İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 10/09/2025 YAZIM TARİHİ : 11/09/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 19/07/2023 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 03/05/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2025 tarih, ...…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/07/2023 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ...... VEKİLLERİ : Av... Av... İSTİNAF EDEN DAVALI : ...... VEKİLLERİ : Av... Av... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 10/09/2025 YAZIM TARİHİ : 11/09/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 19/07/2023 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 03/05/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2025 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla bozularak Dairemize iade edildiği anlaşılmakla, dosya incelendi; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Konya .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile müvekkiller aleyhine ...... Gaziemir/Çarşı -İzmir Şubesine ait 30 Ocak 2023 tarihli, ...... sayılı ve 750.000 TL bedelli, keşidecisi ...... A.Ş., lehdarı ...... olan, ...... Tic. Ltd. Şti'nin ciranta olduğu çek bedelinin tahsili yönünde icra takibi başlatıldığını, davaya konu çekteki ciro silsilesinin bozuk olduğunu, çekin yasal unsurlarının mevcut olmadığını, mahkemeye konu edilen icra takibine dayanak yapılan çekin de dahil olduğu (3) adet çek hakkında, icra takibi açılmadan önce İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinde .... sayılı çek iptal davasında verilen 17 Ocak 2023 tarihli ödeme yasağı kararı bulunduğunu, bahsedilen çek iptali davasında ayrıca 17 Ocak 2023 tarihli ilan ile Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğüne çekleri elinde bulunduranların anılan çekleri Mahkemeye ibraz etmesine ilişkin ilgili ilanların yapılması kararı verildiğini, mahkemeye konu edilen icra takibindeki çek hakkında ödeme yasağı kararı bulunmasına, banka kayıtları ve şerhi uyarınca çek bedelinin karşılığının olmasına fakat ödeme yasağı kararı çerçevesinde hesaba bloke konarak ödenmemesine rağmen, davalı tarafından çek bedelinin tahsili amacıyla Konya ... . İcra Müdürlüğünde ... sayılı kambiyo senedine dayalı icra takibi açmasının usul, yasa ve mahkemece verilen ödeme yasağı kararına aykırı olduğunu, çek ile ilgili karşılıksız ibaresi bulunmadığını, bankanın şerhinden de görüldüğü üzere hesap bakiyesinin çek bedeli kadar yani 750.000 TL olduğu hususunun da çekte bulunduğunu, müvekkillerinin takipte alacaklı gözüken davalı taraf ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, kesinlikle tanımadıklarını, bu şahsa herhangi bir borçlarının da bulunmadığını, müvekkillerinden ...... Ltd. Şti'nin en son olarak çekleri, son hamil olan ...... A.Ş 'ye teslim etmiş olup ciranta olarak gözükmeyen, ancak en son hamil olan ve çekler nezdindeyken çalınan ...... A.Ş 'den sonraki ...... Şti. ve ...... Şti'yi tanımadıklarını, müvekkillerinin ...... Ltd. Şti. ve ...... Şti. ile de herhangi bir ticari ilişkisi ve borçları bulunmadığını, tüm bu gerekçeler karşısında icra takibine, icra takip konusu borcun tamamına, faize ve borcun tüm ferilerine itiraz edildiğini belirterek Konya ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyası ve icra takip dayanağı ...... Gaziemir/Çarşı İzmir Şubesine ait 30 Ocak 2023 tarihli, ...... sayılı 750.000 TL bedelli çek nedeniyle müvekkillerin davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde takip yapıldığından %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; çek incelendiğinde fiziken bir birini takip eden cirolar olduğu ve müvekkilinin davacılar arasında ve diğer cirantalar arasında hukuki ve ticari ilişkiyi bilmesinin mümkün olmadığından dolayı ciro silsilesinin kopukluğu nedeniyle müvekkilin keşideciye müracat hakkının engellenemeyeceğini, davacı ...... şirketi tarafından çekin dava dışı ...... şirketine devir teslim ve ciro edildiğine göre artık davacıların ciro silsilesinin kopukluğundan bahsetmesinin mümkün olmadığını, davacılar ile dava dışı ...... şirketi arasında hukuki ve ticari bir ilişki bulunması nedeniyle çeklerin bu şirkete verildiğini, o halde davacıların eldeki davayı açmasında hukuki yararı olmadığını, çeki tedavüle çıkaran ortağın çeki adi ortaklık adına tedavüle çıkardığının kabulü gerektiğini, belirterek davanın reddi ile takibin durdurulması nedeniyle % 20 oranında kötü niyet tazminatının davacılardan tahsili ile müvekkiline verilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Somut olayda ; Dava ve takip konusu çekin ...... İzmir Gaziemir Şubesine ait, İzmir 30/01/2023 keşide tarihli, 750.000 TL. bedelli, ...... çek numaralı olup, lehtarının ......, ......, ...... olduğu, çekteki ilk cironun, bu 3 şirketin oluşturduğu adi ortaklık adına değil, sadece ...... Ltd. Şti. adına yapıldığı, çekte karşılıksızdır ibaresinin bulunmadığı, ibraz tarihinin de yazılı olmadığı, davalı ......'nın aradaki cirantalardan sonra en son hamil olduğu, bu çeke dayalı olarak Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden 08/02/023 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, ...İcra Müdürlüğünün 27/04/2023 tarihli kararı ile yetkisizlik nedeniyle takibin kapatılmasına karar verildiği, icra dosyasının süresinde yetkili icra dairesine gönderilmesinin istenilmediği anlaşılmıştır. Dava konusu çekin süresinde bankaya ibraz edilerek karşılıksızdır ibaresinin yazdırılmadığı anlaşılmış ise de; bunun sonucu Yargıtay HGK’nun 18.04.2018 gün ve 2017/11-106 E. 2018/925 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, "hamilin tüm sorumlulara, hatta bu arada keşideciye karşı da kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybetmesidir (TTK, m. 720). Bu olasılıkta hamil, tarafı olmak kaydı ile asıl borç ilişkisine dayanabileceği gibi, TTK, m. 730/1-14 hükmü yollaması nedeniyle çekler hakkında da uygulanacak kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davasına da başvurabilir (TTK, m. 644). Dolayısıyla ilk derece mahkemesi karar gerekçesinin aksine dava konusu çek muhatap bankaya ibraz edilmediği halde kambiyo senedi vasfını taşımaya devam etmektedir." Ancak, dava konusu çekte asıl sorun ciro zincirinde kopukluk olup olmadığı sorunudur. Yargıtay HGK’nun 30.11.2021 gün ve 2017/(19)11-2738 E. 2021/1513 K. sayılı emsal içtihadına göre de; "Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz. Her ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir..." Dava konusu çekin lehtarı ......, ...... ve ...... şirketlerinin oluşturduğu (adi ortaklık) olup, ilk ciro bu adi ortaklık adına değil, sadece ...... Ltd. Şti adına yapılmış olup, çek metninden de ciro zincirinin ilk cirodan itibaren kopuk olduğu, yukarıda yazılı Yargıtay HGK'nin emsal içtihadında da belirtildiği üzere çeke dayalı hakkın davalı son hamil ......'ya geçmediği ve davalının ciro zincirindeki kopukluktan önceki sorumlulara ve bu arada keşideciye müracaat edemeyeceği sonucuna varılarak, davacı keşidecinin dava konusu çekten dolayı davalıya karşı borçlu ve sorumlu olmadığı, bu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılmış ve davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf, feri nitelikte icra takibinin iptali talebinde de bulunmuş ise de; ilgili icra takibinin yetkisizlik nedeniyle kapatılması ve icra dosyasının süresinde yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesinin istenilmediğinin belirlenmesi nedeniyle, feri nitelikteki bu talebin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf, kötüniyet tazminatı talebinde de bulunmuş ise de; 2004 s. İİK'nin 72/5. maddesine göre davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için, takibin sadece haksız olması yeterli olmayıp kötüniyetli olarak da yapılması gerekmektedir. 4721 s. MK'nin 3/1. maddesine göre de iyiniyet karine olarak davalı tarafta mevcut olup, davacı tarafından davalının bu takibi kötüniyetli olarak yaptığı ispat edilemediğinden yine feri nitelikte olan kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle; 1-Davacının davasının KABULÜ ile Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı (yetkisizlikle kapatılmasına karar verilen) icra takibine dayanak teşkil eden, ...... İzmir ...... Şubesine ait, keşidecisi ...... A.Ş., lehtarı ...... olan, İzmir 30/01/2023 keşide tarihli, ...... çek nolu ve 750.000 TL. bedelli çekten dolayı, davacı ...... A.Ş.'nin davalı ......'ya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacının fer'i nitelikteki Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibinin iptali ile yine fer'i nitelikteki kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kötü niyet tazminatına ilişkin hükmü hatalı olup, bu hükmün düzeltilerek kararının onanması ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini, davalının; çek hakkında ödeme yasağı bulunmasına, çek bedelinin hesapta blokede tutulmasına ve bu durumu bilmesine, çek üzerinde bu hususların banka kaşesi ile yer almasına, ayrıca müvekkili ile herhagi bir ticari ve/veya borç ilişkisinin olmadığını da bilmesine rağmen müvekkil hakkında icra takibine geçmiş olmasının davalının kötüniyetli olduğunu ortaya koyduğunu, davalının çek ile ilgili olarak İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesinde .... sayılı çek iptal davasında verilen 17 Ocak 2023 tarihli ödeme yasağı kararı bulunduğunu da bildiğini, davalının kötü niyetinin açık olduğu halde aleyhine tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın düzeltilerek onanmasına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına da hükmedilmesine karar verilmesi talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2021 tarihli ve 2017/(19)11-2738 Esas, 2021/1513 Karar sayılı kararının yanlış yorumlandığını, eldeki davada davacının keşideci olup imzasını inkar etmediği gibi çekin lehtar adi ortaklık tarafından tedavüle çıkarılmasa bile çekin arka yüzünde görünüşte ciro silsilesinin kopuk olmadığını, çekin ibrazından önce iptaline dair karar verilmediğini, çekin adi ortaklığı temsile yetkili ...... şirketi tarafından ciro ve teslim yolu ile dava dışı ...... şirketine teslim edildiğini, böylelikle çekin ellerinden rızaları dışında çıkmadığını, bu nedenle çek ile ilgili ciro silsilesinin kopuk olduğundan bahsedilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini ve müvekkilinin çekin iktisabında kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizin 03/05/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile davacının istinaf başvuru talebinin esastan reddine, davalının istinaf başvuru talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2025 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı bozma ilamıyla: "...Dava davacının keşidecisi olduğu çekten dolayı ciro silsilesinin bozuk olduğu iddiasına dayalı olarak borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, ilk cirodan itibaren ciro zincirinin kopuk olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusu kabul edilerek yazılı şekilde yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle dava reddedilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un cironun hak sahipliğinin ispatı fonksiyonunu belirten 790. maddesinde, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağına yer verilmiş olup, çeki elinde bulunduran hamil ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığı takdirde, ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurma hakkını haiz olmayıp keşidecinin de senet metninden anlaşılan bu hususu çek hamiline karşı ileri sürmesi mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 637. maddesinde adi ortaklıkta kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan birinin ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması halinde diğer ortakların ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacakları, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılsa da temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olmasının şart olduğu düzenlenmiştir. Kural olarak, adi ortaklığın hak ehliyeti bulunmadığı için adi ortaklığın temsili ifadesinden, ortakların toplu olarak, temsil edilmesi anlaşılmalıdır. Zira adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, üçüncü kişilerle ortaklık arasındaki hukuki işlemleri ortaklık adına yapacak, ortaklığı dış dünyada temsil edecek bir temsil organı da yoktur. Bu sebeple adi ortaklığı, üçüncü kişilerle yapılacak hukuki işlemlerde ortaklar birlikte temsil edecektir. Davaya konu çek incelediğinde; davacının keşidecisi olduğu çekin lehtarının keşidecinin de ortaklarından olduğu "...... ...... ... " olduğu ve ilk cironun sadece adi ortaklardan ...... İnşaat tarafından yapıldığı, akabinde çekin dava dışı ...... adına ...... .... tarafından tahsil amacıyla ciro edildikten sonra sırasıyla ...... ve ...... şirketleri ile davalı ...... tarafından cirolanarak muhatap bankaya davalı tarafından ibraz edildiği, bu aşamada muhatap Bankaca çek bedeli karşılığı bulunmasına rağmen ciro silsilesinde yer almayan ......'nın açtığı çek iptal davası nedeniyle konulan tedbir nedeniyle ödeme yapılmadığı anlaşılmakla; lehtar adi ortaklığın tüm ortakları tarafından ciro edilmeyen çekteki ciro silsilesinin bu aşamadan itibaren kopuk olduğu görülmüştür. Şu halde, hak sahipliğini birbirine bağlı muntazam ciro silsilesi ile ispat edemeyen davalıya karşı keşidecinin, çek üzerindeki imzasını inkar etmese ve açıkça adi ortaklığı temsili hususunda ...... İnşaatın yetkili olmadığını ileri sürmese dahi, senet metninden anlaşılan bu hususu ileri sürebileceği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir" gerekçesiyle Dairemiz kararının bozularak dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yargıtay bozma ilamından sonra Dairemizce yapılan yargılamada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2025 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Dava; menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı, keşidecisi olduğu dava konusu çekteki ciro silsilesinin bozuk olduğu iddiasıyla borçlu olunmadığının tespitini talep etmekte, davalı taraf ise ciro silsilesinde herhangi bir bozukluğun olmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir. Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği gibi, 6102 sayılı Kanun'un cironun hak sahipliğinin ispatı fonksiyonunu belirten 790. maddesinde, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağına yer verilmiş olup, çeki elinde bulunduran hamil ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığı takdirde, ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurma hakkını haiz olmayıp keşidecinin de senet metninden anlaşılan bu hususu çek hamiline karşı ileri sürmesi mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 637. maddesinde adi ortaklıkta kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan birinin ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması halinde diğer ortakların ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacakları, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılsa da temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olmasının şart olduğu düzenlenmiştir. Kural olarak, adi ortaklığın hak ehliyeti bulunmadığı için adi ortaklığın temsili ifadesinden, ortakların toplu olarak, temsil edilmesi anlaşılmalıdır. Zira adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, üçüncü kişilerle ortaklık arasındaki hukuki işlemleri ortaklık adına yapacak, ortaklığı dış dünyada temsil edecek bir temsil organı da yoktur. Bu sebeple adi ortaklığı, üçüncü kişilerle yapılacak hukuki işlemlerde ortaklar birlikte temsil edecektir. Davaya konu çek incelediğinde; davacının keşidecisi olduğu çekin lehtarının keşidecinin de ortaklarından olduğu "...... ...... ... " olduğu ve ilk cironun sadece adi ortaklardan ...... İnşaat tarafından yapıldığı, akabinde çekin dava dışı ...... adına ...... .... tarafından tahsil amacıyla ciro edildikten sonra sırasıyla ...... ve ...... şirketleri ile davalı ...... tarafından cirolanarak muhatap bankaya davalı tarafından ibraz edildiği, bu aşamada muhatap Bankaca çek bedeli karşılığı bulunmasına rağmen ciro silsilesinde yer almayan ......'nın açtığı çek iptal davası nedeniyle konulan tedbir nedeniyle ödeme yapılmadığı anlaşılmakla; lehtar adi ortaklığın tüm ortakları tarafından ciro edilmeyen çekteki ciro silsilesinin bu aşamadan itibaren kopuk olduğu görülmüştür. Şu halde, hak sahipliğini birbirine bağlı muntazam ciro silsilesi ile ispat edemeyen davalıya karşı davacı keşideci, çek üzerindeki imzasını inkar etmese ve açıkça adi ortaklığı temsili hususunda ...... İnşaatın yetkili olmadığını ileri sürmese dahi, senet metninden anlaşılan bu hususu ileri sürebilecektir. Bu sebeple ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davalının istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının kötüniyet tazminatı yönünden yaptığı istinaf talebi incelendiğinde de; davalı takip yapmakta haksız ise de kötüniyetli olarak takip yaptığı ispat edilemediğinden ilk derece mahkemesince davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından davacının istinaf talebinin de HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. İlk derece mahkemesi kararının daha önce Dairemizin 03/05/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi, Dairemizce verilen bu kararın da yukarıda belirtilen Yargıtay ilamı ile bozulması nedeniyle Yargıtay HGK'nun 18/11/2021 tarih, 2021/10-643 E- 2021/1457 K., Yargıtay 3. HD'nin 30/11/2020 tarih, 2020/3473 E- 2020/7194 K. ve Yargıtay 4. HD'nin 15/12/2020 tarih, 2020/354 E- 2020/49 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)Tarafların istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 1-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 2-Davalıdan alınması gereken 56.686,30 TL harçtan, peşin alınan 14.171,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 42.514,73 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.'nin 2/4. maddesi gereğince 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 5- Davacı tarafça temyiz aşamasında yapılan 2.107,80 TL temyiz kanun yoluna başvuru harcı ve 390,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.497,80 TL temyiz yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B) 1- Davanın KABULÜ ile, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı (yetkisizlikle kapatılmasına karar verilen) icra takibine dayanak teşkil eden, ...... İzmir ...... Şubesine ait, keşidecisi ...... A.Ş., lehtarı ...... olan, İzmir 30/01/2023 keşide tarihli, ...... çek nolu ve 750.000 TL. bedelli çekten dolayı, davacı ...... A.Ş.'nin davalı ......'ya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacının fer'i nitelikteki Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibinin iptali ile yine fer'i nitelikteki kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 56.686,30 TL harçtan, peşin alınan 14.171,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 42.514,72 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4- Davacı tarafından yatırılan 14.171,58 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı ve 100,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 14.451,48 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 128.177,47 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gider avansını yatıran tarafa iadesine, C)Dairemizce yazılan 08/07/2024 tarihli harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iadesinin istenmesine, D)Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, E)Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzünde, verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 10/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır (muhalif) ... MUHALEFET ŞERHİ: Davaya dayanak çekte davacının lehtar iş ortaklığının ortağı sıfatıyla sorumlu olmasa bile keşideci sıfatıyla davalıya karşı sorumlu olduğu, bu nedenle dairemizin 03/05/2024 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararında direnilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan; Sayın çoğunluğun bozma ilamına uyulması görüşüne katılmıyorum. Başkan ... e-imzalıdır