T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/449 - 2026/712 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/449 KARAR NO : 2026/712 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2023/234 E. - 2023/344 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/449 - 2026/712 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/449 KARAR NO : 2026/712 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2023/234 E. - 2023/344 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 tarih ve 2023/234 Esas - 2023/344 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2017/101634 sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2022/044149 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu tarafından reddine karar verildiğini, oysa 2001 yılında Ermenistan'da sigara üretimi yapmak üzere kurulan müvekkilinin dünya sigara sektörünün bilinen sayılı firmalarından bir olduğunu, "..." markasının Ermenistan, Suriye, Afganistan, Kanada, Gürcistan, Endonezya, Amerika Birleşik Devletleri, Belarus (Beyaz Rusya), Çin, Hırvatistan, Mısır, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Karadağ ve Rusya'da 34. sınıf mallar için tescilli olduğunu, bu markanın menşei Ermenistan'da tanınmış olması nedeniyle başvuruya itirazlarının reddinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, ayrıca davacının bu markayı fiili kullanım şeklinin ve bu kullanımlara konu tertip tarzının dava konusu edilen markada aynen taklit edildiğini; karşılaştırılan markalardaki tek farkın ikinci harfler olduğunu; davalıların davacının sektörde bilinen, aranılan, pazarı oluşturulmuş markasını, ürün ambalajındaki tüm detayları aynen taklit etmek suretiyle oluşturduğu markanın aynı mallar için tescilini talep etmiş olmasının davalıların kötüniyetini gösterdiğini; davalıların Suriye başta olmak üzere diğer ülkelerde tanınmış bilinen, pazarı oluşturulmuş markaları taklit ederek haksız kazanç elde etme peşinde olduklarının anlaşılabileceğini ileri sürerek; ... YİDK'in 2023-M-3006 sayılı kararının iptaline ve 2022/044149 başvuru numaralı ve "..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar vekili, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, bu yüzden de taraf markalarının karıştırılması ihtimalinin olmadığını, markaların fonetik açıdan da çok farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin sağlandığı; taraf markalarında esas unsur olan "..." ve "..." ibarelerinin, ikinci harfleri haricinde kalan tüm harflerinin, dizinleri de dahil birebir aynı olduğu; aynı zamanda harflerin yazım karakteri ve stillerinin, söz konusu ibarelerin altını çizen çizginin başlayış ve bitiş noktalarının da aynı olduğunun görüldüğü; davacının "..." ibareli markasını görmüş ve tanımış bir tüketicinin davalının "..." ibareli markasını gördüğünde davacı ürünü sanabileceği, markaları ayırt etmede zorluk yaşayacağı; taraf markalarının işitsel olarak benzer olduğu; taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan "..." ve "..." ibarelerinin, İngilizce olan ve Türkçe’de sırayla "usta, üstad, efendi" ve "bey, beyefendi" anlamlarına; markaların kavramsal olarak da benzediği; davacı yan tarafından davacının markasını tescilsiz çekişme konusu mal ve hizmetlerde ciddi ticari etki yaratacak düzeyde kullanıldığına yönelik delil sunulmadığı; dosya içeriği itibari ile SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığı; davalıların "..." işaretini kendilerine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmadığı; ancak, davalılardan ...’nun vatandaşı olduğu Suriye’de ve Ortadoğu coğrafyasında davacının "..." markalı ürünlerinin piyasaya arz ediyor ve marka tescillerine konu ediliyor olduğunun sunulan belge ve delillerle ortaya konulduğu; davacının SMK 6/1 hükmü kapsamında davasına/itirazlarına mesnet aldığı 2017/101634 sayılı markanın tescile konu edilen hali ile, davacının Ortadoğu piyasasına sunduğu ürünlerdeki markasal kullanımların benzer olduğu ve fiili markasal kullanımlarda, dava konusu edilen markada olduğu gibi, "M" harfi haricinde kalan harflerin, "M" harfinin bacağının uzatılması yöntemiyle altının çizilmiş olması, bu markasal kullanımlardaki yazım karakterinin dava konusu edilen "..." ve "..." markayla aynı olması gibi tertip tarzı benzerlikleri dikkate alındığında, taraf markalarının birebir aynı emtialarda kullanılacağı, yani tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri fiili gerçeği de gözetildiğinde, davalıların marka seçiminin, ticari dürüstlük kurallarıyla bağdaşmayacağı, bu sebeple de davalıların marka tescili talebinde kötüniyetli olduğu yönünde kanaat oluştuğu; davalıların, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği (tütün ürünleri) gerçeği göz önüne alındığında, davalıların davacı markasından habersiz olması gibi bir ihtimalin hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, basit bir internet arama motoru araştırmasıyla dahi davalıların davacı markasını tespit edilebileceği değerlendirildiğinden, davalıların, davacı markasına kötüniyetli olarak yanaşma ve ondan haksız yararlanma gayesinde olduklarına kanaat getirildiği; her ne kadar bilirkişi heyeti dava konusu marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin, 6/3 ve 6/5 koşullarının oluşmadığını belirtmiş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.216 tarih, 2014/11-696 E.-2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, raporun aksi yönde taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve dahi genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunduğu ve dolayısıyla 6/1 ile ayriyeten 6/9 koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, YİDK'nın 2023-M-3006 sayılı kararının iptaline, 2022/044149 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığından, kötüniyetin incelenmesinin de mümkün olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıslar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kararda son sözlerinin sorulduğu belirtilmiş ise de, duruşmaya katılmamış olmaları nedeniyle son sözlerinin sorulmadığını, usuli hata yapıldığını, bilirkişi raporunda taraf markalarının benzer bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin yanlış değerlendirme ile karar verdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişilerin, "..." ibaresinin, 34. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markasına dayalı olarak iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2023-M-3006 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 16.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 08.05.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötüniyetli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itirazına mesnet markası ise "..." asıl unsurludur. Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvurunun esas unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile davacının "..." asıl unsurlu markaları arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira, taraf markaları görsel ve işitsel olarak benzer olmadıkları gibi, bir kısım harflerinin dizinlerinin ortaklığına rağmen anlamsal olarak farklılaştıkları, ayrıca her iki ibarenin İngilizce karşılığının tüketiciler tarafından yaygın olarak bilindiği; 34. sınıf malların tüketicilerinin dikkat seviyesinin de düşük olmadığı, bu hale göre, dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği kanaatine varılmış; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca ulaşılmış; ilk derece mahkemesinin davacının 2017/101634 sayılı "..." markasını değil, yurtdışında tescilli markasını esas alarak yaptığı iltibas değerlendirmesi ve ulaştığı sonuç isabetli bulunmamıştır. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. İlk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığı sonucuna da ulaşılmıştır. Yargıtay HGK'nın 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK'nın 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalıların kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalıların kötüniyetinin bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Somut uyuşmazlık yönünden ise, davacının mesnet markasının esas unsurunu oluşturan, "usta" anlamına gelen "..." ibaresi yaratılmış, orjinal bir ibare olmayıp, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, ayırt ediciliği düşük bir ibaredir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.04.2024 tarih ve 2022/7117 E. - 2024/2964 K. sayılı kararında "usta" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla taraf markaları benzer olmadığı gibi, bu durum karşısında dava konusu başvurunun davacının yurtdışında tescilli markalarına benzer şekilde yazılmasının, dikkat seviyesi düşük olmayan 34. sınıf tüketici kitlesinin varlığında, başvurunun davacının yurtdışında tescilli markalarından haksız bir yarar sağlamasına neden olmayacağı; dava konusu başvurunun gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik yapıldığı hususlarının da kanıtlanamadığı sonucuna varılmış, bu durumda Dairemizce, dava konusu başvurunun kötüniyetli olarak yapılmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu marka başvurusu ile davacının mesnet markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması ve başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığının da kanıtlanamaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış; HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile diğer davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 02/11/2023 gün ve 2023/234 Esas - 2023/344 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 188,00-TL posta gideri ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.357,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı Kuruma iadesine, 10-Davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şirkete iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 03/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.