İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 03/02/2026 YAZIM TARİHİ : 04/02/2026 Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan kayyımlık davasında 03/12/2025 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, şirketin müştereken …
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/12/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI: ........ VEKİLİ : Av..... DAVALILAR : 1- ........ VEKİLİ : Av..... 2- ........ KAYYIM : ........ DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 03/02/2026 YAZIM TARİHİ : 04/02/2026 Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan kayyımlık davasında 03/12/2025 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, şirketin müştereken imzaya yetkili %50 hissedarı olan müvekkilinin, diğer ortak ve davalı şirketin müştereken imzaya yetkili olan davalının, şahsi menfaatlerini şirket menfaatlerinin önüne koyan, basiretten uzak ve kötüniyetli eylemleri neticesinde, telafisi imkansız zararlar doğurma potansiyeli taşıyan derin bir temsil krizi ve hukuki çıkmazın içine sürüklediğini, Konya .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen ara karar ile işbu davanın açılması için taraflarına 2 haftalık kesin süre verildiğini, söz konusu dosyada davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine karşı şirkettin savunma hakkının kullanılmasının davalı tarafından kasıtlı olarak engellendiğini, davalının aynı zamanda ........ aleyhine fahiş bir bedelle icra takibi başlatan ........'in yönetim kurulu üyesi olduğunu, ........'in diğer ortaklarının ise davalının kız kardeşleri ve babası olup, şirket yetkilisinin ise davalının babası ........ olduğunu, bu organik bağın mevcut hukuki uyuşmazlığın temelini oluşturan ve davalı şirketin planlı bir şekilde zarara uğratma kastı taşıyan muvazaalı işlemlerin merkezinde yer aldığını, bu durumun ortaklık hukukunun temelini oluşturan sadakat yükümlülüğüne ağır bir ihlal olduğunu, davalı şirket ile ........ arasında geçmiş dönemlerde ticari ilişkiler kurulduğunu, ancak zaman içerisinde özellikle her iki şirketin de ortağı olan davalının, davalı şirketin menfaatlerini gözetmek yerine ........ lehine olacak şekilde tutum ve davranışlar sergilemesinin, ortaklar arasında derin ve çözümü imkansız hale getiren anlaşmazlıkların doğmasına neden olduğunu, ........ tarafından davalı şirket aleyhine Konya .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 14/05/2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin ise toplam 55.085.116,19 TL gibi şirketin mali yapısını sarsacak, ticari faaliyetlerini durma noktasına getirecek fahiş bir meblağ gösterildiğini, davacının tebligattan haberinin olmamasının sağlandığını ve itiraz edilemediğini, müvekkili tarafından Konya .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile mevcut icra takibine dair tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin dava açıldığını ve temsil kayyımı atanmasının talep edildiğini ancak davada şirketin temsiline yönelik bir ara karar kurulamadığını, davalı şirketin temsil yetkisinin icra takibinden hemen önce müşterek temsil esasına bağlandığını, şirketin fiilen organsız kaldığını beyan ederek Konya .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve Konya .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 237 Esas sayılı dosyasında davalı şirketi temsil etmek üzere davalı şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ........ şirketinde temsil ve ilzam görevinin bulunmadığını, icra takibinin başlatılması, haciz işlemleri sair hukuki süreçten müvekkilinin haberinin olmadığını, müvekkilinin ........'in değil ........ A.Ş.'nin menfaatlerini koruma yönünde hareket ettiğini, şirket organsız olmadığını, şirketin yönetim kurulunun bulunduğunu, gerçekleşecek olay ve olgulara ilişkin temsil kayyımı atanmasının hukuken mümkün olmadığını, anonim şirketlerde kayyımı atanması için şartlar bulunduğunu, yönetim kurulu düzenli olarak toplandıktan sonra, toplantıda karar nisabı oluşmaması veya karara bazı üyelerin muhalif kalmasının organsızlık olarak nitelendirilemeyeceğini, şirketin yönetimi anlamında kilitlenme bulunmadığını, somut olayda davacının tek bir icra takibi üzerinden kilitlenme olduğunu iddia ettiğini, ........ A.Ş.'nin yönetiminde herhangi bir sorun bulunmadığını, herhangi bir kamu kurumlarına da borcunun olmadığını, şirketin mevcut durumda aktif bir şekilde kendisinden beklenen yükümlülükleri yerine getirdiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, anonim şirkete yönetim kayyımı ve temsil kayyımı tayini davasıdır. DAVALI ........ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE; Yargıtay HGK’nun 14.04.2022 gün ve 2019/(13)3-452 E. 2022/540 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, "Sıfat, ileri sürülme zamanı kanun ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur." Yargıtay 11. HD'nin 16/05/2018 gün ve 2016/11412 E. 2018/366 K. sayılı emsal içtihadına göre de, "Dava limited şirket temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı şirketin tasfiyesi için dava açtığını, bu davada kendisine kayyım tayini için süre verildiğini ileri sürerek kayyım atanmasını istediği şirket ile bu şirketin diğer ortakları olan davalı gerçek kişilere karşı dava açmış olup, mahkemece, davanın kabulüyle temsil kayyımı tayinine karar verilmiş ise de somut olayda davanın şirkete yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, şirket yönünden hüküm kurulduğu gözetildiğinde davalıların işbu davada pasif husumetlerinin ve menfaatlerinin bulunmadığı değerlendirilerek temyiz eden davalılar yönünden davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." Her ne kadar yukarıda yazılı emsal içtihat, limited şirketlere ilişkin ise de, anonim şirketler yönünden farklı bir uygulama bulunmadığından, anonim şirkete temsil kayyımı ve yönetim kayyımı tayini davalarının da, temsil kayyımı tayin edilmesi istenilen şirket hasım gösterilerek ilgililer tarafından açılması gerekmektedir. Bu itibarla, davadaki sıfat eksikliğinin yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilecek hususlardan olması da nazara alınarak, şirket temsilcilerinden davalı ........'a yönelik açılan davanın pasif husumet ekliğinden reddi gerekmiştir. DAVALI ........'NE YÖNELİK YÖNETİM KAYYIMI (ŞİRKETİN HER TÜRLÜ KURUM VE KURULUŞTAKİ TEMSİLİ VE İDARESİ) TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE; Bir şirkete yönetim kayyım atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerekmektedir. Bu kural 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4. maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre, bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyımı atanmak zorundadır. Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay 11. H.D. 08/03/2018 tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K) Ticari şirketlerde görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair yürürlükteki mevzuatta bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin genel kurulda belirlenen görev sürelerinin bitmesiyle şirketin organsız kaldığından söz edilemez. (Yargıtay 11. H.D 2021/1446 E. 2022/5737 K.) Öte yandan Yargıtay 11. H.D 2021/5885 Esas, 2023/2826 Karar sayılı kararı ile; "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365'inci maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetilip ve temsil olunacağının düzenlendiği, davalı anonim şirkette organ boşluğu bulunmadığı, kanunda anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı, yönetim kurulunun görevden alınması, seçilmesi 6102 sayılı Kanun'ın 408'inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetki olduğu gözetildiğinde davacının bu davayı açmakta aynı zamanda hukuki yararının da bulunmadığı..." şeklinde karar vermiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; Davalı şirketin davacı ve davalı ........ olmak üzere müşterek temsil ile yetkili iki temsilcisinin bulunduğu, adı geçen temsilcilerinin sağ olduğu ve fiil ehliyetlerinin kısıtlandırılıp sınırlandırıldığına dair bir iddia ve delilin dosya kapsamında bulunmadığı, bu bakımdan davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığı, anonim şirketlerde yönetim kurulu seçiminin genel kurulun tekelinde bulunması ve limited şirketlerde olduğu gibi şirket temsilcilerinin yetkilerinin kısıtlandırılıp sınırlandırılmasına ilişkin ilgililere dava hakkı tanıyan bir düzenlemenin yürürlükteki mevzuatımızda olmaması karşısında yönetim kayyımı talebi açısından davanın reddi yönünde karar tesisi gerekli olmuştur. DAVALI ........'NE YÖNELİK TEMSİL KAYYIMI (ŞİRKET ALEYHİNE AÇILAN DAVA VE İCRA DOSYALARINDA ŞİRKETİN TEMSİLİ) YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE; 4721 Sayılı TMK'nun 426. Maddesi: "Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atar: 1. Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, 2. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, 3.Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa." hükmünü içermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29/12/2017 tarih ve ... esas ... karar sayılı kararı; "Dosyanın incelenmesinden, davayı kabul ve temyiz isteminden vazgeçme beyanında bulunan ...'nın, aynı zamanda, işbu davanın davacısı olduğu, her ne kadar adı geçenin şirketi tek başına temsil ve ilzamına ilişkin düzenlenmiş bir imza sirküleri sunulmamış ise de, adı geçenin davalı şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı olduğunun kabulü halinde, şirket adına davayı kabul ve temyizden vazgeçme iradesi bakımından, davacı ile davalı şirket arasında, davanın ve uyuşmazlığı niteliği de gözetildiğinde, açık bir menfaat çekişmesinin ortaya çıktığının kabulü gerektiği, keza, işbu davada davacı... vekili sıfatıyla vekalet görevi ifa eden Av..... da, aşamada gönderilen evrak içerisinde bulunan Beşiktaş ... Noterliğinin .... yevmiye nolu vekaletnamesiyle, bilahare görevlerinin sona erdiği ilan olunan şirket kayyımları tarafından davalı şirkete vekil olarak atanmış olması nedeniyle, Avukatlık Kanunu'nun 38/b maddesi uyarınca, davaya davalı vekili olarak kabulünün mümkün bulunmaması nedeniyle, işbu dava bakımından TMK'nın 426. maddesi doğrultusunda, davalı şirkete bir temsil kayyımının atanmasının zorunlu hale geldiği anlaşılmaktadır. Şu halde, Dairemizce, işbu gereklilik yerine getirilmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik temyiz incelemesi yapılabilmesi, bu meyanda temyizden feragat ve davayı kabulün ele alınarak bir karar verilebilmesi mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle, yukarda açıklanan şekilde davalı şirkete bir temsil kayyımı atanması sağlanması ve gerekmesi halinde HMK'nın 366. maddesi delaletiyle 349. maddesi hükmü de gözetilerek yasa gereğinin takdir ve ifasını teminen dava dosyasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir." şeklindedir. Yukarıda belirtilen yüksek mahkeme içtihadı ve açıklamalar ışığında somut olay değerlerdirildiğinde; Davalı şirketin davacı ve davalı ........ olmak üzere müşterek temsil ile yetkili iki temsilcisinin bulunduğu, davalı şirket aleyhine başlatılmış olan Konya .... icra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki alacaklı tarafın ve ayrıca bu icra dosyası kapsamında takibin durdurulması ve tebligat usulsüzlüğü taleplerinin ileri sürüldüğü Konya .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasındaki ve Konya .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki alacaklı-davalı tarafın dava dışı ........ AŞ. olduğu, adı geçen dava dışı ........ şirketinin ortaklık ve yönetim yapısına bakıldığında; şirketin yönetim kurulu başkanı ve şirketin münferit temsilcisi sıfatını elinde bulunduran dava dışı ........'ın, davalı şirketin müşterek temsilcisi olan ........'ın babası olduğu, ayrıca davalı ........ ile birlikte kardeşleri ........ ve .....'ın dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi oldukları, söz konusu organik bağ sebebiyle belirtilen icra ve dava dosyalarında şirketin temsil noktasında menfaat çekişmesinin ortaya çıktığı ve bu sebeple salt bu dosyalarda şirketi temsil etmek üzere bir temsil kayyımı tayinin gerekli olduğu netice ve kanaatine ulaşılarak, davalı şirketi ilgili dosyada temsil etmek üzere taraflarla bir yakınlığı veya husumeti bulunmadığı anlaşılan ........'nun temsil kayyımı olarak atanmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın davalı ........ yönünden reddine, davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ........ sicil sırasında kayıtlı ........'ni, sadece Konya .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, Konya .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ve Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında temsil etmek üzere, Konya Barosuna kayıtlı Av. ........'nun temsil kayyımı olarak atanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, temsil kayyımına, atandığı dosyalar yönünden yapacağı bütün iş ve emeklerinin karşılığı olarak, maktu ve bir sefere mahsus olmak üzere 45.000,00 TL ücret takdirine, Nihai sorumlusu davalı şirket olmak üzere, başka bir ihtar veya tebliğe gerek kalmaksızın, kayyım ücretinin avans olarak kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından bir aylık kesin sürede iş bu dosyaya depo edilmesine, kayyımın görevinin, kararın kesinleşmesinden ve kayyım ücretinin davacı tarafından avans olarak yatırılmasından sonra gerekçeli kararın kayyıma tebliği ile başlamasına, kayyım ücretinin yatırılmaması halinde temsil kayyımının görevine başlatılmayacağının ve dosyadaki temsil kayyımı adayı sıfatının silineceğinin davacı tarafa ihtarına, AAÜT'ye göre maktu 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ........'a verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince, davadaki sıfat eksikliğini re'sen gözeterek, davalı ........'a yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiğini, ancak bu husumete ilişkin değerlendirmenin, anonim şirketlerde kayyım atanması davalarının niteliği ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, davalı ........'ın, şirketin %50 hissedarı ve müşterek temsilcisi olup, şirketin faaliyetlerinde aktif rol aldığını, özellikle ........ şirketi ile olan organik bağ ve bu durumun şirketin menfaatlerine aykırı hareketlere yol açtığı iddialarının, ........'ın davada taraf sıfatının bulunduğunu açıkça gösterdiğini, anonim şirketlere kayyım atanması davalarında, şirket temsilcilerinin ve hissedarlarının menfaat çatışması durumlarının dikkate alınması ve sadece şirketin hasım gösterilmesinin yeterli olmaması gerektiğini, mahkemece, davalı ........'ne yönelik yönetim kayyımı atanması talebinin, şirkette organ boşluğu bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak somut olayda şirketin organlarının fiilen işlevsiz hale geldiği ve şirketin yönetiminin başka yoldan sağlanamadığını, TMK'nın 427/4 maddesi gereğince bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanması gerektiğini, müvekkili ile davalının müşterek temsil yetkisine sahip olmalarına rağmen, davalının menfaat çatışması yaşadığı ........ şirketi lehine hareket etmesi, şirkete karşı açılan icra ve hukuk davalarında temsil boşluğu yarattığını, şirketin temsilcileri arasında organik bağdan kaynaklanan menfaat çatışması bulunmasının, şirketin yasal organlarının fiilen işlevsiz kaldığı anlamına geldiğini, bu durumun, yönetim kurulunun toplanmasını, karar almasını ve şirketin menfaatleri doğrultusunda hareket etmesini engellediğini, şirketin fiilen temsilcisiz kalması ve organlarının görevlerini layıkıyla yerine getirememesi, organ boşluğu olmasa bile organ işlevsizliği olarak kabul edilmesi ve TMK m. 427/4 hükmü geniş yorumlanarak yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesi gerektiğini, ayrıca mahkemece davalı ........ yönünden pasif husumet eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilerek lehine vekalet ücreti hükmedilmesinin de hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; anonim şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanması talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, şirkete kayyım atanması talebinde husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği, davalı şirket temsilcisine husumet düşmeyeceği bu sebeple davalı ........'ın davada pasif husumetinin bulunmadığı, ayrıca davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektirir bir durum da bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde ve davalı ........ kendisini vekille temsil ettirdiğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b-1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına, 6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 03/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır .....