İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Soru…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/2221 KARAR NO: 2026/101 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:06/07/2023 NUMARASI: 2022/843 Esas - 2023/598 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araçla, dava dışı ... plakalı aracın çarpışması neticesinde 11/03/2013 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında, ... plakalı araçta yolculuk etmekte bulunan vekil edeninin ağır şekilde yaralanarak malul kaldığını, aynı olayla ilgili olarak müvekkili tarafından diğer zarar sorumlularına yönelik olarak açılan ve İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/966 esasına kayıtlanan dava sırasında, ATK İkinci İhtisas Kurulu'ndan temin edilen raporla; vekil edeninin söz konusu kaza nedeniyle %10,3 oranında maluliyete uğradığının belirlendiğini, kazaya karışan her iki aracın da ticari araç olduğunu ve eldeki dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmakla birlikte sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 25,00-TL'si geçici iş göremezlik, 25,00-TL'si de kalıcı iş göremezlik zararına karşılık olmak üzere toplam 50,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş, 11/05/2023 günlü ıslah dilekçesi ile de; maddi tazminata ilişkin istek miktarını 1.205,52-TL'si geçici iş göremezlik, 117.114,39-TL'si de kalıcı iş göremezlik zararına ait olmak üzere toplam 118.269,91-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik ve zamanaşımı itirazında bulunarak, eldeki davadan önce vekil edeni sigorta şirketine 2918 sayılı KTK'nın 97.madde hükmü uyarınca usulüne uygun bir başvuruda bulunmadığından, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca talebin Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında kalmadığını, kalsa bile müvekkilinin geçici iş göremezlik zararından sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, tüm bunlardan ayrı kusurun ve maluliyetin usulüne uygun şekilde belirlenmesi ve tazminat hesaplamasının da aktüer sıfatına haiz bilirkişiler tarafından Poliçe Genel Şartları uyarınca yapılması gerektiğini, müterafik kusur durumunun da değerlendirilmesini istediklerini ve ayrıca talep konusu kaza bir iş kazası olduğundan SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması ve yapılmış ise belirlenen tazminatlardan düşülmesi ve ceza yargılaması sırasında taraflar arasında uzlaşma gerçekleşmiş ise; uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafın faiz cinsi ve faiz başlangıcına ilişkin istemlerinin de yerinde bulunmadığını savunmuş; ıslah dilekçesine karşı sunduğu beyan dilekçesinde de zamanaşımı defini tekrarlamıştır. Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/820 Esas (-öncesi 2014/966 Esas) sayılı dosyası, söz konusu bu dosya kapsamında temin edilen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek.Davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'yle sigortalı bulunan .. plaka sayılı servis aracının karıştığı 11/03/2013 günlü çift taraflı trafik kazasında, sigortalı servis aracında yolculuk etmekte bulunan davacının yaralanarak maluliyete uğradığı, davacının kazadan sonra... plaka sayılı aracın sürücüsü, maliki ve ... sigortacısı ile kazaya karışan ... plaka sayılı karşı aracın sürücüsüne, işletenine ve ... sigortacısına yönelik olarak İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan 2014/329 Esas sayılı (-doğrusu 2014/966'dır) dosyası kapsamında temin edilen 06/02/2019 günlü kusur bilirkişi raporu ile ATK İkinci İhtisas Dairesi'nce düzenlenen rapor gereğince,... plakalı araç sürücüsü...'nın tam kusurlu olduğu ve davacının kaza neticesinde %10,3 oranında maluliyete uğradığı, geçici iş göremezlik süresinin de 1,5 ay bulunduğunun belirlendiği ve davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının da ne olduğunun 27/10/2020 günlü aktüer bilirkişi raporuyla tespit edildiği ve söz konusu bu dosyada temin edilen kusur, maluliyet ve tazminat hesaplamalarına ilişkin raporların davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından da herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, bu durumda kusur, maluliyet ve aktüer hesaplama bakımından düzenlenen iş bu raporlara itibar edilmesi gerektiği; her ne kadar davalı vekili tarafından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulmuş ise de; talep konusu kazanın 11/03/2013 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 03/11/2021 tarihinde açıldığı, eldeki davada uygulanması gereken uzamış ceza zamanaşımı süresinin de 8 yıl olduğu ve davacı tarafından diğer zarar sorumlularına karşı 28/05/2014 tarihinde açılan dava ile zamanaşımının kesildiği dikkate alındığında, davalı vekilinin cevap süresi içerisinde ileri sürdüğü zamanaşımı definin reddine karar verilmesi gerektiği, ne var ki dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğu ileri sürülmüş ise de; bir davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerektiğini, oysa davacı tarafından daha önce açılan dava neticesinde davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararının 117.548,11-TL olduğu kabul edilerek bu miktar üzerinden uyuşmazlığın sonlandırıldığı, bu durumda alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenemeyeceğinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı, davanın kısmi dava olarak görülüp sonuçlandırılması gerektiği, nitekim davacı vekili de iş bu davada yeni bir hesaplama talebinde bulunmadığı ve 2014/329 (-doğrusu 2014/966) esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davayı ıslah ettiği, davalı vekilinin ıslah dilekçesine karşı 2 haftalık süre içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu dikkate alındığında; davacının, diğer zarar sorumluları aleyhine 28/05/2014 tarihinde açtığı dava ile KTK'nın 109/3.maddesi uyarınca zamanaşımı kesilmiş, yeniden işlemeye başlamış ise de; 28/05/2014 tarihinde kesilen ve yeniden işlemeye başlayan 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi de 2022 yılında dolduğu, bu nedenle davalı vekilinin 11/05/2023 tarihli ıslah dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı definin yerinde bulunduğu, açıklanan nedenle davacının 25,00-TL geçici iş görmezlik 25,00-TL sürekli iş görmezlik olmak üzere toplam 50,00-TL maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği şeklindeki gerekçeyle; -Davanın kısmen kabulü ile; 25-TL geçici iş görmezlik 25-TL sürekli iş görmezlik tazminatı toplamı 50-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri;ilk derece mahkemesinin zaman aşımına ve belirsiz alacak davasının niteliğine ilişkin belirleme ve kabul şeklinin dosya kapsamıyla örtüşmediği, 2918 sayılı KTK'nın 109/3 madde hükmünün değerlendirilmesinde de hata yapıldığı, sonuç itibariyle; ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı vekili tarafından süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde ve 11/05/2023 günlü ıslah dilekçesine karşı yine süresi içerisinde sunulan beyan dilekçesinde, zaman aşımı definde bulunulmuştur.Dosya kapsamından, davacının aynı kaza nedeniyle eldeki dava açılmadan önce kazaya karışan ... ve ... plaka sayılı araçların sürücüleri, malikleri ve ... sigortacılarına yönelik olarak geçici ve kalıcı iş göremezlik zararlarının ve manevi zararının tazmini amacıyla 14/05/2014 tarihinde dava açtığı, bu davanın İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/966 esasına kayıtlandığı, mahkemece bu esas üzerinden verilen 15/12/2020 gün, 2020/788 Karar sayılı ilamla; ... plaka sayılı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığı gerekçesiyle, söz konusu aracın maliki, sürücüsü ve ... sigortacısına yönelik davaların reddine karar verildiği; ... plaka sayılı aracın sürücüsü (...), maliki (...) ve ...sigortacısına (... Sigorta) yönelik davanın ise; maddi tazminat bakımından kabulüne, manevi tazminat talebi bakımından da kısmen kabulüne karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu, davacı tarafın istinaf nedenlerinin manevi tazminatın yetersiz olduğu, ayrıca avans faizine hükmedilmemesinin isabetsiz bulunduğu ve vekalet ücretlerinin de hatalı hesaplandığına ilişkin olduğu, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvuruları değerlendirilerek Dairemizce verilen 03/11/2021 gün, 2021/1498 Esas - 2021/1620 Karar sayılı ilamla; ... plaka sayılı aracın, taşıma sigortası bulunduğu ve ... Sigorta A.Ş nezdinde poliçe düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu durumda aracın ... sigortacısı ... Sigorta'nın sorumluluğunun bu kapsamda belirlenmesi gerektiği açıklanarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın davalı ... Sigorta A.Ş yararına kaldırıldığı, bu kaldırma kararından sonra dosyanın mahkemenin 2021/820 esasına kayıtlandığı ve bu esas üzerinden devam eden yargılama sonucunda verilen 08/11/2022 gün, 2021/820 Esas - 2022/977 Karar sayılı ilama karşı davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu, davacı vekilinin istinaf nedenleri bu defa sadece manevi tazminat miktarının az takdir edildiğine ilişkin olduğu ve Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde istinaf yasa yoluna başvuran her iki tarafın istinaf başvuruları yerinde bulunmayarak reddedildiği ve kararın bu şekliyle 07/06/2023 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen bu davada eldeki davanın davalısı ... Sigorta A.Ş.'nin ihbar olunan sıfatıyla yer aldığı anlaşılmakta olup, açıklanan bu hususlarda taraflar arasında da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bilindiği üzere, 2918 sayılı KTK.nun 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.Yine maddi ve manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72.maddesinde düzenlenmiştir. (-Benzer düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde de bulunmaktadır.)6098 sayılı TBK'nın 72. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımını öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Yani zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Ve bu iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Bu nedenle zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmi olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı).TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.Hal böyle olunca; eldeki davanın konusunu oluşturan ve davacı dahil iki kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazası 11/03/2013 tarihinde meydana geldiği ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89/1-2 ve 66/1.e madde hükümleri uyarınca, uzamış (ceza) zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu dikkate alındığında; görülmekte olan davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi olduğu ve davanın da esasen bu sürenin geçirilmesinden sonra 03/11/2021 tarihinde açıldığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.Ancak; 6098 sayılı TBK'nın 153. maddesinde zamanaşımının durması, 154. maddesinde ise zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiş olup, 2918 sayılı KTK'nın 109/3 ve 6102 sayılı TBK'nın 155/1 madde hükümlerinde de ayrıca ; tazminat sorumlusuna veya diğer bir müteselsil sorumluya karşı kesilen zamanaşımının sigortacıya karşı da kesileceği belirtilmiştir.Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hakimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir.Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz.Zamanaşımını kesen sebepler ise; TBK'nın 154 maddesinde gösterilmiştir. TBK'nın 154.maddesinde “Zamanaşımının Kesilmesi” başlığında; “Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir; 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa” şeklinde düzenleme mevcuttur. İlgili maddeye göre zamanaşımı: borçlunun bir fiili ile, alacaklının bir fiili ile, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, defî dava zımnında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklinde gerçekleşmektedir. Alacaklının bir mahkemede alacağıyla ilgili dava açması zamanaşımının kesilmesi için yeterli olup, davanın niteliği önem arzetmemektedir. Ayrıca dava açıldıktan sonra hakimin duruşma esnasında veya dosyada yaptığı her işlem ve hüküm ile tarafların her işlem ve eylemi sonunda zamanaşımı yeniden kesilir, süre tekrar işlemeye başlar. Bu durumda az yukarıda açıklanan tüm yasal düzenlemeler bir bütün olarak dikkate alındığında; talep konusu trafik kazası 11/03/2013 tarihinde gerçekleştiğine ve davacı tarafından aynı olay nedeniyle 28/05/2014 tarihinde diğer zarar sorumlularına karşı dava açıldığına göre; 28/05/2014 tarihinde açılan dava ile kesilen zamanaşımı süresi eldeki davanın davalısı olan sigorta şirketi bakımından da kesileceğinden, görülmekte olan davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı konusundaki mahkeme kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Her ne kadar mahkemece; diğer zarar sorumlularına karşı açılan önceki dava neticesinde davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının 117.548,11-TL olduğu kabul edilerek uyuşmazlığın sonlandırıldığı dikkate alındığında, davacının eldeki davayı açtığı sırada alacağın miktar ve değerini tam olarak bilmediğinden söz edilemeyeceği, bu durumda da davanın belirsiz alacak davası olarak nitelenemeyeceği şeklindeki değerlendirme neticesinde, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 11/05/2023 günlü ıslah dilekçesi tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçirildiği sonucuna varılarak, 11/05/2023 günlü dilekçeye konu talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de;Dava açan dilekçede, davanın belirsiz alacak davası olduğu açıkça bildirildiği ve ayrıca eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle, diğer zarar sorumlularına karşı açılan önceki davanın henüz sonuçlandırılmamış olduğu dikkate alındığında davacının dava tarihi itibariyle eldeki davanın davalısı olan sigorta şirketinden talep edebileceği alacağın miktarını tam ve kesin olarak bildiği veya bilebilecek konumda olduğu, dolayısıyla da belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadı söylenemeyecektir. Kaldı ki zamanaşımını kesen önceki davanın da belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu ve davanın bu niteliğe göre sonuçlandırıldığı bir bütün olarak dikkate alındığında, mahkemece; davanın belirsiz alacak davası olduğu ve belirsiz alacak davalarında alacağın tamamı için dava tarihinde zamanaşımının kesileceği kabul edilerek taraflar arasındaki uyuşmazlığın buna göre sonuçlandırılması gerekirken, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu görüşünden hareketle karar verilmiş olması doğru olmamıştır.Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve davacı ile diğer zarar sorumluları ve müteselsil sorumlular arasında görülerek sonuçlandırılan İstanbul Anadolu 1. Asliye Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2022 gün, 2021/820 Esas - 2022/977 Karar sayılı ilamına gereğince davacı Gökhan Sanlı lehine hüküm altına alınan toplam 117.548,11-TL tazminat miktarıyla bağlı kalınarak, davacının maddi tazminata ilişkin talebinin (-tahsilde tekerrür oluşmamak kaydıyla-) kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2023 tarih ve 2022/843 Esas - 2023/598 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2023 tarih ve 2022/843 Esas - 2023/598 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a/Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla (-davacı ile diğer zarar sorumluları arasında İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülerek sonuçlandırılan 08/12/2022 tarih ve 2021/820 Esas-2022/977 Karar sayılı ilam gereğince) davanın KISMEN KABULÜ ile; - 433,72-TL geçici iş görmezlik tazminatı, 117.114,39-TL sürekli iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 117.548,11-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine, b/Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 8.029,71- TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin harç, 403,96-TL ıslah harcı toplamı olan 463,26 TL'nin düşümü ile kalan 7.566,45-TL bakiye harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, c/Davacı tarafından yapılan 38,25-TL yargılama gideri, 59,30-TL peşin harç, 403,96-TL ıslah harcı, 59,30-TL başvuru harcı toplamı olan 560,81-TL'nin davanın ret ve kabul oranı dikkate alındığında bakiye 557,15-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, ç/Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, d/Davacı yargılama sırasında vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e/Davalı yargılama sırasında vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 771,80-TL ret vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3/Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.22/01/2026