11. Hukuk Dairesi 2009/11183 E. , 2011/3686 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.04.2009 tarih ve 2007/592-2009/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/11183 E. , 2011/3686 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.04.2009 tarih ve 2007/592-2009/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinden ....’nun oğlu, davacı ....’nun torunu ve diğer davacıların yeğeni olan ....’ın davalıya ait trene binmek isterken, trenin tüm yolcuların inme binme işlemleri tamamlanmadan hareket etmesi sonucu trenle peron arasına düşerek öldüğünü ileri sürerek, davacı ... için ıslahla birlikte 9.623,92 TL maddi, 7.500,00 TL manevi, ....için 5.000,00TL.manevi, diğer davacılar için ayrı ayrı 2.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların yakının kurum personeli tarafından hareket işareti verildikten, tren hareket ettikten sonra trene binmeye çalıştığı esnada düştüğünü, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, tren ve peron arasındaki açıklığın standartlara uygun yapıldığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, anneanne, teyze gibi yakınların manevi tazminat talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yakını ...’ın İstanbul-Kadıköy Söğütlüçeşme tren istasyonunda hareket halindeki trene binmek isterken tutunamayarak tren ile peron arasına düşerek öldüğü olayda.....’ın % 70, davalı kurumun % 30 oranında kusurlu bulunduğu, davacı annenin destek tazminatının davacının oğlunun kusur oranına göre 9.623,92 TL olduğu, ölenin yaşı, olayın ve sonrasının trajik olarak nitelendirilebilmesi gözetilerek davacı yakınların manevi üzüntü duyduklarının kabulü gerektiği, olay taşıma sözleşmesinden kaynaklandığından kaza tarihinden itibaren avans faizine hükmedileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 9.623,92 TL maddi, 7.500,00 TL manevi, diğer davacılar için ayrı ayrı 1.000,00’er TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Kazanın meydana gelmesinde tren işletmecisi davalının %30 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Davalının, teknolojik gelişmelere uygun tren işletmesi yapmaması, vagon gabari çizgisi ile peron arasındaki aralığın yetişkin bir insanın girmesine elverişli olacak derecede inşası, vagonların açılıp ve kapanmasında dışarıdan müdahale edilmesine engel bir sistemi kurmaması, davalı personelinin yolcu hareketlerini kontrol altında tutamaması gibi nedenlerle kusurlu olduğu bir gerçektir. Esasen, Dairemiz’in istikrar kazanmış kararlarıyla da davalının açıklanan yönlerde işletme kusurunun varlığı kabul edilmiştir. Ancak, somut olayda davacıların desteğinin kazanın meydana gelmesindeki kendi can emniyetini koruma ve kollamada dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarının yoğunluğu ile Dairemizin’in benzer olaylardaki yaklaşımı dikkate alındığında hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalıya yüklenen kusur oranın yüksek olduğu tartışmasızdır. Bu durum karşısında, davalı vekilinin rapora yönelik itirazı da dikkate alınıp, kusur oranı bakımından bilirkişi kurulundan ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 3- Ayrıca, dava konusu kazada ölen ...’ın teyzeleri olan davacılar ..., ... ve ... yeğenlerinin ölümü nedeniyle manevi zarara uğradıklarını iddia ederek manevi tazminat talep etmiş olup mahkemece olayın trajik olarak nitelendirilebilecek mahiyette olduğu, olaydan ötürü davacı “yakınların” manevi acı duyduğu gerekçesiyle 1000’er TL manevi tazminata hükmedilmiştir. BK’nun 47. maddesi ölenin ailesine dahil kişilerin manevi tazminat isteyebileceğini kabul etmiştir. Ölenin ailesinden maksat “davacılar ile ölen arasında eylemli, gerçek bağlılık ve ilişki” bulunan kişilerdir. Ölenle davacılar arasındaki bağın niteliği, derecesinin belirlenmesi hakime aittir. Hakim her olayın özelliği ve koşulları içinde hakkaniyete uygun bir nitelendirme yapmak zorundadır. Bu itibarla mahkemece, yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı teyzeler ile ölen arasında bu anlamda bir ilişki bulunup bulunmadığı araştırılmadan, karar yerinde bu hususlar tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.