İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin lifli çemberler kapsamında kompozit çember ve tekstil lifli çember üretimi yaptığını, Türkiye'de ve uluslar arası alanda faaliyet gösterdiğini, d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/629 KARAR NO : 2025/1516 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/09/2021 NUMARASI : 2015/1125 Esas - 2021/1018 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin lifli çemberler kapsamında kompozit çember ve tekstil lifli çember üretimi yaptığını, Türkiye'de ve uluslar arası alanda faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin yakın zamana kadar tamamlayıcı ürün olan toka üretmekte iken kompozit çember üretmeye başladığını, müvekkili şirket ile aynı sektörde iştigal ettiğini, müvekkili şirketin dahil olduğu grup şirketlerinden davacı şirkette 03.02.2012 tarihli hizmet sözleşmesi ile işe başlayıp, daha sonra müvekkili şirket bünyesinde üretim vardiya şefi pozisyonunda çalışmasını sürdürmüş olan...'in, ani bir kararla gıda sektöründe iş yapacağı, büfe açma planının bulunduğu yönündeki gerekçeleri ile 11.04.2015 tarihinde istifa etmek suretiyle ihbar öneli dahi kullanmaksızın müvekkili şirketten ayrılarak, işten ayrılmasını takiben kısa bir süre sonra davalı şirkette işe başladığının öğrenildiğini, yapılan araştırmalar neticesinde muhatap şirketin sadece ilgili personeli değil, daha öncede müvekkili şirkette çalışan bir vardiya şefi, iki satış-pazarlama pozisyonunda çalışan personeli benzer şekilde işe aldığının tespit edildiğini, böylece davalı şirketin süreklilik arz eder şeklide müvekkili şirketteki çalışanları ayartarak işe aldığının anlaşıldığını, davalı şirketin bu haksız ve hukuka aykırı fiillerine son vermesine yönelik davalı şirkete hem de çalışana ayrı ayrı ihtarname keşide edildiğini, ilgili ihtarlara cevaben davalı şirket neredeyse, daha çok çalışan... adına yanıtlar vermek üzere Kadıköy 32. Noterliğinin 01.06.2015 tarih, ... yevmiyeli ihtarını gönderdiğini, haklı ihtarlarına olumsuz cevap verildiğini, davalı şirketin... ve diğer çalışanlarının müvekkili şirkette çalıştığı dönemde sahip olduğu ticari ve iş sırlarını kullanarak müvekkili şirketin faaliyet alanında, ticari menfaatini ve konumunu zedeleyerek girişimlerde bulunmasının haksız iktisadi menfaatler elde etmeye çalışmasının hukuken kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin, müvekkili şirketin yıllardır yaptığı çalışmalar neticesinde ulaştığı ve belli bedeller ödemek zorunda kaldığı ticari sır niteliğindeki gizli bilgileri elde ederek menfaatine kullanmak ve bunun dışında bir bedel ödemesi gerekecekken bedel ödemeksizin müvekkili şirketin personeli olan muhatap çalışanı işe almak suretiyle rakipler için geçerli iş koşullarına uymayarak, haksız rekabette bulunduğunu, davalı şirketin sadece ilgili çalışan bakımından değil öncesinde de müvekkili şirkette çalışan ..., ... ve ...'in müvekkili şirketten ayrılmaya yönelttiğini, ...” in rakip firmada işe başladığından itibaren davalı şirketin, müvekkili şirketin mevcut iç piyasa müşterilerine ve ihracat müşterilerine satış yaptığı duyumlarının alındığını, davalı şirketin kayda değer ihracatı yokken, ...” in işe alınması ile birlikte ihracat yapmaya başladığını, bu hususta, muhatap personelin müvekkili şirketten elde ettiği ticari ve iş sırlarını, ihracat müşterilerinin bilgilerini ve kurulan ilişkileri elde etmek amacıyla işe alındığını açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca rakip firmanın hali hazırda kompozit çember üretmekte iken müvekkili şirketin üretmekte olduğu ve yaygın olarak Avrupa ülkelerine satılan tekstil çember üretim know how bilgilerinin...” in işe başlaması ile edindiğini, ...” in davalı şirkette işe başlaması ile birlikte müvekkili şirketin çalıştığı iç piyasada bir firma dış piyasada üç firma, fiyatlar sebep gösterilmek üzere tedarikçi değişikliğine gidildiği gerekçesi ile müvekkili şirketle ticari faaliyetine son verdiğini, bu firmaların davalı şirket ile çalışmaya başladığının duyumunun alındığını, söz konusu firmaların r, ..., Konis ve ... firmaları olduğunu, bu firmalar dışında da müvekkili şirketin müşteri portföyü hakkında edinilen bilgilerle ticaret yapılmış olmasının pek muhtemel olduğunu, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden davranışları sebebiyle iş kaybına sebebiyet verildiğini ve haksız menfaat elde edildiğini yahut etmesi mümkün menfaatinin olduğunu belirterek haksız rekabetin tespitine, haksız rekabet teşkil eden fiillere son verilmesine, ...” in iş sözleşmesinin feshine, müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın tam ve kesin olarak hesaplanmasının mümkün olmaması karşısında tahkikat neticesinde miktarın tespit edilmesinden sonra müddeabihin arttırılmasına ilişkin haklar saklı tutulmak kaydı ile maddi tazminat bakımından davanın belirsiz alacak ve tespit davası olarak kabulü ile 10.000 TL'nin tazmin ve tahsiline, 10.000 TL manevi zararın tazmin ve tahsiline, kararın TTK.59.madde uyarınca ilan edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin toka ve çeşitli tiplerde kompozit çember üretimi yaptığını ve ihtiyaç duyulan her tipte çember ve tamamlayıcı ürünün tedarik ve pazarlanmasını yaptığını, dava dilekçesinde belirtilen olayların haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının adı geçen çalışanlar bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde uzunca yer verilen...' in konu ile ilgili ifadesinin alındığını, davalı şirket tarafından yapılan değerlendirmeler sonrasında, ...' in çalışmakta olduğu pozisyon, yaptığı iş, bilgi ve eğitim düzeyinin değerlendirildiğini, kendisinin haksız rekabet oluşturacak nitelikte bilgi veya beceriye sahip olmadığının anlaşıldığında iş akdine son verilmediğini, şirkette vardiya/üretim şefi olarak görev yapmakta olduğunu, görevlerinin idari nitelikte olup, üretim ya da pazarlama ile ilgili herhangi bir bilgisinin ya da yeteneğinin bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtildiği şekilde müvekkili şirketin...'e ne ayartma niteliğinde bir teklifte bulunmadığını, ne de kendisinden haksız biçimde bilgi elde etmediğini, yapılan araştırmalar sonucunda ... ve ... 'in de şirketlerine davacı şirketten direkt olarak gelmediğini, dolayısıyla açılmış olan bu dava yönünden bir bağ kurulabilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirkette bir dönem çalışmış olan kişilerin bireysel olarak rekabet etmemeye yönelik sözleşmelerinin bulunup bulunmadığı ya da var ise bunların içeriklerinin bu davanın konusu dışında kaldığını, davalı şirketin serbest piyasa ve rekabet kuralları çerçevesinde üretim ve pazarlama faaliyetlerinde bulunduğunu ve yasalar çerçevesinde ticaretini yaptığını, davalı şirketin kompozit çember üretimine davacı şirketten daha önce 2011 yılında başladığımı, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında bulunan müşterilerine pazarlamakta olduğu ürünlerden biri olan tekstil çemberini ise bir süre davacı şirketten temin yoluna gittiğini, daha sonra davacı şirket tarafından müvekkili şirkete piyasa standartlarının üzerinde fiyatlar sunulmuş olduğundan bu ürünlerin ithal etmek zorunda kaldığını beyanla, dava dilekçesinde belirtilen konuları kabul etmediklerini belirterek, ispata yarar herhangi bir delil ileri sürülmediğinden davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Özetle, davalı şirketin davacı çalışanlarını ayartması sonucu çalışanların müşteri portföyünü taşıdığı, davalının da müşterileri yönlendirerek davacı şirket ile ticari ilişkilerini kesmesini sağladığına dair davalı şirketin veya sorumlu olduğu yetkililerinin somut hiçbir yazışma, belge, mail vb. delil sunulamamıştır. Şirketlerin ticari faaliyetlerinde zaman içerisinde başkaca şirketler ile satış sözleşmeleri akdetmeleri başlı başına haksız rekabet eylemi teşkil etmeyeceğinden, dosyaya sunulmuş somut bir dürüstlük kuralına aykırı davranış örneği bulunmamaktadır. Üçüncü bilirkişi heyetinin atıf yaptığı İst. 12 HD nin 2018/99 E, 2019/966 K sy. kararına konu uyuşmazlıkta o dosyanın davacısı olan şirketteki 17 işçinin neredeyse tamamı, aynı tarihte ihtar göndererek işten ayrılmış, bir hafta sonra tamamı diğer şirkette çalışmaya başlamıştır. (Kuşkusuz bu olayda bir ayartma olmadan bu kadar işçinin işten topluca ayrılıp aynı gün başka bir şirkette çalışmaya başlaması hayatın olağan akışına aykırıdır) Bu olayın eldeki somut uyuşmazlığa benzer bir yönü bulunmamaktadır. Yine son heyet raporundaki zarar hesabı da 2014,2015,2016,2017 yıllarına ait satışlara göre yapılmıştır ki, 30/11/2015 dava tarihinden sonraki dönemi de kapsar şekilde hesaplama yapılması mümkün değildir. Yukarıda açıklanan diğer gerekçelerle, haksız rekabetin mevcut olduğuna dair somut bir delil olmadığından, varsayıma dayalı hüküm kurulamayacağından, hayatın olağan akışına aykırı bir durum da olmadığından, birinci ve üçüncü bilirkişi heyetlerinin raporuna itibar edilmemiş olup, esasa etkisi olmayacağından zarar hesabının doğru yapılması için üçüncü heyetten ek rapor alınmasına da ihtiyaç duyulmamıştır.Açıklanan sebeplerle ispatlanamayan haksız rekabete dayalı davanın reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iddiaların haklılığını ortaya koyan iki bilirkişi heyeti raporu karşısında kararda iddiaların “varsayıma dayalı” olarak nitelendirilmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu, yerel mahkemenin istinaf incelemesine konu haksız kararı tesis ederken işçi... aleyhine ikame edilmiş olan davanın reddedilmiş olduğu hususunu da göz önüne aldığını, ancak bunun tamamen yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, dava açısından önemli olan tek hususun davacı şirket bünyesinde çalışmakta olan işçilerin davacı şirketten sözde sebepler sunarak ayrılmaları ve akabinde davalı şirket bünyesinde çalışmaya başlamaları olduğunu, bu süreç sonrasında da davacı şirket müşterilerinin bir kısmının davacı şirket ile çalışmayı bırakarak davalı şirket ile çalışmaya başladığını, davacı şirketten ayrılan dava dışı işçilerden ..., ... ve...’in davalı şirketçe işe alındığı ve hatta diğer işçi ...’ın da % 5 oranla pay verilmek suretiyle davalı şirkette müdür olarak görevlendirildiğini, şirket payı verilmesi ile menfaat temini koşulunun %100 gerçekleşmiş olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, önlenmesi ve bu eylemler sebebiyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davalıya isnat edilen eylemlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, gerçekleştirilmiş ise TTK 54 ve devamı maddelerindeki düzenlemeler gereği haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabet oluşturması halinde davacının bu yüzden uğradığı maddi ve manevi zararın bulunup bulunmadığı noktasındadır. Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56. Maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d).Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.TTK'nın 58'nci maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören kimsenin maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiştir. Kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için haksız rekabeti oluşturan eylemin ve davacının uğradığı zararın kanıtlanması gereklidir. Bu şekildeki tazminat davasında asıl olan, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucu, TTK'nın 58/e maddesinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması bakımından haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime vermiştir. Manevi tazminata hükmedilebilmesinin temel şartı ise haksız rekabet fiilinin davacının kişilik haklarına zarar vermiş olmasıdır.Somut olayda; davacı taraf, davalının kendisinde çalışan tecrübeli 4 personelini ayartarak davalı firmada çalışmaya başladığını, bu personelin çalıştığı süre, sahip oldukları tecrübe ve bilgi birimini davalı yararına kullandıklarını, bu kişilerin davalı firmada çalışmaya başlaması ile davacının iş hacminin daralmaya başladığını haksız rekabet yapıldığını iddia etmektedir. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının 685 adet davalının ise 345 adet müşterisi olduğu, bunlardan 52 yurt dışı müşterisinin ve 11 yurt içi müşterisinin ortak müşterisi olduğu tespit edilmiştir. Davacının haksız rekabet sonucu kendisinden davalıya geçtiğini iddia ettiği müşteriler ... Gmbh ile 26.03.2015; ... Gmbh ile 03.03.2015 ; ...Kon Srı ile 02.06.2015 ve ... ise 02.03.2015 tarihinden itibaren Davalı Şirketin çalışmaya başladıkları anlaşılmaktadır. Davacının işi bırakıp davalı işyerinde çalışmaya başlayan işçileri ...’in 15.04.2013 tarihinde davacı Şirketten ayrılarak 12.02.2015-31.08.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde satış-pazarlama yöneticisi olarak, ...'in 11.04.2015 tarihinde ayrılarak 22.04.2015 tarihinde üretim şefi görevi ile işe girdiğini ve halen çalıştığı, ...’ın 28.02.2014 tarihinde ayrılarak üretim müdürü görevinde 06.03.2014-26.02.2015 tarihinde çalıştığı, 11.04.2013 tarihinde ayrılan ...’ın davalı şirket ile hizmet sözleşmesinin bulunmadığı ancak...’in mahkeme önündeki ifadesi ve Davalı Şirketin 19.12.2017 tarihli gönderdiği mailde ortak olarak bulunduğu, bilahare ortaklık sıfatının kalmadığı anlaşılmaktadır. Davacıdan ayrılıp davalı ile çalışmaya başlayan müşterilerden 3 tanesinin davacının iddiasının temelini oluşturan ...'in 22.04.2015 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başlamadan önce davalı ile çalışmaya başladıkları anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince tarafların delilleri toplanmış, tarafların dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtları ve tüm dosya kapsamı incelenerek haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ve buna bağlı olarak maddi zararlarının olup olmadığının tespiti yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda itibar edilmeyen görüşler ve gerekçeleri yerinde değerlendirilmiştir. TTK 55/1-b yönünden yapılan değerlendirmede; davacı işçilerine dışarıdan yapılan müdahalelerin TTK 54.maddesi çerçevesinde haksız rekabet teşkil edebilmesi için; davalı tarafından yapılmış bir yöneltme fiilinin varlığı, bu fiilin var olan temel sözleşmenin ihlaline yönelik olması ve fiilin dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi koşullarının bir arada oluşması gerekir. Yöneltme, yöneltilen üzerinde oluşturulan etkiyi ifade eder. Burada önemli olan, sözleşmenin ihlalinde ihlal eden kişinin bizzat kendi iradesi ile değil yöneltme faaliyeti sonucu sözleşmeyi ihlal etmesinin zorunlu olduğu hususudur. Sözleşmeyi sona erdirmeye yöneltme eyleminin TTK 54. maddesi kapsamında dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmesi için davacı nezdinde çalışanların sistematik ve planlı bir şekilde ayartılması koşulunun oluşması gerektiği, aynı konuda faaliyet gösteren firmalardan biri nezdinde çalışan birkaç personelin kendi isteğiyle görevden istifa ettikten sonra davalı şirkete iş başvurusu yaparak davalı şirket nezdinde çalışmaya başlamasının haksız rekabet olarak kabul edilmeyeceği, zira bu durumun dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturmadığı, aynı alanda faaliyet gösteren firmaların ekonomik faaliyette bulunma hakkı mevcut olduğu gibi hizmet akdiyle çalışan işçilerin de anayasadan kaynaklanan çalışma özgürlüklerinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2014/16035 E. 2015/2148 K.) Davacının bu yöne ilişkin hiçbir iddiasının ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. İşçilerin davalı firmaya geçtikten sonra, tecrübeli işçilerin davalı firmaya geçmesi halinde bu tecrübeler işçilere davacı şirket tarafından kazandırılmış olsa dahi başlı başına haksız rekabet eylemi teşkil etmez. İşçilerin geçmişteki tecrübelerinden dolayı davalı firmanın kar oranını arttırması, müşteri çevresini genişletmesi, ürün yelpazesini genişletmesi de tek başına haksız rekabet eylemi teşkil etmez. Davacı taraf işçilerin davalının ayartması ile işten ayrılarak davacı ile iş ilişkisine girdikleri ispat edilmediği gibi, dava dışı müşterilerin davacı şirket arasındaki ticari ilişkinin davalının yönlendirmesi ile sona erdiklerine ilişkin bir delilde sunulmuş değildir. Bu durumda davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025