İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/01/2026 Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili, müvekkili bankanın... Şubesi ile dava dışı kredi borçlusu ... ... Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğinin, davalının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmeye istinaden dava dışı şirkete borçlu cari hesap kredisi kulland…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/2141 KARAR NO:2026/149 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:21/12/2020 NUMARASI:2013/211 Esas 2020/870 Karar DAVA:İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:24/07/2013 İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/01/2026 Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili, müvekkili bankanın... Şubesi ile dava dışı kredi borçlusu ... ... Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğinin, davalının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmeye istinaden dava dışı şirkete borçlu cari hesap kredisi kullandırıldığını, kredi borcu ödenmeyince hesabın kat edilerek 11/10/2011 tarihli ihtarın ilgililere gönderildiğini, sonrasında 90.302,79-TL alacağın tahsili için davalı ve dava dışı şirket aleyhine İstanbul 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, müvekkilinin davacı bankaya kredi için başvurduğunu, fakat ne kendisi ne de şirket adına böyle bir kredi kullanılmadığını, müvekkilinin banka müdürü ve çalışanlarının karıştığı dolandırıcılık olayıyla karşı karşıya olduğunu, para çekilmesine ilişkin dekontlardaki imzaların müvekkiline ait olmakla birlikte, bankadan böyle bir kredi kullanılmadığını, banka çalışanlarının akşam saat 18:00'de davalıyı şubeye çağırarak kredi sözleşmesi ve boş dekontları imzalattırdıklarını, müvekkili hakkında gerekli araştırma yapılmadan kredi veren bankanın kusurlu olduğunu, banka çalışanlarının bu yolla müvekkilini dolandırmak istediklerini ve bankanın teftiş kurulu başkanlığına da şikayette bulunulduğunu belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, dava dışı kredi borçlusu şirket ile dava banka arasındaki genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığı, kefaletin geçerli olduğu, kat ihtarının şirketin sözleşme adresinde tebliğ edilemediği, davalıya tebliğ edildiği ve başvuru şartlarının oluştuğu; davalı davacı bankaca dolandırıldığını iddia etmiş ise de imzayı inkar etmediği, savcılık dosyalarında takipsizlik kararı verildiği; bankanın teftiş kurulu raporunda tahsil edilme ihtimali düşük kredinin kullandırılması hususunda yetkisini kötüye kullandığının belirtildiği, kredinin kullanılmadığına ilişkin tespit bulunmadığı; bilirkişi tarafından banka kasasının ve defterlerinin yerinde incelendiği, kasa fazlası bulunmadığı, kredinin dava dışı şirket tarafından kullanıldığı ve hesap edilen tutardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine itirazının kısmen iptaline, takibin 76.984,93-TL asıl alacak, 2.362,28-TL işlemiş faiz ve 118,11-TL BSMV olmak üzere toplam 79.465,32-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %80 oranında temerrüt faizi işletilmesine, fazla istemin reddine; likit alacağın %20'si oranında hesaplanan 15.893,06-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ :1-Davacı vekili, borcun ödenmemesi halinde uygulanacak faiz oranının sözleşmede düzenlendiğini ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı vekili, bilirkişi incelemesinin eksik yapıldığını, banka kayıtlarının incelendiği gün kendilerine haber verilmediğinden katılamadıklarını, bilirkişinin yetkilerini aştığını, banka kayıtları ayrıntılı incelenseydi işlemlerdeki usulsüzlüğün görüleceğini, davacı bankanın teftiş kurulu raporunda şube müdürü ve diğer ilgililerin usulsüzlüklerinin tespit edileceğini, banka müdürüyle ilgili bir kısım tasarrufların yapıldığını,Teftiş Kurulu raporunda 26/07/2010 tarihinde 75.000-TL'lik işlemi yapan 2. müdür ...'in ifadesinde söz konusu işlem ve kişiyi hatırlamadığını, müşteriden boş bir dekonta imza alıp ödeme fişini müdürün odasına götürdüğünü, bunu işlemleri hızlandırmak için yaptıklarını söylediğini; 29/07/2010 tarihli 30.000-TL ödeme işlemini gerçekleştiren memur ...'ın da ifadesinde söz konusu işlemleri hatırlamadığını, bu işlemlerde dışarıdan krediye aracılık eden ... ile ...'un da müdürün odasında olduğunu; raporda müvekkilinin 26/07/2010 tarihinde ödeme fişinin nerede ve kimin eşliğinde imzaladığının tespit edilemediğini, dava dışı şirkete tahsis edilen kredinin ... ve ... tarafından kullanıldığının anlaşıldığını, yani müvekkilinin kredi kullanmadığının açıkça belirlendiğini; teftiş raporunda, 26/07/2010 tarihinde saat 14:45'te ...'nun ...'ye gişe üzerinden 20.000-TL para gönderdiği, saat 17:49'da şirkete 45.000-TL kredi ödemesi yapıldığı; 29/07/2010 tarihinde saat 14:57'de ...'nun ...'ye gişe üzerinden 20.000-TL gönderdiği, 15:04'te ...'nun ... no'lu cari hesabına 23.000-TL yatırdığını, 16:45'te davalı şirkete 30.000-TL KMK ödemesinin belirlendiğini, böylece müvekkiline fiilen kasadan ödeme yapılmadığını, daha kredi tahsis edilmeden açık hesaplarla ödeme tutarlarının ... hesabından başka 3. kişiler hesabına aktarıldığı, müvekkilinin davacıdan ödeme almadığı, tüm işlemlerin davacı banka yetkilisi... ile 3. kişiler ... ve ... tarafından gerçekleştirildiği, banka yetkililerinin de bu işlemlere iştirak ettiği, kredilerin hesap kat tarihine kadar dönem faizleri ve vadesi gelmiş ana para ödemelerinin ..., ... ve/veya başka 3. kişilerce yapıldığı dikkate alındığında kredilerden müvekkilinin sorumlu olmadığını; davanın alelade bir itirazın iptali davası olmadığını, mahkemenin teftiş kurulu raporu ile bankanın şube çalışanları hakkındaki işlemlerini gözetmediğini; müvekkilinin ihtarnamesi üzerine teftiş kurulunun şubeyi incelemeye aldığı, müdürü kusurlu bulduğu ve üçüncü şahıslara özel çıkar sağlanması, bu kişilerin finanse edilmesi kapsamında müdürün istifası suretiyle bankadan ayrılmasının sağlandığını; mahkemenin bankanın adam çalıştıran sorumluluğunu gözetmediğini, banka çalışanlarının görevlerini kötüye kullandıklarını ve icra inkar tazminatı şartları bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için asıl borçlu ve müteselsil kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine müteselsil kefilin itirazının iptali istemine ilişkindir.Somut olayda davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasındaki 80.000-TL limitli 26/07/2010 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin şirket ortağı-temsilcisi davalı tarafından 80.000-TL limitle müteselsil kefil olarak imzalanmıştır. Bankanın verdiği BCH rotatif kredinin ödenmemesi üzerine 28/09/2011 tarihinde hesap kat edilmiş ve kredi borçlusu şirketin sözleşmedeki adresine ve davalıya 11/10/2011 tarihli ihtar gönderilmiştir. İhtarda anapara ve ferilerle birlikte toplam 84.590,09-TL'nin tebliğden 7 gün içinde ödenmesi istenilmiştir. İhtar davalıya 14/10/2011 tarihinde tebliğ edilmiş, şirkete ise tebliğ edilememiştir. Davalı 22/10/2011 tarihinde temerrüde düşmüştür.Davalı kat ihtarına karşı davacı bankaya gönderdiği 25/10/2011 tarihli cevabi ihtarında, davadaki savunmasındaki beyanlarda bulunarak, krediye ilişkin paranın alınmadığını belirtmiştir. Borç ödenmediğinden davacı banka tarafından, davalı ve dava dışı kredi borçlusu şirkete İstanbul 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasıyla 82.973,68-TL asıl alacak (%80 temerrüt faiz oranı), 6.785,13-TL işlemiş faiz (%80 temerrüt faizi 28/09/2011-04/11/2011), 339,27-TL %5 bsmv ve 204,71-TL masraf olmak üzere toplam 90.302,79-TL'nin temerrüt faiziyle tahsilini istemiştir. Davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davalı, krediden sağlanan paranın kendisi tarafından alınmadığını, davacı bankanın ... Şubesi'nde bir kısım evraklar ve boş dekontlar imzalatıldığını, banka çalışanlarının içinde bulunduğu olay kapsamında bu şekilde dolandırıldığını, almadığı paranın kendisinden geri istenemeyeceğini ve bu hususların davacının teftiş kurulu raporunda saptandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Tarafların delil olarak dayandığı İstanbul Anadolu CBS'nin 2016/10537 sayılı soruşturma dosyasında,davalı müştekinin 05/01/2012 tarihli şikayeti üzerine başlatılmış 2016/179161 soruşturma sayılı dosyanın 2011/186271 soruşturma sayılı dosyayla birleştirildiği, 21/01/2016 tarihli tefrik kararıyla soruşturmanın 2016/10537 sayılı dosyası üzerinden devamına karar verildiği; 07/11/2016 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, müştekinin davalı, şüphelilerin ... ve ..., suçun dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve zimmet olduğu, müştekinin ... ile tanıştığı, onun teklifi üzerine kredi almak için davacı bankanın ... Şubesi'ne gittiklerini, kredi evraklarını boş olarak imzalayarak oradan ayrıldığını ve 2 hafta sonra başvurunun reddedildiğinin ...'dan öğrenildiğini, şirket ortaklığını 12/01/2011 tarihinde başka birisine devrettiğini, kat ihtarındaki paranın alınmadığını, 75.000-TL'yi alan şube müdürü şüpheli ... ve ...'dan şikayetçi olduğu; soruşturmada 30.000-TL ve 45.000-TL'nin çekilmesine ilişkin ıslak imzalı banka dekontları üzerinde yapılmış incelemede, grafolog bilirkişinin 16/08/2016 tarihli raporunda imzaların davalı-müştekiye ait bulunduğunun tespit edildiği, müştekinin mücerret beyanı ve şüphelilerin savunmamalarının aksini gösteren delil bulunmadığından, delil yetersizliğine bağlı olarak takipsizlik kararı verildiği görülmüştür.Davacı bankanın 30/01/2012 tarihli Teftiş Kurulu Başkanlığı raporunda; davalıyla, davalının beyanlarında geçen ..., ..., davalının borçlu şirketteki hisselerini sattığı ..., şube müdürü ve şubenin iki çalışanının dinlenildiği; beyanlar arasında çelişkiler bulunduğu; 26/07/2010 tarihinde 75.000-TL limitli KMK tahsis edildiği, aynı tarihte 45.000-TL'lik kısmının, 29/07/2010 tarihinde ise 30.000-TL'lik kısmının kasa yoluyla ödendiği, davalının bu fişlerdeki imzaların kendisine ait olduğunu kabul ettiği; kredinin ... ve ... tarafından kullanıldığı; davalının kredi ödeme fişlerini imzalarken muhteviyatını bilmediği ve kredi tahsis edildiğinden haberi olmadığına ilişkin somut bilgi bulunmadığı; davalının kefaleti dışında teminat bulunmadığı ve krediyi ödeme niyeti olmadığı dikkate alındığında, anapara alacağının banka zararına dönme ihtimali olduğu; banka müdürünün bankayı zarara sokacak şekilde görev/yetkilerini kötüye kullanarak dava dışı şirket üzerinden ... ve ...'a kredi kullandırılması sebebiyle kusurlu bulunduğu; (davalı) ...'nın kredi ödeme işlemlerinin fişlerini imzalarken bunların muhteviyatını bilmediği ve kredi tahsis edildiğinden haberi olmadığı yönündeki ifadelerini teyit edecek somut bilgilere ulaşılamadığı, ...'nın kredi kullanımından bilgisi olmadığı yönündeki beyanının gerçekçi olması, aksi ihtimale göre daha düşük bulunduğunu, söz konusu kredi borcundan sorumlu olduğunu görüşü edinilen ...'nın kredi tutarını ... ve ...'dan tahsil edilememesine bağlı olarak borcun kendisi üzerinde kalmış olması sebebiyle söz konusu şikayette bulunmuş olmasının da ihtimal dahilinde olduğu kanısına varıldığı, ... firmasından olan alacaklar için ...'nın kefaleti dışında bir teminatın bulunmadığını, ...'nın krediyi ödeme niyeti olmadığı dikkate alındığında 75.199-TL anapara alacağının banka zararına dönüşmesi ihtimalinin yüksek olduğu kanaati edinildiği, netice itibariyle şube müdürünün bankayı zarara sokacak surette görev/yetkilerini kötüye kullanarak ... firması üzerinden ... ve ...'a kredi kullandırması sebebiyle kusurlu bulunduğu, öte yandan ...'e ... firmasının ortaklık paylarını devralmasından daha önce, gerçek dışı bir gelir belgesine istinaden 07/01/2011 tarihinde 20.000-TL limitli ... tahsis edildiği, ... firmasının kredisinin şubece bilgisinin dışında kullandırıldığını iddia etmesine karşın şubeden ... kullanmasının sebebi sorulan ... beyanında kredinin ... firmasıyla bir ilgisi bulunmadığını belirttiğini, şahsın söz konusu belgeyi hatıra istinaden bir arkadaşından aldığını, kredinin kendisince kullanıldığını, geri ödemelerini düzenli bir şekilde yapmaya devam edeceğini ifade ettiğini, şahsa ... firmasının ortaklık paylarını devraldığı hatırlatılarak kredi sözleşmesine kefaletinin talep edildiğini, ancak şahsın kredi için öncelikle ... ve ...'un çözüm bulmasını bekleyeceğini belirttiği ifade edilmiştir.Alınan bilirkişi kök raporuna göre, davalının 80.000-TL limitli genel kredi sözleşmesini aynı limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, şirkete BCH şeklinde rotatif ticari kredi kullandırıldığı, kredinin kanuni takip hesabına intikal eden bakiyesinin 75.000-TL olduğu, davacının hesap kat ihtarıyla 84.590,09-TL talep ettiğini, davacı bankanın aktifleştirilmiş fiili ticari defter kayıtlarına itibar edileceğine göre 84.590-75.000=) 9.590-TL'nin yerinde olmadığı, kat ihtarının şirketin sözleşme adresinde tebliğ edilemediği ve 14/10/2011 tarihinde iade edildiği, davalı kefile 14/10/2011 tarihinde tebliğ edildiği, 7 günlük süre sonunda davalının 22/10/2011 tarihinde temerrüde düştüğü, 3'er aylık dönem sonları itibariyle gönderilen hesap özetleri ile istenilen alacağın dava dışı kredi lehtarı şirket itiraz etmediğinden kesinleşmiş sayılacağı; davacının ticari nitelikteki krediler için temerrüt tarihi itibariyle en yüksek faiz oranının %40 olduğu, sözleşmenin 71. maddesine göre bu oranın 2 katı olan %80'in temerrüt faizi talep edildiği ve bu oranın uygun olduğu; temerrüt tarihinde 75.000-TL asıl alacak için hesap kat tarihi 28/09/2011-temerrüt tarihi 22/10/2011 arasındaki 23 gün için 1.89,41-TL akdi faiz ve %5 bsmv toplam 76.984,93-TL asıl alacak hesaplandığı; 04/11/2011 ödeme emri tarihinde 76.984,93-Tl asıl alacak, 22/10/2011-04/11/211 arasındaki 14 gün için %80 temerrüt faizi oranı üzerinden 2.362,28-TL işlemiş faiz, % bsmv 118,11-TL olmak üzere toplam 79.465,32-TL hesap edildiği; buna karşın davacının takipte 90.302,79-TL talep ettiği ve 10.837,47-TL'nin fazla istenildiği, bu farkın sebebinin davacının ticari defter kayıtlarında alacak miktarı 75.000-TL'nin hesaplamaya esas alınması olduğu; CBS dosyasında ödeme dekontlarındaki imzanın davalıya ait olduğunun belirlendiği; bankanın teftiş kurulu raporunda davalı ve dava dışı şirkete ait bir tespitin görülemediği görüşü belirtilmiştir. Tarafların itirazı üzerine alınan ek raporda, 28/02/2020 tarihinde davacının ... şubesinde yapılan incelemede, bankanın kasa zabıt defterinin 23/07/2010-28/07/2010 tarihleri arasındaki kayıtlarının incelendiği, 45.000-TL ve 30.000-TL işlemler itibariyle kasa fazlası bulunmadığı ve kök rapordaki görüşlerin aynen geçerli olduğu bildirmiştir. Somut olayda, davalının 26/07/2010 tarihli 80.000-TL limitli genel kredi sözleşmesine aynı limitle müteselsil kefil olduğu, davacı bankanın kendi kayıtlarına göre sözleşme kapsamında dava dışı asıl kredi borçlusu şirkete 26/07/2010 tarihinde 45.000-TL ve 29/07/2010 tarihinde 30.000-TL BCH rotatif kredi kullandırıldığı; söz konusu tutarların ödenmesine ilişkinin dekontlardaki imzaların davalıya ait olduğu anlaşılmıştır.Boş dekontlara imza atıldığı savunulmuş ise de, boş olarak imzalandığı iddia edilen belgelerin sorumluluğu davalıya aittir. Davalı, asıl kredi borçlusu şirketin söz konusu tarihlerdeki hakim ortağı ve yetkili temsilcisidir.Davalı söz konusu tutarları almadığını ve dolandırıldığını savunmaktadır. Fakat davalının şikayeti üzerine başlatılan ceza soruşturmasında, davacı bankanın müdürü ve ... hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Yine davalının delil olarak dayandığı davacının teftiş kurulu raporunda, davalının veya dava dışı kredi borçlusu şirketin krediden dolayı sorumsuzluğuna yol açacak bir tespit yoktur. Şube müdürüne ilişkin olumsuz tespitin sebebi, kredinin riski nedeniyle bankanın zarara uğrayacağı öngörüsüdür. Davalı, temsilcisi olduğu şirketi temsilen ve kendisi için de müteselsil kefil olarak genel kredi sözleşmesini imzalamıştır. Davacı da, bu ilişkiye dayanarak davalıdan alacak talebinde bulunmaktadır. Sözleşme kapsamında toplam 75.000-TL'nin, davalının şirket temsilcisi olarak imzaladığı dekontlara göre ödendiği görülmektedir. Söz konusu krediden alınan paradan dolayı doğmuş borçtan dava dışı şirket ve 80.000-TL kefalet sorumluluk limiti dahilinde davalı müteselsil kefil sorumludur. Bu belgeler karşısında, kredi ile sağlanan paranın başka kişiler tarafından istifade edildiği yönündeki savunması, davalının kefaletinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Ayrıca davalı, davacının şubesindeki incelemede kendilerine katılma imkanı verilmediğini iddia etmekte ise de, inceleme kapsamındaki belgelerin bilirkişi ek raporunda dosyaya sunulması ve davalının sorumluluğu karşısında bu husus sonuca etkili değildir. Yine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan belirlenebilir likit alacak için icra inkar tazminatına karar verilmesinde hata bulunmamaktadır.Öte yandan, davacının kendi kayıtlarına göre belirlenmiş alacak tutarı ve yine davacının talebindeki faiz oranına göre hesaplama yapılmış denetlenebilir bilirkişi raporuna göre karar verildiğinden davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış inceleme sonucunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne ve likit alacak için icra inkar tazminatına dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 5.428,27-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.357,06-TL harcın mahsubu ile kalan 4.071,21-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/01/2026