4. Ceza Dairesi 2012/15271 E. , 2012/17279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜM : Hükümlülük 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesine 5560 sayılı kanunla eklenen son cümlede "Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yazıma ilişkin maddi hataların düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza dairesi veya Ceza Genel Kuruluna başvurabilir." hükmü yer almaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/29179 s
**4. Ceza Dairesi 2012/15271 E. , 2012/17279 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜM : Hükümlülük 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesine 5560 sayılı kanunla eklenen son cümlede "Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yazıma ilişkin maddi hataların düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza dairesi veya Ceza Genel Kuruluna başvurabilir." hükmü yer almaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/29179 sayılı yazısında, yerel mahkemenin verdiği karar tarihinden sonra zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının doğrudan düşürülmesinden önce bozma kararı verilmesi gerektiği ileri sürülerek söz konusu maddi hatanın düzeltilmesi talep edilmiştir. Yapılan incelemede Dairemizin 09.04.2012 tarih ve 2012/3905-2012/8216 sayılı kararında yazım yanılgısı olarak nitelenebilecek herhangi bir maddi hatanın bulunmadığı görülmüştür. Talep yazısında belirtildiği gibi kamu davalarının düşürülmesine karar verilmesinden önce yerel mahkemenin kararının bozulmasına hükmedilebilmesi için halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 321 ve 322. maddelerinde de öngörüldüğü üzere yerel mahkemece karar verildiği tarih itibariyle bir hukuka aykırılık halinin varlığının saptanması gerekmektedir. Somut olayda Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasını gerektiren herhangi bir hukuka aykırılık nedeni tespit edilememiştir. Zamanaşımı süresi Yerel Mahkeme kararından sonra temyiz süreci içerisinde dolduğuna göre kurulduğu tarih itibariyle hükümde bu yönden bir kanuna aykırılık bulunmamaktadır. O halde, Yargıtay'ın inceleme yaptığı tarihte gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesine yasal bir engel yoktur. Açıklanan nedenlerle istem yazısındaki düşünce yerinde görülmediğinden, 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi uyarınca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Dairemizin 09.04.2012 tarih ve 12/3905-2012/8216 sayılı kararıyla ilgili maddi hata düzeltme isteğinin REDDİNE, 11/09/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Halen yürürlükte olan 1412 sayılı CYY'nın 322/1. maddesindeki düzenlemeye göre, "hükme esas olarak tespit edilen vakalara tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden dolayı o hüküm bozulmuş ise" Yargıtay, burada sayılan dokuz nedene dayalı olarak "kendisi davanın esasına hükmeder". Bu düzenleme gösteriyor ki, Yargıtay'ın işin esasına hükmedebilmesi için, önce hükmü bozması gerekir; hüküm bozulmadan işin esasına karar verilemez. Yani Yargıtay'ın esas mahkemesince verilen hükmü bozmadan, işin esastan bitirilmesiyle sonuçlanabilecek bir karar vermemesi gerekir. Çünkü, Yargıtay'ın işin esasına karar vermesiyle, esas mahkemesinin direnme yetkisi elinden alınmaktadır. Zira, CYY'nın 322/3. maddesindeki düzenlemeye göre, "Yargıtay'dan verilen bozma kararına mahkemelerin ısrar hakkı vardır"; Oysa düzelterek onama veya düşme gibi kararlarda, pratikte olduğu gibi, esas mahkemeleri direnememekteler. Diğer yandan, bozma kararı ile suç vasfı belirlenmekte ve belirlenen bu vasfa göre zamanaşımı değerlendirmesi yapılmaktadır. Buna karşın, bozma kararı verilmeden doğrudan zamanaşımından düşme kararı verilmesinde, esas mahkemesinin kararı bozulmadığı için, hukuken varlığını sürdürüyormuş gibi değerlendirilmeye elverişli olmaktadır. Bir başka açıdan, örneğin, zimmetten hüküm kurulmuş ve temyiz incelemesinde görevi ihmal olarak nitelenmiş olursa, nitelendirmenin yanlış olduğundan hüküm bozulup, doğru vasfa göre zamanaşımından düşme kararı verilmesi gerekecektir. Dolayısıyla, böyle bir somut olay için örneklediğimiz durumun, vasıf değişikliği olmayan ve temyiz aşamasında zamanaşımı dolmuş olan temyiz konuları bakımından da bozma kararının verilmesinden sonra, zamanaşımından düşme kararı verilmesi gerekir. Zaten, temyiz üzerine, temyiz edenlerin hukuka aykırılık iddialarına verilecek yanıt, hükmün onanması veya bozulmasıdır. Diğer kararlar, bu iki ... kararla bağlantılı ve ikincil karar türleridir. Zamanaşımıyla düşürme kararı bozma üzerine verilebilecek ikinci kararlardandır. Birincil (bozma) karar verilmeden, ikincil kararın verilmemesi gerekir. Temyiz incelemesinde, esas mahkemesinin kararı hukuka uygun olsa bile, yargılamanın bütünlüğü içerisinde, temyiz aşamasında zamanaşımının dolması, hükmün yanlışlığından olmasa da, hükmün kesinleşmesine kadar geçecek süre içerisinde sanığa tanınan suçun zamanaşımına uğraması hakkının teslimi için, hükmün bozulmasını zorunlu kılar. Bir başka açıdan ise, eğer hükmün bozulmasına karar vermeksizin, doğrudan zamanaşımından davanın düşürülmesine karar vermeyi kabul edecek olursak, hüküm tarihinde veya dava açılıncaya kadar zamanaşımı dolmuş olursa, yine de hükmün bozulmasına karar vermeme durumunda, yanlış hükmü bozmadan doğrudan düşme kararı verilmesi sağlanmış olacağından, yine yasadaki koşula uygun olmayan bir karar verilmiş olacaktır. Gerekçeleri çoğaltmak mümkündür. Tüm bu nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının karar düzeltme isteğinin kabulü gerekirken, reddine ilişkin yüksek çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir. 18.09.2012