T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1736 Esas KARAR NO:2026/322 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2022/110 Esas - 2022/697 Karar TARİHİ: 20/10/2022 DAVA :Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1736 Esas KARAR NO:2026/322 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2022/110 Esas - 2022/697 Karar TARİHİ: 20/10/2022 DAVA :Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, davacının imzaladığı 15.02.2019 tanzim 30.07.2019 vade tarihli 9.000,00 USD bedelli bonoyu İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ....sayılı dosyası ile takibe vaz ettiğini, davacı İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/923 E.sayılı dosyası ile takibe itiraz ettiğini, davalı tarafın ifadesi alınmadan hukukçu olmayan bilirkişinin yazılı mütalaası hatalı yorumlanarak davanın reddine karar verildiğini, davalı, davanın reddi üzerine davacının gıyabında meskenine girerek ev eşyalarını haczettiğini, senet metninde davalının davacıya 9000.-USD borç verdiği yazılı olduğunu, davacı ile davalı dost veya arkadaş olmadığını, kendi kulvarlarında çalışan iki esnaf olduğunu, davalının davacıya nakit borç vermesi imkanı bulunmadığını ve icra hukuk dosyasına cevap vermediklerini, mahkemece de kendilerine bir şey sorulmadığını, davalının tefeci de olmadığını, nakit verdiğinde ısrar ettiği takdirde hangi bedel karşılığında verdiğini de açıklamak zorunda olduğunu, kararname gereğince döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan sözleşme bedellerinin Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi gerektiğini, icraya konu bono nakit karşılığı verilmiş ise taraflar arasında Karz Sözleşmesi olmadığını, dolayısıyla kararnamenin uygulanması gerektiğini, Karz Sözleşmesi değil de mal alışverişi varsa senedin bu nedenle iptali gerektiğini, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin daha önce düzenlenmiş sözleşmelere uygulanmasını emrettiği dolayısıyla sözleşme gereği düzenlenen bononun da TL'ye çevrilmesi gerektiği arz edildiğini, nitekim bono düzenlendiği tarihte 5-TL olan USD dava tarihinde 14,50-TL'ye ulaştığını, hepimizin malumu olduğu üzere bu rakam önceden tahmini mümkün olmayan, işlem temelini çöktüren bir gelişmediğini, huzurdaki davaya konu bononun karşılığı bulunmadığını, davacı, davalıdan bono karşılığı mal, para, v.s. hiçbir değer almadığını, senedi davacıdan alan davalının senet karşılığında yerine getirdiği edimi açıklaması gerektiğini, davalı yanca senet karşılığı yapılan bir edim bulunmadığından senetin bedelsiz olduğunu, davacının Kapalıçarşı'da 45 senedir esnaflık yapmakta olup deri işiyle uğraştığını, davalı da ... Şirketi'nin ortağı olduğunu, tarafların arasında ticari ilişki olduğunu, davacı davalıdan deri ürünleri satın aldığını ve karşılığını ödediğini, dava konusu senede ilişkin alışverişin de gerçekleşmediğini, davalı davacıya malları tam olarak teslim etmediğini, davalının ticari defterleri incelendiğinde keyfiyet anlaşılacağını beyan ederek davanın kabulüyle, davacının İstanbul 9.İcra Müdürlüğü'nün ....sayılı dosyası ve takibe dayanak 30.07.2019 vadeli 9.000-USD bedelli senet nedenleriyle borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatı ile yükümlülüğüne, mahkeme aksi kanaatteyse Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gereği ve davacı tarafından ön görülemeyecek sonradan ortaya çıkan dövizdeki aşırı yükselme nedeniyle Borçlar Kanunu 138. Madde gereğince senet bedelinin uyarlanmasına, yargılama sonucuna kadar icranın durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya usul ve esas yönünden itiraz ettiklerini, usul yönünden davacı tarafından 9.000,00-USD borcunun olmadığı yönünde ikame edilen davada harç eksik yatırıldığını, davacının tüm talepleri zaman aşımına uğradığını ve zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, iş bu davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafından İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/923 E. Sayılı dosyası ile bonoların tanzim tarihindeki kur üzerinden yeniden düzenlenmesi gerektiği yönündeki iddia ile davanın ikame edildiğini ve dosya yerel mahkemece esastan reddedildiğini, davacı tarafından istinaf edildiği ve derdest olduğunu, davacı tarafından takibin yargılama sonuna kadar durdurulması yönünde talepte bulunulduğunu, davacı tarafından imza itirazında bulunulmadığını, davacı tarafından borcu itfa ettiğine dair belge veyahut senedin geçerliliğini etkileyebilecek herhangi bir belge veyahut iddia öne sürülmediği ve İİK. 169.A.2 maddesi uyarınca tedbir kararı verilemeyeceğini, esas yönünden ise davanın kötü niyetli olan davacının ve borcunu ödememek için işin esasında haksızda olsa bütün hukuki mekanizmaları kullanmayı amaçladığını, davacının davaya konu senetteki imzanın kendisine ait olmadığına dair de herhangi bir iddiası bulunmadığın, davacının borcun nasıl sonlandığını ispat külfeti üzerinde olduğunu beyanla; davacının icranın durdurulması yönündeki tedbir talebinin reddini, davacının haksız ve hukuka aykırı taleplerinin ve davanın reddine karar verilmesini, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde kötüniyetli olan davacı aleyhine İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri, harç ve masraflar ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 20/10/2022 tarih ve 2022/110 Esas - 2022/697 Karar sayılı kararında;".....Davacı tarafça, davalının icra takibine konu ettiği kıymetli evrakı keşide ettiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalıya takip konusu kıymetli evrak nedeni ile borçlu olup olmadığı, davalının hangi ilişkiye istinaden kıymetli evrakı açıklamak zorunda olup olmadığı ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereği senet bedelinin uyarlanması gerekip gerekmediği noktalarındadır.Dosya kapsamındaki deliller ile celp edilen icra dosyası ve İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi dosyası karara vermeye yeterli olduğundan usul ekonomisi gereği bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmemiştir.Davacı, davalı ile dost arkadaş olmadığını, davalının tefeci de olmadığını, senede konu nakit vermenin gerçekleşmediğini, davalının hangi sebeple senedi aldığını açıklaması gerektiğini, senedin bedelsiz olduğunu, sonrasında da taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, davalıdan deri ürün satın almakta olduğunu, dava konusu senede ilişkin ticari alışverişin gerçekleşmediğini, davalının davacıya malları teslim etmediğini,mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereği senet bedelinin uyarlanması beyan ve istemlerinde bulunmuştur.Öncelikle davacı icra takibine ve davaya konu senet altındaki imzayı inkar etmemiştir. Dava dosyası arasına alınan icra müdürlüğü dosyasına sunulan senet metnin incelenmesinde senedin "nakden" ibaresi ile düzenlendiği görülmüştür. Buna göre kambiyo evrakının para karşılığı düzenlendiğinin kabulü gerekir. Aksinin senet metninin anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğini iddia eden davacı tarafça yazılı belge ile ispat olunması gerekmektedir. Davacı ise buna ilişkin bir belge sunmamıştır. Davacının, taraflar arasında deri ürün alım-satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, senedin bunun için düzenlendiği ancak mal tesliminin yapılmadığı iddiasına az yukarıda açıklanan nedenlerle itibar edilmemiş, bu nedenle de ticari defter incelemesine gerek görülmemiştir.Taraflar arasında düzenlenen senet metnine göre senet tanzim anında davacı senet bedelinin almış sayılır.Davacı, her ne kadar davalının isticvap edilerek senedin veriliş nedenini açıklaması talebinde bulunmuş ise de menfi tespit davasında ispat külfetinin davacıda olduğu, senedin tahlil nedenini değiştiren de davacının kendisi olduğu ve bunu da ispat edemediği ayrıca zaten senet metni ile senedin düzenleniş nedeninin belli olduğu, davalının bunu veya aksini açıklama ve ispat etme zorunluğu bulunmadığından davacının bu talebi yerinde görülmemiştir.Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereği uyarlama isteminin incelenmesinde ise dosyamız arasına alınan İstanbul İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2019/293 Esas sayılı dosyasına alınan bilirkişi raporunda da yerinde olarak açıklandığı gibi 13.09.2018 tarihinde yayımlanan 12.09.2018 tarihli "Türk Parası Kıymeti Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar" daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesine ilişkin olup, bunun kıymetli evraka uygulanabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.Bu nedenle davacının bu talebinin de yasal dayanağı bulunmamakatdır. İzah edilen nedenlerle davacının ispatlanamayan davasının reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin ise davacının kötü niyeti sabit olmadığından reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının Reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, davacının imzaladığı 15.02.2019 tanzim 30.07.2019 vade tarihli 9000.-USD bedelli bonoyu İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün... Sayılı dosyası ile takibe vaz ettiğini, davacının İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/923E. Sayılı dosyası ile takibe itiraz ettiğini, davalı tarafın ifadesi alınmadan hukukçu olmayan bilirkişinin yazılı mütalaası hatalı yorumlanarak davanın reddine karar verildiğini, davalının, davanın reddi üzerine davacının gıyabında meskenine girerek ev eşyalarını haczettiğini, senet metninde davalının davacıya 9000.-USD borç verdiğinin yazılı olduğunu, davacı ile davalının kendi kulvarlarında çalışan iki esnaf olduğunu, davalının davacıya nakit borç vermesi imkanı bulunmadığını, nitekim icra hukuk dosyasına cevap vermediklerini, mahkemece de kendilerine bir şey sorulmadığını, davalının tefeci de olmadığını, nakit verdiğinde ısrar ettiği takdirde hangi bedel karşılığında verdiğini de açıklamak zorunda olduğunu,İcra mahkemesine sundukları itiraz dilekçesinde 13.09.2018 tarihli 30534 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı kararda değişiklik yapılmasına dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin mevcut olduğunu, bu kararname gereğince döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan sözleşme bedellerinin Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi gerektiğini, icraya konu bono nakit karşılığı verilmiş ise taraflar arasında karz sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla kararnamenin uygulanması gerektiğini, karz sözleşmesi değil de mal alışverişi varsa senedin bu nedenle iptalinin gerektiğini, İcra Mahkemesi'nin bilirkişisinin emekli banka müdürü olduğunu, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde "döviz cinsinden bono düzenlenmesini yasaklayan bir madde yoktur" mütalaası verdiğini, kendilerinin dövizle bono düzenlenemeyeceğine dair itirazlarının bulunmadığını, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin daha önce düzenlenmiş sözleşmelere uygulanmasını emrettiğini, dolayısıyla sözleşme gereği düzenlenen bononun da Tür Lirası'na çevrilmesi gerektiğinin arz edildiğini, nitekim bononun düzenlendiği tarihte 5,00 TL olan USD'nin bugün 26,78 TL'ye ulaştığını, bu rakamın önceden tahmini mümkün olmayan, işlem temelini çöktüren bir gelişme olduğunu, Huzurdaki davaya konu bononun karşılığının bulunmadığını, davacı, davalıdan bono karşılığı mal, para, v.s. hiçbir değer almadığını,"Eğer davacı, bu senedin "karşılıksız olduğunu" karşı taraftan bu senetle ilgili ne "mal" ve ne de "para" almamış olduğunu bildirerek, bu senetteki borcun nereden doğmuş olduğunu karşı tarafın açıklamasını mahkemede isterse, mahkemece bu borcun sebebinin --yani, "dava konusu senedin dayanağı olan hukuki ilişkinin" ---isticvap(sorgu) yolu ile(H.U.M.Y. Mad. 230 vd) davalı alacaklıya açıklattırılması gerektiğini," (İcra Hukukunda olumsuz tespit ve geri alma davaları - Av. Zalih Uyar - s. 629)Davacı davalıdan senet karşılığı hiçbir değer almadığından davalının isticvabıyla senedi neyin karşılığı aldığının açıklattırılması talebinin İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmemiş, olumlu ya da olumsuz bir karar dahi verilmediğini,Senedi davacıdan alan davalının senet karşılığında yerine getirdiği edimi açıklaması gerektiğini, davalı yanca senet karşılığı yapılan bir edim bulunmadığından senedin bedelsiz olduğunu, bu sebeple de davanın kabulü gerekirken hiçbir araştırma yapılmadan davanın reddedildiğini,Davacı Kapalıçarşı'da 45 senedir esnaflık yapmakta olup deri işiyle uğraştığını, davalı da ... Şirketi'nin ortağı olduğunu, tarafların arasında ticari ilişki olduğunu, davacı davalıdan deri ürünleri satın almakta ve karşılığını ödediğini, dava konusu senede ilişkin alış-veriş ise gerçekleşmemiş, davalı davacıya malları tam olarak teslim etmediğini, davalının ticari defterleri incelendiğinde keyfiyet anlaşılacağını, HMK m.222 gereğince davacı, davalının ticari defterlerindeki kayıtları kabul ettiğini, bu sebeplerle davalının ticari defterlerinin incelenmesi talebinin de karşılanmadığını, Yukarıda sunduğu hiçbir iddiası İlk Derece Mahkemesince araştırılmamış, değerlendirilmemiş, bu yolda sunduğu hiçbir delilin de toplanmadığını, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı icra dosyasına dayanak bonodan kaynaklı borçlu olmadığının tespiti istemi ile İİK. 72 Maddesi uyarınca açılan menfi tesbit davasıdır.Dava ve takip konusu bono incelendiğinde, keşidecinin davacı, lehdarın davalı olduğu, 15/02/2019 tanzim ve 30/07/2019 ödeme tarihli 9.000,00-USD bedelli bononun ön yüzünde bedelin '' nakden ahzolunduğu'' ibaresinin yer aldığı anlaşılmıştır. Türk Parasının Değerinin Korunması Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar'ın 2. Maddesi ile aynı karara geçici madde eklenmiş, geçici 8. Maddeki değişiklik, döviz bazında düzenlenmiş olan sözleşmelerle ilgili olup, döviz cinsinden kambiyo senedi düzenlenmesini yasaklayan bir hüküm mevcut olmadığınından, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.TTK'nun 776. maddesi uyarınca bonolar kayıtsız ve şartsız belli bir bedeli ödeme vaadini içermekte olup, kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Kambiyo senetlerinde bedelsizlik iddiası ancak kesin delilleri ile ispat edilebilir.Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklı üzerindedir. Ancak kambiyo senedine dayalı olarak alacak talebinde bulunulması halinde ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacı üzerindedir.Dava konusu bonoda davacı keşideci olup imzası davacı tarafça kabul edilmiştir. Bir davada ileri sürülen vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf o vakıayı ispat etmelidir (TMK m.6). Davacı taraf, dava konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığını ileri sürdüğüne göre, bono bedelinin ödendiği ve bedelsizlik iddiasının davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. HMK'nın 201. maddesi gereğince yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan iddiaya karşı def’i olarak ileri sürülen hususların yazılı delille ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafından ileri sürülen hususların tanıkla ispatı mümkün değildir. Mahkemece 20/10/2022 tarihli duruşmanın ara kararı ile; Davacı tarafın davalının isticvabı ile bilirkişi raporu alınması ve taraf ticari defterlerinin incelenmesi taleplerinin yargılamaya bir yenilik getirmeyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.Kambiyo senetleri illetten mücerret olup tacirler arası hukuki ilişkilerden dolayı düzenlense dahi ticari defter ve kayıtlara işlenmesi zorunluluğuna dair herhangi bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu tür belgeyi hüküm ve kuvvetten düşürecek her türlü iddianın da eşdeğer bir belgeyle ispatı gerekir. Dava konusu bonoda nakden kaydının bulunduğu, ayrıca davalının ticari defterlerinde kaydının bulunup bulunmaması önem arz etmediğinden defter ibrazına zorlanamayacaktır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.05.2011 tarih, 2010/12014 E. ve 2011/6763 K. sayılı kararı)Davacı tarafça iddia edilen hususların yazılı delille ispat edilemediği dosya kapsamı itibariyle tesbit edilmiş olup mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, ispat yükü doğru belirlenerek aynı gerekçe ile davanın reddine yönelik verilen karar dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/2985 Esas - 2023/5014 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesine göre esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.