12. Hukuk Dairesi 2010/33387 E. , 2011/14787 K. "" MAHKEMESİ : İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/10/2010 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı vekili tarafından başlatılan çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlu vekilinin, dayanak senetteki imzanın…
**12. Hukuk Dairesi 2010/33387 E. , 2011/14787 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/10/2010 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı vekili tarafından başlatılan çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlu vekilinin, dayanak senetteki imzanın borçluya ait olmadığı ve alacaklıya borcu bulunmadığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak imzaya itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. TTK.nun 692/5. maddesine göre çekin, kambiyo senedi vasfını taşıyabilmesi için, keşide yeri unsurunu ihtiva etmesi gereklidir. Aynı kanunun 708. maddesi gereğince, ibraz süresi, çekin keşide edildiği yere göre belirleneceğinden keşide yerinin, hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık olarak gösterilmesi gerekir. Aksi takdirde senedin çek vasfında olduğunun kabulü yasal açıdan mümkün değildir. 14/12/1992 günlü ve 1991/1-1992/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere, kısaltılmış olarak yazılan keşide yerinin kabul edilebilmesi için bunun, belirgin ve duraksamaya mahal bırakmayacak bir yeri göstermesi gereklidir. Somut olayda, takip dayanağı çekte keşide yeri olarak “K.paşa” yazılmıştır. Kısaltılmış şekilde yazılan bu keşide yeri yukarıda yazılı ilkeye uygun bulunmadığından, takip dayanağı belge çek niteliğinde kabul edilemez. O halde, mahkemece, Hukuk Genel Kurulu’nun 02/10/1996 gün ve 1996/12-5 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere İİK.nun 170/a-2. maddesi gereğince bu husus icra mahkemesince re’sen nazara alınarak takibin iptaline karar verilmesi gerekirken itirazın esası incelenerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir. Diğer yandan; Alacaklı hakkında sahtekarlık suçundan dolayı kamu davası açılırsa ve ceza mahkemesinde senet hakkında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilirse, dava konusu senet ceza davası sonuçlanıncaya kadar hiçbir işleme dayanak yapılamaz, diğer bir deyişle icra takibi kendiliğinden durur.