İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati tedbir talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; iş bu dava süresince davalı şirket HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca gecikme halinde ciddi ve telafisi güç bir zararın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/489 KARAR NO:2026/476 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 28/01/2026 NUMARASI:2026/83 Esas (Derdest) DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati tedbir talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; iş bu dava süresince davalı şirket HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca gecikme halinde ciddi ve telafisi güç bir zararın doğması kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı ortak, şirketin müdürü sıfatıyla şirketi münferiden temsil yetkisine sahip olduğunu, Davalı, bugüne kadar bu yetkisini kötüye kullanarak şirket faaliyetlerinden elde edilen kazançları şirket hesapları yerine kendi şahsi hesaplarına aktardığını, şirket defterlerini ve belgelerini inceleme taleplerini reddettiğini, böylece ortaklık haklarının kullanmasını fiilen imkansız hale getirdiğini, Davalının halen temsil yetkisini tek başına kullanmaya devam etmesi hâlinde, dava süresince şirket malvarlığının azaltılması, yeni borçlandırıcı işlemler yapılması, varlıkların üçüncü kişilere devredilmesi veya yeni usulsüz para transferleri yoluyla şirketin ekonomik bütünlüğü ciddi biçimde tehlikeye gireceğini beyan etmekle, üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için dava sonuçlanıncaya kadar tedbir konulmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Somut uyuşmazlıkta, ileri sürülen iddiaların mahiyeti gereği ispata muhtaç durumdadır. Bu hususlar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, talep tarihi itibariyle dosya kapsamında mevcut deliller dikkate alındığında, davacının iddiasının haklılığı yönünden HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının zararının doğacağına dair emare ve delilin de bulunmadığı gözetildiğinde, değişen koşul ve durumlara göre yeniden tedbir talep edilmesi de mümkün olduğundan, davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir yargılamasında aranan ispat ölçüsünün tam ispat değil, yaklaşık ispat olduğunu, HMK m. 390/3 hükmü uyarınca, tedbir talep eden tarafın iddiasını kesin şekilde ispat etmesiNİN beklenmediğini, talebin dayanağı vakıaların, mevcut delillerle birlikte değerlendirildiğinde, haklılık ihtimalini kuvvetle ortaya koyacak düzeyde olmasının yeterli olduğunu, bu nedenle, esas davada yapılacak kapsamlı yargılama neticesinde ortaya çıkacak olguların, tedbir aşamasında tam ispat standardıyla aranmasının tedbir kurumunun doğasına aykırı olduğunu, Mahkemenin “tedbir verilmemesi halinde zarar doğacağına dair emare bulunmadığı” yönündeki tespitinin de somut olay gerçekliğiyle örtüşmediğini, davalı ...'ın halen şirketi münferiden temsil etmeye devam ettiğini, şirket hesapları ve malvarlığı üzerinde tek başına tasarruf yetkisini sürdürdüğünü, daha önce gelirlerin şirket dışına aktarılması ve şirketin mali şeffaflığının ortadan kaldırılması yönünde iddialar bulunduğu gibi, bilgi alma ve denetim hakkının engellenmesi nedeniyle davacı tarafın şirket malvarlığındaki hareketlerinin anlık ve etkin şekilde izleme imkanı da bulunmadığını, talep edilen tedbirlerin ölçülülük ve orantılılık ilkesine aykırı olmadığını, talebin şirket faaliyetlerinin durdurulmasına değil, yargılama süresince şirket malvarlığının korunmasına ve mevcut durumun muhafazasına yönelik olduğunu, kayyım atanması, şirket hesaplarına bloke uygulanması ve şirket menkul ile gayrimenkullerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi şeklindeki tedbirlerin, uyuşmazlığın mahiyetine uygun, hedefe yönelik ve koruyucu nitelikte olduğunu, bu tedbirlerin, davacının ortaklık payının ve dava konusu hakların etkili biçimde korunabilmesi için zorunlu olduğunu, öngörülen tedbirin tür ve kapsamının somut olaya uygun belirlenmesi ilkesine de uygun olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davalı şirket hakkında yargılama süresince şirket malvarlığının korunması amacıyla kayyım atanmasını, şirket banka hesaplarına bloke uygulanmasını ve şirket menkul ile gayrimenkullerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Talep, derdest 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3 maddesine dayalı olarak limited şirketin haklı nedenle feshi, bu mümkün olmaz ise davacının payının gerçek değerinin ödenerek şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin davada, davalı şirkete kayyım atanması, şirket hesaplarına bloke konulması ve mallarının devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.TTK'nın 636 maddesinin 3 fıkrası''Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. '' 4. Fıkrası " Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" düzenlemelerin içermektedir.TK 636/4 maddesi dava açıldığında hangi tedbirlerin alınacağına dair bir düzenleme içermediğinden talep hakkında 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinin nazara alınması gerekmektedir. İhtiyati tedbir HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan geçici hukuki korumadır. 389. maddeye göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Ayn yasanını 390 Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut olayda TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Bu durumda davalı şirkete kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dosyadaki delil durumu yargılamanın geldiği aşama itibariyle davacı haklılığının yaklaşık olarak ispata elverişli olmadığı gibi şirkete kayyım atanmasını gerektiren bir organ boşluğu da söz konusu değildir. Bu nedenlerle mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda ihtiyati tedbir talep davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026