T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/524 KARAR NO : 2026/1036 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21.10.2020 ESAS-KA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/524 KARAR NO : 2026/1036 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21.10.2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/431 E., 2020/557 K. DAVA : Genel Kurul Kararının İptali KARAR TARİHİ : 30.04.2026 YAZIM TARİHİ : 30.04.2026 Davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili özetle: Kooperatifin üyeleri arasında ve aidat ödemelerinde farklılıklar olduğunu, portföydeki senetlerin sahiplerine iade edildiğini, müvekkili ... tarafından 2014 yılı hesap dönemine ilişkin hazırlanan denetim raporunda kabul edilen usulsüz nakliye bedelinin 2016 yılında da devam ettiğini, villaların arsa sahiplerine yapılan farklı olarak tüm evlerin arsasının beton duvarlarla çevrilmeyip tel taş şekillendirme ile ayrılmasının nedenini maliyetlerden tasarruf açıklandığını, istinat duvarındaki kayma 90.000 TL + KDV olarak ...'e yaptırıldığını, ne var ki istinat duvarını yapan ... Yapıya herhangi bir sorumluluk yükletilmeden kooperatifin zarara uğratıldığını, kooperatiflere yapılan inşaat taahhüt işlerinde bir istisna olmaksızın %1 olduğunu, yönetimce müteahhide %17 fazla ödeme yapıldığını, ödenmeyen vergi, SSK ve bankalara borçları olduğunu, üyeler arasında aidat ödemelerinde farklılıklar yaratıldığını, denetim kurulu üyesi ... ve eşi ...'ın borçlu olduklarını bu nedenle eleştiri şeklinde denetim raporu yazamayacaklarını, genel kurul kararının 10. maddesinde kooperatifin güneyinde yapılan (32 katlı) binaların inşaat ruhsatları iptali için açılmış davadan feragat edilmesi için yönetim kurulunca verilen kararın kamu düzenine ahlaka aykırı olduğunu ileri sürerek, bu kararın uygulamasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir yoluyla ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacılardan ..., ... ve ...'in 10. maddeye muhalif olmadıkları gibi muhalefet şerhi de koymadıklarını, 14.06.2000 tarihli sözleşmenin eldeki tek sözleşme olması nedeniyle uygulanmasının zorunlu olduğunu, davacıların sözleşmeden sonra ve 13.06.2010 tarihli genel kuruldan sonra kooperatife üye olduklarını, sözleşmeye dayalı tüm işlemlerin 6 yıl boyunca ibra edildiğini, müteahhide yapılan ödemelerde herhangi bir usulsüzlüğün olmadığını, kooperatifin zarara uğratıldığı iddiası yönünden duvarların 2016 yılında değil 2013 ve 2014 yıllarında yapıldığını, davacı ...'in bu dönemde denetçi olduğunu, iptal isteminin iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, 44835 Ada 2 Parsel'de yapılmış olan istinat duvarındaki kayma işleminin tamiri için tekrar ödeme yapıldığı iddiası yönünden mal ve can kayıplarının önlenmesi adına gerekli önlemlerin bizzat kooperatif tarafından alındığını, önlem alınmış olmasının yönetim kurulunun ibrasının iptali için gerekçe yapılmış olmasının anlaşılamadığını, KDV ödemesi yönünden ise % 1 KDV uygulanabilmesi için inşaat ruhsatının kooperatif adına alınmış olması gerektiğini, kooperatifin konut yapı kooperatifi olduğunu, işin konut yapı kooperatifine yapılması ve yapılan işin inşaat işi olması gerektiğini, vergi ve SGK borçları için faiz ödenmesi iddiasının haksız olduğunu, ortaklığı sona eren üyeler arasında yapılması iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, gecikme cezası ve temerrüt faizi uygulamasının kanuna uygun olduğunu, 10. madde yönünden kararın kooperatifin menfaatine olduğunu ve 5.000.000 TL civarında kooperatife yarar sağlandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Kooperatif Genel Kurul kararının iptalini talep eden davacının, kooperatifin ortağı olması gerektiği, bu ortaklığın dava süresince devam etmesi gerektiği ancak davacı ... dava açılırken davalı kooperatifin üyesi olmasına rağmen dava sırasında üyelikten ayrıldığı, bu nedenle aktif husumet ehliyetinin kalmadığı anlaşılmakla; ...'in davasının aktif husumet nedeniyle reddine... Diğer davacılar yönünden, kooperatif genel kurulunda alınan 10. Maddeye yönelik muhalefet şerhlerinin bulunmadığı, sadece ...'in olumsuz oy kullandığı, bu nedenle dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla; davacıların 10. Maddeye yönelik iptal taleplerinin reddine... 8. Madde yönünden ise, dava sırasında gecikme cezasına ilişkin hükmün TBK'nın 120. Maddesine uygun olarak düzeltildiği bu şekilde davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, 8. Madde yönünden karar verilmesine yer olmadığına... 4. Madde yönünden ise, alınan bilirkişi raporlarına göre; Yönetim ve Denetim Kurulu'nun ibrası ve bilanço gelir - gider tablosunun onaylanması yönünden kararın iptali gerektiren bir hususun olmadığı, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/420 E. Sayılı dosyasındaki davaya konu olan ... Firmasına yapılan nakliye ödemeleri yönünden ise ibra edilen yönetim kurulunun kooperatif ile dava dışı şirket arasında akdedilen sözleşmeye uygun olarak ödemelerin yapıldığı, sözleşmenin alınan genel kurul kararına aykırı olarak ibra edilen 2016 yılı faaliyetlerinden önce yapıldığı, bu nedenle yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibra edilmesinin ve bilanço gelir - gider tablosunun onaylanmasının kanun, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı kanaatine varılmakla; 4. Maddeye yönelik talebin reddine..." karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: Bilirkişi raporlarının somut ve teknik gerekçe içermediği, özellikle ek raporda iddialarının doğrulandığı, buna rağmen mahkemece bu hususların dikkate alınmadığı, ... firmasıyla yapılan sözleşmeye dayalı nakliye ödemelerinin hukuka uygun kabul edilmesinin hatalı olduğu, sözleşmenin genel kurul kararına aykırı şekilde uygulanmasının sonraki yıllarda meşru sayılamayacağı, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/420 E. sayılı dosyasında yönetim kurulu üyelerinin yetkilerini aşarak 2.950.000 TL nakliye ödemesi yaptıklarının tespit edilerek cezalandırıldığı, bu hususun yönetim kurulu işlemlerinin hukuka aykırılığını ortaya koyduğu, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/385 E. 2018/1032 K. sayılı kararında da benzer şekilde sözleşmeye aykırı ödemeler nedeniyle yönetim kurulu ibrasının iptal edildiği, bu kararın somut olayla örtüştüğünü ve dikkate alınmadığı, bilirkişi ek raporunda 161.631,42 TL ve 18.335,21 TL tutarında nakliye ödemesi yapıldığının tespit edildiği, bu ödemelerin hukuka aykırı olduğunun açıkça ortaya konulduğu, kooperatifin ödemelerinin temerrüde düşürülerek zarara uğratıldığının bilirkişi raporunda tespit edildiği, genel kurul tutanağının 4. maddesinde alınan kararların iptal edilmesi gerektiği nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile kalan 672,70 TL harcın davacılardan alınıp Hazine'ye gelir kaydına. 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK m. 364 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 30.04.2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...