11. Hukuk Dairesi 2009/1215 E. , 2010/7108 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.05.2008 tarih ve 2006/156 - 2008/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2009/1215 E. , 2010/7108 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.05.2008 tarih ve 2006/156 - 2008/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin üzüm bağlarının 2006 yılı mahsulünün 20.01.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından sigorta örtüsüne alındığını, 8 Mart 2006 tarihinde don hasarına maruz kaldığını, zararın tespit edildiğini, taraflar arasında kabul edilen ön bilgi formundaki bilgilerin değiştirilerek poliçeye aktarıldığını, hasarın teminat dışı olduğundan bahisle ödenmediğini, toplam zararının 25.200 YTL olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 YTL’nin tahsilini talep etmiş, ıslahla 15.120,00 YTL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, hasarın teminat dışı olduğunu, Tarım Ürünleri Dolu Sigortası Genel Şartları A.6-1. maddesi uyarınca teminatın gözlerin uyanması ile başlayacağını, hasar olduğu bildirilen tarihlerde gözler uyanmadığı için teminat kapsamında bir hasar oluşmasının mümkün olmadığını, ön bilgi formunun poliçe yerine geçmeyeceği, 08 Mart 2006 tarihinde en düşük sıcaklık -1,51 derece olup bu ısıda gözler uyanmayacağı için zarar meydana gelmesinin söz konusu olmadığını, hasat dönemi Ağustos ayı olduğu için Sarıgöl Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/62 D.İş. sayılı dosyasında belirlenen %100 hasar oranın gerçeği yansıtmadığını, hasarın kış donlarından meydana geldiğini, muafiyet uygulamasının sigorta bedeli üzerinden yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ön bilgi formuna göre sigorta teminatının aksine bir karar alınmadıkça ön bilgi formunun şirket merkezine fakslanmasından 3 gün sonra başlayacağı, şirket merkezine fakslama yükümlülüğünün ise ön bilgi formunu imzalayan acentede olduğu, üç gün içinde sigorta şirketi tarafından aksine bir karar alındığına dair dosyada bir belge bulunmadığından sigorta teminatının başladığı ve sigorta sözleşmesinin kurulduğunun kabulü gerektiği, 8,9 ve 10 Mart tarihlerinde bölgedeki minimum sıcaklığın 0 derecenin altına düştüğü, dolu sigortası özel şartlarının 4. maddesine göre don sigortasında teminatın bağlarda budamanın sona ermesi ile veya her şarta 28 Şubat tarihi itibariyle başlayıp ürün hasadı ile son bulduğu, buna göre teminatın en geç 28 Şubat’ta başladığının kabulü gerektiği, poliçede “poliçe peşin olarak tanzim edilmiş olup tamamı 15.10.2006 tarihinde tahsil edilecektir” ifadesi yer almakta olup davacı tarafça prim ödemesi yapılmadığından TTK’nun 1295. maddesi uyarınca teminatın başlamadığı savunmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, davacıya ait bağda poliçe vadesi içinde don olayı meydana geldiği, omcalar üzerinde hiç ürün olmadığı tespit edildiği için hasarsın %100 oranında gerçekleştiği, davalı tarafın ekspertiz yapılan 24.03.2006 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile 8.400,00 YTL'nin 24.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, tarım sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nun 382. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Somut olaya gelindiğinde, mahkemece verilen kısa kararda, “davanın kabulü ile 15.120,00YTL’nin 24.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda “davanın kabulü ile 8.400,00 YTL’nin 24.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” karar verilmiştir. Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığından kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre de davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine, 21.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.