11. Hukuk Dairesi 2025/3501 E. , 2026/302 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1607 Esas, 2025/230 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/225 E., 2022/498 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafın…
11. Hukuk Dairesi 2025/3501 E. , 2026/302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1607 Esas, 2025/230 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/225 E., 2022/498 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Kurum'un Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından alınan 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararıyla özelleştirme kapsamına alınmasının ardından davalıya ait dağıtım sisteminin 20 farklı dağıtım bölgesine ayrılarak her bir dağıtım bölgesi için ayrı bir anonim şirket kurulduğunu, davacı şirketin de kamu tüzel kişiliğinin nevi değiştirilmesi yoluyla kurulan şirketlerden biri olduğunu, davalının, mülkiyetindeki dağıtım tesislerinin işletme hakkını her bir dağıtım bölgesi için kurulan şirketlere işletme hakkı devir sözleşmesi ile devrettiğini, bu kapsamda davacı şirket ile davalı Kurum arasında 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi (İHDS) akdedildiğini, ayrıca 28.01.2009 tarihinde hisse satış sözleşmesi imzalanarak hisselerin davacıya devredildiğini, İHDS öncesi dönemde ... Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığına düzenlenen elektrik tüketim faturalarındaki çarpan kat sayısı ve akım trafo değerlerinin kontrolü sonrasında fazla tahakkuk yapıldığının tespiti üzerine hesaplanan 529.865,26 TL alacağın anılan Kurum hesabına 27.07.2007 tarihinde davacı tarafından yatırıldığını, daha sonra aynı üniversitesinin hukuk müşavirliğinin davacıya gönderdiği 11.02.2011 tarihli yazı ile davacı şirket tarafından yapılan ödemenin ... 16.İcra Müdürlüğünün 2007/4804 E. sayılı takip dosyasına istinaden yapıldığı düşünülerek işlem tesis edildiği, halihazırda 529.865,26 TL borcun bulunduğunun sabit olduğu belirtilerek bu miktarın ödenmesinin istenildiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından ... . İcra Müdürlüğü nezdinde 17.01.2008 tarihli hatalı beyanın geri alınması suretiyle bakiye borç müzekkeresinin iletilmesi halinde gerekli ödemenin yapılacağı bildirilerek sonrasında ... Üniversitesi hesabına davacı tarafından 06.04.2011 tarihinde 641.609,93 TL ödendiğini, ayrıca icra dosyasına da 20.06.2011 tarihinde 30.146,37 TL ödeme yapıldığını, İHDS'nin 7.4 maddesi gereğince davalı Kurum'a rücu haklarının doğduğunu beyanla toplam 671.756,30 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu ödemelerin yapıldığı tarih ve dava tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğradığını, davada kesin hüküm ve derdestlik itirazlarının mevcut olduğunu, İHDS kapsamında düzenlenen devre esas bilançoların kesinleştiğini, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2020/588 E., 2020/665 K. sayılı kararı gereğince davacının istirdada konu hatalı abonelik bedellerinin davalıya aktardığının kanıtlanamadığı ve tahsil edilmemesi gerektiği halde haksız yere tahsil edilen bedelin rücu istemine konu edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açılan davanın İHDS ve hisse satış sözleşmeleri kapsamında işletme hakkı devri ile kendisine tahsis edilen dağıtım bölgesinde elektrik dağıtım faaliyetini yürüten davacı şirketin İHDS'nin imzalandığı 24.07.2006 tarihinden önceki döneme ait dava konusu ödeme nedeni ile İHDS'nin 7/4. maddesi gereğince davalıya rücu hakkının doğduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.02.20 16... /13888 E., 2016/1217 K. sayılı emsal ilamı), yine aynı İHDS'nin 7.2. maddesi gereğince davacının aleyhine dava dışı ... Üniversitesi tarafından ... 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/422 E. sayılı dosyasında açılan istirdat davasını ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı, bu durumda aksi yönde değerlendirme ve tespitler içeren bilirkişi raporuna bu hususta itibar edilemeyeceği ve açıklanan gerekçelerle dava konusu her iki miktar yönünden ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi işletilerek davanın kabulü kabulü ile, dava konusu 671.756,30 TL rücu alacağının 641.609,93 TL'lik kısmının ödeme tarihi olan 06.04.2011, bakiye 30.146,37 TL'lik kısmının ise; ödeme tarihi olan 20.06.2011 tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın dava dışı 3. kişi tarafından faturaya dayalı fazla ödenen söz konusu tutarların müessese müdürlüğüne yapıldığı, davacı şirketin gerek dağıtım bölgelerinin anonim şirkete dönüşmesinden önce tahsil edilen gerekse anonim şirket olarak kurulduktan sonra tahsil edilen tutarların ... genel müdürlüğüne aktarıldığını iddia ve ispat etmediği, ayrıca davacı şirketin İHDS imzalanmasından sonra tahsil edilen tutarları zaten davalıya rucu da edemeyeceği, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, eş anlatımla davacı kasasında bulunan ve davalıya aktarıldığına ilişkin iddia ve belge bulunmayan haksız tahsil edilmiş parayı hak sahibine iade etmekle kendi kasasındaki haksız tahsil edilmiş paranın iadesini sağladığı, kesinleşen ilam ile üçüncü kişiden haksız olarak fazla tahsil edildiği karar altına alınan tutarın (fazla alınan iletim bedelinin) davalıya önceden aktarıldığı ispatlanamadığına göre davacının ödediği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı sebepsiz zenginleştireceği, diğer bir anlatımla iletim bedeli olarak fazla alınan paranın yerini bu kez davalıdan tahsil edilecek paranın alacağı, bu durumda mahkemece, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bedeli daha sonra mahkeme ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesi kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya rücu imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, 20.06.2011 tarihinde yapılan 30.146,37 TL yönünden davanın esastan reddine, 06.04.2011 tarihinde yapılan 641.609,93 TL yönünden ise, taraflar arasındaki rücu isteminin sözleşmeye dayalı olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 13.04.2021 tarihinden önce dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Dava, rücuen alacak istemine ilişkin olup, davalı ... ile davacı ... arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir sözleşmesi imzalandığı, daha sonra davacı şirketin, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 28.05.2013 tarihine kadar faaliyet gösterdiği, bu süreçte özelleştirme işlemlerinin yürütüldüğü, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Enerji Elektrik Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri Anonim Şirketine devredilerek 28.05.2013 tarihli hisse satış sözleşmesinin akdedildiği, dava dışı ... Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığınca fazla tahakkuk nedeniyle davacıya ... 16. İcra Müdürlüğünün 2007/4804 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, dava dışı ... Üniversitesine davacı tarafından ödeme yapıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, dava tarihi itibariyle talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 641.609,93 TL bedelin 06.04.2011 tarihinde ödendiği, TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımının bu tarihten başlayacağı anlaşılmakla birlikte davadan önce 10.03.2021 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu, 6325 sayılı Kanun'un 16/2 ve 18/A-15 maddelerine göre arabuluculuk sürecinde zamanaşımı süresinin durduğu, 07.04.2021 tarihinde arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığı, 13.04.2021 tarihinde de davanın açıldığı dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, 641.609,93 TL'nin tahsili talebi bakımından davanın esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.