11. Hukuk Dairesi 2025/2821 E. , 2025/7526 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2335 Esas, 2025/435 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARA…
11. Hukuk Dairesi 2025/2821 E. , 2025/7526 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2335 Esas, 2025/435 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin düşme nedeniyle kafasına aldığı darbe sonucunda beyin kanaması geçirdiğini ve acil olarak ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılarak acil müdahalesine doktor ... tarafından nefes borusuna aparat hortum takmak suretiyle başlanıldığını ve bir ayın sonunda başarılı bir şekilde tedavi edilerek taburcu edildiğini, taburcu edilirken nefes borusuna takılan aparatın çıkarıldığını, ancak müvekkilinin tedavi edildikten bir ay sonra aniden nefes alamamaya başladığını ve nefes borusunun işlevini kaybettiğini, müvekkilinin boğularak şuurunu kaybettiğini ve tekrar hastaneye kaldırıldığını, ... Devlet Hastanesine kaldırılan müvekkilinin ... Tıp Fakültesine sevk edilmesiyle nefes borusuna takılan hortumun takılıp çıkarılırken nefes borusunda yırtık meydana geldiğinin tespit edildiğini, nefes alamaması sırasında müvekkilinin tek olması durumunda ölebileceğini, müvekkilinin boğazının delinerek açılan büyük bir deliğe takılan aparat ile boğazından nefes alarak yaşamaya çalıştığını, doktor ...'nun müvekkilini beyin hasarı yönünden tedavi ettiğini, nefes alması için boğazına taktığı hortumu çıkarıp takarken gerekli özen ve dikkati göstermediğinden müvekkilinin nefes borusunun yırtılmasına, iltihap kapmasına, parçalanmasına ve nefes borusunun tamamen işlevini kaybederek nefes alıp verme görevini yerine getiremez hale gelmesine sebebiyet verdiğini, yanlış müdahaleyi yapan doktorun tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının davalı şirket tarafından yapıldığını, davacının yaşadığı olay sonucunda maddi ve manevi olarak zarara uğradığının sabit olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile müvekkili için 400.000,00 TL manevi tazminat ile 10.000,00 TL geçici, sürekli iş göremezlik, sakatlık zararının davalı ... şirketinden tazmin ve tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, vekilinin dosya kapsamındaki yazılı beyanlarıyla; dava dışı doktor ...’nun müvekkili şirket nezdinde dava konusu talep kapsamında geçerli bir tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmadığından müvekkili şirketin dava konusu talepler bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içindeki mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine ve bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize karşı, poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağladığını, davada müvekkili sigorta şirketi nezdinde geçerli bir poliçesi bulunmadığından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın dava dışı doktor ...’ya ihbar edilmesi gerektiğini savunarak müvekkili sigorta şirketi aleyhine hüküm kurulmamasını istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihi itibari ile dava dışı hekim Dr. ...’nun davalı ... nezdinde tıbbı kötü uygulamaya ilişkin mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğu ve ayrıca dava konusu tıbbi müdahaleden en az 1 ay evvelinden beri farklı bir sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğu, yani dava konusu tıbbi müdahale tarihinde en az 1 aydır sigortasız olmadığı, böylelikle davalı ... yönünden pasif husumet ehliyetinin mevcut olduğu, somut olayda davalı ... bünyesinde tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı hekim ... tarafından davacıya yapılan tıbbi işlem ve ameliyatlarda herhangi bir hekim kusurunun bulunmadığının, dava dışı sigortalı hekimin modern tıp kuralları kapsamında davacıya yapılması gereken tüm tıbbi işlem ve operasyonları tam ve doğru olarak yapmış olduğunun, buna rağmen dava açılmasına sebep olan sonucun ortaya çıktığının Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesinin 21.05.2021 /2791 Karar sayılı raporundan anlaşıldığı, dava konusu tıbbi müdahaleye ilişkin hasta yakını ...'tan aydınlatılmış rıza formunun alındığı ve sigortalı hekim ile davacı arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesi olduğu gerekçesiyle davanın reddine reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacıda meydana gelen zararın entübasyon işlemi esnasında meydana geldiği, meydana gelen zararın uzun süreli entübasyona bağlı komplikasyon olduğunun dosya arasında yer alan denetime elverişli ATK raporu ile ortaya konulduğu, netice itibariyle dava dışı sigortalı hekimin eylemi sonucu zararın meydana geldiğinin ispatlanamadığı, meydana gelen zararın komplikasyon kapsamında olduğu, davacının bilinci kapalı şekilde, ambulansla ve acil vaka olarak hastaneye getirilmesi sebebiyle aydınlatma yapılmasının beklenmeyecek olması karşısında dava dışı hekimin (ve dolayısıyla davalı sigortacının) sorumluluğunun oluştuğunun söylenemeyeceği, bu haliyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.