2. Ceza Dairesi 2015/9911 E. , 2015/11340 K. "" Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlal Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı TCK’nın 116/1 maddesi gereğince belirlenen 6 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 119/1-c maddesi gereğince bir kat artırım yapılması gerekirken yarı oranında artırım yapılması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış…
**2. Ceza Dairesi 2015/9911 E. , 2015/11340 K.** **"İçtihat Metni"** Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlal Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı TCK’nın 116/1 maddesi gereğince belirlenen 6 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 119/1-c maddesi gereğince bir kat artırım yapılması gerekirken yarı oranında artırım yapılması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 02/06/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Aşağıda sunduğum nedenlerle sayın çoğunluğun, hırsızlık suçundan kurulan hükmün onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum. Konumuzla ilgili 5237 sayılı TCK'nin 142/2-g maddesinde; büyükbaş veya küçükbaş hayvanların barınak yerlerinden çalınmasını hırsızlık suçunun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. Hayvanların barındığı "ahır" tabir edilen yerlerin, hayvanlara mahsus "barınak" yerlerinden olduğunda tartışma ve duraksama yoktur. Bu nedenle somut olayımızda, suça konu hayvanların ahırdan çalındığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin, başka bir koşul aranmaksızın TCK'nin 142/2-g maddesi kapsamında nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu, bu nedenle yerel mahkeme hükmünün suçun nitelendirilmesi yönünden karşı temyiz olmadığından eleştirilerek onanması gerekirken, eylemin TCK.nun 142/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu kabul edilerek onanmasının yerinde olmadığını düşünmekteyim. Konunun daha iyi anlaşılması için somut olayımızla ilgili 5237 sayılı TCK'nin 142/1-b ve 142/2-g maddelerinin uygulanma koşullarını örnek üzerinden değerlendirecek olursak; hırsızlık suçunun, evin/konutun veya binanın eklentisinde/müştemilatında olan barınak niteliğindeki ahırdan gerçekleştirilmesi halinde, eylem, hem 5237 sayılı TCK'nin 142/1-b maddesindeki, "(1) Hırsızlık suçunun; b) ...bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,", hemde TCK'nin 142/2-g maddesindeki, "(2) Suçun; g) Barınak yerlerinde,...büyük veya küçük baş hayvan hakkında" işlenmesi suç tanımlarına uymaktadır. Başka bir ifadeyle sanığın eylemi, aynı anda her iki maddede öngörülen suçun unsurları birlikte gerçekleştirdiğinden her iki maddede tanımlana suçta oluşmaktadır. Bu durumda TCK'nin 142/2-g maddesi, 142/1-b maddesine göre (ceza süresinin fazla olması nedeniyle) daha nitelikli olduğu için, hemde daha özel düzenleme içerdiği için (ceza süreleri aynı olan fıkralardaki uygulamalar gibi) öncelikle uygulanması gerekmektedir. Bunun aksine, daha nitelikli olan maddeye göre değilde daha az ceza içeren maddeye göre uygulama yapılmasının mantıklı bir açıklaması olamayacağı gibi anılan TCK'nin 142. maddenin bir ve ikinci fıkralarının diğer bentleriyle ilgili yerleşik uygulamayla da çelişki oluşturmaktadır.