11. Hukuk Dairesi 2023/4279 E. , 2024/7427 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI:2021/484 Esas, 2023/580 Karar HÜKÜM:Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile; 1-Davalı ... Marka Pazarlama Tic. Ltd. Şti yönünden davanınpasif husumet yokluğu nedeni ile reddine 2-Diğer davalılar yönünden davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI:2020/110 E., 2020/424 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili
**11. Hukuk Dairesi 2023/4279 E. , 2024/7427 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI:2021/484 Esas, 2023/580 Karar HÜKÜM:Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile; 1-Davalı ... Marka Pazarlama Tic. Ltd. Şti yönünden davanınpasif husumet yokluğu nedeni ile reddine 2-Diğer davalılar yönünden davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI:2020/110 E., 2020/424 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "cacharel classic" markasıyla 1997 yılından beri faaliyette bulunduğunu, ilk marka tescilinin de bu tarihte gerçekleştirildiğini, 182698 sayılı markasının 30.06.1998'de, 2014/82278 sayılı markasının 02.07.2015'te, 2017/75680 sayılı markasının ise 18.01.2018 tarihinde tescil edildiğini, davacının 1997 yılından beri 14. sınıfta, birkaç sene sonra da 26. sınıfta faaliyet gösterilen "cacharel classic" markasının TURKPATENT tarafından herhangi bir problem yaşanmaksızın tescil edildiğini, yine saat sektöründe önceden beri faaliyet göstermesi nedeniyle 14. ve 26. sınıflarda “... CLASSİC+şekil” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, tescil başvurusuna davalılar tarafından yapılan itirazlar neticesinde marka başvurusunun reddedildiğini, taraf markaları arasında benzerliğin bulunmadığını, Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) tarafından davalının tanınmışlığından haksız yarar sağlanma ihtimalinin bugünkü şartlara göre 14. ve 26. sınıflarda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, ancak davacının bu sınıflar dışında farklı sınıfta bu markanın tescil başvurusunu gerçekleştirmesi halinde davalının bugünkü şartlara göre tanınmışlık iddiasının dikkate alınarak bu markadan haksız yarar sağlama durumunun mevcut olup olmadığını incelemesinin mümkün olacağını, davalı markası ile müvekkili markasının kavramsal, görsel, işitsel ve bütünsel olarak birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin söz konusu markayı ilgili mal ve hizmet sınıfında kullanmakta hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in anılan kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde, kurum kararının doğru olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin uluslararası alanda hazır giyim, çanta, ayakkabı, parfüm, kozmetik ve aksesuar gibi geniş ürün çeşitliliğine sahip alanda lider firmalardan biri olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut bulunduğunu, taraf markalarının esas unsurlarının aynı olduğunu, müvekkili markasının tanınmış bulunduğunu, davacıya ait eski tarihli markaların dayanak teşkil edebilmesi için her şeyden önce esas unsurunun "..." şeklinde vurgulu bir biçimde öne çıkarılan markalar olması ve işbu dava kapsamına konu olan markanın aynısı olması gerektiğini, davacı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraf markalarının benzer olduğu ve kapsamlarındaki malların aynı aynı türve benzer nitelikte bulunduğu, davalının ... esas unsurlu markasının tanınımış marka olduğu ve somut olayda tanınmışlığın iltibası arttıran bir unsur teşkil ettiği, davacının önceki tarihli markalarının müktesep hak karinesine dayanak teşkil edemeyeceği, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının marka başvurusuna yalnızca davalı ... tarafından itiraz edildiği, diğer davalı şirketince herhangi bir itirazın yapılmadığı, dolayısıyla itiraz etmeyen ... Marka...Ltd. şirketine karşı husumet yöneltilmesi doğru olmadığından ve bu husus kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece adı geçen davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı yönünden de esasa ilişkin nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı; dava konusu marka başvurusuna davalı ... tarafından 2005/05906, 191469, 2014/74964, 2014/63022, 2013/22543, 2012/30597 ve 2004/56579 sayılı markalara dayalı olarak itiraz edildiği, ancak bu markalardan 2014/74964, 2014/63022, 2013/22543, 2012/30597 ve 2004/56579 sayılı markaların dava konusu marka başvurusuna itirazı olmayan ve ayrı tüzel kişiliği bulunan diğer davalı şirkete ait olduğu, taraf markalar arasında işaret anlamında benzerlik bulunsa da kapsamlarındaki mal ve hizmetler yönünden benzerliğin olmadığı, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda, davalı ...'e ait olan markaların değil, dava konusu marka başvurusuna itirazı olmayan diğer davalı ... şirketine ait markanın tekstil sektörü bakımından tanınmış olduğu açıklandığından ve dosyadaki deliller ile davalı ... markalarının tanınmışlığı ispat edilemediğinden, dava konusu başvurunun reddine ilişkin YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davalı ... Marka Pazarlama Ticaret Ltd. Şti. yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulü ile YİDK'in 18.03.2020 tarih ve 2020-M-2022 sayılı kararının iptaline karar verilmiş, karar davalı TÜRKPATENT vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Uyuşmazlık, başvuru markası ... clasic+şekil ibaresi ile davalı ...'e ait 2005/05906 ve 191469 sayılı "..." "... " marka işaretleri benzerliğin bulunup bulunmadığı, adı geçen davalının markalarının tanınmış olup olmadığı ve farklı mal/hizmetler yönünden de korunmalarının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Davalılardan ... Marka Pazarlama Ticaret Limited şirketinin ayrı bir tüzel kişiliği olup, başvuru markasına itirazı bulunmadığından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin değerlendirme yapılırken, yalnızca itiraz eden davalı ...'e ait markalarla davacının başvuru markası arasında karşılaştırma yapılması ile ... Marka Pazarlama Ticaret Limited şirketine husumet yönetilemeyeceği konusunda Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının önceki markaları nedeni ile müktesep hak karinesinin şartlarının oluşmadığı yönündeki gerekçe de yerindedir. Yine "..." asıl unsurlu taraf marka işaretleri arasında ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu konusunda da tereddüt bulunmamaktadır. Kaldı ki aşağıda tanınmışlık ile ilgili değerlendirmede bulunurken de bahsedileceği üzere önceki markanın tanınmış olması da işaretler arasında karıştırılma ihtimâlini artıran bir unsurdur. Gerçekten de bir işaretle karşılaşan tüketici, bu işaretin tanınmış markanın sadece bir unsurunu içermesi hâlinde dahi bunlar arasında bir bağlantı kurabilmektedir. Davacının başvuru markasının kapsamında 14. ve 26. sınıftaki mallar yer almakta iken davalı ...'in 2005/05906 sayılı markasının 3, 6, 9, 20, 21, 24; 191469 sayılı markasının ise 3. sınıf malları kapsadığı, dolayısıyla emtialarının aynı ya da benzer olmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, davalı ...'in tanınmışlığının zarar göreceğine ilişkin savunması bakımından, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince adı geçen davalıya ait markaların tanınmışlıktan faydalanıp faydalanmayacağı hususuna değinmekte yarar bulunmaktadır. Nitekim, tanınmış markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerden farklı mal ve hizmetlerde korunup korunamayacağına 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değil, aynı Kanun'un beşinci fıkrası kapsamında yapılan değerlendirmeden sonra karar verilmelidir. Bilindiği üzere tanınmış marka, bir şahsa veya teşebbüse sıkı şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı olarak toplumun zihnine yerleşmiş olan, o markaya konu ibare veya işaret zikredildiğinde veya görüldüğünde herhangi bir zihinsel faaliyet gerektirmeden derhal çağrışım yaparak akla gelen yüksek ayırt edicilik düzeyi olan işaretlerdir. Her markanın belirli düzeyde ayırt edicilik ve reklam işlevi bulunmakla birlikte bu düzey tanınmış markalarda daha yüksektir. Her bir tanınmış markanın tanınmışlık düzeyi diğerinden farklı olabilir. Markanın tanınmışlığı, belirli bir sektörel çevre ile sınırlı olabileceği gibi tüm sektörleri, hatta bir ülkeyi veya dünyayı kapsayacak düzeyde de olabilir. Markanın tanınmışlık düzeyinin tespitinde, markanın reklam yoluyla tanıtımına yapılan masraf, emek, yoğunluk, zaman, aldığı kalite ödülleri, sağlanan başarı, markanın tescilli olduğu süre, tanınmışlık ileri sürülen ürünün ne kadar süredir üretildiği, sağlam ve amaca uygunluğu, sunulduğu ortam ve sunuluş şekli, satış adedi ve hitap ettiği müşteri kitlesinin boyutu, markaya konu işaretin özelliği, marka koruma bilinci gibi nedenlere göre değişiklik gösterebilir. Markanın tanınmışlığı sabit ve statik bir olgu olmayıp, uzun yıllardır tescilli olan bir marka hiç tanınmamış olabileceği gibi yeni tescil edilmiş bir marka ise kuvvetli tanıtım ve yoğun reklamlar sayesinde kısa süre içerisinde tanınmış hale getirilebilir. Öte yandan bir dönem tanınmış marka olan bir işaret, üretim ve tanıtımın devamına ve yoğunluğuna bağlı olarak zaman içerisinde tanınmışlığını da yitirebilir. Bir veya birkaç ülkede tanınmış olan markanın, diğer tüm ülkeler yönünden de tanınmış olduğu kabul edilemez. Bu anlamda, markanın bir çok başka ülkede tescil edilmiş olması da tek başına yeterli değildir. Markaların ülkeselliği ilkesi itibariyle, hangi ülkede markanın tanınmışlığına dayanılmış ise o ülkedeki ilgili çevre yönünden tanınmışlık ispat edilmelidir. Bir tanınmış markanın, markaya konu işaretin hangi tür mal ve hizmetler yönünden başkaları adına tesciline engel olabileceği hususu, markanın tanınmışlık düzeyine ve yukarıda bahsi geçen Kanun maddesinde sayılan risklerin varlığına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bu etki, aynı sektördeki (gıda sektörü, otomotiv sektörü, giyim sektörü vs.) mal ve hizmetlere ilişkin olabileceği gibi, yakın sektörlere ve hatta dünya çapında tanınmış markalar yönünden tüm sektörlere ilişkin de olabilir. Markanın hükümsüzlüğü açısından sonraki marka başvurusunda bulunanın iyi niyetli olup olmamasının da bir önemi yoktur. Bununla birlikte, tanınmış markanın aynısı veya benzerine ilişkin her başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürmek de doğru değildir. Ancak, tanınmış markanın aynısı veya benzerinin başkalarınca tescil ettirilmesi, markayı kullanma amacına yönelik olmayıp, tanınmış marka sahibinin ticaretini engelleme, kendisine duyulan güveni kötüye kullanma veya ondan şantajla para koparma gibi nedenlerle kötü niyetle yapılmış ise, o takdirde markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. Tanınmış markanın bu nitelikleri gözetilerek, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı fıkrasının beşinci fıkrasında; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapümış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, ayın ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ” denilmiştir. Görüldüğü üzere kanun koyucu, tanınmış markaya ayrı bir sonuç bağlamış, anılan maddede bir markanın tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka ile aynı veya benzer olmasına rağmen, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabileceği açıkça vurgulanmış, ancak tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Somut olayda davalı ...'e ait markaların, teşebbüse sıkı şekilde matufıyeti, sunmuş olduğu kalite, garanti ve yaygın bir dağıtım sistemine sahip olması nedeni ile tüm dünyada çok yüksek düzeyde bir tanınmışlığa ve yine yüksek düzeyde bir ayırt ediciliğe sahip olduğu nazara alındığında, davacının başvuru markasının tescili durumunda anılan markaların tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağının, davacı markasının itibarına zarar vereceğinin ve ayırt edici karakterini zedeleyeceğinin açık ve net şekilde ortada olduğu, nitekim başvuru markasını gören tüketicilerin dünyaca ünlü ... markasına ait ürünü aldıklarını düşünebilecekleri, kalitesi yönünden değerlendirme yaparlarken ünlü markanın ürettiği malmış veya hizmetmiş gibi hareket edebilecekleri, davalı yanca dosyaya sunulan tüketici görüşlerini içerir yorumlardan da tüketicilerin dünyaca ünlü markaya ait saatleri aldıklarım zannettiklerinin anlaşıldığı, bu itibarla başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın adı geçen davalının itirazı üzerine reddedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, bu itibarla YİDK kararının iptali koşulları oluşmadığı gözetilmeden, davalılar ... ve TÜRKPATENT yönünden belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne hükmolunması doğru olmadığından, davanın kabulüne ilişkin hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukanda açıklanan nedenlerle davalılar ... ve TÜRKPATENT vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 21.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.