T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/785 Esas KARAR NO :2026/203 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI :2020/745 Esas - 2021/718 Karar TARİHİ:21/10/2021 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/785 Esas KARAR NO :2026/203 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI :2020/745 Esas - 2021/718 Karar TARİHİ:21/10/2021 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirketin kurucusu ve hissedarı olduğunu, davalı şirkete ait hisselerin hamiline yazılı hisse senedi olarak düzenlendiğini ve genel kurula iştirak için bu hisse senetlerinin ibrazı gerektiğini, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 04/09/2018 tarihinde gerçekleştirilen 2015, 2016, 2017 yılları olağan genel kurul toplantısında ise hisse senetlerini ibraz edememesi gerekçesi ile alınmadığını, müvekkilinin sahibi olduğu ve kendisine teslim edildiği beyan edilen hamiline yazılı hisse senetlerini tüm aramalarına rağmen bulamaması üzerine hisse senetlerinin zayi nedeniyle iptali için İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/678 esas sayılı dosyasından dava açtığını, davanın halen derdest olduğunu, davalı şirket hissedarlarının müvekkilinin hissedar olduğunu bilmelerine rağmen müvekkilinin Genel kurul toplantısına davet etmediklerini ve müvekkilinin toplantıya katılmamasını fırsat bilen diğer davalı şirket hissedarlarının sermaye artırımı kararı aldığını, alınan sermaye arttırımı kararı ile müvekkilinin şirket üzerindeki ortaklık payı ile birlikte söz hakkının da azaltıldığını, diğer davalı hissedarlarının dürüstlük kuralına aykırı davrandıklarını, genel kurulun müvekkiline tebligat yapılmadan kendisinin yokluğunda yapıldığını beyan ederek şirket ortağı müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadan genel kurul yapılmış olması, müvekkilinin hisseleri yok kabul edilerek, kötüniyetli ve muvazaalı bir şekilde sermaye arttırımının yapıldığı 22/09/2020 tarihli genel kurul kararının hükümsüzlüğüne ve iptaline karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirketin 22/09/2020 tarihli genel kurul kararının iptalini talep ettiğini, söz konusu genel kurul kararının iptalini gerektirecek hiçbir sebep bulunmadığını, davacının şirket ortağı veya yönetim kurulu üyesi olmadığından davacının huzurdaki davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının hem huzurdaki davada hem de bu davadan öncesinde açılan diğer davalarda ortak olduğuna ilişkin ileri sürdüğü iddiaların hiçbir suretle gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu ve toplamda 1.000.000,00 TL değerinde hisse payının bulunduğunu, ancak hamiline yazılı hisse senetlerini bulamadığını bu nedenle hisse senetlerinin iptalini ve yeniden düzenlenmesini talep ettiğini, davacının bu iddiasının asılsız olmakla birlikte kötü niyetli olduğunu, senetlerin iptali ve yeniden düzenlenmesi için açtığı İstanbul 21 ATM nin 2019/678 esas sayılı dosyasında 13/01/2020 tarihli celsede davasının reddine karar verildiğini, davacının aynı zamanda İstanbul 2 ATM nin 2018/838 esas sayılı dosyası üzerinden şirkete bulunan paylarının tespiti talepli açtığı davanın ise eksik harcı ikmal etmemesi nedeniyle işlemden kaldırıldığını, davacının huzurdaki davayı ile genel kurul kararının iptalini sağlayarak yasal süreçte kendisine posizyon yaratmaya ve kanunun kurallarını dolaşarak menfaat elde etmeye çalıştığını beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/10/2021 tarih 2020/745 Esas - 2021/718 Karar sayılı kararında; "Dava, davalı anonim şirket yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğuna karar verilmesi isteminden ibarettir.TTk md. 446 uyarınca şirkette pay sahibi olanlar genel kurul kararlarının iptalini talepte bulunabilirler.Davacının davalı şirkette her hangi bir payı bulunmamaktadır.Davacı tarafça İstanbul 21. Asliye Ticaret mahkemesinde açılan 2019/678 esas sayılı dosyada şirketin % 40' na tekabül eden hisse senetlerinin zayi olduğunun tespiti talep etmiştir. Mahkemece 2021/27 karar sayısı ile senetlerin kaybolmadığı ve yeddi emine teslim edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı İstanbul 2. Asliye Ticaret mahkemesi 2018/838 esas üzerinden açmış olduğu dava da, davalı şirkette anonim şirket pay sahibi olduğunun ve pay oranının tespiti, şirket pay defterine kayıt ve ticaret sicilde tescilini talep etmiştir. Mahkeme 15. 03.2021 günü eksik peşin karar harcının yatırılmaması nedenleriyle, 492 sayılı Harçlar kanunu md.30 ve 6100 sayılı HMK md.150 gereğince davanın açılmamış sayılmasına, karar vermiştir.Karar duruşmasında davacı vekili istirdat davası açılmak üzere süre talebinde bulunmuş ise de, davanın niteliği gereği dava açılmak üzere süre verilmesi zorunluluğunun bulunmaması ve daha önce açılan zayii davasının reddedilmiş olması ile pay sahipliğinin tespitine ilişkin açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması ile aradan geçen zamana rağmen kanun yoluna başvurulmamış olması nedenleriyle davacı vekilinin talebi yerinde görülmemiştir.Davacının davalı şirkette pay sahibi olmadığı anlaşılmakla davayı açmakta aktif husumeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, "Davanın Reddine," karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın, yasa ve usule aykırı olduğunu,Müvekkili ...'in, davalı ...A.Ş'nin kurucusu ve hissedarı olduğunu; bu durumun dava dilekçeleri ekinde yer alan 10.09.2015 tarihli, 8903 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 496 sayfasında ilan edilen kayıtları ile sabit olduğunu, davalı şirkete ait hisseler, hamiline yazılı hisse senedi olarak düzenlenmiş olup, genel kurula iştirak için bu hisse senetlerinin ibrazı gerektiğini, müvekkiliinin ortağı olduğu ilgili şirketin 04.09.2018 tarihinde gerçekleştirilen 2015, 2016, 2017 yılları olağan genel kurul toplantısına ise, hisse senetlerini ibraz edememesi gerekçesi ile alınmadığını; ilgili toplantıda müvekkilin oğlu olan diğer bir şirket ortağı ...'in, müvekkiline ortaklığını ispat etmeye yarar hamiline yazılı pay senetlerinin teslim edildiğini ve bu senetleri ibraz etmesi halinde genel kurul toplantısına katılabileceğini beyan ettiğini, müvekkilinin sahibi olduğu ve kendisine teslim edildiği beyan edilen hamiline yazılı hisse senetlerini tüm aramalarına rağmen bulamadığını, bu durum üzerine, nerede olduğunu bilmediği hisse senetlerinin zayi nedeniyle iptali için İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/678 esas sayılı dosyasında dava açtığını, açılan davada daha önce senetlerin kendisinde olmadığını beyan eden davalı şirket ortağı ...'in birden söz konusu hisse senetlerini mahkemeye sunarak, davanın reddini talep ettiğini; ...'in hisse senetlerini sunması üzerine mahkemenin davanın reddine karar verdiğini, hisse senetlerinin kendisinde olmadığını beyan eden, zayi davası açılıp, hisse senetlerinin iptal edilmesi tehlikesi sonrasında hisse senetlerini ibraz eden ilgili kişinin iyi niyetli hamil olmadığını, müvekkiline ait hisse senetlerini haksız şekilde uhdesinde tuttuğunu,Davalı şirketin, müvekkile ait hisse senetlerinin zayi nedeniyle iptali tehlikesi sonrasında sermaye artırımı yapmak için alelacele Olağan Genel Kurul Toplantısı kararı aldığını; davacının hissedar olduğunu bilinmesine rağmen genel kurul toplantısına davet edilmediğini, toplantıda sermaye artırımı kararı aldığını; alınan sermaye artırımı kararı ile müvekkilin şirket üzerindeki ortaklık payı ile birlikte söz hakkının da azaldığını; diğer davalı şirket hissedarlarının, davacının hissedar olduğunu bile bile, o sırada derdest olan hisse senedi iptali davasını yok sayarak genel kurul toplantısı yapmaları ve davacının oy kullanmasını engellemelerinin iyi niyetli olmadıklarını ortaya koyduğunu,toplantıya katılma ve oy kullanma hakkı elinden alınan müvekkilinin bulunmadığı genel kurul toplantısında alınan kararların iptali gerektiğini, Yargılama sırasında istirdat davası açılmak üzere süre talebinde bulunmuş iseler de, bu taleplerinin reddedildiğini; bu süreçte davalı şirketin bir aile şirketi olması ve taraflar arasında ki husumetin giderilmesi için görüşmelere devam edildiğinden taraflarınca istirdat davası ikame edilmediğini,Davacının ortağı olduğu başka bir şirket olan ... A.Ş'nin hisselerinin de hamiline şekilde düzenlendiğini, ortaklığın tespiti için zilyet olunan hamiline yazılı senetlerin ibrazı gerektiğini; davacının 05.09.2018 tarihinde dava dışı şirketin merkezinde yapılan 2015-2016-2017 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısına ortaklığını ispatlayamadığı iddia edilerek alınmadığını, bunun üzerine davacının mevcut ortaklığının tespiti amacıyla İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2018/855 esas sayılı dosyasında görülen ortaklığın tespiti davasını açtığını, bu davada davacının ailesine duyduğu güven nedeniyle sahibi olduğu hamiline yazılı pay senetlerini teslim almadığını ve senetlerin kendisinde olmadığını belirttiğini; ancak dava dışı şirket yetkililerinin sunmuş oldukları belgeler ile davacının hisse senetlerini teslim aldığını, hatta hisse senetlerinin 3.kişilere teslim edilmesinden endişe duyduklarını beyan ettiklerini, davacının bu durum üzerine, evinde ve bürosunda gerekli aramaları yaptığını fakat ilgili senetlere ulaşamadığını; hisse senetlerini devretmesi de söz konusu olmadığından, bu senetlerin zayi nedeniyle iptali için İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1279 esas sayılı dosyası ile dava açmak zorunda kaldığını; yapılan yargılama sonunda hisse senetlerinin iptaline ve yeniden basılarak müvekkile teslimine karar verildiğini, ilgili kararın kesinleştiğini, dava dışı ... tarafından verilen zayi kararının iptali için İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/555 E. Sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiğini, davalı şirket ile birebir aynı durumların yaşandığı ... Şirketi davasında da davacının şirket ortağı olduğunun sabit görüldüğünü,Gelinen süreçte tarafların anlaşmasının mümkün olmadığının anlaşılması nedeniyle istirdat davası açmak üzere dava şartı olarak arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu; ilgili arabuluculuk görüşmesinin, İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2023/4194 no lu dosyada sürdüğünü, bu süreç sonunda anlaşılamaması halinde istirdat davasının ikame edileceğini, bu sebeple öncelikle arabuluculuk dosyasının, anlaşılamaması halinde ise istirdat davasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini; aksi halde istirdat davası sonunda müvekkilinin ortak olduğu tespit edilirse, genel kurul kararının iptal edilmemesi sebebiyle müvekkilinin büyük bir hak kaybı yaşayacağını ve aktif husumet bulunmadığından reddedilen bu davanın ise red gerekçesinin anlamsızlaşacağını, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve inceleme sırasında re’sen göz önünde tutulacak sebeplerle, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/745 E., 2021/718 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına ve öncelikle arabuluculuk dosyasının, anlaşılamaması halinde ise istirdat davasının bekletici mesele yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 22/09/2020 tarihinde gerçekleştirilen 2015, 2016, 2017 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırımı kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağı hazirun cetveli incelendiğinde; pay sahipleri arasında davacının görünmediği anlaşılmıştır.Davacı tarafından eldeki genel kurul karar iptali davası açılmadan önce İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/838 esas sayılı dosyası ile davalı şirkete ortak olduğunun tespiti talepli dava açıldığı, ilk derece mahkemesi tarafından eksik harcın verilen süre içerisinde ikmal edilmediği gerekçesi ile 2018/838 Esas, 2021/171 karar sayılı karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, UYAP üzerinden dosyaya gönderilen dosya içerisinde gerekçeli kararın taraflara tebliğe çıkarıldığına dair tebliğ evrakı bulunmadığı, öte yandan UYAP üzerinden dosya kapak bilgileri incelendiğinde kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.Davacı tarafından ayrıca İstanbul 21 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... Şirketi'nin ortağı olduğunu ve fakat şirketin 1.000.000,00 TL değerinde ve toplam %40'na tekabül eden hisse senetlerinin bulunamadığını ileri sürerek hasımsız zayi nedeniyle iptal davası açtığı, mahkemece müdahil ... tarafından hisselerin fiziken ibraz edilmiş olması ve senetlerin zayi olmadıklarının anlaşılması nedeniyle talebin reddine karar verildiği, mahkemece yalnızca anılan gerekçeli karar celbedilmiş olup, kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamış ise de, dairemizce UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinde dosya kapak bilgilerinden kararın taraflarca istinaf edilmemesi nedeniyle 03/03/2021 tarihinde kesinleştirildiği bilgisinin kayıtlı olduğu görülmüştür. Mahkemece; İstanbul 21 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki zayi nedeniyle iptal davasının bekletici mesele yapıldığı, 21/10/2021 tarihli celsede ise, İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/838 esas sayılı dosyasında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması nedeniyle, İstanbul 21 Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki zayi nedeniyle iptal davasının bekletici mesele yapılmasından vazgeçilmesine karar verilerek, pay sahibi olduğunu ispatlayamayan davacının davasının davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Çekişmesiz yargı işi olan hamiline yazılı pay senetlerinin zayi nedeniyle iptali davasında verilen red kararı, davacının davalı şirkette pay sahibi olmadığına dair maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Davacının davalı şirkette pay sahibi olup olmadığına dair esas yargılama zayi nedeniyle iptal davasından ve dava konusu genel kurul toplantısı yapılmadan önce açılmış bulunan İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki 2018/838 esas sayılı dosyada görülen yargılamadır. Husumet (sıfat) def'i değil itiraz mahiyetinde olduğundan mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. Somut olayda da husumet itirazının halli için bekletici mesele yapılması gereken dosya İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki 2018/838 esas sayılı hasımlı olarak ikame edilmiş ortaklığın tespiti davasıdır. Öte yandan anılan davada harç eksikliğinin giderilmesi amacıyla verilen kesin süre içerisinde harç yatırılmadığından dosyanın işlemden kaldırıldığı ve yasal süre içerisinde harcı yatırılarak yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu durumda davacının dava tarihi itibariyle davalı şirkette pay sahibi olduğunu, gerek butlan gerekse iptal talepleri bakımından husumeti bulunduğunu ispat edemediği anlaşılmıştır. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere eldeki dava zayi nedeniyle iptal davası olmayıp, TTK'nun 665/1 fıkrası hükmünün bu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, mahkemenin hamiline yazılı pay senetlerinin istirdadı amacıyla davacıya süre verme zorunluluğu da bulunmamaktadır. Davacının gerek dava gerekse karar tarihi itibariyle hasımlı olarak açılmış bir istirdat davasının varlığını ileri sürmediği,bu nedenle istinaf dilekçesinin verildiği tarih itibariyle dahi arabuluculuk aşamasında olduğu ileri sürülen istirdat davasının bekletici mesele yapılması gerektiği yönündeki istinaf sebebi de HMK'nun 357/1 maddesi uyarınca yerinde değildir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.