11. Hukuk Dairesi 2011/497 E. , 2012/6822 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/06/2010 tarih ve 2007/238-2010/340 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/497 E. , 2012/6822 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/06/2010 tarih ve 2007/238-2010/340 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket sigortalısı Oyak Renault Otom. Fab A.Ş. nin üretilmekte olan yeni otomobillere monte edilmek üzere Fransa'dan Türkiye'ye ithal edilen parçalardan 500 adet elektrik kutusu ve 1 adet gaz pedal kaptörünün taşıma esnasında hasar gördüklerini, taşıma görevini üstlenen davalı şirketin malları müvekkili şirket sigortalısına teslimi sırasında emtianın hasarlandığının tespit edildiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından 22.12.2006 tarihinde sigortalısına 29.676,00 TL ödendiğini ileri sürerek, 29.676,00 TL (15.784,71 Euro) nin ödeme tarihi olan 22.12.2006 dan itibaren işleyecek merkez bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı Gök-Bora Uluslararası Nakliyat ve Ticaret A.Ş vekili, dava konusu edilen bedelin kendisinin sigortacısı olan Garanti Sigorta A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğini, CMR Konvansiyonu hükümleri gereğince 1 yıllık dava açma süresi geçtikten sonra dava açıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun CMR Konvansiyonunun 23. maddesi uyarınca her koşulda hasarlı malların ağırlığının kilogram başına 8.33 SDR hesap birimini aşmayacağını, CMR Konvansiyonunun 27/1. maddesi gereğince faizin yıllık %5 üzerinden hesaplanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sigorta şirketi tarafından gerçek zararın talep edilebileceği, hasarın gerçekleşme nedeninin tespit edilemediği, davacı ... tarafından yapılan ödemenin sigorta teminatı kapsamında olan bir riziko neticesinde gerçekleşip gerçekleşmediği ve buna bağlı olarak hasarın meydana gelmesine neden olan zarar sorumlularının ve bunların sorumluluklarının kapsamının belirlenemediği gerekçesiyle, davanın davalı ... Karaman yönünden atiye terk edilmiş olduğu dikkate alınarak takdiren bir karar oluşturulmasına yer olmadığına, davalı Gökbora Uluslararası Nakl.ve Tic.A.Ş. yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı ... tarafından sigortalısına ödenen tazminatın TTK.’nın 1301. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Taşımanın Fransa-Türkiye arasında yapılması nedeniyle CMR Konvansiyonuna tabi olduğu tartışmasızdır. Anılan sözleşmenin 30/1 nci maddesinde, alıcının, taşıyıcı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya zarar ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde tesliminden yedi gün içinde durumu kendisine bildirmeden malları tesellüm ederse bu hususun, onun malları sevk mektubunda tarif edildiği şekilde aldığına delil teşkil edeceği hüküm altına alınmıştır. Bu şekildeki düzenleme ile, gönderilen, şayet yükü çekincesiz olarak teslim almış ise, yükün sevk belgesinde belirtildiği gibi alındığına karine teşkil edecektir. Bu karinenin aksini iddia eden taraf iddiasını kanıtlamak zorunda kalacaktır. Somut olayda, teslim sırasında taşıyanın vekili konumundaki sürücünün hazır bulunduğu 06/04/2006 tarihli hasar tutanağı düzenlenmiştir. Düzenlenen tutanak, CMR'nin 30. maddesine uygun bir hasar tespit tutanağı olması nedeniyle gönderilenin emtiayı ihtirazi kayıtsız aldığı kabul edilemez. Taşıyan, taşınacak emtiayı teslim alırken ihtirazi kayıt ileri sürmediğine göre taşınan emtiayı hasarsız olarak teslim aldığının kabulü gerekir. İhtirazi kayıtsız teslim edilen emtia hasarlı teslim edildiğine göre, CMR Konvansiyonu’nun 17/1. maddesi uyarınca, kural olarak, taşıyıcı, teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, malların tamamen veya kısmen kaybından ve vuku bulacak hasardan sorumludur. Ancak aynı maddenin 2. ve 4. fıkrasında yazılı hallerin kanıtlanması halinde sorumluluktan kurtulabilir. Kısacası, CMR hükümlerine göre taşıyanın sorumluluğu ispat yükü ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğu olup, davalı taşıyanın sorumluluğunun CMR hükümleri gözetilerek değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde tam ziya halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Ziya halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması sorumluluk miktarının tespiti için, CMR Konvansiyonu’nun buna ilişkin sınırlı ve sınırsız sorumluluk hallerinin somut olay bakımından tartışılması da gerekmektedir. CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesi hükmünün değerlendirilmesi sonucunda sigortalının sınırsız sorumluluğa tabi olmadığının anlaşılması halinde, aynı Konvansiyonun ziya ve hasar halinde taşıyıcının ödeyeceği tazminat miktarının üst sınırının kilogram başına 8,33 hesap birimini (özel çekme hakkı) aşamayacağına dair 23/3. madde hükmünde yazılı üst sınırın tespiti gerekecektir. Bu itibarla, mahkemece, taşıma hukuku ve taşınan emtia konusunda uzmanlığı bulunan kişilerin içinde bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalının sorumluluğunun anılan Konvansiyon’un 17 nci maddesine göre değerlendirilmesi, sorumlu olduğu kanaatine varılması halinde bu kez de davalının ödemekle yükümlü olduğu tazminatın ve üst sınırının aynı Konvansiyon’un 23 ncü maddesi uyarınca tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.