haciz sebeplerinin varlığının talep eden tarafından mahkemede kanaat oluşturacak şekilde dosyaya sunulması olduğunu; bu anlamda ihtiyati haczin olağan haciz yolu olmaması nedeniyle her vadesi gelen alacak ya da ilamla hükmedilmiş bir alacak doğrudan ihtiyati haciz kararına konu olmayacağını; istekte bulunanın alacağın varlığı ile borçlunun mal varlığına önceden el konulmasını gerektiren nedenlere ilişkin ikna edici nitelikte ihtiyati haciz sebeplerini bildirmesi ve bu konudaki delil ve belgelerini istemine ekli olarak sunmasının zorunlu olduğunu, Yasanın 260 (3) maddesinde de, ihtiyati haciz kararında haciz konulmasının sebebinin yazılmak zorunda olduğunun gösterildiğini; bu düzenlemeden ister vadesi gelsin ister gelmesin olağan haciz yolu dışında ihtiyati haciz kararı vermeyi gerektirir nedenlerin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda talep eden tarafın bu nedenleri dosyaya sunması gerektiğinin arandığını; ancak dosyada yasada öngörülen koşulların gerçekleşmediği görülmekle birlikte davacı tarafından ise dosyaya sunulan bilgi ve belgelerde iddia olunan alacağa ilişkin olarak yaklaşık ispatı gerçekleştirmeye yönelik herhangi bir dayanak sunulamadığını; bu hususun mahkeme kararında; " her ne kadar davacı tarafça 26/06/2023 tarihli ... Durum Tespitine İlişkin Mali Müşavirlik Raporu gelmişse de, bu raporda muhasebe kayıtlarına esas stok dökümünün temin edilemediği, tutanakla alınmış olan envanter defterlerinin yazdırılmamış olduğu, 2022 kurumlar vergisi beyannamesi ekinde verilen 31/12/20022 tarihli bilanço değerleri ile 31/03/2023 tarihli mizan değerlerinin esas alındığı, fakat mizan hesaplarının tarihi kayıt bilgilerinin temin edilemediği, muhasebe kayıtlarına esas duran varlık ve demirbaş hissesi ile amortisman raporlarının temin edilemediği, sonuçta raporun bu belgeler olmaksızın hazırlandığı ayrıca raporun 9 sayfasının dosyada bulunduğu, geri kalan kısmının bulunmadığı, öte yandan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna sunulan 19/01/2024 tarihli raporda özetle Ümit ...'ın ortaklığı bulunan şirketler adına yapılan tespitlerden genel olarak davacı şirketin düzenlenen ve alınan faturaların ticari faaliyet kapsamında olduğunun tespit edildiği ve eleştiri konusu yapılmadığı,, bu tespitler çerçevesinde, muhasebe kaydına dayanak belgeler bulunmaksızın tanzim edilen 26/06/2023tarihli ... Durum Tespitine İlişkin Mali Müşavirlik Raporunun tek başına, dava dilekçesinde belirtilen 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki karşılığı tutarındaki zararın gerçek zarar olup olmadığı ve bu zararın varlığına ilişkin yaklaşık ispatı sağlayacak nitelikte olmadığı, kaldı ki böyle bir zararın varlığı söz konusu olsa bile hangi tarihte hangi yönetici döneminde ortaya çıkmış olabileceğinin mevcut delillerle tespit edilemediği, alacağın varlığı hususunun yaklaşık olarak ispat edilemediği, delil durumunun değişmesine bağlı olarak talep yönünden her zaman değerlendirme yapılmasının bulunması karşısında davalı tarafça anılan talep edilen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olmadığı," şeklinde belirtilmiş olmasına karşın 750.884,66TL yönünden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesinin kabulü mümkün olmadığını, Davaya esas teşkil eden İzmir 15.Ağır Ceza Mahkemesi 2020/277Esas sayılı dosyasında 11/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda şirketlerin hakkında tablolu şekilde tespitlerde bulunulduğunu; bu raporda MASAK raporunda yer alan çelişkilerin de tespit edildiğini ve raporda yapılan hesaplamaların varsayımsal olduklarının belirtildiğini, raporun sonuç kısmında, müvekkilinin ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerden Fetö-Pyd örgütüne para aktarıldığına dair tespit yapılamadığının belirtildiğini, ek raporda da aynı hususun belirtildiğini, yine;İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ( diğer bir kısım sanıklar ile birlikte ) tanzim edilen 01.06.2020 TARİH VE 2016 / 29862 SOR. NO ‘LU İDDİANAMEDE ( hiçbir biçimde kabul etmemekle beraber ) her üç müvekkili yönünden TCK ‘nun 314 / 2 maddesi yönünden cezalandırılma talebi bulunmakta olup bunun dışında müvekkilerin ortağı ve / veya yöneticisi bulunduğu ( ve halen tedbiren yönetim kayyumları tarafından idare edilen ) şirketler ile ilgili doğrudan bir müsadere talebi mevcut olmadığını, yine, 778 sayfalık iddianamenin tamamı ve dosyadaki mübrez bilgi, belgeler incelendiğinde müvekkili Ümit ... ortağı ve / veya yöneticisi bulunduğu şirketlerin suça özgülendiğine - suçtan elde edilen gelir ile kurulup büyütüldüğüne yâ da iddia olunan suçun neticesinde ele geçirildiğine dair bir iddia yada tespit bulunmamakta olduğunu, Tüm bu izahlar değerlendirildiğinde mahkemece de tespit edildiği üzere yaklaşık ispat koşulunun hiçbir şekilde gerçekleşmediği ortada iken ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, Mahkemece tespit edilen teminat tutarının talep ile orantısız olduğunu, her ne kadar mahkemece “%15’lik teminatın yatırılmasına karar verilmiş ise de bahse konu teminat tutarı olası bir davanın reddi kararı ihtimalinde müvekkilin zararını karşılayabilecek bir miktar olmadığını; bir diğer deyişle; müvekkilin olası zararlarının güvence altında olabilmesi için ihtiyati haczin kaldırılması veya mahkeme aksi kanaate ise teminat tutarının artırılması gerekeceğinin sabit ve tartışmasız olduğunu, Mahkemece alınan “ ihtiyati haciz kararına “ konu dava konusu olayın yargılamayı gerektirmekte olduğunu; yargılama sonuçlanmadan (kaldı ki İzmir 15.Ağır Ceza Mahkemesi 2020/277Esas sayılı dosyasında henüz yargılama devam etmekte iken) müvekkilin mağduriyetine sebebiyet verecek biçimde ihtiyati haciz kararı verilmesinin müvekkili açısından telafisi imkansız zararlara yol açabileceğini; müvekkilin, hiçbir biçimde davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacıdan mal kaçırma ve olası bir alacağı sonuçsuz bırakmaya dair girişimleri bulunmadığını, İleri sürerek, yukarıda izah olunan ve re'sen tespit olunacak hususlar gereğince; 13/08/2025 tarihli ihtiyati haciz konulması şeklindeki karara itirazlarının sunulması ile birlikte ihtiyati haczin yapılacak inceleme neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ali ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, görülen davanın, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup henüz taraf teşkili dahi sağlanmaksızın yargılamanın başında davacı tarafından ihtiyati haciz isteminde bulunulduğunu, Yerel mahkeme tarafından tesis edilen ihtiyati haciz kabul kararına tarafımızca itiraz edilmiş olup yerel mahkemece; " İİK'nun 266. maddesinde; “Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer” hükmü yer görülmektedir. Davalı ... Ali ... yönünden İİK'nun 266. maddesinde yer alan; “..takip başladıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer” hükmü gereği Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının takibe konulduğu, esas takibe geçildiği ve takibin başlatılmış olması nedeni ile şikayetin İcra Mahkemesinin görevi içinde olduğu anlaşılmakla reddine, davalı Ümit ... vekilinin ihtiyati hacze itirazının ise İİK'nun 265. maddesi gereğince reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... Ali ... vekilinin ihtiyati haczin kaldırılmasına yönelik talebinin, İİK'nun 266. maddesinde yer alan; “..takip başladıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer” hükmü gereği Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının takibe konulduğu, esas takibe geçildiği ve takibin başlatılmış olması nedeni ile şikayetin İcra Mahkemesinin görevi içinde olduğu anlaşılmakla reddine,2-Davalı ÜMİT ... vekilinin ihtiyati hacze itirazının reddine, ... " şeklinde ara karar tesis edilmişse de söz konusu kararın kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, Davacının yerel mahkemeden istemiş olduğu ihtiyati haciz talepleri; ilk olarak 30.05.2025 tarihli ara karar ile kabul edildiğini, davacı süresinde infaz etmediğinden İİK Md. 261 gereği kendiliğinden kalktığını, akabinde 25.06.2025 tarihli ara karar ile tekrar kabul edildiğini, davacının yine süresinde infaz etmediğinden İİK Md. 261 gereği kendiliğinden kalktığını, sonra tekrar 16.07.2025 tarihli ara karar ile yine kabul edildiğini; söz konusu karara yapmış oldukları itiraz incelenmeksizin haksız olarak reddedildiğini; tekrar tekrar ihtiyati haczin kabul edilmesi hukuka uygun olmadığı gibi ihtiyati haczin amacına ve ruhuna aykırı taleplerde hukuki yarar da bulunmamakta olduğunu, Mahkeme kararlarının, tarafların taleplerini içerir ve kabul/ret sebepleri gerekçeli olmak zorunda olduğunu; taraflarınca 21.07.2025 tarihinde İİK Md. 266 gereği ihtiyati haczin kaldırılması talebi sunulduğu gibi 23.07.2025 tarihinde ihtiyati hacze itiraz dilekçesi de sunulduğunu; Yerel mahkemenin 13.08.2025 tarihli ihtiyati hacze itirazın reddine dair ara kararı; 21.07.2025 tarihli ihtiyati haczin kaldırılması talebimiz ileri sürülerek ara karar oluşturulmuş olup 23.07.2025 tarihli ihtiyati hacze itiraz dilekçemiz hakkında inceleme yapılmadığı gibi herhangi bir karar da verilmediğini; 21.07.2025 tarihli ihtiyati haczin kaldırılması talebinin mürafaa ile karar verilecek bir konu da olmadığın, İhtiyati haczin şartlarının İİK Md. 257 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde ve veya 3. şahısta olan menkul ve gayrimenkul mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı yanlız borçlunun muayyen ikametgahı yok ise, borçlu taahütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır, yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden ileri işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa, borç yanlız borçlu hakkında muacceliyet kesbedebileceği hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati haciz kararı verilebileceğine hükmedildiğini, devamla İİK Md. 257 ve devamı hükümlerine göre ihtiyati haciz talep eden tarafın öncelikle ihtiyati haciz istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorunda olduğunu; bununla birlikte, ihtiyati hacze karar verilirken tarafların çıkar dengesi ile ihtiyati haczin amacının gözetilmesinin kanuni ve anayasal bir zorunluluk olduğunu, Dosya incelendiğinde; henüz taraf teşkili sağlanmadığını, dilekçeler aşamasının devam ettiğini, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak delillerin toplanmadığını; dolayısıyla dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ve sunulan delillerin, davacının haklılığını yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya koyacak nitelikte olmadığını, Müvekkilinin hisse devri yapmadan önce davacı şirkette bulunan hissesi yalnızca %4 olup; mezkur hisselerini 14.02.2022 tarihinde diğer davalı olarak görünen hissedar ... ...'a devrederek şirketten ayrıldığını; 14.02.2022 tarihli, 2022/01 sayılı ... ... ... İşleme San. ve Tic. A.Ş. Olağanüstü Genel Kurul kararı, İzmir 27. Noterliği' nin 21.02.2022 tarih, ... yevmiye numaralı kararı ile tasdik edildiğini, dolayısıyla müvekkili anılan şirketin ortağı, yetkilisi veya hissedarı olmadığından; iddia konusu İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/277 E. sayılı dosyasının 16.02.2023 tarihli ara kararı tarihi, Fon Kurulu tarafından yönetim kayyumu atandığı tarih ve şirkette tespit yapıldığı 17.02.2023 tarihi itibariyle müvekkilinin davacı şirketin YK Başkanı, üyesi veya hissedarı olmadığından; en geniş anlamda şirkette hiçbir görev ve sorumluluğu bulunmadığından huzurdaki davada pasif husumet ehliyeti dahi bulunmadığından verilen ihtiyati haciz kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, TTK MADDE 553'e göre ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, henüz taraf teşkili sağlanmadığından, dilekçeler aşaması devam ettiğinden, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak deliller toplanmadığından tesis edilen ihtiyati haciz kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Yine tazminat sorumluluğu için hukuka aykırı eylem, zarar, kusur ve sorumluluk ile illiyet bağı gibi birlikte bulunması gereken şartlar sağlanmadığından tesis edilen ihtiyati haciz kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Bir başka hususun ise; iddia konusu ceza dosyası incelendiğinde; hakkında yargılama yapılan kişinin, davalılardan Ümit ... olduğunu; müvekkili hakkında yapılan herhangi bir yargılama bulunmamakta olduğunu; dolayısıyla müvekkili hakkındaki gerek terör örgütünü destekleme gerekse de diğer sair iddiaların dayanaksız ve asılsız olduğunu, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/277 E. sayılı dosyasında yapılan incelemede tespit edildiği üzere dosyada mübrez Bilirkişi Heyet Raporu'nun 145. Sayfasında yer alan; " Sanığın ortak ve yöneticisi olduğu ... ... ... İşleme San. Ve Tic. A.Ş. ...İnşaat ... San. Ve Tic. A.Ş. ve ... Teknoloji Ürünleri ... İşleme İth. İhr. San. Ve Tic. A.Ş. ile ilgili olarak yapılan tespitlerde mali mevzuat açısından şirketler üzerinden FETÖ/PDY terör örgütüne para/kaynak aktarıldığına veya FETÖ/PDY terör örgütü tarafından adı geçen şirketlere para/kaynak aktarıldığına dair heyetimizce bir tespit yapılamamıştır. " şeklindeki değerlendirme ile ve yine İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/277 E. sayılı dosyasında mübrez 10.10.2023 tarihli Bilirkişi Heyet Ek Raporu'nun 15. ve 16. Sayfasında yer alan; " ... ... ... İşleme San. ve Ticaret A.Ş.’nin 2007-2016 yıllarına ait kanuni defterlerinin incelenmesinde, şirket hesaplarından ... Eğitim ve Öğretim Hizm. Tic. A.Ş.’ne ve ... ... adlı şahsa havale/EFT gönderildiği , sanık Ümit ... adına 331- Ortaklara Borçlar Hesabını kullanarak ödeme yapıldığı, daha sonra yapılan ödemenin sanık tarafından şirkete geri ödendiği tespit edilmiş olup, ödenen paraların ticari mi (mal ve hizmet alım bedeli veya cari hesap ödemesi mi ) veya bağış mı olduğunun tespit edilemediği, ancak ödemelerin 331- Ortaklara Borçlar Hesabını kullanarak yapılması ve şirkete geri ödenmesi dikkate alındığında söz konusu ödemelerin şahsi ödemeler olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu işlemden dolayı şirketin kar/zarar durumunda veya malvarlığında bir değişiklik olmayacağı kanaatinin oluştuğu, Hususları dikkate alındığında ... ... ... İşleme San. ve Ticaret A.Ş.’nin ticari faaliyetlerinin tamamen veya kısmen FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgütsel faaliyetlerine özgülendiğine dair yeterli veri olmadığı kanaatinin oluşmuştur. " şeklindeki değerlendirme ile terör örgütünü destekleme, keyfi harcama, şirketi zarara uğratma gibi sair tüm iddiaların geçersiz olduğuna dair rapor mevcut olup tesis edilen ihtiyati haciz kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu; dolayısıyla 13.08.2025 tarihli ihtiyati hacze itirazın reddine dair ara kararda hukuka uygunluk bulunmadığından KALDIRILMASI gerekeceğini, İleri sürerek, yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen ve dairemizce re’sen tespit edilecek tüm sebeplerle: istinaf kanun yolu başvurularının KABULÜNE, henüz taraf teşkili sağlanmayan, dilekçeler aşaması devam eden, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak delillerin toplanmadığı, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı kaldı ki iddia edilenin aksine delillerin bulunduğu dosyada; taraflarınçıkar dengesine ve ihtiyati haczin amacına aykırı suretteki 13.08.2025 tarihli ihtiyati hacze itirazın reddine dair ara kararın KALDIRILMASINA, 16.07.2025 tarihli ihtiyati haczin Kısmen Kabulü kararının KALDIRILMASINA, ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, yönelik kararları talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun 553 ve devamı maddeleri kapsamında yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, davacı tarafından ileri sürülen ihtiyati haciz isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz reddedilmiş ve davalılar vekillerince itirazın reddine yönelik ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yanın; davacı şirkete İzmir 15 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/277 esas sayılı dosyasında devam eden yargılama sırasında alınan 16/02/2023 tarihli ara karar ile TMSF'nin yönetim kayyımı olarak atandığını ve TMSF tarafından da yönetim kurulu üyelerinin görevlendirildiğini, yönetim kurulu üyelerince 17/02/2023 tarihinde şirket adresine gidilerek tespitler yapıldığını ve şirket adresinde bulunan evraklar, nakit para, ... stoku ve diğer tüm ürünlerin, TMSF'nin kayyım atama tarihine kadar yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda hissedarı olan ... ...'ın da imzası alınarak tutanak tutulmak suretiyle kayıt altına alındığını, şirketin sicil kayıtlarına göre;1983 yılında Ümit ... ve Ümit ...'ın annesi ve kardeşlerinin hissedarlığında 4 ortaklı ve limited şirket olarak kurulduğunu, zaman içerisinde yaşanan hisse devirleri neticesinde 2013 Aralık ayından itibaren şirketin tek ortaklı şirkete dönüştüğünü ve Ümit ...'ın tek ortak olduğunu, Nisan 2015'de limited şirketten anonim şirkete dönüşüm kararı alınarak Ümit ...'ın tek ortaklığında mevcut unvanı aldığını, 2015 yılı Eylül ayında Ümit ...'ın çocukları ... Ali ... ve ... ...'ın Şirket yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini, ancak Ümit ...'ın yönetim kurulu başkanı olarak şirketi münferiden temsil ve ilzam ettiğini, Şirketin pay defterlerinde yer alan bilgilere göre 22/10/2015 tarihinde ... Ali ...'ın 400.000 TL ve ... ...'ın 400.000 TL hisse tutarı ile Şirkette pay sahibi olduklarını, bu suretle Ümit ...'ın hisse oranının %100'den %92'ye düştüğünü, söz konusu hisse değişikliğine ilişkin yayınlanan ticaret sicil gazetesine rastlanmadığını, Kasım 2019'da ... Ali ...'ın yönetim kurulu başkanı ... ...'ın yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, her ikisine de münferiden temsil ve ilzam yetkisi verildiğini, Şubat 2022'de yayınlanan ilana göre de ... ...'ın yönetim kurulu başkanı olarak, şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, şirketin pay defterlerinde yer alan bilgilere göre de tarih kaydı yapılmaksızın ve sermayeden çıkış açıklamasıyla ... Ali ...'ın hissesinin sıfırlanmış olduğunu, yine tarih kaydı yapılmaksızın ve sermaye artışı açıklamasıyla ... ...'ın aynı tutarda hisse payının artırıldığını, TMSF tarafından atanan Şirket yönetiminin, Şirket hissedarı ve yönetim kurulu üyesi ... ... ile birlikte Şirket merkezinde yaptığı ve tutanağa bağladığı 17/02/2023 tarihli sayım ve tespit sonuçlarıyla, Şirketin TMSF yönetimi öncesinde muhasebe ve tam tasdik işlemlerini yürüten Mizan Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim AŞ tarafından gönderilen 31/03/2023 tarihli Şirket mizanı arasında büyük farklılıklar bulunduğunu, 31/03/2023 tarihli mizan kayıtlarında yer almasına rağmen teslim edilmeyen; merkez kasa hesabından kaynaklanan 750.884,66 TL ile has ... alışları hesabı, buna ilişkin enflasyon düzeltme farkı hesabı, 22 ayar ve 14 ayar hurda alışları hesabından kaynaklanan toplam 59.705,79 gram has ... stoğu olduğunu, ayrıca muhasebe uygulama tebliğlerine ve vergi tekniklerine aykırı olarak açıldığı görülen ve mahiyetinin ne olduğu mizan değerlerinden anlaşılamayan hesapların bakiyelerinin toplam 2.367.377,16 TL tutarında olduğunu, 26/06/2023 tarihli ... Durum Tespit Raporu ve sonrasında yapılan çalışmalar sonucunda; 31/03/2023 tarihli mizan değerlerinde yer alan ancak filli olarak mevcut olmayan varlıklara ve asıl varlık olmaksızın enflasyon düzeltme farkı bakiyesi bulunan hesaplara ilişkin tespit edilen bilgilerin tablo halinde raporlandığını, teslim edilmeyen malvarlıklarının yerine konması için şirket ortak ve yetkililerine gönderilen ihtarnamelerden de sonuç alınamadığını, ayrıca TMSF Denetim Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan denetim raporunda davacı şirket malvarlıklarının şirket yetkililerinin keyfi harcamalar ile terör örgütüne destek amacıyla kullanıldığını ve şirket malvarlığının kötü yönetim nedeniyle azaltıldığının tespit edildiğini ileri sürerek, 750.884,66 TL'nin 17/02/2023 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ve 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalılardan müteselsilen tahsiline, davalıların malvarlıklarına 750.884,66-TL ve 59.705,79 gram has ... karşılığı 205.830,934,56-TL toplamı 206.581.819,22 TL alacak tutarı kadar ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile talebin yalnızca 750.884,66-TL yönünden kabulüne karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın ise aynı gerekçe ile reddedildiği tespit edilmiştir. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Somut olayda; dava dilekçesi ve ekleri, sicil kayıtları, itiraz dilekçeleri ve ekleri, mizan kayıtları, 17/02/2023 tarihli teslim tutanağı, 26/06/2023 tarihli mali rapor, ihtarnameler ile tüm dosya kapsamına göre; davacının teslim tutanağı ile teslim alınan malvarlığı değerleri ile mizan kayıtları arasındaki açıklanamadığı ileri sürülen farka dayandırdığı tazminat alacağının 750.884,66-TL'lik kısmı bakımından İİK'nun 257/1 ve 258 maddeleri kapsamında yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluştuğu, davalılarca ileri sürülen sair istinaf sebeplerinin ise İİK'nun 265 maddesinde sayılan sebepler arasında yer almadıkları, mahkemece takdir edilen teminat oranının, ihtiyati haciz kararına dayanak kabul edilen alacak tutarına göre yerinde olduğu, mahkemece bu aşamada verilen itirazın reddine dair kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da mevcut saptanmadığından, davalılar istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... Ali ... ve Ümit ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.