İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; avalı şirketin müvekkili şirketten 58.460,00 Euro + KDV bedeli ile makineler satın aldığını, makinelerin dava dilekçesinde bildirilen faturalar tanzim edilerk da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/288 KARAR NO : 2025/1476 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/10/2020 NUMARASI : 2019/293 Esas - 2020/582 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; avalı şirketin müvekkili şirketten 58.460,00 Euro + KDV bedeli ile makineler satın aldığını, makinelerin dava dilekçesinde bildirilen faturalar tanzim edilerk davalıya teslim edildiğini, davalının bir kısım TL nakit, bir kısmını ise TL çekleri ile ödediğini, satış bedelinin Euro üzerinden yapılması nadeniyle TL ödemelerinin Euroya çevrilerek davalının cari hesabından düşüldüğünü, davalının müvekkiline 11.176,90 Euro (69.083,29 TL) borcu kaldığını,bakiye borç için fatura kesildiğini, ancak ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında Bakırköy 11. İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile takip yaptığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; araflar arasında makine satışı konusunda anlaşma bulunduğunu, yazılı bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmenin teklif onayı suretiyle yapıldığını, müvekkilinin anlaşma gereğince satın aldığı makinelerin bedelini banka havalesi ve TL çekleri ile ödediğini, geçmişte kur farkı faturası düzenlemediğini, faturada yazılan ibarenin kur farkı talep hakkı vermeyeceğini, TL çeklerinin kabulü nedeniyle de kur farkı istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasındaki uyuşmazlık kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından düzenlenen faturaların Amerikan Doları cinsinden olduğu görülmekle kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de; dava konusu uyuşmazlıkta davalının çekle ödemede bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine, davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatının reddine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu satışa ilişkin davalı tarafından verilen çeklerin verildiği dönemde ve 31.12.2020 tarihine kadar pratik anlamda çeke “vade” konulmuş olduğunu, mahkemenin kabulünün aksine görüldüğünde ödenmesi gereken bir çeke yukarıda belirtilen kanun hükmü uyarınca düzenleme tarihi olarak ileri bir tarih yazılabilmekte ve çek karşılığının alınabilmesi için üzerinde yazan tarihin beklenilmesi gerektiğini, bu yasanın yürürlükte olduğu dönemde ileri tarihli vadeli çeklerle ödeme yapan davalının çeki ödeme aracı olarak değil; kredi aracı olarak kullandığının çok açık olduğunu, bu nedenle yasa ile çekin bir ödeme vasıtası olmaktan çıkartıldığı dönem itibariyle davalı tarafından teslim edilen ileri tarih atılı (vadeli) çekler ile ödemenin anında yapıldığının kabulünün mümkün olmadığını, davacının verdiği çeklerin verildiği anda bir ödeme aracı olduğu kabul edilse dahi borç kapanmamakta, davacının bakiye 4.812,84 tl daha alacaklı kaldığını, dosyaya ibraz edilen ilk bilirkişi raporunda bu durumun açıkça tespit edildiğini, buna rağmen mahkemenin tarafların ticari defter kayıtlarına da aykırı ve dosya içeriğini yeterince değerlendirmeden davayı tümüyle reddetmesinin dosyanın yeteri kadar incelenmediğinin de açık kanıtı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde "gerçekte talebimiz kur farkından daha ziyade satış bedelinin kendisidir" şeklinde bir vurgu yaptığını, davacının bu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, zira davaya konu talep edilen miktar esasında, çek ile ödenen bedellerin vadesi sebebiyle kur artışından kaynaklı olarak aradaki farkın (kur farkının) talep edilmesinden ibaret olduğunu, bu durumun satış bedelinin kendisinin talep edilmesi değil; aksine çek ile ödenen bedellerin kur artışından kaynaklı olarak aradaki kur farkının fatura düzenlenrek talep edilmesinde ibaret olduğunu, ki gerek ödeme emrinde ve gerekse de dava dilekçesinde kur farkı alacağı olduğunu iddia eden davacının, bu tutarsız beyanları dahi davaya konu icra takibin kötü niyetli başlatıldığının en açık delili olduğunu, taraflar arasındaki 2014 yılından bu yana süregelen ticari ilişki çerçevesinde, davacı yanca kur farkı talep edilebilmesi mümkün olmadığını, davacının kur farkı talebi taraflar arasındaki ticari teamüle aykırı olduğunu, davacının söz konusu faturalar üzerindeki " işbu faturanın cari hesap takibi ve tahsili faturadaki döviz cinsinden yapılacaktır." ibaresinin bulunması kur farkı talep edilebilmesi için yeterli olmadığını, taraflar arasında dava konusu satışa kadar tamamlanan geçmişteki tüm diğer satışların hiçbirinde davacı tarafından davalıya kur farkı faturası düzenlenmediğini, davacının, vadeli veya çeklerle yapılan ödemelerin hiçbirinde, davalıdan bir kur farkı talebinde bulunmadığını, bu hususun mahkemece, ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde de tespit edildiğini, tarafların cari hesapları üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesinde de tespit edildiği üzere taraflar arasında ticari teamül, kur farkı talep edilebilmesine imkan vermediğini, davacının bir tacir olarak, döviz yerine Türk Lirası üzerinde kabul ettiği çeklere istinaden kur farkı talep edemeyeceğinin kabulü gerektiğini, alacaklının kötü niyetli sayılabilmesi için haksız olduğunu bildiği halde veya bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerektiğini, davacı ve davalı 2014 yılından bu yana süregelen bir ticari ilişki içerisinde olduğu göz önünü alındığında; tacir sıfatını haiz davacının davalıdan kur farkı talep edemeyeceğini bilmesi gerektiğini, kötü niyetli olarak davalı aleyhine icra takibine giriştiğini, kötü niyetli davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, kur farkından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kur farkı istenebilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı, ibraz tarihi gelmemiş çekler yönünden kur farkının hesabında hangi tarihin esas alınacağı ve davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "07/03/2017 tarihli 58.460 Euro+KDV bedelli satış bedelinin ödenmesine ilişkin kur artışından kaynaklı bakiye alacak(kur farkı) 17/01/2019 tarihli fatura 69.083,29 TL(11.176,90 Euro karşılığı)" sebebine dayalı olarak 69.083,29 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 28/01/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, 63.141,17 Euro karşılığı 251.292,92 TL tutarlı 4 adet fatura bulunduğu ve davalı tarafından 07/04/2017 tarihinde 49.230,17 TL havale ile ödeme yapıldığı, takip eden aylar için 4 adet çek ile ödeme yapılarak toplamda 246.426,55 TL ödeme yapıldığı, yapılan düzeltmeler sonunda her iki taraf defterinde mutabık olan 4.804,84 TL alacağın 12/07/2019 tarihinde ödendiği ve dava alacağının kalmadığı tespit edilmiştir.Yabancı para üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı istenebilmesi için ticari satımın yabancı para ile yapılmış olması, taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunması gerekir. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kur farkından kaynaklanan bir alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir. Ayrıca çek bir ödeme aracı olup, çekle ödemenin söz konusu olduğu durumlarda çekin döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilecektir. Buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden tarafın bu aşamadan sonra kur farkı istemesi mümkün değildir.Taraflar arasında kur farkı istenebileceğine dair bir sözleşme bulunmamaktadır. Ayrıca bu yönde bir teamül bulunduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. Davacının çekle yapılan ödemeyi kabul etmiş olduğu da nazara alındığında eldeki davada kur farkı istenebilmesinin koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça, aksi kabul edilmemekle birlikte bilirkişi incelemesine göre 4.812,84 TL alacağının tespit edildiği iddia edilmiş ise de, bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle alacak 4.804,84 TL olmuş ve bu tutar davadan sonra 12/07/2019 tarihinde ödenerek borç sona ermiştir. İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - 2021/443 K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar dava konusu takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025