11. Hukuk Dairesi 2010/1454 E. , 2010/2323 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.02.2008 tarih ve 2006/285-2008/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gö
**11. Hukuk Dairesi 2010/1454 E. , 2010/2323 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.02.2008 tarih ve 2006/285-2008/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinden ... adına 1987 yılında tescil edilip, yenilenen “EFOR” markasının diğer davacı şirkete lisans yolu ile kullandırdığını, şirketin 1995 yılında kurulduğunu, 1976 yılından beri, “EFOR CREATİON” adıyla tekstil sektöründe yer aldığını, mağazalar açtığını, davalının unvanında bu markayı kullanarak müvekkilinin ticari itibarına ve markanın ayırt edici karakterine zarar verdiğini, iltibas yarattığını, haksız rekabet yaptığını, haksız yarar sağladığını ihtarnameye rağmen davalının haksız rekabet ve markaya tecavüz eylemlerine devam ettiğini ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin ve markaya tecavüzünün tespitine, önlenmesine, davalının unvanından ticari evraklarından, işlerinden ve tanıtım vasıtalarından “EFOR” kelimesinin silinmesine, hükmün ilanına, şimdilik 5.000,00 YTL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin faaliyet alanının farklı olduğunu, kimyasal boyama ve yıkama işi yaptığını, gelen ürünlerin üzerinde Efor markası da olabildiğini, 2003 yılında unvanını marka olarak tescil ettirdiğini, davacının 25 nci, davalının 37 nci ve 40 ncı sınıflarda tescilli olduğunu, iltibas oluşmayacağını, markanın tescil ettirdiği şekilde kullanıldığını, yazılışları ve ayırt edici ekler itibariyle farklılık bulunduğunu, tescilli markasını kullanmasının başka bir markaya tecavüz oluşturmadığını, tazminata neden bir eylemi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının “Efor Tekstil Yıkama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” ibaresinin hem unvan hem marka olarak tescilli olduğu, davalının fiili kullanımının başlangıcı belirlenememiş ise de, tescil edildiği gibi kullanımını gerçekleştirdiği, haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturmadığı, tazminat da istenemeyeceği, davacının unvan terkin talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalının, davacı unvanına ve markasına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, markayı oluşturan ibarelerin davalı unvanından silinmesine, tazminatına ve diğer fer’i istemlere ilişkindir. Davacı yan, davalının kendisinden sonra tescil ettirdiği unvanında yer alan ve daha sonra da marka olarak tescil ettirilen "Efor" ibaresinin davalı tarafından tescilinin unvana ve markaya tecavüz olduğunu ileri sürmüş olup, davacının unvanını ve markasını tescil ettirdiğinin aksine olarak sadece “Efor” ibaresini öne çıkarttığına dair bir iddiada bulunmamış ve delil sunmamıştır. Tarafların, bilirkişinin ve mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Davalının unvanının ve markasının tescil edildiği amaca uygun kullanımı davacı markasına tecavüz oluşturmaz. Davacı yan, davalı markasının iltibas nedeniyle hükümsüzlüğünü de talep etmemiştir. Temyiz dilekçesine ekli internet çıktılarında “Efor Tekstil Yıkama” başlıklı tanıtım sayfasında davalı “EFOR” ibaresini büyük harflerle yazıp öne çıkartmış ise de, bu delil davalının iştigal konularının tekstil alanında davacı ile aynı olduğuna yönelik olarak temyize eklenmiş olup, unvana tecavüz oluştuğu bu delil ile de ileri sürülmüştür. Bu delile markaya tecavüz kapsamında dayanılmadığı gibi, aksi düşünülse dahi yargılamada varlığı iddia edilmeyen ve dayanılmayan bir delile temyizde ilk kez dayanılmasına da hukuki geçerlilik tanınamaz. Mahkemeye sunulmayan ve iddia kapsamı dışında olan delilin mahkemece değerlendirilmediğinden söz etmeye olanak yoktur. Bu açıklamaları ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Mahkemece, davacının unvan terkin talebinin bulunmadığı, tarafların iştigal alanlarının da farklı olduğu gerekçesiyle unvan terkinine karar verilmemiştir. Oysa, dava dilekçesinde davacı, unvanın içindeki “EFOR ibaresini terkinini talep ettiği gibi, davalının dosyada mevcut anasözleşmesinin 3 ncü maddesine kumaş dahil tekstil ürünlerinden her ürünün imalatı, alımı, satımı, ihracı ile mağaza ve satış yerleri açmak; dahil davalının faaliyetlerinden bazıları olarak sıralanmıştır. Davacının anasözleşmesinin 3/18 nci maddesinde ise, her nevi tabii ve yapay ipek ve iplik ile bunlardan dokunmuş her cins tekstil sanayi ürünleri ve giyim eşyası ile mamul ve yarı mamul konfeksiyon sanayi ürünleri havlu, bornoz, örtü ve benzeri beyaz ürünleri ticareti de sayılmış olmakla tarafların faaliyet alanlarının bir bölümünün aynı yada benzer olduğu anlaşılmaktadır. Davalı unvanının tescil tarihi ve kullanıma başladığı tarihin saptanamadığını bildiren bilirkişi görüşüne itibar edilmiş ise de, davalının unvanını tescil tarihi dosya kapsamına göre 30.11.2004 olup, davacının 1995 tarihindeki unvan tescilinden sonradır. Faaliyet alanlarının aynı olup olmadığının değerlendirilmesinde sadece fiilen yapılan işlerin değil, her iki yanın anasözleşmesi hükümlerini göz önünde bulundurulması ve şayet faaliyet alanlarının kısmen dahi ayniyet yada benzerlik bulunması halinde bu hususun unvanlar arası iltibasa neden olacağının kabulü gerekir. Tarafların marka tescil sınıflarındaki farklılık, unvana tecavüze esas alınacak incelemede nazara alınamaz. Davacı şirket TTK’nun 52 nci ve 54 ncü maddesine dayanarak davalının unvanının terkinini ve hükmün ilanını isteme hakkını haiz olup, haksız rekabet olgusuna dayanarak TTK’nun 58 nci madde hükümlerinde yazılı istemlerde bulunamaz. Yine, tescilli bir unvan terkin edildiği tarihe kadar koruma altında kalmaya devam eder. Terkinine karar verilip kesinleşinceye kadar, bir unvanın tüm geçerli hakları unvan sahibine sağlayacağı kuşkusuz olup, davalının tescilli unvanına güvenerek yaptığı dava konusu faaliyetlerin haksız rekabet oluşturmayacağı da açıktır. Davalının terkin kararının kesinleşmesinden sonra bu unvanı kullanması halinde eylemleri haksız rekabet teşkil edecektir. Davalının dava tarihine kadar oluşan eşlemleri kendi tescilli unvanının kullanımı kapsamında olması nedeniyle unvana tecavüz ve bu iddiaya dayalı tazminat talepleri davalıya ileri sürülemez. O halde, mahkemece, bu gerekçelerle davacının unvan terkini ve hükmün ilanı istemleri dışında kalan istemlerin reddine, terkin ve ilan isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, terkin ve ilam isteminin de reddi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün terkin ve ilan isteminin reddi bölümünün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.