T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/791 KARAR NO : 2026/697 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/12/2024 NUMARASI : 2022/45 E. - 2024/552 K. DAVANIN KONUSU : Fikir ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/791 KARAR NO : 2026/697 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/12/2024 NUMARASI : 2022/45 E. - 2024/552 K. DAVANIN KONUSU : Fikir ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/12/2024 tarih ve 2022/45 E. - 2024/552 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının ... isimli 2019 yılında basılan kitabının ... ... başlıklı bölümünde, müvekkilinin 2012 yılında basılan ... isimli kitabın ... başlıklı bölümünü neredeyse tamamen kopyalanmış olduğunu ve usulüne uygun atıfta bulunmadığını, davalının kitabındaki dipnot 19 da yer verdiği “Ağustos 2011 tarihinde ... kazısında ele geçirilen çivi yazılı Hitit tabletini 26 Eylül 2011 tarihinde ...’da toplanan ...Sempozyumda ... ... konulu bildirimde tabletin transkripsiyonunu ve tercümesini vererek olası ...-... eşitliğini savunmuştum ancak ... bu durumu gözardı ederek beni hiç referans vermeden benim sunduğum bu tabletin transkripsiyon ve tercümesini hiç görmemiş gibi davranarak “...” diyerek bir bilim insana yakışmayacak bir şekilde bu eşitliği kendi bulmuş gibi yayınlarında ifade ettiğini, davalının dipnotta bahsettiği eserin müvekkilinin makalesi olduğunu, İtalya’da seçkin bir dergi olan ...’da yayınlandığını ve bu makalede sayfa 38’de davacının yer verdiği ve burada ... tabletini ... ve ... in kazı çalışmalarında bulunduğunu ve bu tabletin bulunduğunu 26 Eylül 2011 tarihli ... duyurduklarından bahsettiğini, davalının bugüne kadar hiçbir makalesinde, bilimsel herhangi bir çalışmasında aslında ...-... eşitliğini savunmadığını, 26 Eylül 2011 tarihindeki ... buna ilişkin hiçbir ifadesinin bulunmadığını sadece ... ile birlikte ... tabletini bulduğunu içerisinde ..., ... isimlerinin geçtiğini tabletin yakında yayınlanacağını duyurduğunu, bu açıdan bu eşitliği bilim camiasına öneren ilk kişinin müvekkili olduğunu, davacının 26 Eylül 2011 tarihinde yapılan sempozyumda ...-... eşitliğini savunduğunu ve sunumunu yaptığını, davacıdan sonra söz alan davalının “Bu genç bilim insanları çok heyecanlı, henüz daha ortada bir şey yok, ... da olabilir.” dediğini ve buna dair kayıtların olduğunu, davacının 16 Eylül 2011 tarihinde teslim ettiği doktora tezinde 05-09 Eylül 2011 tarihleri arasında Polonya’nın ... şehrinde düzenlenen ...kongresinde sunduğunu ve bildirisini 928. Sayfasında, daha sonra yayınlanan ... adlı kitabında da bahsettiğini, davalının ise bu eşitliği ilk olarak 2019 yılında basılan ... Kitabında yer alan “... ...” makalesinde savunduğunu ve davacının kitabını kopyaladığını, davalıya ait dava konusu kitabın...bildirileri isimli kitap academi.edu, ... ve bir çok sitede yayınlandığını, ayrıca ... projesi kapsamında kitabın 300 adet basıldığını, davalının davacıya ait mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek FSEK m. 68 ve 70 çerçevesinde zararın ayrı ayrı tespitine ve davacıya ait kitabın ... başlıklı bölümünün davalının kitabında ... başlıklı bölümünde izinsiz şekilde neredeyse birebir kopyalanması sebebiyle FSEK m. 68 gereğince maddi tazminat ve manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili, müvekkilinin Hititoloji ve Arkeoloji alanında önemli bir bilim insanı olduğunu, Çivi yazısını, tabletlerden doğrudan okuyabilen davalının, bir bilimsel bilginin asıl üretildiği kazı çalışmalarında hiç bulunmamış eski bir öğrencisinden intihal yapmış olduğu iddiasının yerinde olmadığını, dava konusu olan ... çivi yazısı tabletinin ilk transkripsiyonunu ve tercümesinin davalı tarafından bizzat yapıldığını, 26.09.2011 tarihli sempozyumda davalının iki adet sunum yaptığını bunlardan ikincisi Prof.Dr....'nin anılan tabletin sunumunu birlikte yapma teklifini davalının kabul etmesiyle gerçekleştiğini, burada yapılan müşterek sunuma ilişkin davalının hazırladığı ... tablet isimli ... belgesini davalının bilgisayarında mevcut olduğunu ve 2011 yılında bilim dünyasında kazandırmış olduğu ve ... dosyasını aktardığı bilgilere gerek 2014 yılındaki kongrede gerekse 2019 yılındaki aynı kongrenin bildirimi makalesinde yinelediğini buna ilişkin kronolojinin tablo üçte gösterildiğini, öte yandan davacının 26.09.2011 tarihli aynı sempozyumda kendi tebliğini sunduğu sırada davalının görüşlerinin kendi doktora çalışmasını desteklediğini ifade ettiğini, kaldı ki davalının davacının benimsediği yöntemden farklı bir usulü takip ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ... tabletinin bulunduğu zaman aralığında, henüz alenileşmemiş ...’ın tez ve kitabındaki bilimsel önerilerinin, ... tabletinin bulunmasıyla bilimsel önerilerini dile getiren ...’in “birbirinden intihal yapılmış bir fikir/tez/öneri değil de birbirini destekler ve benzerlikler oluşturan ancak yöntemsel farklılıklarla aynı sonuca varılmasının” mümkün olabileceği, iş bu davanın konusu olan ...’a ait tez ve kitap çalışmaları ile ...’e ait makale çalışmasındaki intihal iddialarını oluşturan ifadelerin, daha önce bu konuda araştırma yapan bilim adamlarının çalışmalarında sıklıkla aynı/benzer biçimde belirtmiş oldukları bilgi bütününden oluştuğu, belirtilen ve zaten bilinen bu benzerliklerin intihale konu oluşturacak nitelikte değerlendirilebilecek bir hususiyet taşımadığı, Hitit bilimi açısından ... makalesinde belirtilen ...’nın ...’ya bir günlük mesafede kuzey/kuzeydoğuda olduğu bilgisi ve yine Alacahöyük-... eşitleme teklifleri zaten bilim dünyasınca değerlendirildiğinden hareketle taraflarca dile getirilen ...-... eşitleneceği öneri/fikir/tezinin ortaya konmasında her iki araştırmacının izledikleri “bilimsel yöntemlerinin farklılaştığı”; “tespitlerini dayandırdıkları hususların birbirinden bağımsız bağlantılarla” olduğu, dava konusu eşitliğin taraflarca ifade ediliş şekillerinde var olan benzerliklerin, o bilimsel gerçekliğin ifade edilebilmesi için zorunlu olan terim / ifadelerin kullanılmasından kaynaklı olması dikkate alındığında intihal şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait doktora tezi ve buna istinaden hazırlanan kitaptan davalı tarafından atıfta bulunulmadan intihal yapıldığını, davalının, 2019 yılında basılan ... isimli kitabının '...' başlıklı bölümünde müvekkilinin 2012 yılında basılan ...isimli kitabının '...' başlıklı bölümünü haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tamamen kopyaladığını, söz konusu kitabın aynı zamanda müvekkilinin 2011 yılında ... Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne teslim ettiği Doktora Tezinin kitaplaştırılmış hali olduğunu, davalı yanın müvekkilinin hem eser niteliğindeki doktora tezinden hem de tezin kitaplaştırılmış halinden intihal yaptığını, davaya konu "..." isimli doktora tezinin müvekkiline ait olup, tez sınav tarihinin 16.09.2011 olduğunu, müvekkilinin bu tez çalışmasını ... isimli kitap haline getirilerek Temmuz 2012 yılında bastırdığını, başka bir ifade ile davalının hem Doktora tezinin ... bölümünde olan ilgili kısmı, hem de kitabın ... Bölümünde yer alan ilgili kısmı intihal yaptığını, müvekkili tarafından kullanılan bağlaç ve tamamlayıcı ifadeler ile yanlışların birebir kopyalanması, zaten alanda uzman olmayan kişiler tarafından da net olarak tespit edilebilir nitelikte olduğunu, ...= ... eşitliğini ilk kez müvekkilinin kullandığını, çelişkili bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, eksik inceleme ve araştırma ile hukuki olmayan yoruma dayalı olarak hatalı değerlendirme ile hüküm kurulamayacağını, somut olayda dosyaya sunulmuş bilirkişi raporlarının uzman bilirkişiler tarafından incelenmediğini ve soyut bir tespit yapıldığını, devam eden Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2021/308 Esas numaralı dosya kapsamında alınan 02.03.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile çelişki içerdiğini, 02.03.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu yerel mahkeme dosyasına sunulmasına rağmen dikkate alınmadığını, Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca 2020/3339 numaralı soruşturma kapsamında alınan 18.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda ...-... eşitliğinin ilk olarak müvekkili tarafından ileri sürüldüğünün, müvekkilin 2011 tarihli doktora tezi ile davalının 2019 tarihli kitabı arasında olağandan fazla çakışmaların mevcut olduğunun ve davalı yanın 2019 yılında basılan kitabında müvekkile ait 2011 tarihli doktora tezine atıfta bulunulmadan usulsüz iktisap suretiyle intihal eyleminin gerçekleştirildiğinin tespitinin yapıldığını, buna ek olarak, Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde 2021/308 Esas numaralı dosya kapsamında alınan 02.03.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da, davalının müvekkiline ait eserden yaptığı alıntının atıf yapılmaması karşısında iktibas serbestisi kapsamında değerlendirilemeyeceğinin ve bu halde herhangi bir atıfta bulunulmaması sebebiyle intihal şartlarının mevcut olduğunun tespitinin yapıldığını, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan bilirkişi raporlarında açıkça intihal olduğunun belirlendiğini, Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde 2021/308 Esas numaralı dosya kapsamında alınan 02.03.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da ‘‘katılana ait eserde yer alan ifadelerin kendine has bir değerlendirme ve üslupla sunulması yani hususiyet taşıması, sanığın, katılana ait eserlere herhangi bir atıfta bulunmaması karşısında sanığın vaki eyleminin intihal anlamına geleceği; bu kısımlar çıkartıldığında sanığa ait eserin bütünlüğünün bozulacağı’’ sonucuna ulaşıldığını, ayrıca ''metinlerin tamamının taraf eserlerine aynı şekilde aktarılmasının ve üstelik hataların da aynı olarak yapılmasının olağan olarak kabul edilmesinin mümkün görülmemesi, alıntı yapılan kısımların bu bilim alanında yapılması zorunlu hususlardan olmadığı'' kanaatine varıldığını, hükmedilen vekalet ücretinin alacaktan fazla olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, fikir ve sanat sanat eseri sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün ref'i, önlenmesi ve tazmini istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacıya ait kitabın "..." başlıklı bölümünün, davalının kitabının "..." başlıklı bölümünde kullanılması suretiyle intihal oluşup oluşmadığı, davacının fikir ve sanat eseri sahipliğinden doğan haklarının tecavüze uğrayıp uğramadığı noktalarında toplandığı anlaşılmakta olup, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava konusu, taraflara ait kitapların FSEK m.2 hükmü kapsamında ayrı ayrı ilim ve edebiyat eseri olduğu, anılan eserler üzerinde davacı ve davalının isimlerinin yer alması karşısında söz konusu eserlerin eser sahiplerinin ayrı ayrı davacı ve davalı olduğu, dava konusu hususların, taraflarca ifade ediliş şekillerinde var olan benzerliklerin, o bilimsel gerçekliğin ifade edilebilmesi için zorunlu olan terim / ifadelerin kullanılmasından kaynaklı olması dikkate alındığında intihal şartlarının oluşmadığı belirlenmiş, mahkemece de bu bilirkişi raporu esas alınmak sureti ile yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, soruşturma aşamasında alınan 18.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taraflara ait kitapların ve tezin ayrı ayrı ilim-edebiyat eseri olduğu, anılan eserler üzerindeki hak sahipliğinin ayrı ayrı katılan ve sanık olduğu, ...yayını kapsamında basılan ... ... başlıklı bildirinin şikayetçinin T.C ... Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tarih anabilim dalı bünyesinde sunduğu “...” başlıklı doktora tezinden intihaller içerdiği ve söz konusu intihallerin iltibas sınırını aşar mahiyette olduğu ve usulüne uygun atıf olmaması nedeniyle FSEK madde 71 de tanımlanan suçun unsurlarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmış olup, Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde 2021/308 Esas numaralı dosya kapsamında alınan 02.03.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da; ‘‘katılana ait eserde yer alan ifadelerin kendine has bir değerlendirme ve üslupla sunulması yani hususiyet taşıması, sanığın, katılana ait eserlere herhangi bir atıfta bulunmaması karşısında, sanığın vaki eyleminin intihal anlamına geleceği, bu kısımlar çıkartıldığında sanığa ait eserin bütünlüğünün bozulacağı’’, ayrıca ''metinlerin tamamının taraf eserlerine aynı şekilde aktarılmasının ve üstelik hataların da aynı olarak yapılmasının olağan olarak kabul edilmesinin mümkün görülmemesi, alıntı yapılan kısımların bu bilim alanında yapılması zorunlu hususlardan olmadığı'' kanaatine varılmıştır. Yani, davacının, yargılama sırasında sunduğu ve istinaf itirazlarında da belirttiği üzere, taraflar arasında yargılaması devam eden Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2021/308 Esas numaralı dosya kapsamında alınan 02.03.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca 2020/3339 numaralı soruşturma kapsamında alınan 18.06.2020 tarihli bilirkişi raporu ile iş bu davada alınan bilirkişi raporu arasında tamamen zıt yönde açık bir çelişki oluşmuştur. Bu itibarla mahkemece, dosyaya sunulan bilirkişi raporları ile açık çelişki barındıran bilirkişi raporunun hükme esas alınması sureti ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekliliğe uyulmaması, 6100 sayılı HMK’nın 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 353/1-a-6. maddesi uyarınca "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halini oluşturacağından mahkemece, öncelikle, dosya kapsamında oluşan bu çelişkinin giderilmesi için dava konusu alanda uzman olan bir heyetten yeni bir bilirkişi heyet raporu alınması ve dosya kapsamında oluşan çelişkinin denetime elverişli olacak şekilde giderilmesi, diğer yandan ceza yargılamasının akıbetinin de araştıralarak bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/12/2024 gün ve 2022/45 E. - 2024/552 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, 8-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davacıdan alınan 51.405,23.TL tutarındaki nakit teminatın GERİ VERİLMESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/04/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...