T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1990 KARAR NO:2025/1938 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/05/2025 NUMARASI:2014/369 Esas - 2025/343 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazninat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara kar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1990 KARAR NO:2025/1938 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/05/2025 NUMARASI:2014/369 Esas - 2025/343 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazninat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ... sayılı poliçe ile sigortalı... A.Ş.'ye ait kapı pencere aksamı emtiasının Türkiye/Almanya arasında nakledilmek üzere (2) numaralı davalıya teslim edildiğini, sigortalı emteaların taşındığı ... plakalı aracın İstanbul'dan /Trieste / İtalya'ya gitmek üzere (1) numaralı davalıya ait bulunan ... gemisine yüklendiğini, sigortalı emtialar ve yüklendiği araçların 06.02.2008 tarihinde ... gemisinde çıkan yangın neticesinde tamamen yandığını, meydana gelen yangın sebebiyle müvekkili şirketçe sigortalı emtiada 148.593,01 YTL hasar tespit edilmiş olduğunu, anılan hasar tazminatının 14.04.2008 tarihinde sigortalıya ödendiğini, sigortalı ile müvekkili şirket arasında müna'kit ve bir delil anlaşması mahiyetinde olan Sigorta Poliçesi Umumi Şartları ve TTK'nın ilgili maddeleri uyarınca müvekkili şirketin hasar bedelini ödedikten sonra sigortalısının haklarına kanunen halef olduğunu talep ve dava haklarının müvekkili şirkete geçtiğini iddia ederek, müvekkili şirket tarafından sigortalısına ödenen 148.593,01 YTL'nin 14.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili savunmasında özetle; dava konusu zararın gemide çıkan yangın sonucu meydana geldiğini, müvekkiline ait... isimli ... gemisinin 03/02/2008 getarihinde hareket ettiğini, 06/02/2008 tarihinde saat 05:30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertedeki kamyonlardan birinde başlayan yangının 10 dakika gibi bir süre içerisinde tüm gemiyi sardığını ve gemideki tüm yüklerin tamamen zayi olduğunu, dava konusu olayda yangının müvekkili donatanın ve gemi adamlarının bir kusur yada ihmalinden kaynaklanmadığı gibi yangının çıkmasında müvekkili donatanın herhangi bir şahsi kusuru da bulunmadığını, müvekkili donatanın dava konusu zarardan sorumlu tutulabileceği bir an için ihtimal dahilisinde görülse bile bu durumda müvekkili donatanın yük zararının tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansinou 6. Maddesinin 1.paragrafına göre toplam hesap biriminin 3.907.800 olduğunu ve toplam 7.331.423,58 YTL müvekkilinin borcu olduğunu 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2.maddesi uyarınca dava konusu yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dahil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.madde de parça başına sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluluğunun 100.000,00 TL olarak sınırlandırıldığını, yanarak zayi olan ... gemisinin hurda olarak... 2.300.000 Euro bedelle satıldığını, ... gemisinde bulunan ve yanarak zayi olan tüm yükler için ödemekle yükümlü olduğu tazminat miktarının 2.643.31. Euro ile sınırlı olduğunu bu miktarın tüm tazminat alacaklarına alacak oranında paylaştırılacağını, davacının talep ve faiz miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle; müvekkili şirketin alt taşıyıcı sıfatıyla karayoluyla başlattığı Türkiye/İtalya taşmasının bir bölümünde deniz yolunu kullandığını ve diğer davalı ... işletmeleri'ne ait ... isimli gemi ile yaptığı deniz yolu taşıması sırasında geminin yanması nedeniyle söz konusu taşımanın tamamlanamadığını ve müvekkili şirkete ait ...plaka sayılı taşıma aracını ile birlikte yandığını, davanın çözümünde gereken hukukun CMR'nin 2.maddesi 2. cümlesinin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin taşıyanın şahsi bir kusuru bulunmadığından yangına bağlı olarak yükte meydana gelen zarardan müvekkili taşıyıcının sorumlu olmadığını, yük taşıyanın muhafazası altında iken çıkan yangının doğruda yada dolayılı olarak sebebiyet verdiği yük ziya veya hasarının yangın sonucu meydana geldiğini ve yangın çıkmasında şahsi bir kusurunun bulunmadığını ispatlamak suretiyle sorumluluktan kurtulduğunu, dava konusu olayda yükün ziyanına sebebiyet veren olayın yangın olduğunu, bu yangının çıkmasında diğer davalı donatanın herhangi bir şahsi kusuru da olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekili nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalı ... A.Ş'ye ait kapı pencere aksamı emtiasının Türkiye / Almanya arasında nakledilmek üzere (2) numaralı davalıya teslim edildiğini, sigortalı emteaların taşındığı... plakalı aracın içindeki yükler ile birlikte 06.02.2008 tarihinde ... gemisinde çıkan yangın neticesinde tamamen yandığını, meydana gelen yangın sebebiyle sigortalı emtiada tespit edilen 148.593,01 YTL hasar tazminatının 14.04.2008 tarihinde sigortalıya ödendiğini, belirterek ödenen bu bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.... isimli... gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenilmesine karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2018 tarihli, 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı oy çokluğu kararı ile;"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir." gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; "... gemisinin ... yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu açıklamalara göre bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile ... gemisinde çıkan yangın olayında gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olduğu, dava konusu yangın olayının meydana gelmesinde kara taşımacısının kusurunun bulunduğunun davacı tarafça iddia ve ispat olunamadığı, bu durumda sorumluluğunun CMR Konvansiyonunun 2. Maddesine göre taşıyan bakımından uygulanan hükümlere göre tespit edileceği, dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalı donatanın sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Geminin yüke ve sefere elverişsiz olduğu tespitinde bulunan farklı bilirkişi raporlarına rağmen benzer dosyalarda haklı davanın reddine karar verildiğini, pilot dosyadaki alınan raporların aksine davanın reddedildiğini, dosya sonucu beklendikten sonra duruşma günü tayin edilerek tahkikat aşamasına geçildiğini, pilot dava kesinleşmeksizin davanın reddedilmesinin usulen hatalı olduğunu, pilot dosyanın kesinleşmesinin ve dönüşünün beklenmesi gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı ... AŞ'ye ait ... isimli ... Gemisinde Hırvatistan açıklarında çıkan yangın sonucu gemiye yüklenen davacı sigorta şirketine nakliyat emtia sigortası ile sigortalı olan dava dışı sigortalıya ait kapı pencere aksamı emtiasının tamamının yanarak zayi olması nedeni ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı... AŞ arasında sigorta konusu kapı, pencere aksamı - menteşeye dair Türkiye Almanya nakliyesi için nakliyat emtia sigortasının yapıldığı, sigortalı emtianın 2 nolu davalıya ait ... plakalı araca yüklenerek İstanbul'dan İtalya'ya gitmek üzere, kara taşıma aracı TIR'la birlikte gemiye yüklendiği,... Limanından deniz taşımacılığı yapan 2 nolu davalı ... İşletmelerine ait ... gemisi ile yola çıktığı, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda tırların ve sigortalı şirkete ait tüm malların yanarak kullanılmaz hale geldiği, bunun sonucu olarak davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya 148.593,01 TL sigorta hasar bedelinin ödendiği, davacı sigorta şirketi tarafından ödenen sigorta hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkin olarak 22.12.2008 tarihinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır.Dava dışı ... Ltd. Şirketi tarafından aynı taşımada gemide yüklü bulunan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiası ile davalı şirket hakkında 2008/1512 Esas sayılı dosyasında dava açtığı, mahkemenin 27.01.2011 tarih, 2008/151 E. ve 2011/20 K. sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide SOLAS kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı TTK'nın 1019 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarih 2011/6376 ESas, 2011/9220 Karar sayılı kararı ile 18.07.2011 tarih, 2011/6376 E. ve 2011/9220 K. sayılı kararıyla davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazlarını karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarih, 2011/411 Esas ve 2013/331 Karar sayılı kararı ile; dava konusu gemide çıkan yangının sebebinin tespit edilemediği, bilirkişilerin ayrı ayrı geminin teknik unsurlarının, yangına ilişkin tüm donanımının kurallara uygun olduğunu dile getirmiş olmasına rağmen yola elverişliliğin hukuki bir kavram olduğu, ispatının yolculuğun başlangıcında var olan belgelerle sınırlı olmayacağı, dava konusu gemi ro ro gemisi olup yükünün yakıt dolu araçlar olması nedeniyle yangın riski en üst seviyede bulunduğundan alınacak tedbirlerin de en üst düzeyde olması gerektiği, 6762 sayılı Kanun'un 817 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere geminin denize elverişli olması gerektiği gibi yakıtı, yükleme hali ve gemi adamlarının da yeterli olması gerektiği, mürettebat beyanlarından yangınla mücadelede basiretsizlik gösterdiklerinin anlaşıldığı, mürettebatın görevini dağılıma uygun yerine getirip getirmediğini gösterir röle cetvelinin elde edilemediği, yangında hasar almayan makina dairesinde olması gereken makine defterinin de bulunmadığı, yangında yaşanan paniğin yangının büyüklüğü, birden başlaması veya insani zaaflarla (can korkusu vs.) izah edilemeyeceği, geminin uluslararası yeterlilik belgeleri tam ise de 6762 sayılı Kanun'un 1019 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 1062 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki kurtuluş beyinesinden yararlanmak konusundaki ispat külfetinin taşıyana ait olduğu, taşıyanın ilgili makamlardan alınan belgeleri sunmuş olmasının birer karine teşkil etmediği, bu sebeple dava konusu ... gemisinin yola elverişli olmadığının kabulü gerektiği, Londra Konvansiyonu'nun ilgili maddeleri uyarınca davalının sorumluluğunun sınırlı olacağı, davalının gemi adamlarının yetersizliğinin, yangına karşı mücadeledeki başarısızlığının, başlangıçtaki elverişsizliğinin zamanında keşfedilememesinin sebeplerini izah edememiş olduğu, kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir kusuru olmadığını ispat edemediği, davalı donatan/taşıyanın zararı tazmine yükümlü olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 1072 nci maddesi uyarınca 25.557 euro navlun talebinin reddi gerektiği, davacının kâr kaybını kanıtlayamadığından bu kalem yönünden tazminat isteminin de reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 430.144,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2015 tarih, 2014/7243 Esas ve 2015/4347 Karar sayılı kararı ile; dosya içinde mevcut raporların teknik bilirkişileri tespitlerinde dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğunun bildirildiği yine aynı raporlarda gemi adamlarının yangına müdahalede yetersiz kalıp kalmadıkları konusu değerlendirilirken dava konusu ... gemisi gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları belirtildikten sonra gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının “yangın”ın denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilip bu tür olaylarda kusur izafe edilirken hadisenin nispiliği kavramı göz önüne alınarak değerlendirmek gerektiği, gemi adamlarının eğitildikleri ve tatbikatını yaptıkları şekilde tamamen insani duygular ile ani gelişen bu olağanüstü duruma müdahalede yetersiz kalmalarının geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağının belirlendiği, tüm bu hususlar nazara alınmadan teknik uzmanlık gerektiren somut uyuşmazlıkta hukukçu bilirkişilerden alınan rapora itibar edilerek davalıya ait geminin, yolculuğun başında yola elverişli bulunmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, karar davalı yararına bozulmuştur. Bununla birlikte davacı tarafın navlun bedelinin iadesi talebinin konişmentoda yer alan kayıtlar da dâhil iddia ve savunmalar tam olarak değerlendirilmeksizin salt kanun madde numarası belirtilerek gerekçesiz şekilde reddedilmiş olması davacı yararına bozma sebebi yapılmış olup tarafların sair temyiz itirazları incelenmediği, mahkemenin 27.04.2016 tarih, 2016/94 Esas, 2016/189 Karar sayılı kararı ile; gemi adamları ile ilgili düzenlenen yeterlilik belgeleri yani sertifikaların davalı donatanın gemi adamlarını seçmede ve denetlemede kusursuz olduğuna yalnızca karine teşkil edeceği, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin birinci fıkrasına göre tazminat talebinde bulunanın donatanın kusurlu olduğunu ispatlamak hakkına sahip olduğu, ... gemisinde 25-30 dakika içerisinde geminin yanması ile sonuçlanan yangın olayına gemi kaptanı tarafından yangının öğrenilmesinden itibaren 15-16 dakika sonra müdahale edilmeye başlanılması, kaptanın yangın mahalline giderken yangın elbisesi giymemesi, maske takmaması ve yanında bir mürettebat bulundurması, gemideki yangının söndürülmesinde hızlı sonuç verecek bir sistem olan yağmurlama sistemi bulunduğu halde ilk etapta da bu yola başvurulmadığı, hortumla yangına müdahale sürecinde de hortumdan ilk etapta gelen dumanın suyun tazyike kavuşmasından sonra kesileceği öngörülemeyerek bu yolla da yangınla mücadeleden vazgeçilmediği tüm bu hususların Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamında işaret edildiği şekilde "...gemi adamlarının tamamen insani duygular ile ani gelişen olağanüstü duruma müdahalede yetersiz kalmaları..." olarak değerlendirilemeyeceği, aksine başta ikinci kaptan olmak üzere gemi adamlarının yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmamaları, buna bağlı olarak da yangına en hızlı şekilde ve en doğru yöntemle müdahale edememeleri nedeni ile meydana gelen zararda davalı donatan-taşıyanın şahsi- ticari kusurlu olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki sorumsuzluk hükmünden faydalanamayacağı, dolayısıyla da davacının zararından sorumlu olduğu, dava konusu taşımaya ilişkin konşimentonun ön yüzünde "..." kaydının yer aldığı, sözkonusu ibarenin Türkçe karşılığının "gemi ve/veya yük zayi olsa da navlun ödenecektir" şeklinde olup konşimentonun arka yüzünde de bu hususun ayrıntılı şekilde açıklandığı, 6762 sayılı Kanun'un 1072 inci maddesine göre yükün zayi olması hâlinde navlunun ödenmeyeceği, peşin ödenmiş ise iadesinin emredici bir hüküm olmayıp aksi yönde mukavele düzenlenmesi mümkün olduğu gerekçesi ile Mahkemenin 19.12.2013 tarihli kararında direnilmesine karar verildiği; direnme kararının temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2018 tarih, 2018/11-624 Esas ve 2018/1566 Karar sayılı ilamı ile; bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği; bozma üzerine Mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararı doğrultusunda 17.03.2021 tarih, 2019/211 E. ve 2021/140 K. sayılı kararı ile ... gemisinin... şirketi tarafından verilen olası yangına müdahale talimlerinde yapılanın, yangına önce hortum ile müdahale şayet bu yolla yangın söndürülemez ise yağmurlama sisteminin çalıştırılması şeklinde olduğu, gemi adamlarının da aldıkları bu eğitime uygun şekilde gemideki yangına öncelikle hortum döşeme suretiyle su püskürterek söndürmeye çalıştıkları; ancak bunda başarılı olunamaması üzerine daha sonra yağmurlama (Sprinker) sistemini devreye sokarak yangına müdahale etmek istedikleri, gemi adamlarının yağmurlama sistemini kullanmakta geç kaldıkları, gemi adamlarının yolculuk sırasında karşılaşılabilecek deniz tehlikelerinden olan yangına karşı etkili ve doğru müdahale edebilecek talim ve eğitimleri almadıkları, bu konuda SOLAS kurallarının ISM hükümlerinin yerine getirilmediği, gemi kaptanı tarafından yangının öğrenilmesinden itibaren 15-16 dakika sonra müdahale edilmeye başlanıldığı, kaptanın yangın mahalline giderken yangın elbisesi giymediği, maske takmadığı ve bu durumun dumana maruziyeti artırarak müdahaleyi yetersiz kıldığı, yanında yetersiz sayıda (bir kişi) mürettebat bulundurduğu, gemideki yangının söndürülmesinde hızlı sonuç verecek bir sistem olan yağmurlama sistemi bulunduğu halde bunun çalıştırılamadığı ve ilk etapta da bu yola başvurulmadığı, hortumla yangına müdahale sürecinde de hortumdan ilk etapta gelen dumanın suyun tazyike kavuşmasından sonra kesileceği öngörülemeyerek bu yolla da yangınla mücadeleden vazgeçildiği, gemi adamları ile ilgili yapılan bu tespitlerin geminin başlangıçtaki yola elverişsizliği ile ilgili olduğundan 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince taşıyanın kişisel kusuru olarak kabul edilmesi gerektiği, yine ... gemisinin ...yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının da davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hâli ile yangın sonucunda ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, yangında zayi olan 11 adet dorse ve çekicinin bedelini tazmin etme yükümlülüğünün doğduğu, bu bedelin 430.144,00 TL olduğu, davacının kâr kaybı zararını ispatlayamadığı, konişmentoda yer alan " ..." ( gemi ve veya yük zayi olsa dahi navlun ödenecektir) kaydına göre davacının ödediği navlunu geri isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın Londra Konvansiyonu hükümleri uyarınca hesaplanan sınırlı sorumluluk hükümleri uyarınca kısmen kabulüne karar verildiği; Bu son kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; "...İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe ile dava konusu geminin yola elverişli olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiştir. 6762 sayılı Kanun'un 817 nci maddesinin birinci fıkrası denize elverişli gemiyi tanımlarken ikinci fıkrası "Denize elverişli olan gemi, teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, kumanyası, gemi adamlarının yeterliği ve sayısı bakımlarından yapacağı yolculuğun (Tamamıyla anormal tehlikeler hariç) tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli vasıfları haiz bulunduğu taktirde 'Yola elverişli' sayılacaktır." hükmüne haizdir. Aynı zamanda Kanun'un 1019 uncu maddesi de taşıyanın, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elverişli olmamasından doğan zararlardan sorumlu olacağını düzenlemiş ve devamla "... meğer ki; tedbirli bir taşıyanın sarf etmekle mükellef olduğu dikkat ve ihtimam gösterilmekle beraber eksikliği yolculuğun başlangıcına kadar keşfe imkan bulunmamış olsun." demek suretiyle taşıyanın hangi hallerde sorumluluktan kurtulacağını da düzenlemiştir. O halde somut uyuşmazlıkta her iki kanun maddesi birlikte değerlendirilerek gemi adamlarının sayısal ve nitelik olarak yeterliliği bakımından geminin yola elverişli olup olmadığı ve buradan varılacak sonuç ile taşıyanın mutlak sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği tartışma konusudur. Bir başka deyişle Mahkeme kabulü ve tarafların iddia, savunmaları dikkate alındığında gemi adamlarının yangına eğitimli- talimli olup olmadıkları, buna rağmen müdahalede, mücadelede yetersiz kalmalarının taşıyanın mutlak sorumluluğunu gerektiren bir "yola elverişsizlik" sonucunu doğurup doğurmadığı uyuşmazlık noktasıdır.Taşıyanın gemi adamlarının kusurlarından ne suretle sorumlu tutulacağı, bu husustaki karine ve ispat yükünün incelenmesine gelince, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinde zararın geminin sevkine veya başkaca teknik idaresine ait bir hareketin veya yangının neticesi olduğu takdirde taşıyanın yalnız kendi kusurundan mesul olduğu belirtilmiştir. Maddede belirtilen taşıyanın kendi kusuru kavramı ancak geminin başlangıçtaki elverişsizliği şeklinde ortaya çıkabilir. Örneğin geminin elektrik donanımının bozuk olduğunu bile bile taşıyanın gemiyi yeni bir sefere çıkarması şahsi kusurunun olduğuna delalettir. Bu bakımdan önemli olan nokta taşıyanın gemide mevcut olan eksikliği bilmesi ya da bilmesinin gerekmesidir. Dolayısıyla tedbirli bir taşıyanın normal şartlar altında bilemeyeceği bir kusurun yolculuk başlangıcında bulunması kendisinin sorumluluğunu gerektirmemektedir. İddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle, davalı tarafın karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bozulduğu; Mahkemenin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, bu son kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar ve 08.07.2025 tarihli ilamı ile onanmış olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda taraflar arasında, olayların gelişimi, yargılama süreci hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalıların sorumluluğu bakımından incelemenin yeterli olup olmadığı, bilirkişi raporlarının usul ve yasaya uygun bulup bulunmadığı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilip giderilmediği ve ilk derece mahkemesi kararının usule ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Mahkeme tarafından 2008/151 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele sayılmasına karar verilmiştir. HMK'nın 165. maddesinde bekletici sorun düzenlenmiştir. Bir davada hüküm verilebilmesi görülmekte olan başka bir davanın sonuçlanmasına bağlı ise mahkeme o davanın sonuçlanmasını beklemeye karar verir.Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK 295.maddede ve hüküm tarihinde ise yürürlükte bulunan HMK'nın 204 maddede; ilamların ve resmî senetlerin ispat gücü düzenlenmiştir.HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekecektir. HMK'nın 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi yer almaktadır. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması da ihtimal dâhilinde olacaktır. Bu durum ise farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkını ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal sonucunu yaratacaktır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından 2013/6932 başvuru numarası ile 06.11.2015 tarihli kararında bu hususa ayrıntılı olarak yer verilmiştir.Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik arz edecektir. Mahkemece aynı kaza nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ilkelerine uygun düşmektedir. Karar sonucunun beklenilmesinde adil yargılanma ilkesi de göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirliliğini zedeleyecektir. Ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelecektir. Emsal nitelikteki bekletici mesele sayılan dosyada verilen karar ile davalı deniz taşımacısının kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığı belirlenmiştir. Anılan dosyada yapılan bilirkişi incelemeleri ve karar gerekçeleri hüküm vermeye elverişli olup, eldeki dosyada kusur ve sorumluluk incelemesinin yeniden yapılmasını gerektiren bir olgu ileri sürülmediği gibi kesinleşen karara esas alınan bilirkişi raporlarında varılan sonucu etkileyecek yeni bir delil de ileri sürülmediğinden, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada eksiklik görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi erekmiştir.Eldeki uyuşmazlığa konu taşıma, multimodal bir taşıma olup, eşya yüklü kara taşıma aracı, yük indirilmeksizin yani yükle birlikte ... gemisine bindirilmiş, geminin deniz yolculuğu sırasında çıkan yangında eşya ve kara taşıma aracı yanarak tamamen zayi olmuştur. Bu durumda CMR'nin 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığa konu taşıma, CMR hükümlerine tabi olup davalıların sorumluluğu, zararın meydana geldiği taşıma aşamasındaki sorumluluk kurallarına göre belirlenmelidir. Hasar deniz taşıması aşamasında meydana geldiğinden, kara taşımacısının sorumluluğu da deniz taşıma hükümlerine göre belirlenmelidir. Yukarıda açıklandığı üzere, deniz taşıması aşamasında gerek davalı deniz taşımacısının gerekse kara taşımasını yapan davalının bir kusurlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kara taşımacısının eylemlerinden kaynaklı bir zarar söz konusu olmadığı gibi, kara taşımacısının deniz taşımacısını seçmekte bir kusurunun bulunduğu yada kara taşımacısının eylemleri ile yangın hasarı arasında bir illiyet bağının bulunduğu da kanıtlanmamıştır. Bu nedenle, her iki davalı aleyhindeki davanın da reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Bekletici mesele sayılan dosyada Yargıtay bozma ilamı bağlayıcı niteliktedir. Bozma üzerine ilk derece mahkemesince verilen kararın da yukarıda açıklandığı üzere Yargıtay 11. HD'nin kararıyla onandığı anlaşıldığından, davacı vekilinin, bekletici mesele sayılan dosyadaki kararın kesinleşmesi gerektiği yönündeki istinaf nedeni de yarinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.