T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2266 Esas KARAR NO : 2025/2246 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/3271 D.İş Esas - 2025/3390 Karar TARİHİ: 30/10/2025 TALEP: Delil Tespiti (Finans) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulm…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2266 Esas KARAR NO : 2025/2246 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/3271 D.İş Esas - 2025/3390 Karar TARİHİ: 30/10/2025 TALEP: Delil Tespiti (Finans) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Delil tespiti talep eden vekili talep dilekçesi ile; davalı ... şirketi uluslararası kartlı ödeme sistemini yöneten kuruluş olduğunu, ... Risk Program kapsamında bir ihlal tespit etmesi halinde, ilgili işlemin gerçekleştiği POS altyapısını sağlayan kuruluşa ceza uygulamakta olduğunu, bu kapsamda ...'nın, bazı işlemlerin müvekkili şirket ve müvekkili şirketin anlaşmalı bir üye işyeri üzerinden gerçekleştirildiğini ileri sürürek söz konusu işlemlerin ... POS altyıpısı üzerinden yapılmış olması nedeniyle her bir işlem için 50.000 USD tutarında ceza kestiğini, davalı ...'nin ise, ... 'dan gelen ve müvekkili şirketin adının geçtiği ihbarları doğal olarak müvekkiline rücu ettiğini, ...'nin müvekkiline rücu etmesinin ardından müvekkili şirketin de söz konusu cezaları sözleşme hükümleri gereği ilgili anlaşmalı üye işyerine bildirdiğini ve bu tutarları üye işyerine rücu ettiğini, ihbarda adı geçen üye işyerinin, müvekkili şirket tarafından tanınmadığını, büyük olasılıkla bir karışıklık veya hata söz konusu olduğunu belirterek ihlale konu işlemlere dair tüm bilgi ve belgelerin ... ... Limited İstanbul Merkez Ofisinde celbini ve ... A.Ş.'nin bu konuda ...'dan aldığı belgelerin dosyaya sunulmasını, gereği yapıldıktan sonra tespit tutanağı düzenlenmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/10/2025 tarih ve 2025/3271 D.İş Esas - 2025/3390 Karar sayılı kararında;"......6100 sayılı HMK'nun 400/2 fırkası uyarınca, delil tespiti talep eden vekilinin, tespit talebine konu ettiği hususların hemen tespit edilmemeleri halinde kaybolacak yahut ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacak mahiyette bulunmadıkları, tespiti talep edilen tüm bilgi ve belgelerin açılacak davalarda celbinin talep edilebileceği, somut durumda delil tespiti talep etmekte hukuki yararın mevcut olmadığı anlaşılmakla talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-Delil tespiti talebi yerinde görülmediğinden REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Delil tespiti isteyen vekili istinaf dilekçesinde özetle; delil tespiti için açık ve doğrudan hukuki yarar mevcut olduğunu, ...'nin ... tarafından bildirilen cezayı sözleşmesel ilişkimizin gereği olarak haklı biçimde müvekkil şirkete rücu ettiğini, ancak müvekkilin kendi üye işyerlerine rücu hakkını kullanabilmesi için cezanın hangi işleme, hangi kart numarasına, hangi işlem tarihine ve hangi üye işyerine ilişkin olduğunun bilinmesinin zorunlu olduğunu, zira müvekkilin tüm üye işyerleriyle imzaladığı sözleşmelerde açıkça “her türlü cezai sorumluluk ilgili üye işyerine aittir” hükmünün yer aldığını, bu nedenle müvekkilin ...’nin yaptığı gibi somut işleme dayanarak ilgili üye işyerine rücu etmesi gerektiğini, ne var ki ...’nın ihbarının hiçbir somut işleme dayanmadığını, yalnızca müvekkil unvanı ve müvekkil şirkete ait olmayan bir internet adresi yer aldığını, buna karşılık cezaya temel teşkil eden işlem kayıtlarının tamamen gizli tutulduğunu, bu durumda müvekkilin rücu etmesinin fiilen imkânsız olduğunu, çünkü ortada yöneltilecek bir borç, tespit edilecek bir işlem ve belirlenebilecek bir sorumluluk bulunmadığını, delil tespiti taleplerinin amacının sadece bu işlem bilgilerinin tespit edilerek müvekkilin kime rücu edeceğini belirlemesi olduğunu, yerel mahkemenin taleplerini dar yorumlayarak delil tespitini reddetmesinin isabetli olmadığını, zira müvekkilin kime dava açacağını bilmediğini, belirsiz bir kişiye dava açılması halinde davanın reddedileceğini ve gereksiz masraflar doğacağını, bu sonuç öngörülebilir olduğuna göre, delil tespiti isteminin HMK m.400 gereğince açık, güncel ve doğrudan hukuki yarara dayandığını, Talebin kapsamlı bir inceleme olmadığını, yalnızca bir müzekkere yazılmasından ibaret olduğunu, delil tespiti taleplerinin özünün "...’ya müzekkere yazılması ve ihbara konu işlemlerin işlem ID – tarih – tutar – kart bilgisi bilgilerinin istenmesi " dosyaya sunulmasının talep edilmesi olduğunu, başka hiçbir araştırma, bilirkişi incelemesi, keşif veya teknik inceleme taleplerinin olmadığını, talebin açık ve sınırlı bir bilgi celbinden ibaret olduğunu, bu kadar basit ve sınırlı bir istem için hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle ret kararı verilmesinin somut olayın gerekleri ile bağdaşmadığını, Esas dava açılmasının şu aşamada mümkün olmadığını, delil tespitinin dava şartı olduğunu, işlem detayları bilinmeden açılacak bir esas davanın husumet yokluğu, dava şartı eksikliği, konunun belirsizliği gerekçeleriyle usulden reddedileceğini, bu nedenle esas davanın delil tespitinin alternatifi olmadığını, tamamen ona bağlı olduğunu, hâkimin “esas dava açın” yönlendirmesinin rücu mekanizmasını fiilen imkânsız kıldığını, kaldı ki müvekkilin dava açmak zorunda bırakılmasının hukuken kabul edilemeyeceğini, kişinin dava açmadan önce durumunu netleştirmek için delil tespiti yoluna başvurabileceğini, HMK m.400'ün zaten bunun için olduğunu, ... kayıtlarının KVKK gereği maskelendiğini ve zamanla silindiğini, gecikmede delilin kaybına yol açacağını, ...'nın VIRP sistemindeki işlem detaylarının KVKK kapsamında maskeleme süreçlerine ve zamanla silinme (purge) prosedürlerine tabi olduğunu, dolayısıyla gecikme hâlinde işlem kayıtlarının tamamen kaybolması riski bulunduğunu, bu durumun HMK m.400/2 anlamında delilin kaybolması tehlikesi oluşturduğunu ve delil tespitini zorunlu kıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, HMK'nın 400 ve devamı maddelerinde düzenlenen delil tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, talebin reddine, karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.HMK'nın 341/1. maddesinde istinaf kanun yoluna başvurulabilecek kararlar; "İlk derece mahkemesince verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilen kararlar," olarak belirtilmiştir. HMK 341.madde de istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlar açık bir şekilde belirtilmiş olup, bunların arasında delil tespitine ilişkin talepler hakkında verilen kararlar yer almamaktadır.HMK 400 ile 405. Maddelerinde de delil tespitine ilişkin kararlara karşı herhangi bir kanun yolu öngörülmemiştir. Sadece karşı tarafa tebligat yapılmaksızın yapılan delil tespitinde karşı tarafın delil tespiti kararına itiraz edebileceği düzenlenmiştir. İtiraz üzerine verilecek karara karşı ve delil tesbiti talebinin mahkemece reddine karar verilmesi halinde başvurabilecek bir kanun yolu açıkca düzenlenmediği, yorumla da kanun yolu ihdas edilemeyeceğinden, kararın istinafa tabi olmayan kesin olarak verilmiş bir karar olduğunun kabulü gerekmektedir. Kanun yolunun yanlış gösterilmesi de sonuca etkili değildir. Açıklanan nedenlerle, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 352 Maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Talep edenin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/12/2025 tarihinde HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.