T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/537 Esas KARAR NO : 2025/1920 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/226 Esas- 2022/864 Karar TARİH: 10/11/2022 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 20/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/537 Esas KARAR NO : 2025/1920 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/226 Esas- 2022/864 Karar TARİH: 10/11/2022 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 20/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil bankanın Çaycuma/Zonguldak Şubesince dava dışı...Yapı Malz.Tic. ve San.A.Ş.'ye Kredi Çerçeve Sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, davalının ise sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi şartlarına uyulmaması ve borcun ödenmemesi üzerine, kredi borçlusu şirkete, dava dışı kefillere ve davalıya, Beşiktaş 17. Noterliği'nin 20.07.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ve Çaycuma 2. Noterliği'nin 05.09.2018 tarih ve... yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edilerek kredi hesabının kat edildiğini ve toplam 1.021.031,14 TL olan borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen borç ödenmediğinden; İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığın ve ipotekli taşınmaz satışlarından tahsilatlar yapıldığını, ayrıca tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile kredi borçlusu ve kefiller aleyhine 1.141.085,21 TL üzerinden icra takibi yapıldığını, diğer borçlular hakkında takibin kesinleştiğini ancak davalının borca, faize, faiz oranına, yetkiye ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, İstanbul mahkemeleri İle icra dairelerinin yetkili olduğunu, ayrıca talep edilen faiz oranının taraflar arasında imzalanan sözleşme ile bankaya tanınan tek taraflı yetkiye istinaden kararlaştırıldığını, faizin sözleşme ve yasaya uygun olduğunu, belirterek; davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasına yönelik itirazlarının iptaline ve takibin devamına, takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep e dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı asıl borçlu...Yapı Malz.Tic. ve San.A.Ş. ile davacı banka arasında 11.06.2014 ve 22.07.2015 tarihlerinde Kredi Çerçeve Sözleşmeleri imzalandığını ve müvekkil ...'nin ise söz konusu sözleşmenin imzalandığı tarihte kefil olduğunu, davaya konu müteselsil kefalet sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olmadığını, Borçlar Kanunu 584. maddesinin eş rızasından bahsettiğini, ancak uyuşmazlığa konu olayda müvekkil ile davacı banka arasında akdedilen sözleşmede ...'nin tacir sıfatını taşımadığını, kefalet türünde bir değişiklik bulunmadığını ve güvencelere ilişkin önemli azalmaya sebep değişiklik bulunmadığını, bu halde müvekkilin eşinin yazılı rızası ve aksini ispatlayan istisnai hükmün de bulunmaması halinde, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarının ortadan kalktığını, Borçlar Kanunu 583. maddesi uyarınca, kefalet sözleşmelerinin hukuken geçerli olabilmesi için, kefalet sözleşmelerinin yazılı olmasının gerektiğinin yanı sıra kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet durumunda, bu anlama gelen bir ifadenin kendi el yazısı ile belirtmesi gerektiğini, ancak dava konusu yapılmış olan kefalet sözleşmesinde müvekkilin sorumlu olduğu süreyi gösteren ve kendi el yazısı ile yazılmış bir kefalet süresi bulunmadığını, bu yönden de hukuken geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini, dava dışı...Yapı Malz.Tic. ve San.A.Ş.'nin belirtilen meblağ kadar borcu bulunmadığını, ayrıca dava konusu kredilerin muaccel olmadığını belirterek ; borca itirazlarının kabulü ile başlatılan takibin iptaline, müvekkil lehine % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/11/2022 tarih 2021/226 Esas- 2022/864 Karar sayılı kararında;"Dava ; İİK 67 gereğince itirazın iptali istemine ilişkindir.........Davalı ... nin temerrüt tarihi 27.07.2018 itibariye davacı bankanın toplam 885.805,15 TL alacak tutarı bulunduğu hesaplanmıştır.Takip tarihinden önce davacı bankaca karşılıksız kalan 4 adet çek yaprağı için banka kaynağından çek hamillerine 6.400,00 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Söz konusu tutar da dikkate alındığında, davacı bankanın takip tarihi itibariyle 892.205,15 TL (= 885.805,15 TL + 6.400,00 TL) Asıl Alacak tutarı bulunduğu , işlemiş faiz, vergi ve masraf tutarı ile birlikte, toplam 1.132.227,40 TL borçtan davalı kefilin kefalet limiti kapsamı içinde kaldığından dava dışı asıl borçlu şirket ile birlikte sorumlu olacağı anlaşılmıştır.Davacı tarafından 25.10.2018 takip tarihinden sonra ancak 29.03.2021 dava tarihinden önce 299.074,45 TL tahsilat yapıldığı ve dava konusu kredi borçlarına mahsup edildiği tespit edilmiştir.Dava tarihinden önce yapılan toplam 299.074,45 TL'lık tahsilat tutarı, TBK 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz ve masraflar olmak üzere, borçtan düşülerek yapılan hesaplama sonunda; davacının dava tarihi 29/03/2021 itibariyle toplam 1.841.326,85 TL nakit alacak tutarı ve iade edilmemiş çek yapraklarının banka sorumluluk tutarından dolayı 8.000,00 TL gayrinakit alacak tutarı bulunduğu,Davalı kefilin 1.350.000 TL kefalet limiti kapsamında davacının nakdi alacağından sorumlu olacağı, ayrıca davacı tarafın huzurdaki davada dava değerini 1.141.085,21 TL üzerinden belirttiği gözetilerek, mahkememizce 1.141.085,21 TL nakdi alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir."Davalı, dava dışı... Gıda Turizm ve İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin müşterek borçlu ve müteselsil kefilidir. Kefilin gayrinakdi kredilerin deposundan sorumlu tutulabilmesi için imzalanan sözleşmede açık ve net bir şekilde sorumluluk içeren düzenleme bulunması gerekir. Uyuşmazlık konusu sözleşmenin 36. maddesinde bu yönde bir düzenleme bulunmadığından kefil gayrinakdi kredilerin deposundan sorumlu tutulamaz." [Yargıtay 19. HD, 05.12.2017 Tarih, 2016/6902 E., 2017/7727 K.]Yukarıda yer verilen Yargıtay kararına göre, kefilin, gayrinakdi kredilerin deposundan sorumlu tutulabilmesi için, sözleşmede bu yönde açık bir hüküm bulunması gerekmektedir. Davalı tarafça imzalanan 11.06.2014 ve 22.07.2015 tarihli sözleşmelerde açık ve net şekilde sorumluluk içeren bir hükme rastlanılmamış olup, gayrinakdi davacı alacağından davalı kefilin sorumlu tutulamayacağı sabit bulunmuştur.İİK 67 gereğince yasal koşullar oluştuğundan davacı lehine icra inkar tazminatı hüküm altına alınmıştır..."gerekçesi ile, '' 1-İstanbul 25 İcra müdürlüğü nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı kefil ... yönünden; davalının 1.350.000 ,00 TL kefalet limiti ve davacı talebi ile sınırlı olmak üzere 1.141.085,21 TL nakdi alacak üzerinden itirazın iptaline takibin devamına, Davacının gayrinakdi alacaklar yönünden olan talebinin reddine1.004.011,73 TL nakdi asıl alacaktan 892.205,15 TL ticari kredi alacağına takip tarihinden itibaren %39,00 oranında ve 111.806,58 TL kredili mevduat hesabı ve kredi kartı alacağına takip tarihinden itibaren %30,24 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, faizin %5 BSMV si ile birlikte tahsiline,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kredi sözleşmesinin kefalet ile ilgili bölümlerinde kefaletin doğmuş ve doğacak tüm borçları kapsayacağı hükmü yer aldığını, bu sebeple gayrinakdi alacak ile ilgili davalının sorumlu tutulamayacağına ilişkin hükmün doğru olmadığını, kredi sözleşmesinin kefalet ile ilgili bölümlerinde kefaletin doğmuş ve doğacak tüm borçları kapsayacağı hükmü yer aldığını, bu sebeple kararda belirtilen gayrinakdi alacak ile ilgili davalının sorumlu tutulamayacağı hükmünün kendi içerisinde de çelişkili olduğunu, gayri nakdi alacak tazmin, ödeme gibi nedenlerle nakdi alacağa dönüştüğünde kefilin bu borçtan sorumlu olduğunu ama tazmin edilmez de depo edilmesi talep edilirse kefilin sorumluluğu bulunmadığını, bu şekilde bir kararın çelişki içerdiğini beyanla, Yerel mahkemenin 2022/864 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde aleyhe olan hükümlerinin kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda gayrinakdi alacak içinde davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını, davalının eşinin rızasının alınmadığını, kefalet sözleşmesinde davalının sorumlu olduğu süreyi gösteren ve kendi el yazısı ile yazılmış bir kefalet süresinin bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinin davacının tek taraflı faiz belirleme yetkisinin ve delil sözleşmesi hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğu ve geçersiz olduğunu, kefilin sorumlu olduğu kefalet limitinin göz önünde bulundurulmadığını, gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebinin reddine karar verilmesine rağmen Mahkemece yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu tutulmasının ve reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu...Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş. arasında akdedilen, davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda nakdi alacağa ilişkin talebin kabulüne, gayri nakdi alacağa ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf sebebi olarak, kefilin de gayri nakdi depo bedelinden sorumlu olduğunu ileri sürmüş, davalı vekili istinaf sebebi olarak, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını, davalının eşinin rızasının alınmadığını, kefalet sözleşmesinde davalının sorumlu olduğu süreyi gösteren ve kendi el yazısı ile yazılmış bir kefalet süresinin bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinin davacının tek taraflı faiz belirleme yetkisinin ve delil sözleşmesi hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğu ve geçersiz olduğunu, kefilin sorumlu olduğu kefalet limitinin göz önünde bulundurulmadığını, gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebinin reddine karar verilmesine rağmen Mahkemece yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu tutulmasının ve reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Taraflar tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürülmüş, bilirkişi kök ve ek raporlarında ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/19-689 Esas, 2018/1624 Karar ve 06.11.2018 tarihli kararında da belirtildiği üzere kefilin gayri nakdi kredinin deposundan sorumlu tutulabilmesi için kefalet sözleşmesinde açık hüküm bulunması gerekmekte olup, davacı vekilinin dayanak olarak gösterdiği kefalet sözleşmesi hükmünün genel nitelikte olduğu ve kefilin gayri nakdi alacağın deposundan sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme içermediğinden Mahkemece gayri nakdi alacağın depo bedeli talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu...Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş. arasında akdedilen 11/06/2014 ve 22/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmelerine davalının müteselsil kefil olduğu, kefalet sözleşmesinde davalının el yazısı ile kefalet tarihi, kefalet limiti ve müteselsil kefil olduğunun belirtildiği, kefalet sözleşmesinde bunun dışında sorumlu olunan bir tarih aralığının belirtilmesinin şart olmadığı, davalının dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle eş rızasının zorunlu olmadığı, davalının diğer kefil ile birlikte asıl borçlu şirket adına da genel kredi sözleşmelerini imzaladığı, genel kredi sözleşmelerinin son maddesine göre sözleşmenin tamamını okuyarak ve anlayarak imza ettiklerinin ve geçerli olacağının kabul edildiği, sözleşme hükümlerinin dava dışı asıl borçlu ve şirketin yöneticisi olan davalı kefil tarafından serbest iradeleri ile sözleşmede öngörülen şartlar incelenmek suretiyle kabul edildiği ve kredi kullandırıldığı, sözleşmenin imzalandığı ve kredinin kullandırıldığı sırada sözleşme hükümlerine itiraz edilmeyip temerrüte düşülmesi sebebiyle alacağın tahsili sırasında itiraz edilmesinin çelişkili işlem yasağına aykırı olduğu ve sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olmadığı, davalı tarafından gösterilen tüm delillerin toplandığı ve borcun sona erdiğine ilişkin bir delil sunulmadığı, Mahkemece kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere hüküm kurulduğu, gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebinin reddine karar verilmesi sebebiyle davalı lehine vekalet ücreti takdirine, maktu karar harcının davacıdan tahsil edilmesine karar verildiği, harcı yatırılmış nakdi alacağın tamamının kabul edilmesi ve gayri nakdi alacak yönünden ayrıca bir yargılama gideri yapılmadığından davacı aleyhine yargılama giderine hükmedilmediği, davacının sözleşme hükmünü farklı yorumlaması sebebiyle kefil aleyhine de gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebinde bulunduğu, bu durumun tek başına davacının kötü niyetli olduğunu göstermediği ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye ayrı ayrı gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 77.947,53 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 19.486,89 TL harcın mahsubu ile bakiye 58.460,64 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.