T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1974 Esas KARAR NO : 2025/2184 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2019/546 Esas - 2025/493 Karar TARİH: 03/07/2025 DAVA: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1974 Esas KARAR NO : 2025/2184 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2019/546 Esas - 2025/493 Karar TARİH: 03/07/2025 DAVA: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Kimya Tıp. Teknik Elektr. Ve Labratuvar Ekipmaları San. Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi olduğunu, 03/12/2016 tarihinde, Silivri ... ... Projesi Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi gereğince davalıya ait İstanbul Silivri A3 Blok No:11 ve A1 blok...2 adet daireyi satın aldığını, davalıya 2 adedi 75.000,00-TL, 1 adedi 65.000,00-TL ve 17 adedi 55.000,00-TL olmak üzere toplam 20 adet senet verdiğini, senetlerin toplamının 1.150.000,00-TL olduğunu, 160.000,00-TL de nakit verildiğini, daha sonra davalının, senetleri kullanamadığını, mümkünse kendisine çek verilmesini talep ettiğini, müvekkilinin davalıya, ortağı, yetkilisi ve sahibi olduğu ... Kimya Top. Teknik Elektr. Ve Labratuvar Ekipmaları San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait 30/09/2017 tarih 258.000,00-TL bedelli, 30/10/2017 tarih 259.000,00-TL bedelli, 30/11/2017 tarih 258.000,00-TL bedelli olmak üzere toplam 775.000,00-TL bedelli çek verdiğini, ayrıca 375.000,00-TL bankadan davalıya havale yaptığını, çeklerin ve senetlerin davalıya teslimine ilişkin 28/04/2017 tarihli Protokol Ve Teslim Tutanağı düzenlendiğini, davacının, davalıya banka yoluyla toplam 527.000,00-TL havale gönderdiğini, 48.000,00-TL protokol anında nakden ödeme yapmak suretiyle toplam 575.000,00-TL ödeyerek ... ada 1 parselde bulunan kat 2 A3 blok ve 11 nolu dairenin tapusunu verdiğini, davacının 1 daire parasını ödediğini ve İstanbul Silivri A3 Blok 11 nolu daireyi aldığını, İstanbul Silivri A1 Blok 10 nolu dairenin yapılamadığını, halen inşaat halinde olduğunu, tapusunun alınmadığını ve ne zaman biteceğinin de belli olmadığını beyan ederek; davacıya sözleşme gereğince teslim edilmeyen ve inşaatına başlanmayan ... ada 1 parselde bulunan A1 blok ve 10 no'lu daire ile ilgili 03/12/2016 tarihinde akdedilen satış protokolünün iptaline, dava konusu daire satışına ilişkin davalıya verilen günü gelmeyen ve bedelsiz kalan 30/11/2017 tarihli 258.000,00-TL bedelli ve 30/10/2017 tarihli 259.000,00-TL bedelli çeklere ödeme yasağı konulmasına, bedelsiz kalan çeklerin iptaline, dava konusu daire satışına ilişkin davalıya verilen ve bedelsiz kalan 03/12/2016 tanzim tarihli, 30/01/2017 ve 28/02/2017 vade tarihli, her biri 75.000,00-TL bedelli, 30/07/2017, 30/08/2017, 30/09/2017, 30/10/2017, 30/11/2017, 30/12/2017, 30/07/2018, 30/08/2018, 30/09/2018, 30/10/2018, 30/11/2018, 30/12/2018, 30/07/2019, 30/08/2019, 30/09/2019, 30/10/2019, 30/11/2019 vade tarihli her biri 55.000,00-TL bedelli, 30/12/2019 vade tarihli 65.000,00-TL bedelli olmak üzere toplam 1.150.000,00-TL bedelli 20 adet senedin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesinin İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi'nin 2017/745 Esas sayılı dosyasından tebliğ edilmiş ve süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/07/2025 tarih ve 2019/546 Esas - 2025/493 Karar sayılı kararında;"Dava dosyasının İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi'nin 2017/745 Esas 2019/321 Karar sayılı ve 09/04/2019 tarihli kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/239 Esas 2019/256 Karar sayılı ilamı ile Bedelsiz kalan senetlerin iptali açısından davanın Asliye Ticaret Mahkemeleri görev alanında olduğundan Görevsizlik kararı verildiği ve ilgili talep açısından davanın mahkememize tevzi edilerek mahkememizin 2019/546 Esasına kaydının yapıldığı anlaşıldı. Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; Silivri ... ... Projesi Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Sözleşmesinin fotokopisini, 30/11/2017 tarih 258.000,00-TL bedelli, 30/10/2017 tarih 259.000,00-TL bedelli çeklerin fotokopisini, 30/01/2017 ve 28/02/2017 vade tarihli, her biri 75.000,00-TL bedelli, 30/07/2017, 30/08/2017, 30/09/2017, 30/10/2017, 30/11/2017, 30/12/2017, 30/07/2018, 30/08/2018, 30/09/2018, 30/10/2018, 30/11/2018, 30/12/2018, 30/07/2019, 30/08/2019, 30/09/2019, 30/10/2019, 30/11/2019 vade tarihli her biri 55.000,00-TL bedelli, 30/12/2019 vade tarihli 65.000,00-TL bedelli senetlerin fotokopisini, 03/05/2017 tarihli ... ... imzalı "Ödemelere istinaden çekler alınmıştır" yazılı listenin fotokopisini, ... Kimya Tıp. Tek. Elektr. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ... A.Ş. Karşıyaka Şubesindeki hesabının 28/06/2017 - 29/06/2017, 21/07/2017 - 24/07/2017 tarihli ekstrelerinin çıktılarını, 28/04/2017 tarihli Protokol ve Teslim Tutanağının fotokopisini sunmuş olduğu görüldü. İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi'nin 2017/745 Esas sayılı dosyasının 09/11/2017 tarihli tensip tutanağı ile "Mevcut delil durumu ve H.M.K. 389 vd maddeleri gereğince davaya konu 30/11/2017 ve 30/10/2017 tarihli çeklere ödeme yasağı konulması talebinin kabulü ile ekte sunulan çeklerin bir fotokopisi eklenerek bankaya bu hususta müzekkere yazılmasına," dair karar verildiği, bankaya yazılan yazıya verilen cevapta ... numaralı çekin ödemeden men statüsüne alındığı, ... numaralı çekin ise yazının kendilerine tebliğinden önce ibraz edilerek karşılıksız işlem gördüğünün bildirildiği anlaşıldı. Silivri Tapu Müdürlüğü'ne yazılan yazıya verilen cevapta ... ada ...l) sayılı taşınmazın tapu kaydının gönderildiği görüldü. Davalı vekilinin mahkememizin 30/01/2020 tarihli celsesinde vekaletnamesini yeni sunduğunu, beyan dilekçesi sunmak üzere süre verilmesini talep ettiği, mahkememizce davalı vekiline beyan dilekçesini sunmak üzere 2 haftalık süre verildiği, beyan dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı. Mahkememizin 30/01/2020 tarihli celsesinde, tarafların iddia ve itirazlarının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bilirkişinin 20/04/2020 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak; "Davacının taşınmazları yatırım amaçlı olarak satın alması nedeni ile ticari amaçlarla hareket ettiği, konut olarak kullanma amacı ile hareket etmediğinin anlaşılması nedeni ile taraflar arasındaki hukuki ilişkinin TKHK ve ÖÖKSHY kapsamında olmadığı,Taraflar arasındaki sözleşmenin henüz meydana getirilmemiş taşınmazların mülkiyetinin devir borcu içerdiği, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin TKHK ve ÖÖKSHY kapsamında olmadığı da anlaşıldığından, sözleşmenin hukuki niteliğinin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak tespit edilebileceği,Somut olayda sözleşme resmi şekilde yapılmadığı ve kesin olarak hükümsüz olduğu, davacının bir dairenin bedelini ödemiş olması ve mülkiyetin devrinin de yapıldığı da göz önünde bulundurularak, şekle aykırılığın ileri sürülmesinin TMK m.2 gereğince hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilmesi halinde davacının "sözleşmenin kısmi iptali" ile ifade etmek istediğinin davalının temerrütü nedeni ile sözleşmeden dönme beyanı olarak kabul edilebileceği, bu kapsamda dava konusu çeklerin ve senetleri iptaline ilişkin tespit yapılması ve karar verilmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,Davacının dava dilekçesi ekinde koymuş olduğu dekontun tamamen silik olması nedeni ile kime ne kadar bir ödeme yapıldığının tespit edilemediği" yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşıldı.İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/74 Esas sayılı dosyasının UYAP sisteminden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinde; İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/239 Esas sayılı dosyasının çek ve senet iptali yönünden Görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmeden önce taraflar arasında adi yazılı olarak yapılan 03/12/2016 tarihli sözleşmenin iptali talebi yönünden tefrik edildiği, 2020/74 Esas sayılı dosyanın iş bu tefrik edilen dosya olduğu, yazı tarihi olan 14/09/2020 tarihi itibariyle derdest olduğu, mahkememizin 19/11/2020 tarihli celsesinde dosyanın sonucunun beklenilmesine karar verildiği, mahkememizce bekletici mesele yapılan İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/74 Esas sayılı dosyasının akıbetinin takibinin yapıldığı, dosyanın 2024/195 Karar sayılı 07/05/2024 tarihli ilamında "Davanın KABULÜNE, Taraflar arasında imzalanan 03/12/2016 tarihli Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış sözleşmesinin İPTALİNE, Mahkememiz dosyasından tefrik edilen çek ve senetlerin iptali talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına," dair karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edildiği anlaşıldı. Davalı vekilinin 23/09/2023 tarihli dilekçesi ile davalı ... Uluslararası Kağıt Kırtasiye Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin şahıs şirketine çevrildiğini beyan ederek dilekçesi ekinde 12/04/2023 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'ni ve ... ... adına vekaletnamesini sunmuş olduğu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ... Uluslararası Kağıt Kırtasiye Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin unvanının ... ... ... Kırtasiye olarak değiştirildiğinin ilan edildiği anlaşıldı. Mahkememizin 24/10/2024 tarihli celsesinde, davacı vekilinden iptalini talep ettiği bono ve çeklerin toplam bedelinin bildirdiği daire fiyatlarından fazla olması hususunun sorulduğu, davacı vekilinin "İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1048 E. Sayılı dosyasındaki maddi vaka şudur; işbu davaya konu kıymetli evraklardan iki tanesi davalı tarafından başkasına ciro edilmiştir, biz bu kişilere karşı menfi tespit davası açtık, biz bu hususta yazılı beyanda bulunalım" şeklinde beyanda bulunduğu, mahkememizce davacı vekiline beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davacı vekilince beyan dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1048 Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sisteminden celp edildiği, dosyanın tetkikinde davacı ... tarafından davalı ... ... aleyhine, 30.07.2019 vade tarihli 03.12.2016 düzenleme tarihli 55.000,00 TL bedelli ve 30.08.2019 vade tarihli 03.12.2016 düzenleme tarihli 55.000,00 TL bedelli senetlerin tahsili amacıyla başlatılan İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali talepli dava açıldığı, dosyanın derdest olduğu anlaşıldı. Davalı vekilinin 12/02/2025 tarihli dilekçesi ile davalı şirketin tür ve unvan değiştirdiğini, yeni unvanının ... Yatırım Holding Anonim Şirketi olduğunu beyan ettiği, dilekçesi ekinde unvan değişikliğine ilişkin 22/11/2023 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi çıktısını sunmuş olduğu görüldü. Mahkememizin 13/02/2025 tarihli celsesinde; davacı tarafa iptalini talep ettiği bono ve çeklerin bedelinin elden nakit aldığını bildirdiği miktarlar da göz önüne alınarak daire fiyatından fazla olduğu, bir adet dairenin de teslim alındığı bildirildiğinden hangi bonoların iptalinin talep olunduğu hususunda açıklayıcı beyan dilekçesi sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, aksi taktirde mevcut dosya durumuna göre karar verileceği hususunun ihtar edildiği, taraf vekillerine davaya konu satış sözleşmesi dışında aralarında başka hukuki ilişki bulunup bulunmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, aksi taktirde mevcut dosya durumuna göre karar verileceği hususunun ihtar edildiği, davacı vekilinin 26/02/2025 tarihli dilekçesi ile müvekkili ile yapmış olduğu görüşmede; dava konusu 30/11/2017 tarihli 258.000 TL bedelli ve 30/10/2017 tarihli 259.000 TL bedelli çekler ile senetlerin bir kısmının davalı tarafından dava devam ederken davacıya teslim edildiğini, ancak 03/12/2016 tanzim tarihli, 30/08/2018, 30/07/2019, 30/08/2019, 30/09/2019, 30/10/2019, 30/11/2019 vadeli her biri 55.000 TL, 30/12/2019 vadeli 65.000 TL olmak üzere toplam 395.000 TL miktarlı 7 adet senedin teslim edilmediğini, bu senetlerden ikisinin ... isimli şahsa ciro edilerek İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibine konu edildiğini, borca itirazlarının üzerine İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1048 Esas sayılı dosyası ile davalı tarafça itirazın iptali davası açıldığını beyan ederek; dava konusu daire satışına ilişkin davalıya verilen ve bedelsiz kalan ve davalı tarafından davacıya teslim edilmeyen 03/12/2016 tanzim tarihli, 30/08/2018, 30/07/2019, 30/08/2019, 30/09/2019, 30/10/2019, 30/11/2019 vadeli her biri 55.000 TL bedelli, 30/12/2019 vade tarihli 65.000 TL bedelli olmak üzere toplam 395.000 TL miktarlı 7 adet senedin iptaline karar verilmesini, iade edilen senetlerle ilgili dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 27/02/2025 tarihli dilekçesi ile; taraflar arasında yapılan Silivri ... ... Projesi Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi kapsamında davaya konu 2 adet dairenin satışına ilişkin anlaşmaya varıldığını, bir adet dairenin satışı ücreti mukabilinde yapıldığını ancak diğer dairenin satışına ilişkin verilen senetlerin zamanında ödenmemesi üzerine devir işleminin gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde, tamamı dairelerin satışı kapsamında verildiği iddia edilen çek ve senetlerin toplam miktarlarının 2 dairenin fiyatından da fazla olduğunu, bunun nedeninin ise müvekkili şirket ile davacı ... ... arasındaki başka ticari ilişkilere dayandığını, davacının, müvekkilinin iki otelinde o dönem kiracı olarak bulunduğunu, iptali istenen çek ve senetler arasında, otel kirası ve otelin tüm mefruşatlarının tamamlanması karşılığında müvekkiline verilen çek ve senetlerin de bulunduğunu, müvekkiline zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle tapu devrinin gerçekleşmediğini, karşı taraf edimini usulüne uygun yerine getirmediğini, kaldı ki, otel kirası ve otel mefruşatı nedeniyle müvekkiline karşı asıl borçlu olanın davacı olduğunu, davacının, davalıya ait otellerde kiracı olduğuna ilişkin kira sözleşmesi vb. belgeleri müvekkilinden temin edilmesini müteakip bilahare dosyaya sunulacağını beyan ederek; beyan dilekçesinin dosyaya kabulü ile 13.02.2024 tarihli 4 numaralı ara kararının yerine getirilmiş sayılmasına, davacı taraf davasını ispat edememiş olduğundan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 15/05/2025 tarihli celsesinde davalı vekiline taraflarınca davacı vekilinin beyan dilekçesinde ifade ettiği kıymetli evrakların müvekkilince karşı tarafa teslim edilip edilmediğinin sorulduğu, bu hususu ancak müvekkili ile görüştükten sonra yanıtlayabileceğini beyan ettiği, sorulan hususta beyanda bulunmak üzere 1 haftalık süre verildiği ayrıca senet asıllarını elinde bulunduran tarafa 1 hafta süre içerisinde senet asıllarını mahkememize sunulması için 1 hafta süre verildiği, davacı vekilinin 22/05/2025 tarihli dilekçesi ile 30/01/2017 ve 28/02/2017 vadeli, her biri 75.000 TL olan iki adet senetlerin müvekkili tarafından tamamen imha edildiğinin, 1 numaralı 30/07/2017 vadeli, 2 numaralı 30/08/2017 vadeli, 3 numaralı 30/09/2017 vadeli, 4 numaralı 30/10/2017 vadeli, 5 numaralı 30/11/2017 vadeli, 6 numaralı 30/12/2017 vadeli, 7 numaralı 30/07/2018 vadeli, 9 numaralı 30/09/2018 vadeli, 10 numaralı 30/10/2018 vadeli, 11 numaralı 30/11/2018 vadeli, 12 numaralı 30/12/2018 vadeli senetleri imza kısımları yırtılmış olarak mahkememize sunmuş olduğu, müvekkiline teslim edilmeyen 03/12/2016 tanzim tarihli 8 numaralı 30/08/2018 vade tarihli (30/08/2019 olarak düzeltilmiş), 13 numaralı 30/07/2019 vade tarihli, 14 numaralı 30/08/2019 vade tarihli, 15 numaralı 30/09/2019 vade tarihli, 16 numaralı 30/10/2019 vade tarihli, 17 numaralı 30/11/2019 vade tarihli her biri 55.000 TL bedelli, 18 numaralı 30/12/2019 vade tarihli 65.000 TL bedelli olmak üzere toplam 395.000 TL miktarlı 7 adet senedin iptaline karar verilmesini, iade edilen senetlerle ilgili dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilince 15/05/2025 tarihli celsede verilen sürede beyan dilekçesi sunulmadığı, 01/07/2025 tarihli beyan dilekçesi ile müvekkili şirket yetkilisi ile yapılan görüşmede, davaya konu senetlerden 2 adedinin ciro yoluyla ... isimli kişiye ciro edildiğini, geriye kalan senet asıllarının davacı tarafa iade edildiğini, müvekkilinin elinde davaya konu senet asıllarının bulunmadığının belirtildiğini ayrıca taraflar arasında başka ticari ilişkiler de olduğunu beyan ettiği, dilekçesi ekinde 15/12/2016 tarihli Belirli Süreli Sözleşme'nin fotokopisini sunmuş olduğu, İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/74 Esas sayılı dosyasının halen İstinafta olduğunu, dosyanın bekletici mesele yapılmasını, davacı tarafın davasını kesin ve net deliller ile ispat edemediğinden davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı. Dava; taraflar arasında 03/12/2016 tarihinde akdedilen satış protokolünün iptali nedeniyle dava konusu daire satışına ilişkin davalıya verilen çeklerin ve senetlerin iptali talebine ilişkindir. Dava konusu olayda, taraflar arasında iki adet bağımsız bölüme ilişkin olarak Silivri ... ... Projesi Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi başlıklı sözleşme akdedildiği, sözleşmenin 5.maddesinde her bir bağımsızın bölümün satış bedeli 575.000 TL olarak belirlendiği ve toplam 1.150.000 TL tutarındaki bedelin 20 taksit şeklinde ödeneceği düzenlenmiştir. Davacı bu taksitlere istinaden senet düzenlendiğini ve daha sonrasında senetler yerine çek düzenlendiğini belirtmektedir. Davacı, bir bağımsız bölümün bedeli olan 575.000 TL' yi ödediğini ve ... ada 1 parselde bulunan kat 2 A3 blok 11 numaralı bağımsız bölümün mülkiyetinin kendi adına tescil edildiğini belirtmektedir. Al Blok...' daki bağımsız bölümün henüz inşasına başlanmamış olması nedeni ile taraflar arasında yapılan sözleşmenin bu bağımsız bölün kapsamında iptalini ve senellerin de iptalini talep etmektedir. Sözleşmenin iptaline ilişkin talebin İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/74 Esas sayılı dosyasında karara bağlandığı ve mahkemece yapılan yargılama neticesinde, 2024/195 Karar sayılı karar ile "Davanın KABULÜNE, Taraflar arasında imzalanan 03/12/2016 tarihli Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış sözleşmesinin İPTALİNE, Mahkememiz dosyasından tefrik edilen çek ve senetlerin iptali talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına," dair karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme MADDE 7'de; Yüklenicinin Yükümlülükleri düzenlenmişlir. Yüklenicinin teslim yükümlülüğü “Madde 3 tanımlar” maddesine atıf ile tamamlanma süreci içinde tamamlanarak davacıya teslim edileceği şeklinde düzenlenmiştir. Ancak “Madde 3 Tanımlar "da matbu olarak düzenlenerek boş bırakılan teslim süresi el yazısı ile doldurulmamış olup, bu nedenle sözleşme üzerinden bağımsız bölümün teslim süresi tespit edilememektedir. Sözleşmenin 5. maddesinde “Satış Bedeli ve Ödeme Şartları (Taksitlerin Ödenme Biçimi ve Temerrüdün Hukuki Sonuçları)", Sözleşmenin 6. maddesinde " Hak Sahibi'nin Vazgeçme: Devir ve Temlik Hakkı: Borcun Muaccel Hale Gelmesi", Sözleşmenin 7. maddesinde “Yüklenicinin Yükümlülükleri" olarak düzenlenmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşme “Silivri ... ... Projesi Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Sözlemesi olarak adlandırılmıştır. Taraflar arasında inşa edilecek bir projeden ileride ortaya çıkacak bağımsız bölümlerin devrine ilişkin bir sözleşme bulunmaktadır. Sözleşme hükümleri incelendiğinde, MADDE 4-5-6-7 tarafların arasındaki sözleşmenin henüz meydana getirilmemiş taşınmazların mülkiyetinin devir borcu içerdiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında olmadığı gibi sözleşmenin hukuki niteliğinin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır.TMK Madde 706 hükmüne göre ; "Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır." Somut olayda sözleşme resmi şekilde yapılmamıştır. Bu durumda sözleşme kesin olarak hükümsüz olmakla sözleşmenin tasfiyesi gereği yerine gelirilmiş edimler sebepsiz zenginleşme hükümlerince iade edilmelidir. Sözleşmenin iptaline karar verilen İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/74 Esas sayılı dosya gerekçesinde de aynı hukuki görüş ile taraflar arasında yapılan sözleşmesinin iptaline karar verildiği anlaşılmakla yalnızca tarafllar arasında geçerli olmak üzere 03/12/2016 tanzim, 8 numaralı, 30/08/2018 vadeli (30/08/2019 olarak düzeltilmiş), 13 numaralı, 30/07/2019 vadeli, 14 numaralı, 30/08/2019 vadeli, 15 numaralı, 30/09/2019 vadeli, 16 numaralı, 30/10/2019 vadeli, 17 numaralı, 30/11/2019 vadeli her biri 55.000 TL, 18 numaralı, 30/12/2019 vadeli 65.000 TL olmak üzere toplam 395.000 TL miktarlı 7 adet bono yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.İş bu senetler açısından iyiniyetli 3. Kişi hamillerin haklarının korunması amacıyla iptal kararı verilmeyip yalnızca tarafllar arasında geçerli olmak üzere davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti yoluna gidilmiştir. Çoğun içinde az da vardır kuralı gereği iptal talebi çok, menfi tespit talebi az talep olarak kabul edilerek talep aşılmamış, aza hükmedilmiştir.Her ne kadar davalı tarafça " Davacı, müvekkilin iki otelinde o dönem kiracı olarak bulunmaktadır. İptali istenen çek ve senetler arasında, otel kirası ve otelin tüm mefruşatlarının tamamlanması karşılığında müvekkile verilen çek ve senetler de bulunmaktadır. " şeklinde beyanda bulunulmuş ise de; cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen savunma, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.Yargılama sırasında iade edilen bonolar bakımından ( 03/12/2016 tanzim, numarasız olarak düzenlenen 30/01/2017 ve 28/02/2017 vadeli, her biri 75.000 TL olan iki adet senet davacı tarafından tamamen imha edildiği belirtilmiş, ayrıca davacı vekilince dilekçe ekinde mahkememize sunulan 1 Numaralı, 30/07/2017 vadeli, 2 numaralı, 30/08/2017 vadeli, 3 numaralı, 30/09/2017 vadeli, 4 numaralı, 30/10/2017 vadeli, 5 numaralı, 30/11/2017 vadeli, 6 numaralı, 30/12/2017 vadeli, 7 numaralı vadeli, 30/07/2018 vadeli, 9 numaralı, 30/09/2018 vadeli, 10 numaralı , 30/10/2018 vadeli, 11 numaralı, 30/11/2018 vadeli, 12 numaralı, 30/12/2018 vadeli olmak üzere imza kısmı yırtılmış 11 adet senet ) dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Mahkememizce verilen kararın niteliği ve gerekçesi ile yargılama sırasında belirtilen bonoların davalı tarafça resen davacı tarafa iadesi göz önüne alınarak konusuz kalan senetler açısından da davalı taraf aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir."gerekçesi ile, ''1-Yalnızca tarafllar arasında geçerli olmak üzere 03/12/2016 tanzim, 8 numaralı, 30/08/2018 vadeli (30/08/2019 olarak düzeltilmiş), 13 numaralı, 30/07/2019 vadeli, 14 numaralı, 30/08/2019 vadeli, 15 numaralı, 30/09/2019 vadeli, 16 numaralı, 30/10/2019 vadeli, 17 numaralı, 30/11/2019 vadeli her biri 55.000 TL, 18 numaralı, 30/12/2019 vadeli 65.000 TL olmak üzere toplam 395.000 TL miktarlı 7 adet bono yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Yargılama sırasında iade edilen bonolar bakımından ( 03/12/2016 tanzim, numarasız olarak düzenlenen 30/01/2017 ve 28/02/2017 vadeli, her biri 75.000 TL olan iki adet senet davacı tarafından tamamen imha edildiği belirtilmiş, ayrıca davacı vekilince dilekçe ekinde mahkememize sunulan 1 Numaralı, 30/07/2017 vadeli, 2 numaralı, 30/08/2017 vadeli, 3 numaralı, 30/09/2017 vadeli, 4 numaralı, 30/10/2017 vadeli, 5 numaralı, 30/11/2017 vadeli, 6 numaralı, 30/12/2017 vadeli, 7 numaralı vadeli, 30/07/2018 vadeli, 9 numaralı, 30/09/2018 vadeli, 10 numaralı , 30/10/2018 vadeli, 11 numaralı, 30/11/2018 vadeli, 12 numaralı, 30/12/2018 vadeli olmak üzere imza kısmı yırtılmış 11 adet senet ) dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından ikame edilen görülen davada, hiçbir harç (peşin ve başvurma harcı) ödenmeden dosyanın karara çıkarıldığını, Görülen davanın ilk olarak davacı tarafından tüketici mahkemesinde açılmış olup dava açılırken herhangi bir harç ödenmediğini; mahkemenin görevsizlik vermesi üzerine dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiğini; İstanbul 19.Asliye hukuk mahkemesi ise dosyayı tefrik ederek, satış sözleşmesinin iptaline ilişkin dosyayı kendisine bıraktığını, çek ve senetlerin iptaline ilişkin dosyayı da İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesine göndermiş ve mahkemenin 2019/546 Esasına kaydedildiğini, Covid-19 virüsünün en yoğun olarak yaşandığı bu dönemde duruşmaların sürekli ertelendiğini; akabinde ise 10/09/2020 tarihli 4.celsede mahkemece alınan ara karara göre davacı tarafa harcı yatırmak için süre verildiğini,Ancak davacı tarafça mahkemece verilen süre içerisinde harçların yatırılmadığını; harçlar Kanunu’nun uygulaması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husus (Yargıtay 1.HD, 22.9.2023, E. 2022/6949, K. 2023/3718). olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından müteakip celselerde harcın ödenmediği dikkate alınmadığını; bu şekilde dosyada hiçbir harç ödenmeden, dosyanın karara çıkarıldığını, Tek bir dava olmasına rağmen, hükümde müvekkili aleyhine iki kere harç ödeneceğine ilişkin karar verildiğini; ayrıca kesinlikle kabul anlamına gelmemek şartıyla, aleyhe vekalet ücretinin fazla olarak hesaplandığını, Hiçbir haç ödenmeden dosyanın karara çıkarıldığını ve tüm harçların davalı müvekkili üzerine bırakıldığını; ayrıca, ortada tek bir dava olmasına rağmen, mahkemece müvekkili aleyhine iki kere karar ve ilam harcına hükmedildiğini, Harca esas değer olan dava değerinin hesabında yanılgıya düşülerek harç ve vekalet ücretinin fazla hesaplandığını; her ne kadar davacının dava dilekçesinde belirttiği dava değeri 1.667.000 TL olarak belirtilmişse de, gerekçeli kararda davacının borçlu olmadığının ve karar verilmesine yer olmayan tüm senetlerin toplamı, (davayı kesinlikle kabul anlamına gelmemek şartıyla) 1.370.000 TL olduğunu; dolayısıyla dava değeri olan bu miktar üzerinden harçların ve karşı vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini, Aynı şekilde, 5.maddeki müvekkili aleyhine verilen vekalet ücretinin de (kesinlikle kabul anlamına gelmemeke üzere) fazla olarak hesaplandığını, Yapılacak istinaf incelemesi neticesinde öncelikle davanın reddini talep ettiklerini; Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise, aleyhe fazladan hükmedilen harç ve vekalet ücretinin yeniden hesaplanmasını talep ettiklerini, İstinaf incelemesinde olan istanbul 19.asliye hukuk mahkemesi 2020/74 esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılması taleplerinin yerel mahkemece reddedildiğini ancak bahse konu dosyada görevsizlik itirazlarının bulunmakta olduğunu; aynı şekilde işbu dosyada da görevsizlik itirazında bulunduklarını; bu nedenle anılan dosyanın istinaf sonucunun, işbu dosyaya da etki edeceğini,Görevsizlik itirazının yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemenin görevli olup olmadığı hususunun mahkemece re'sen gözönünde bulundurulması gerektiğini; yerel mahkeme olarak asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin görevsiz olduğunu; görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olması gerektiğini, Davanın ilk olarak açıldığı tüketici mahkemelerinin görevli olup daha sonrasında dosyaların tefrik edilmesinin hatalı olduğunu; dolayısıyla İstanbul 19.Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/74 Esas sayılı dosyası halihazırda istinaf incelemesinde (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi 2025/393 E.) iken, görülen dosyanın karara çıkarılmasının hatalı olduğunu çünkü bahse konu dosyada verilecek bozma kararının, işbu dosyayı da etkileyeceğini, Aynı şekilde dava dosyası için de görevsizlik itirazında bulunduklarını; her iki dosya yönünden de tüketici mahkemelerinin görevli olması gerektiğini, Ancak yerel mahkeme tarafından, aralarında bağlantı ve ilişki bulunan bu iki dosyanın farklı değerlendirilerek işlem yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili şirkete, davacı tarafından taşınmaz satışına ilişkin verilen çek ve senetlerin zamanında ödenmediğini; bedeli ödenmeyen bir taşınmazın devrinin de mümkün olmadığını; bu nedenle müvekkilin kusurundan kaynaklanmayan bir durum için aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Taraflar arasında yapılan "Silivri ... ... Projesi Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi" kapsamında davaya konu 2 adet dairenin satışına ilişkin anlaşmaya varıldığını; bir adet dairenin satışı ücreti mukabilinde yapıldığını ancak diğer dairenin satışına ilişkin verilen senetlerin zamanında ödenmemesi üzerine devir işlemi gerçekleşmediğini; ayrıca dava dilekçesinde, tamamı dairelerin satışı kapsamında verildiği iddia edilen çek ve senetlerin toplam miktarlarının 2 dairenin fiyatından da fazla olduğunu; bunun nedeninin ise müvekkili şirket ile davacı ... ... arasındaki başka ticari ilişkilere dayanmakta olduğunu; davacı, müvekkilin iki otelinde o dönem kiracı olarak bulunmakta olduğunu; iptali istenen çek ve senetler arasında, otel kirası ve otelin tüm mefruşatlarının tamamlanması karşılığında müvekkile verilen çek ve senetlerin de bulunmakta olduğunu, Davacı taraf bu iddiaları yalanlamakta ise de, taraflar arasında başka ticari ilişkilerin de olduğunu; dilekçe ekinde sundukları 2016-2017 tarihli belgelerden bu husus açıkça anlaşılmakta olduğunu, Ayrıca dava dilekçesinde belirtilen ve önce senet verilmesi, akabinde ise ilk verilen senetlerin daha sonra çekler ile değiştirilmesinin ise tam anlamıyla gerçeği yansıtmamakta olduğunu; dilekçe ekinde sunulan "protokol ve teslim tutanağı" adıyla yer alan belgede, davaya konu çek ve senetler olmayıp, taraflar arasındaki başka ticari ilişkilere istinaden alınan-verilen çekleri içermekte olduğunu; ancak tüm bu çek ve senetlerin de zamanında ödenmediği için müvekkilinin ayrıca mağdur edildiğini, Taraflar arasındaki sözleşmenin resmi koşula uyulmaması nedeniyle sözleşmenin geçersiz olmasında tek taraflı kusurlu olanın müvekkili olmadığını; müvekkile zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle tapu devrinin gerçekleşmediğini, karşı tarafın edimini usulüne uygun yerine getirmediğini; otel kirası ve otel mefruşatı nedeniyle müvekkile karşı asıl borçlu olanın davacı olduğunu, Mahkemece yapılacak istinaf incelemesi neticesinde, tüketici mahkemelerinin görevli olması hususunun ve taraflar arasındaki başka ticari ilişkiler bulunması hususlarının da gözönünde bulundurulması neticesinde, usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının müvekkil lehine kaldırılarak davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesine talep etmek zaruretinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, karşı dava haklarının, fazlaya dair ve diğer hakları saklı kalmak üzere, arz ve izah edilen, mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak ve yargılama aşamasında ortaya çıkabilecek nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 03/12/2016 tarihli "Silivri ... ... Projesi Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi" kapsamında verilen dava konusu senetlerin bedelsiz kaldığı iddiası ile senetlerden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece hükümde yer alan bir kısım senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında davalı tarafından iade edilen senetlere ilişkin davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlığa konu davanın davacı tarafından ilk önce İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi'nde 03/12/2016 tarihli "Silivri ... ... Projesi Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi"nin sözleşmeye konu taşınmazlardan birinin teslim edilememesi sebebiyle kısmen iptali ve sözleşme kapsamında verilen 20 adet senedin iptali talebi ile açıldığı, Mahkemece 09/04/2019 tarih, 2017/745 esas ve 2019/321 karar sayılı ilamı ile davacının sözleşme konusu iki adet taşınmazı yatırım amacıyla aldığı ve tüketici olmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği ve kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dosyanın İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edildiği, Mahkemece dava konusu bonolardan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti talebinin sözleşmenin kısmen iptali talebinden tefrik edilerek ayrı esasa kaydedildiği ve Mahkemece 08/10/2019 tarih, 2019/239 esas ve 2019/256 karar sayılı ilamı ile Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi üzerine İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edildiği ve yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi'nin 09/04/2019 tarih, 2017/745 esas ve 2019/321 karar sayılı ilamında da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere İzmir ilinde yaşayan davacının İstanbul ilinde iki adet taşınmaz satın almasının taşınmazları konut vasfı ile kullanmak amacıyla hareket etmediği, yatırım yapmak amacıyla satın aldığının anlaşıldığı, bu haliyle davacının 6502 sayılı Kanun'un aradığı şekilde ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi tanımına uymadığından tüketici olduğundan söz edilemeyeceği ve iş bu yargılamada Tüketici Mahkemesi'nin görevli olmadığı açık olup, davalı vekilinin Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yine İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tefrik kararı verilen ve iş bu davanın konusu olan bonolardan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin talep yönünden 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a bendinde bu kanundan kaynaklanan hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı ve 5/1'inci maddesinde de Asliye Ticaret Mahkemelerinin tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğu belirtildiğinden somut uyuşmazlık bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Harçlar Kanunu'nun 2/1 maddesi "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir." 15/1 maddesi "Yargı harçları (1) sayılı yazılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır." 16/3 maddesi "Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir.Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz." 30. maddesi "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmünü içermektedir. Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında akdedilen sözleşme konusu bir taşınmazın devrinin gerçekleşmesine rağmen diğerinin tamamlanarak teslim edilmediğini, teslim edilen taşınmaz bedelinin nakit olarak ödendiğini, bu sebeple sözleşmenin kısmi olarak iptalini ve sözleşme kapsamında verilen bonoların bedelsiz kaldığının tespiti ile iptalini talep etmiş, dava değeri olarak 1.667.000 TL bedel gösterilmiştir. Mahkemece dava dilekçesinde belirtilen nakit ödeme, bono ve çek bedellerinin iki adet daire bedelinden fazla olduğu ve bir adet dairenin teslim edildiği dikkate alındığında dava konusu hakkında açıklama yapması için süre verilmesi ve yargılama sırasında davalı tarafından bir kısım bonoların davacıya iade edilmesi üzerine davacı vekili tarafından iade edilmeyen 395.000,00 TL miktarlı 7 adet senedin iptaline karar verilmesini, iade edilen senetlerle ilgili dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. Dava ilk önce Tüketici Mahkemesi'ne açılığından ve tüketici harçtan muaf olduğundan başvuru ve peşin harcın alınmadığı, görevsizlik kararı üzerine dosyanın geldiği İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından sözleşmenin kısmen iptaline ilişkin olarak nispi ölçüye göre harç alınması gerekirken maktu başvuru ve peşin harcın alındığı, bonolara ilişkin talep yönünden görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın geldiği İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargılaması sırasında 10/09/2020 tarihli duruşmada davacı vekiline 575.000 TL değer üzerinden 1/4 peşin harç ile 54,40 TL başvurma harcını yatırmak üzere 1 ay süre verildiği, ancak davacı vekili tarafından dosyaya başvuru ve peşin karar harcının yatırılmadığı, Mahkemece de harcın yatırılıp yatırılmadığına ilişkin denetim yapılarak sonucuna göre karar verilmediği görülmüştür. Mahkemece HMK'nın 31. Maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma görevi de dikkate alınarak Harçlar Kanunu 16 ve 30 maddeleri uyarınca davanın açıldığı tarih ve dava dilekçesinde gösterilen dava değeri dikkate alınarak eksik başvuru ve nispi peşin karar harcını tamamlaması için süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapması gerekmesine rağmen bu hususlarda herhangi bir işlem yapılmaksızın esasa girilmek suretiyle karar verilmesi, kabule göre de harcı yatırılarak usulüne uygun açılmış dava değerine göre karar verilmesi ve bu miktar üzerinden haklılık durumuna göre taraflar lehine ve aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken harcı yatırılmadığından usulüne uygun olarak açılmayan bir dava hakkında karar verilmesi, nispi karar ve ilam harcının kabul edilen kısım üzerinden alınması gerekirken ayrıca konusuz kalan kısım üzerinden de nispi karar ve ilam harcı alınması, kararda iki farklı karar ve ilam harcı alınmasının ve ayrı ayrı alınan harcın hangi miktarlar üzerinden alındığının açıklanmaması, yine kabule göre de davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığı kararının maktu karar ve ilam harcına tabi olduğunun düşünülmemesi usul ve yasaya aykırı karar verilmesi isabetli olmamıştır. Davanın konusu taraflar arasında akdedilen sözleşme konusu taşınmazlardan birinin tamamlanarak teslim edilmemesi sebebiyle sözleşmenin kısmi olarak iptali ve bu sebeple sözleşme kapsamında verilen bonoların bedelsiz kaldığının tespiti talebine ilişkin olup, ancak davacının haklı görülerek sözleşmenin kısmen iptal edilmesi halinde dava konusu bonoların bedelsiz kalacağı aşikardır. Davanın temeli sözleşmenin kısmen iptaline karar verilmesi olup, bu talebe ilişkin yargılamanın yapıldığı ve Mahkemece de uzun süre bekletici mesele yapılan İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/74 esas ve 2024/195 karar sayılı dosyasında 07/05/2024 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu ve henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Söz konusu davanın sonucu iş bu davanın sonucunu doğrudan etkileyeceğinden Mahkemece bekletici mesele yapılmaya devam edilmesi gerekirken ara karardan dönülmesine ilişkin gerekçesi açıklanmak suretiyle bir karar dahi verilmemesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 355, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2025 tarih ve 2019/546 Esas ve 2025/493 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.