(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/30474 E. , 2013/20622 K. Hileli iflas ve alacaklısını zarara uğratmak için mal varlığını kaçırmak suçlarından şüpheliler ..., ...ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/01/2010 tarihli ve 2009/94212 soruşturma, 2010/3499 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ilişkin Sincan 1. Ağır Ceza Mah…
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/30474 E. , 2013/20622 K.** **"İçtihat Metni"** Hileli iflas ve alacaklısını zarara uğratmak için mal varlığını kaçırmak suçlarından şüpheliler ..., ...ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/01/2010 tarihli ve 2009/94212 soruşturma, 2010/3499 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ilişkin Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2013 tarihli ve 2013/625 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 16.07.2013 gün ve sayılı 2013/11365/45734 kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2013 gün ve 2013/251151 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre, müştekiler ... ve diğerlerinin aynı şikâyetleri üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/125575 soruşturma sayısı üzerinden yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler ..., ...ve ... haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği verilen bu karara yapılan itirazında reddedilerek kesinleştiği, 52Tı sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173. maddesin deki "İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesinin bu hususta karar vermesine bağlıdır." hükmü dikkate alındığında şüpheliler hakkında ağır ceza mahkemesinden izin alınmadan yeniden soruşturma yapılamayacağının gözetilmemesinde, Şüpheli ...'in, bilirkişi tarafından defterlerde düzeltmenin yapıldığının kabul edildiği 2008 yılında Atılım Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş.'nin temsile yetkili yönetim kurulunda ve ortakları arasında yer almadığının nazara alınmamasında, Şüphelilere isnat olunan alacaklısını zarara uğratmak için mal varlığını kaçırmak suçu 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 333/a maddesinde düzenlenmiş olup aynı maddenin 1. fıkrasında "Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." hükmünün yer aldığı, yine anılan Kanun'un 349. maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup buna göre şikâyetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 346. maddesinde "İcra mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez. Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, icra mahkemesinde bakılır." hükmü karşısında şüphelilere yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, icra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanması gerekeceği gözetilmeden itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, sabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Müştekinin şüphelilere ait şirkette çalıştığı ancak çalışma ücretini alamadığı, şüphelilerin kendi ve diğer çalışanların ücretlerin ödemediği, kendilerinin bu nedenle hukuk mahkemesinde davalar açtıklarını, şüphelilerin bu paraları ödememek için kendi şirketlerine usulsüz para aktarıp şirketi ödeme güçlüğü içine düşürdükleri ve alacaklılardan mal kaçırdıklarının iddia edildiği olayda, Ankara C. Başsavcılığının 12/04/2007 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararı üzerine Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/09/2007 tarihli kararıyla itirazın reddedilmesi sonrasında, müştekinin benzer iddialarla 09/07/2009 günlü şikayeti üzerine bu defa aynı C. Başsavcılığınca eylemin hukuki mahiyette bulunduğundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş, itiraz üzerine Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından soruşturma genişletilerek alınan bilirkişi raporu karşısında şüphelilere ait şirket hesaplarında bir takım usulsüz hesap hareketleri bulunduğunun tespiti üzerine, itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasına karar verilmesine göre, CMK’nın 173/3. maddesinin önceden kovuşturmaya yer olmadığı kararı üzerine merci tarafından itiraz reddedilince, yeniden iddianame düzenlenmesi için bu mahkemeden izin şartı getirmesinin soruşturma yapılmasına engel olmadığı gibi, şüpheli ...'in şirket yönetimindeki sorumluluğunun mahkemesince değerlendirilmesi mümkün olup, şikayet konusunun yalnızca alacaklılardan mal kaçırma iddiası olmadığı, hileli iflas suçundan yargılama için kamu davası açılması gerektiği, yine İcra İflas Kanunu'nun 333/a maddesinde "başka bir suç oluşturmaması halinde" denilerek hileli iflas ve alacaklılardan mal kaçırma suçlarının ayrı ayrı oluşmasının mümkün olduğunun anlaşılması karşısında, Ankara C. Başsavcılığının 20/01/2010 tarih ve 2009/94212 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz üzerine, bu kararın kaldırılmasına dair, Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18/02/2013 gün ve 2013/625 D. İş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin CMK'nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.