T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/03/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/09/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/03/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/09/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı borçludan alacaklı olduğunu, davalı yanın bu tutarı ödememesi üzerine Denizli 9. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, davalı yanın bu borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, müvekkilinin davalıdan olan alacağının sabit olduğunu bu nedenlerden dolayı borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptalini, duran takibe devam edilmesini, alacağın %20 sinden az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etkiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, takibin cari hesap ilişkisi dayanak gösterilerek başlatıldığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, takip dayanağının neye ilişkin olduğunun anlaşılmadığını, müvekkili firmanın davacı yana borcunun olmadığını aksine 70.000 TL civarında bir avans alacağının bulunduğunu, davacı yandan 20.10.2016 tarih ... seri numaralı, 31.202,60 TL tutarlı fatura dışında imalat ve teslimat almadığını, davacı yanın icra takibinin kötü niyetli olduğunu belirterek davacı tarafından ikame edilen bu davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Davalı tarafından davacıya bir kısım imalatlar yaptırılmış olduğu, davalının kabulündedir. Gerek dava dayanağı Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında gerekse süresinde sunulmamış olan cevap dilekçesinde (beyan dilekçesi kabul edildi) davalı tarafından ayıp iddiasında bulunulmamış olup yalnızca davacıdan 70.000 TL ye yakın avans alacağı bulunduğu ileri sürülmüştür. Eser sözleşmesinde ayıp iddiası, TBK 474. Md gereği açık ayıp uygun bir sürede imkan bulunur bulunmaz, gizli ayıp durumunda ise gecikmeksizin ileri sürülmelidir. Ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığını mahkeme resen gözetemez. Yüklenici bu hususu defi olarak ileri sürmelidir. Tekstil mühendisi raporlarında davalı tarafından davacıya fason iş yaptırıldığı ve davalı tarafından davacıya kumaş temin edilmiş olduğu görüldü. İlgili kumaşlar davacı tacir tarafından özenle ve hesap verme borçlarına uygun şekilde muhafaza edilmiş olduğu keşif mahalinde görüldü. Ayrıca davalının kumaş iadesi talebi cari hesaba dayanan itirazın iptali davasının kapsamında değerlendirilemez. Takas talebi yönünden ise, borcu sona erdiren sebeplerden olup, TBK'nın 139/I. maddesi hükmünce iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar veya özdeş diğer bir edimi birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir denildikten sonra, ikinci fıkrasında alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebileceği belirtilmiştir. TBK'nın 143. maddesinde de takasın borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşeceği, bu durumda her iki borç takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona ereceği kabul edilmiştir. Takas için alacakların karşılıklı ve özdeş yani aynı cinsten olması yeterli olup aynı sözleşmeden kaynaklanması zorunlu değildir. Takas ileri sürülebilmesi için karşı ya da ayrı bir dava açılması zorunlu olmadığı gibi takas edilecek alacağın ilâma bağlanmış olması da zorunlu değildir, def'i olarak ileri sürülebilir. İlk itirazlardan farklı olarak, defilerin esasa cevap süresi içinde bildirilmeleri zorunlu değildir. Dolayısıyla, takas-mahsup defi, esasa cevap süresi geçtikten sonra dahi bildirilebilir. Ne varki, bir definin esasa cevap süresi geçtikten sonra bildirilmesi savunmanın genişletilmesi anlamına geleceğinden, böylesi bir definin mahkemece dikkate alınabilmesi için, karşı tarafın buna muvafakat etmiş olması gerekir. Somut olayda, cevap dilekçesinin ibraz edilmesinden sonra takas-mahsup isteminde bulunulduğu (cevap dilekçesi süresinde değil) , süresinden sonra ileri sürülen takas define davacı tarafından da açıkça muvafakat edilmediği anlaşılmakla, ayrıca kumaş ile para aynı nevi olmadığından dolayı davalı tarafın takas-mahsup define yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Tüm dosya kapsamı, taraflar arasındaki sözleşmede açık sözleşme bedeli belirtilmemiş olması ile, Denizli 7. Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesi,29.11.2020 tarihli SMM raporu dikkate alınarak karar verildi. Ayrıca ihtarname tebliği dikkate alınarak faize hükmolundu. İİK'nun 67/2 maddesinde, icra takibine konu edilen likid (hesap edilebilir) nitelikteki bir alacağa haksız olarak itiraz edildiğinin belirlenmesi halinde hüküm altına alınan miktar üzerinden alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi öngörülmüştür. Mevcut düzenlemeye göre itirazın haksızlığı yeterli olup, anılan maddenin son fıkrasındaki istisna dışında ayrıca itirazın kötüniyetle yapılıp yapılmadığı araştırılmaz. Borçlunun itirazında haksız çıkması yeterlidir. Borçlunun itirazının haksız olup olmadığını tespit edebilmek için takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likid (belirli) olup olmadığına bakmak gerekir. Alacak likid ise borçlu itirazında haksızdır. Alacak likid değilse borçlu itirazında haklıdır. Likid alacaklarda alacağın miktarı bellidir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinebilecek durumdadır. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir. Şartları oluşmakla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmolundu. ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında sözleşmenin akdedildiğini, müvekkilinin sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dosyadaki irsaliye ve faturalardan da anlaşılacağını, müvekkili ile davacı arasında ticari ilişkiden kaynaklı bir borcunun olmadığını, aksine müvekkilinin yapmış olduğu avans ödemelerle davacı taraftan alacağının olduğunu, dava konusu faturaya ilişkin teslimatın davacı tarafça yapılmadığını, düzenlenen faturanın daha önce davacıya teslim edilen ve kaybolan/çaldırılan kumaşlara ilişkin olduğunu, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, kumaş adetinin belirlenmesinde irsaliyelerde yer alan miktarın esas alınması gerektiğini, kumaşların değerinin piyasa fiyatıyla değil, faturalarda yazılı birim fiyatlarla hesaplanması gerektiğini, %3 fire oranının fazla olduğunu, %2’nin esas alınması gerektiğini, aldırılan bilirkişi raporunun eksik ve hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının işi teslim ettiğinin kabul edilmesi halinde dahi davacıda kalan kumaşların değerinin mutlaka hesaba katılarak mahsup edilmesinin gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla yüklenici tarafından başlatılan ilamsız takipte, vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre; davalının, davacıya ham kumaş sağlayacağı, davacının bu kumaşlardan nevresim takımı üreterek davalı adına ... Bakanlığı’na teslim edeceği, teslimin iki parti halinde olacağı konularında tarafların anlaştıkları, ilk partide teslimatın yapıldığı, bu işin fatura bedelinin davalı tarafça davacıya ödendiği, bu konuda ihtilafın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, davacı tarafça ikinci teslimata ilişkin kesilen 20.02.2017 tarihli 125.000 TL bedelli fatura konusu ürünlerin teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Yine taraflar arasında varlığı ihtilafsız sürece göre, davalı tarafça davacıya yapılan kumaş teslimlerinin dava dışı ... Tekstil şirketi aracılığıyla yapıldığı ( ham kumaşların fason boyama işi ... Tekstil tarafından yapıldıktan sonra davacıya teslim gerçekleşmiş), davacı tarafça üretilen nevresim takımlarının ise ... Nakliyat isimli firma aracılığıyla davalı adına doğrudan nihai alıcı ... Bakanlığına teslim edildiği görülmektedir. Dosya kapsamı, bilirkişi raporu, taraf defterleri, ... Tekstil ve ... Nakliyat’a ait defter kayıtları ile taşıma irsaliyeleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının yüklendiği edimi tümüyle ifa ettiği, fatura konusu ürünlerin teslimatının yapıldığı anlaşıldığından davalının teslimat yapılmadığı yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahsup, genel olarak bazı hallerde, bazı sebeplere dayanarak alacak miktarından indirim yapılması, alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin veya borçlunun katlanmak zorunda kaldığı bazı yükümlülüklerin, talep edilen alacaktan indirilmesi, çıkarılmasıdır. Mahsup yapılması imkanının doğduğu hallerde, taraflardan sadece biri alacaklı konumda iken, mahsup ileri süren taraf sadece borçlu konumundadır, dolayısıyla karşılıklı alacaklar mevcut değildir ve alacakların karşılıklı olarak sükut etmesi söz konusu değildir. Mahsup, sadece alacağın hesabına, alacaktan indirim yapılmasına dair yöntemdir. Bu sebeple, takasa konu olan karşı alacak müstakil bir alacak olmakla, farklı bir davanın konusu olabilecekken, mahsup edilen alacak için bağımsız bir dava açılması söz konusu olmayacaktır (YHGK. 02.07.1980,15-742/2112). Takas edilen iki alacak arasında hiçbir bağlantı olmasına gerek olmamasına rağmen, mahsupta talep edilen alacakla hesaplamada kullanılan indirim birbiriyle sıkı bir bağlantı içinde olmalıdır, mahsupta her iki alacak da aynı hukuki ilişkiden doğmakta veya aynı konuya ilişkin bulunmaktadır (Bknz Kuru Usul Cilt 4. sh. 3907). Mahsup alacakta indirim yapılmasında menfaati olan herkes tarafından, hatta kefil tarafından dahi ileri sürülebilir. Alacak üzerinde mahsup yapılmasını gerektiren hallerin varlığı ile takastan farklı olarak hakim tarafından re'sen nazara alınır ve takastan farklı olarak karşılıklılık şartı da aranmaz. Yargıtayında bir çok kararındaki görüşü mahsubun bir itiraz teşkil ettiği yönündedir(Takas. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Murat Develioğlu -2. baskı sh. 23 vd). Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 09.08.2021 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda, sevk irsaliyelerine göre; ... Tekstil şirketi tarafından davacıya teslim edilen kumaş miktarı konusunda 174 cm en (dar) kumaş – 263.799 metre , 237 cm en (geniş) kumaş – 152.191 metre tutarlarına yer verildiği, sözleşmeye göre istenilen 50.847 nevresim takımı için yine sözleşmede ... Bakanlığı Teknik Hizmetler Dairesi Başkanlığı Nevresim Takımı Teknik Şartnamesinin baz alınarak dikim işleminin yapılması öngörüldüğünden buna göre yapılan hesapta 50.847 adet nevresim takımı için 240 cm en kumaştan – 139.829,25 metre, 175 cm en kumaştan 251.837,90 metre kumaş ihtiyacı bulunduğunun hesaplandığı, kesim, dikim ve paketleme sırasında fire verileceği, ev tekstilinde fire oranının sanayi ve ticaret odalarının belirlediği değere göre % 3 olduğu, fire oranı dahil edildiğinde geniş en kumaş için (139.829,25 + 4.194,88) 144.024,13metre, dar en kumaş için (251.837,90 + 7.555,14) 259.393,04metre kumaş kullanılacağı, ... Tekstilden sevk edilen ürünler ile 50.847 adet için ihtiyaç duyulan miktar karşılaştırıldığında aradaki farkın geniş en kumaşta (152.191,00- 144.024,13) 8.166,87 metre, dar en kumaşta (263.799,00- 259.393,04) 4.405,96 metrefark bulunduğunun tespit edildiği, sözleşmeye göre ihtiyaç duyulan kumaştan fazla gönderildiği, geniş en olan kumaştan 8.166,87 metre, dar en olan kumaştan 4.405,96 metre fazla gönderim yapıldığı, davacının deposunda da fazla kumaşların görüldüğü, sevk irsaliyelerinin yapıldığı Ekim- Kasım 2016 yılında piyasa fiyatlarına göre geniş en kumaş için metre başına fiyatın 4,00 TL dar en kumaş için metre başına fiyatın 3,00 TL olduğu nazara alındığında davacıda kalan kumaşların değerinin toplam 45.885,38 TL olduğu, bunun davacı alacağından mahsubu ile davacının talep edebileceği miktarın (56.273,08-45.885,38)= 10.387,70 TL olduğu, işlemiş faizin ise 801,91 TL olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça fazladan gönderilen ve davacıda kalan kumaşlarla ilgili olarak Mahkemenin, davalının süresinde takas-mahsup def’inde bulunmadığı ve davacının para alacağı ile davalının kumaş talebi nitelik itibariyle aynı cinste olmadığından takas mahsuba konu edilemeyeceği gerekçeleriyle davacıda kalan davalıya ait kumaşları dikkate almaması hatalı bulunmuş, davalının bu yöndeki istinaf başvurusu haklı görülmüştür. Malzeme işsahibi tarafından sağlanmışsa yüklenici, onları gereken özeni göstererek kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlüdür(6098 s. TBK m. 472/2). Somut davada da kumaş malzemesi davalı iş sahibi tarafından karşılanmış olup davacı yüklenici arta kalan kumaşı davalıya iade ile yükümlüdür. Takas ve mahsup istemi karşılıklı dava olarak olarak ileri sürülebileceği gibi Borçlar Kanunu'nun 139. Maddesi uyarınca def'i yoluyla da ileri sürülebilir. Mahsup talebi ise yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın onayı gerekmeden ileri sürülebilir ( Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2011/7271 E. 2012/3753 K. sayılı ilamı). Bu sebeple davalı tarafından karşılanan ve davacıya fazladan gönderilen kumaşların ekonomik değerinin davacı alacağından mahsup edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur( Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2010/3213 E. 2010/3726 K. sayılı ilamı). Davalının, davacıda kalan kumaşların değeri konusunda ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin incelenmesinde ise; davacının aynı hususlarda rapora karşı ileri sürdüğü itirazların ek raporda giderildiği, davalının sözleşmeyle kararlaştırılan miktarın üretimi için gerekli olan kumaştan daha fazlasını göndermesi sebebiyle davacıda mevcut kalan fazla kumaşların artık sözleşme ve faturadaki fiyatlara göre değil piyasa fiyatlarına göre değerlemeye tabi tutulmasının isabetli olduğu ( Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/3163 E. 2020/1910 K. sayılı ilamı) yine ... Tekstil tarafından davacıya teslim edilen ürün miktarında bilirkişilerin sevk irsaliyelerine göre değerlendirme yaptığı anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. Sonuç olarak, oy çokluğu ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 31/03/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın KISMEN KABULÜ ile; Denizli 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalının itirazının kısmen iptali ile takibin; 10.387,70 TL asıl alacak 801,91 TL faiz, 133,89 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 11.323,50 TL üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 3.844,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 655,77 TL harcın mahsubuyla bakiye 3.188,83 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, b-Davacı tarafından yatırılan 655,77 TL başvurma harcı ile 35,90 TL peşin harç toplamı 691,67 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-Davacı tarafından yapılan 665,77 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı dahil toplam 4.322,89 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde; 778,12 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafından yatırılan 1.330,00 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 1.090,60 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine bakiye kısmın davalı üzerine bırakılmasına, e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 10.387,70 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, f-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, g-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 962,00 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 88,60 TL posta masrafı olmak üzere toplam 309,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ... MUHALEFET ŞERHİ Taraflar arasındaki eser sözleşmesi, malzemesi iş sahibi tarafından sağlanan eser sözleşmesi olup, davacı yüklenici davalı ise iş sahibidir. Sözleşmeye göre davalı davacıya ham kumaş gönderecek, davacı ise, bu kumaşlardan nevresim takımı üreterek davalı adına ... Bakanlığı’na teslim edecektir. TBK'nın 470. maddesine göre; Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır (Yargıtay 15.Hukuk Dairesi, 2021/3130 Esas, 2021/2836 Karar). Somut olayda toplanan delillere göre davacının sözleşmede yazılı miktar kadar nevresim takımını üreterek sözleşmeye konu edimini usulüne uygun şekilde yerine getirdiği ürünleri davalı adına nihai alıcıya teslim ettiği, davalının bu husustaki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı yüklendiği işi sözleşmeye uygun şekilde yerine getirdiğine göre davalı iş sahibinden beklediği karşılık edim, kararlaştırılan ücretin ödenmesidir. Davalının kendi inisiyatifiyle davacıya fazladan gönderdiği kumaşlarla ilgili olarak, bu kumaşların parasal bir değeri olduğundan bahisle davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğine dair çoğunluk görüşüne katılmıyor, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunu da haklı görmüyorum. Zira, davacı edimini usulüne uygun yerine getirdiğine göre davalı bu işin karşılığını ücret olarak ödemeliyken davacıda kalan fazla kumaşların bedelinin davacı alacağından mahsup edilmesi, davacının talebi olmaksızın bir satış sözleşmesi varmış gibi davacının kumaşları satın almaya zorlanması anlamına gelmekte ve hatta kumaşların değerinin davacının alacağından fazla olması halinde davacıyı davalıya karşı borçlu hale getirmektedir. Diğer taraftan eser sözleşmelerinde ücret alacağı ödenmeyen yüklenicinin, 4721 sayılı TMK'nın 950/1 maddesi uyarınca kendisinde kalan iş sahibine ait mallar üzerinde hapis hakkının bulunduğu dikkate alındığında, ücreti ödeninceye kadar üzerinde hapis hakkını kullanabileceği mallar varken, bu malların bedelinin yüklenici alacağından mahsup edilmesi hukuk mantığı ve ilkelerine ters düşmektedir. Elbette 6098 sayılı TBK'nın 472/2 maddesinde göre davacı yüklenici davalı iş sahibine ait artan malzemeyi korumak ve geri vermekle yükümlüdür. Davacının bu borcu parça borcu niteliğinde olup aranılacak borçlardandır. Sözleşmede bu konuda aksi bir düzenlemeye yer verilmediğinden TBK'nın 89. maddesine göre; parça borcunun sözleşmenin yapıldığı anda bulunduğu yerde ifa edilmesi gerekir. Davacı Denizli'de, davalı ise İstanbul ilindedir. Davalı taraf ya bizzat gidip teslim almalı ya da nakliye ücretini göndererek davacı tarafça gönderimini sağlamalıdır. Davalı taraf cevap dilekçesinde adı geçen kumaşlardan söz dahi etmemiş bu yönde davacıdan herhangi bir talepte de bulunmamıştır. Ancak yargılamanın seyri içerisinde keşifte davalıya ait davacıda kalan kumaşların bulunduğu anlaşılmış, davacı asil de duruşmadaki beyanında hem ücretinin ödenmediğini hem de kendisinde kalan kumaşların davalı tarafça teslim alınmadığını ifade etmiştir. Davalının aksi yönde bir iddiasının bulunmamasına ve keşfe müteakip düzenlenen bilirkişi raporuna göre kumaşlar davacının deposunda geri verilmeye hazır halde bulundurulmaktadır. Davacıda kalan kumaşların miktar ve nitelikleri belirtilmek suretiyle bu kumaşların davalıya aynen iadesine şeklinde ayrı bir hüküm kurulması gerektiğine yönelik görüşüm sayın çoğunluk tarafından kabul edilmemiştir. Açıkladığım sebeplerle davacının alacağıyla ilgili kurulan hüküm yönünden ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu sadece davalıya ait kumaşlarla ilgili olarak bunların davalıya aynen iadesine şeklinde ayrı bir hüküm kurulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum ( benzer yönde içtihat için bknz. Yargıtay 15.H.D'nin 13/03/2018 tarih 2016/5657 esas 2018/889 karar sayılı ilamı). ...