11. Hukuk Dairesi 2013/17688 E. , 2014/4269 K. Taraflar arasında görülen davada verilen 15/03/2011 gün ve 2009/310-2011/47 sayılı kararı onayan Daire’nin 27/06/2013 gün ve sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendik…
**11. Hukuk Dairesi 2013/17688 E. , 2014/4269 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada verilen 15/03/2011 gün ve 2009/310-2011/47 sayılı kararı onayan Daire’nin 27/06/2013 gün ve sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 84999 sayılı ” markasınıtarihli marka devir sözleşmesiyle devir aldığını, devir öncesi üzerinde kısıtlayıcı bir şerhin bulunmadığını, ancak devir gerçekleştirildikten sonra 2007/2 K. sayılı kararı ile escil sayılı markanın sicilden terkin edildiğinin bildirildiğini, davalı terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin taraf olmadığı bir karara istinaden markayı sicilden terkin etmemesi gerektiğini ileri sürerek, markanın terkinine dair işlemin iptalini, 84999 sayılı markanın tescilinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu devir işleminin 12/05/2008 tarihindekayıtlarına girdiğini, daha sonra müvekkilisunulan mahkeme kararı ile markanın sicilden terkin edildiğini, Enstitü tarafından yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dava konusu markanın sicilden terkini işleminin18.01.2007 tarih ve 2006/18 E. 2007/2 K. sayılı 10.02.2009 tarihinde kesinleşen kararının infazı kapsamında 10.06.2009 tarihinde gerçekleştirildiği, mahkemelerce verilip kesinleşen kararlara yasama ve yürütme organları ile idarenin uymak zorunda bulunduğu, bu organların ve idarenin mahkeme kararlarını hiç bir surette değiştiremeyecekleri gibi yerine getirilmesini de geciktiremeyecekleri, bu hususun138/son hükmünde de açıkça belirtildiği, esasen 556 sayılı KHK'nın 44. maddesinin bu kuralı marka hükümsüzlüğüne ilişkin verilen mahkeme kararları yönünden tekrar ettiği, davacı vekilinin her ne kadar müvekkilinin kesinleşmiş hükmün tarafı olmadığını, markanın müvekkiline devrinin kesinleşme tarihinden önce gerçekleştiğini, bu nedenle de anılan hükmün kendileri yönünden bağlayıcı olmadığını iddia etmişse de, bu iddianın dayanağını oluşturan HUMK'nın 186. maddesinin ve bir kısım Yargıtay içtihatlarının, hükümsüzlüğe ilişkin verilen kararların kesinleşmesinden önce davaya bakan .../... -2- mahkemece dikkate alınabilecek hususlara ilişkin olduğu, somut olayda devrin hükümsüzlük kararının verildiği 18.01.2007 tarihinden sonra 09.05.2008 tarihinde gerçekleştiği, hükümsüzlük kararının verilmesinden sonra yapılan devirden bilgilendirilmeyen Yargıtay ve yerel mahkemenin kendiliğinden bu hususu dikkate alamayacağı, bu aşamadan sonra kesinleşen kararın davacı yönünden dahi bağlayıcı olduğu, kesinleşen kararın HUMK'nın 186. maddesi uyarınca müddeabihin devri açısından usule aykırı olup olmadığının tartışılması görevinin, kararı infaz makamı olan ait bulunmadığı, öte yandan davacının müddeabihi devralan sıfatıyla bulunduğu yargılamanın yenilenmesi talebinin, 11.11.2009 tarihinde davacının sunduğu kullanıma ilişkin delillerin445. maddesi anlamında iadeyi muhakeme nedenleri arasında yer almadığından reddedildiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.06.2013 tarihli kararı ile onanmıştır. Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.