11. Hukuk Dairesi 2019/508 E. , 2019/7805 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.04.2017 tarih ve 2016/535-2017/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layiha…
**11. Hukuk Dairesi 2019/508 E. , 2019/7805 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.04.2017 tarih ve 2016/535-2017/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının 21/02/2011 tarihli iş sözleşmesi ile "senior consultant" ünvanı ile davacı iş yerinde çalıştığını, davalının 18/09/2015 tarihli istifa beyanına göre ihbar süresinin 09/10/2015 tarihinde sona erdiğini, iş sözleşmesinin 23/2. maddesinde rekabet etmeme yasağı düzenlemesi bulunmasına rağmen, davalının “PWC” şirketinde çalışarak rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek davalının brüt maaşının 24 katı tutarındaki cezai şart alacağından şimdilik 50.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davalının yeni işindeki iş tanımının farklı olduğunu, sözleşmede yer alan rekabet yasağının konu ve yer bakımından sınırlandırılmadığından geçersiz olduğunu, ayrıca sözleşmenin “kelepçeleme sözleşmesi” niteliğinde olup, Anayasa'nın 48. maddesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle de geçersiz olduğunu, talep edilen cezai şartın miktaren fahiş olduğunu, TBK 182/son hükmü gereği indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı, davanın TBK 444 ve 447. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde tarafların sözleşme konusunu belirlemekte özgür oldukları, ancak bu özgürlüğün sınırsız olmadığı, sözleşmenin rekabet yasağını düzenleyen hükmünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olduğu, tarafların bu özgürlüğün ihlali niteliğinde herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 4. maddesi, “Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır” hükmünü haizdir. Taraflar arasındaki 21/02/2011 tarihli sözleşmede iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 09/10/2015 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nın 444. vd. maddelerinin tatbik edilmesi gerekir.