7. Hukuk Dairesi 2009/4339 E. , 2010/2508 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 120 ada 4, 125 ada 19, 126 ada 7, 13, 14, 26, 128 ada 27 parsel sayılı taşınmazlar ham toprak vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaş…
**7. Hukuk Dairesi 2009/4339 E. , 2010/2508 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 120 ada 4, 125 ada 19, 126 ada 7, 13, 14, 26, 128 ada 27 parsel sayılı taşınmazlar ham toprak vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 126 ada 7, 13, 14 ve 26 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 128 ada 27 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişinin 20.11.2008 havale tarihli raporu ekindeki haritada (C) harfi ile gösterilen 7693.45 m²lik bölümünün tespit gibi hazine adına, 120 ada 4 ve 125 ada 19 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 128 ada 27 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) ve (B) harfleri ile gösterilen sırasıyla 4069.36 ve 9963.90 m² yüzölçümündeki bölümlerinin ifraz edilerek aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ...'ın temyizi 126 ada 7, 13, 14 ve 26 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 128 ada 27 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişinin 20.11.2008 havale tarihli raporu ekindeki haritada (C) harfi ile gösterilen 7693.45 m²lik bölümü hakkında; davalı hazinenin temyizi ise 120 ada 4 ve 125 ada 19 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 128 ada 27 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) ve (B) harfleri ile gösterilen sırasıyla 4069.36 ve 9963.90 m² yüzölçümlü bölümleri hakkında kurulan hükme yöneliktir. Dava ve temyize konu 120 ada 4 ve 125 ada 19 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 128 ada 27 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümleri üzerinde tespit gününde davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği; 126 ada 7, 13, 14 ve 26 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 128 ada 27 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 7693.45 m²lik bölümü üzerinde ise davacı ... yararına edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazların Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar da bir kayıt ve belgeye dayanmadıklarından uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Ne var ki, zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma yetersiz olduğu gibi iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden dava ve temyize konu taşınmazlar başında yapılan keşifte uzman ziraatçi bilirkişi hazır bulundurulup taşınmazlar mahkeme heyetiyle birlikte görülüp gözlenip, mahkemenin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmışsa da mahkemece yapılan gözlem ile uzman ziraat ve fen bilirkişilerinin raporları çelişmiştir. Dava konusu taşınmazlar ham toprak niteliği ile tespit edilmiş, taşınmazların niteliğinin tespiti amacıyla ziraat teknikeri tarafından düzenlenen rapor yetersiz ve kendi içerisinde çelişkili olduğundan hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişinin raporunu denetleme olanağı bulunamamıştır. Hal böyle olunca sözü edilen raporun yargı denetimine açık olmadığı da kuşkusuzdur. Ayrıca dava ve temyize konu 126 ada 7 parsel sayılı taşınmazın batı ve kuzeyinde bulunan 126 ada 1 parsel sayılı komşu taşınmaz mera olarak tespit edildiği halde somut olayda yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamıştır. Bir yerin mera olup olmadığı öncelikle taşınmazın bulunduğu çalışma alanında tahsisli mera olup olmadığının ilgili merciilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgelerin getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, mera tahsis kaydı yok ise, davada yararı olmayan komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi aracılığı ile dava konusu taşınmazın mera olup olmadığının sorulup saptanması, bilirkişi sözleri yeterli görülmediği takdirde tarafların aynı usulle gösterecekleri tanıklarının taşınmazın başında dinlenilmesi, bilirkişi ve tanık sözlerinin değerlendirilmesinde komşu parsellerin tutanak örneği ve dayanağı belgelerden yararlanılması, gerektiğinde uzman bilirkişiye başvurulması ve tutanak bilirkişilerinin dinlenilmesi, böylece mera olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Öte yandan; dava konusu taşınmazların tespiti 26.07.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünce bir kimse bir çalışma alanı içinde belgesiz zilyetlikle sulu toprakta 40 kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz iktisap edebilir. Ayrıca davacı babası ... İnanç'tan gelen eklemeli zilyetliğe dayandığı halde babası ... İnanç ile onun eklemeli zilyetliğine dayanan mirasçıları yönünden 14.maddede yer alan kısıtlamalar araştırılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle dava ve temyize konu 126 ada 7 parsel sayılı taşınmaza komşu 126 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mera vasfında olduğu dikkate alınarak yeniden yapılacak keşifte komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, varsa mera tahsis haritasının temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, ayrıca kadastro tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tesbitte saptanan türleri ve eylemli durumları incelenip irdelenmeli,dava konusu taşınmaz ile sınırlarını oluşturan komşu 126 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri bulunup bulunmadığı, taşınmazın tahsisli veya geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı belirlenmeli, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkün olduğu da düşünülmeli,taşınmazın mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmünce sınırlandırılmasına karar verilmeli, aksi halde zilyetlik delilleri birlikte değerlendirilerek, uzman ziraatçi bilirkişiden yargı denetimine açık raporu alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Öte yandan, miras bırakan ... 'ın kendisi ve mirasçıları adına belgesiz zilyetlikten tespit edilen taşınmazların bulunup bulunmadığı Kadastro, Tapu sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanılmalıdır. Belgesizden tespit edilmiş taşınmazların bulunması halinde kadastro tutanaklarının tastikli suretleri getirtilip özellikle .....mirasçıları adlarına tespit edilen taşınmazların edinme sütunları incelenerek ...'den gelen eklemeli zilyetliğe dayanılıp dayanılmadığı ve bu yolla 14.maddede öngörülen kısıtlamaların aşılıp aşılmadığı belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm oluşturulmalıdır. Mahkemece açıklanan biçimde araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, bu nedenlerle davacı ... ile davalı hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan 82,80 TL harcın istek halinde iadesine, 26.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.