6. Ceza Dairesi 2010/11051 E. , 2010/20069 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Ayrı ayrı hükmolunan cezaların tür ve süresine göre sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE; TCK.nun 61/5. maddesine aykırı ol
**6. Ceza Dairesi 2010/11051 E. , 2010/20069 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Ayrı ayrı hükmolunan cezaların tür ve süresine göre sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE; TCK.nun 61/5. maddesine aykırı olarak, 35/2. maddenin 150/2. maddesinden önce uygulanması, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA, 09/12/2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY : Sanık ...'nun yanında hırsızlık suçlarından çok sayıda sabıkaları bulunan arkadaşı ...’le birlikte, ellerinde bıçaklar ve bira sişeleri olduğu hâlde, minibüsçülük yapan yakınanlardan haraç alma kastıyla, yakınanların minibüsleriyle ... yaptıkları yolda 07.09.2006 tarihinde saat 06.30 sıralarında beklemeye başladıkları, ilk olarak yakınan ...’ı minibüsüyle olay yerinde durdukları, şüpheli ...’ın elinde bıçak ile diğer şüpheli ...’la birlikte münübüse binerek 10 YTL haraç vereceksin demesi üzerine, korkan yakınanın 10 YTL yok deyip, 7 YTL verdiği, bu olayı takiben sanıkların aynı şekilde 14 mağdurun minibüslerini de bıçak çekerek ayrı ayrı durdurup, her birinden 20’şer YTL haraç istedikleri, mağdurların haraç vermek istemedikleri, buna sinirlenen ...’ın diğer sanık ... olduğu halde, bize haraç vermeyenin anasını avradını sinkaf ederim, haraç vermeyenin camlarını kırarım diye tehditlerde bulunduğu, mağdurlardan istedikleri haracı alamayan sanıkların, 6 mağdurun minibüslerinin camlarını kırdıkları, 1 mağdurun minibüsünün bıçakla lastiklerini patlattıkları olayda; 1 yağma, 14 yağmaya kalkışma suçundan kurulan hükümde, mahkemece, yakınanlardan istenen miktarların, suç tarihindeki değerlerinin, ülkenin ekonomik koşullarıda gözetildiğinde, az olduğu gerekçesiyle, sanıkların, cezalarından, 5237 sayılı TCK.nun 150/2. maddesi ile indirim yapılarak sonuçta, tamamlanmış yağmadan 5 yıl, kalkışma aşamasında kalan yağma suçlarından da, 1’er yıl 3’er ay (14 kez) hapis cezalarıyla mahkûmiyetlerine karar verildiği görülmüştür. TCK.nun 150/2. maddesinde düzenlenen “değer azlığı” kavramının belirlenmesinde, Yüksek Dairemiz’in; yağmalanan malın değeri kadar, kasıt durumunun, suçun işleniş biçiminin ve olayın özelliğinin de önemli olduğu hususlarına açıkca yer verdiği, konuyla ilgili içtihatlarında; bu koşulların yanında, ayrıca, sanığın daha çoğunu alma olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da, gerekiyorsa ceza verilmesinden vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerlerin esas alınması gerektiği koşulunu da aramakta olduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, TCK.nun 150/2. maddesinin uygulanma kriterleri Yüksek Dairenin İçtihatlarında saptanmış olup, somut olayımızda ki yağma ve yağmaya kalkışma suçlarında, söz konusu maddenin uygulanabilme koşullarının bulunmadığı düşünülmektedir. Şöyle ki; minibüsçü olan yakınanların birinden 10, diğerlerinden 20’şer lira haraç alma konusunda fikir ve eylem birliği içine giren sanıkların, yoğunlaşan kasıtları, yukarıda açıklanan suçları işleyiş biçimleri, olayların özellikleri dikkate alındığında, yakınanlardan istedikleri paraların gereksinmeleri karşılama miktarının ötesinde olduğu, değer olarak az ve ceza verilmesinden vazgeçilebileceği ölçüde düşük değerler olmadıkları, adı geçenlerin hiçbir emek harcamadan haraç alma yolu ile başkalarının sırtından geçinmeyi hedefledikleri anlaşılmakta olup, yağmaya muhatap olan, yakınan ...’ın üzerinden, istenen 10 liranın da tam olarak çıkmadığı nazara alındığında, sanıkların daha çoğunu alma olanakları bulunduğu halde, gereksinmeleri kadar aldıklarından söz edilemeyeceği gibi, suç tarihindeki ekonomik koşullar altında, istenen 20’şer liranın az olduğunun kabulü de mümkün değildir. Diğer tarafından sanıkların haraç istemeyi sürdürecekleri de, yakınanlardan ...’in olaydan hemen sonra 7.9.2006 tarihinde alınan ifadesinden açık olarak anlaşılmaktadır. Nitekim, bu kişi söz konusu ifadesinde, aynen “...'in önünde araçların önünün kesilerek, haraç istendiğini ve camlarının kırıldığını öğrenmem üzerine, bende olay yerine geldim. Olay yerine geldiğimde; ... ve ... isimli şahısları gördüm, şahısların ellerinde ise bıçak vardı, ... isimli şahsın belinde silâh gördüm, ... belinden silah çıkartarak hepiniz bana günlük 20’şer YTL para vereceksiniz, yoksa sizi çalıştırmam, arabalarınızı yakar ve kurşun yağmuruna tutarım diyerek tehdit etmeye başladı, benden 20 YTL para istedi, bu parayı vermeyince yanında bulunan şahısla birlikte aracıma saldırarak camlarını kırdılar, arkadaşlar panik içerisindeydiler, ben korkup aracımı ellerinden kurtarıp durağa geldim” biçiminde anlatımda bulunduğu tespit edilmiş olup, bu ifade sanıkların 20’şer lirayı günlük istediklerini, eylemlerinin bir defaya mahsus olmadığını, devam ettirme kastı içinde bulunduklarını açıkça ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla sanıkların iradeleri yakınanları haraca bağlamaya yöneliktir. Ceza Hukukunda, her eylemi diğerlerinden bağımsız olarak, kendi koşullarında değerlendirmek esas ise de, somut olayımızda olduğu gibi, 15 yakınana karşı, haraç alma kastıyla hareket edilen eylemlerde, TCK.nun 150/2. maddesi değerlendirilirken, olayların bütünlüğünü de gözönünde bulundurmak gerektiği kanaatini taşıyorum. Açıklanan nedenlerle, sanıklar ... ve ... hakkında, yağma ve yağmaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin; koşulları bulunmayan TCK.nun 150/2. maddesinin uygulanması yönünden, eleştirilerek onanması görüşünde olduğumdan bu durumu eleştiri konusu yapmayan ve hükmü eleştirmeden onayan yüksek çoğunluğun kararına bu gerekçeyle katılmıyorum.