Hukuk Genel Kurulu 2016/1268 E. , 2018/396 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi Sıfatıyla) davanın kabulüne dair verilen 24.12.2014 gün ve 2014/59 E., 2014/539 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 16.06.2015 gün ve 2015/8619 E., 2015/20777 K. sayılı kararı ile; “...D…
**Hukuk Genel Kurulu 2016/1268 E. , 2018/396 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi Sıfatıyla) davanın kabulüne dair verilen 24.12.2014 gün ve 2014/59 E., 2014/539 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 16.06.2015 gün ve 2015/8619 E., 2015/20777 K. sayılı kararı ile; “...Davacı vekili, davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek, müvekkili işçinin 01.01.1994 tarihinden iş sözleşmesinin işverence feshedildiği 20.12.2012 tarihine kadar davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığını, davalı işverenin iş sözleşmesinin devam ettiği 01.06.2008 tarihinde müvekkili işçiyi resmi kayıtlarda işten çıkmış gibi gösterdiğini, 10.06.2008 tarihinde ise kayden yeniden işe girişinin yapıldığını, muvazaalı işe girdi çıktı işlemlerinde işverenin amacının işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesiyle verilen ücret zamlarından işçiyi mahrum etmek ve yeni bir sözleşmeyle işe başlamış gibi göstererek işçi ücretlerinin asgari ücret seviyesine düşürülmesi olduğunu, kanuna karşı hile olan bu işlem sonucunda müvekkilinin ücretinin işyerine yeni girmiş bir işçi gibi asgari ücret seviyesine indirildiğini, toplu iş sözleşmesiyle getirilen ücret zamlarından yararlandırılmadığı gibi ikramiye hakedişlerinin düşürüldüğünü ileri sürerek, fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fark aylık ücret, fark ikramiye, fark fazla çalışma ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası türünde açılamayacağını, davaya konu alacak taleplerinin haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında, dava konusu fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fark aylık ücret ve fark ikramiye alacaklarına yönelik talepler bakımından davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için gerekli şartları taşıyıp taşımadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre, "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.