15. Ceza Dairesi 2013/30907 E. , 2014/6564 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açı
**15. Ceza Dairesi 2013/30907 E. , 2014/6564 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK'nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir.Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de,tacir; "(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de ”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. (2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir.Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır.Madde 55 - Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır.Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır.Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir. Sanık ...'nın ...nin ortağı olup şirkette 08/06/2006 ile 20/02/2008 tarihleri arasındaki dönemde müdür olarak görev yaptığı, diğer sanık ...'nın ise sanık ...'nın olay tarihinde resmi nikahlı eşi olduğu, katılan ...’ın da şirket ortağı olup şirket muhasebecisi ... ... tarafından düzenlenen 31/03/2008 tarihli rapora ve katılanın yaptığı inceleme ile kayıtlara göre şirket varlığından sanık ... 450.000 TL, ...’ın da 75.000 TL parayı kendi hesaplarına aktararak usulsüzlük yaptıkları, katılan şirket tarafından Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/404 Esas sayılı dosyası ile davalılar ... ve ... haklarında şikayete konu olaylar nedeniyle iddia edilen zarar için alacak ve tazminat davasının açıldığı, davanın derdest olduğu, bu dava dosyasına ilişkin olarak Ticaret Mahkemesi tarafından şirket dosya evrak ve kayıtlarının incelenerek ayrıntılı bilirkişi raporunun hazırlanması için Ticaret mahkemesi dosyasının bilirkişilere verildiği, 21/03/2011 tarihli bilirkişi heyetinin raporunu ibraz etmesi sonucunda katılan şirketin tutmakta oldukları defterlerin açılış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, fakat kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, ... hesaplarına intikal eden yada nakit bankalardan çekilen meblağlardan dolayı 201.941,44 TL borçlu olduğu, ayrıca ...'nın 1944,00 TL eğitim giderleri ile 750.00 TL cep telefonu gideri nedeniyle de şirkete borçlu olduğu, ... .... hesaplarına intikal eden 29.786,40 TL nin mevcut olduğu, sanıkların bu meblağları şirket için kullanıldığı yönündeki savunmalarının ispat edilememesi durumunda bu oranda şirkete borçlu sayılması gerekeceği hususlarının açıkça bilirkişi raporlarında belirlendiği, bu nedenlerle sanıkların dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen somut olayda, sanıklardan ...'nın şirkette ortak ve müdür olarak görev yaptığı, diğer sanık ...'nın ise şirkette kurulduğundan itibaren 31.01.2008 tarihine kadar sigortalı işçi statüsünde şirkette Mali Müşavirlik yaptığı, 10.04.2008 tarihinde yapılan olağanüstü ortaklar Genel Kurulu toplantısında sanık ...'in müdür olarak görev yaptığı sırada şirketin değişik bankalarda bulunan hesaplarından internet yoluyla kendisi ve eşi hesabına bir takım havaleler yaptığı, bunların geri ödemesinin tam olarak yapılmadığı, ayrıca şirketin bankalarda bulunan Türk lirası ya da döviz hesaplarından kendi adlarına para alıp aktardıkları, ayrıca çekilen bir takım kredileri de şirket muhasebe kayıtlarına geçirmeyerek kendilerinde tuttukları belirlendiği, sanıkların suçlamayı kabul etmedikleri, şirketin bir takım nakit para ihtiyacını kendi şahsi hesaplarından karşıladıklarını beyan ettikleri, bu nedenle şirket ile sanıklar arasında bir takım alacak borç ilişkilerinin bulunduğu bu hususta Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesine alacağın tahsili için açılan derdest davanın bulunduğu bilirkişi incelemesine göre de sanık ...'in hesaplarına intikal eden ya da bankalardan nakit olarak çekilen toplam 201,941,44 TL, sanık ... ise toplam 29.786.40 TL.yi kendi hesabına aktarmış olarak göründüğü bu kişilerin aktarılan bu meblağları şirket için kullandıkları yönündeki beyanlarının ispatlanamaması durumunda şirkete borçlu sayılmalarının gerektiği belirtilmiş, bu nedenle sanıkların hile ve desise kullanarak şirket hesaplarından kendi yararlarına haksız menfaat elde etmek maksadıyla hareket ettikleri yönünde somut bir delil bulunmadığı, bu şekilde tüm dosya kapsamına göre katılan şirket ile sanıkların arasında hukuki ihtilaf bulunduğu kabul edilerek sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmadığından beraatlarına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına gore, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.