T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1910 - 2025/2170 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1910 KARAR NO : 2025/2170 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/06/2023 NUMARASI : 2022/529 E. - 2023/238 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkem…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1910 - 2025/2170 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1910 KARAR NO : 2025/2170 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/06/2023 NUMARASI : 2022/529 E. - 2023/238 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/06/2023 tarih ve 2022/529 E. - 2023/238 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2020/129738 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin 2016/96633, 2017/09378 sayılı ve "...", "okul öncesi ..." ibareleri markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek, bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, kısmi redde mesnet alınan davalı markaları ile müvekkili başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, karşılaştırılan markaların ortak unsurlar dışında baskın şekil ve kelime unsurlarını ihtiva ettiğini, markaların genel görünümleri itibariyle farklı olduğunu, müvekkili başvurusundaki şekil unsurunun göz ardı edilmesinin veya dikkat çekmemesinin mümkün olmadığını, markaların benzerlik karşılaştırılması yapılırken bölünüp parçalanmadan bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraf markalarında ortak olan "..." ibaresinin bilinen anlamı nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu ve ticari hayatta herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olduğunu, özellikle son yıllarda eğitim ve sınav alanlarında bu ibarenin "yeni ... sorular", "..." gibi tamlamalar içerisinde herkes tarafından kullanıldığını, dava konusu başvuruda geçen "..." ibaresinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-15184 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirleriyle karıştırılacak derecede benzer olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, somut uyuşmazlığa konu markalar ile ilgili olarak taraflar arasında hali hazırda Ankara 5. FSHHM’nde 2021/177 Esas sayılı dosya kapsamında yargıya intikal etmiş olan bir uyuşmazlığın daha bulunduğunu, bu uyuşmazlık kapsamında alınan bilirkişi raporunda taraf markalarının benzer olduğunun ve aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiğini, hal bu iken davacının kötü niyetli olarak ve ısrarla müvekkilinin "..." markasını kullanmaya çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı başvurusuna konu işaret ile davalının "..." esas unsurlu markalarının 6769 sayılı SMK kapsamında benzer olduğu, kısmi redde konu 16. ve 41. sınıflardaki emtianın da aynı/aynı türden bulunduğu, dava konusu marka başvurusu ile davalı markaları arasında bu mal ve hizmetler yönünden iltibas ihtimalinin olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin başvurusuna konu marka ile redde mesnet davalı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesine yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin başvuru konusu markasını üniversiteye hazırlık kitaplarında kullandığını, dolayısıyla hedef kitlenin üniversiteye hazırlık yapan öğrenciler ve öğretmenler olduğunu, bu tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek bulunduğunu, aynı markanın değişik baskılarını dahi algılayacaklarını, davalı Şirketin ise bu alanda bir faaliyeti olmadığı gibi zaten benzer olmayan markaların bu kitle tarafından karıştırılmasının mümkün bulunmadığını, markaların bir bütün olarak karşılaştırılmalarının gerektiği de gözetildiğinde müvekkili başvurusuna yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, özellikle baskın şekil unsurunun ayırt ediciliği sağlayacağını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, toplum tarafından sıklıkla kullanılan bu tür ibarelerin, fantezi ve uydurulmuş ibareler kadar ayırt ediciliklerinin olmadığını, toplumda gerek markasal olarak kullanımlarının gerekse bir başka şekilde kullanımlarının yasaklanamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruda yer verilen şekil unsuru ile tanımlayıcı nitelikteki diğer kelime unsurlarının başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.