11. Hukuk Dairesi 2010/674 E. , 2011/3998 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/07/2009 tarih ve 2008/451-2009/495 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2011 gününde davacı avukatı ... - .... - ..... ile davalı avukatı ..... gelip, davetiye tebliğine rağmen müdahale talep eden duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin s
**11. Hukuk Dairesi 2010/674 E. , 2011/3998 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/07/2009 tarih ve 2008/451-2009/495 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2011 gününde davacı avukatı ... - .... - ..... ile davalı avukatı ..... gelip, davetiye tebliğine rağmen müdahale talep eden duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı şirketçe 20.08.2008 tarihinde ortaklar kurulu toplantısı yapıldığını, toplantıda tüm ortakların asaleten hazır bulunduğunu, ancak hazır bulunanlar cetvelinde pay miktarının müvekkilinin gerçek pay miktarına uygun olmadığını, toplantı tamamlandıktan sonra alınan kararların daktilo ile tutanağa geçirildiğini fakat imza için müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin tutanağı görmediği için alınan kararların doğru şekilde tutanağa geçirilip geçirilmediğini bilemediğini ileri sürerek, 20.08.2008 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptalini ve hükümsüz sayılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının hissesinin bir kısmını devrettiği halde sonradan bu devirlere itiraz ettiğini, dava konusu ortaklar kurulu toplantısında tüm koşullara uyulduğunu ve davacının sermaye borcunu yerine getirmediğinden ortaklıktan ihracına karar verildiğini, bu karara karşı çıkan davacının tutanağı imzalamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. ... vekili, müvekkilinin davacıdan olan alacaklarının temini amacıyla davacının davalı şirketteki hissesine ve kâr payına haciz konulduğunu, davacının ortaklıktan ihracına dair karardan müvekkilinin de olumsuz etkileneceğini ileri sürerek, davacı yanında davaya müdahale talebinde bulunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılark, 20.08.2008 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacının ortaklıktan çıkarılmasına dair karar alınıp 25.08.2008 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, ihraç kararının iptali için üç aylık yasal süresinde dava açılmadığından davacının ortaklığının sona erdiği, bu nedenle de genel mahiyette 20.08.2008 tarihli ortaklar kurulu kararlarının iptali niteliğindeki işbu davanın süresinde açılmadığı ve sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK’nun 536/4. maddesine dayanılarak 20.08.2008 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararlarının hükümsüz sayılması amacıyla açılmıştır. Anılan ortaklar kurulu toplantısında diğer kararların yanında, TTK’nun 529/2. maddesi uyarınca iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma borcunu ödemediği gerekçesiyle davacı ortağın davalı şirketten çıkarılması kararı da alınmış, mahkemece davalı vekilinin talebi üzerine yazı işleri müdürü tarafından, davacının ihraç kararının iptali hakkında bir dava açmadığının bildirildiği, bu durumda davacının ortaklığının sona erdiği, dolayısıyla genel nitelikteki işbu ortaklar kurulu kararlarının iptali davasının da süresinde açılmadığı ve sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa davacı vekili dava dilekçesinde ayrım yapmadan 20.08.2008 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan tüm kararların hükümsüz sayılmasını istediğine, bu kararlardan birinin de davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin karar olduğuna ve davacı vekilinin davasını ortaklar kurulu toplantısından bir gün sonra ve ihraç kararı henüz müvekkiline tebliğ edilmeden 21.08.2008 tarihinde açtığına göre, artık işbu davanın ihraç kararının iptali istemini de kapsadığı ve süresi içinde açıldığı kabul edilmelidir. Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle anılan ihraç kararının yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının incelenmesi, bu inceleme sonucunda ihraç kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılırsa davacının ortaklık sıfatı kalmayacağından davanın reddine karar verilmesi, uygun olmadığı anlaşılırsa bu kez aynı incelemenin diğer kararlar için de yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazı işleri müdürünün beyanıyla yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yine mahkemece verilen kararın gerekçe kısmında davanın sübut bulmadığı belirtilmişken, hüküm kısmında bu gerekçeyle çelişir şekilde davanın süre yönünden reddedildiği bildirilmiş, ayrıca davanın sübut bulmadığı sonucuna nasıl ulaşıldığının gerekçeleri de karar yerinde açıklanmamıştır. Oysa, HUMK’nun 388. maddesinin 3-5. bentleri hükümlerine göre, mahkeme kararlarının en azından iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayların özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını içermesi gerekir. Öte yandan, Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay denetimi de ancak mahkeme kararında gösterilen gerekçenin ışığında yapılabilir. Bu durum karşısında mahkemece açıklanan şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.