T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2225 - 2025/2519 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2225 KARAR NO : 2025/2519 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/10/2019 NUMARASI : 2018/690 E. - 2019/559 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Dairemizce verilen 21/02/2024 tarih ve 2023/2166 Esas, 2024/291 Karar …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2225 - 2025/2519 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2225 KARAR NO : 2025/2519 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/10/2019 NUMARASI : 2018/690 E. - 2019/559 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Dairemizce verilen 21/02/2024 tarih ve 2023/2166 Esas, 2024/291 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/09/2025 tarih ve 2024/11-568 Esas, 2025/526 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin akümülatör üretimi ve satışı konusunda faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, geçmiş dönemlerde uzun yıllar müvekkilinin genel müdürlüğünü yapan dava dışı ...’in 21.04.2014 tarihinde müvekkili firmadan istifa ettiğini ve rakip firmaya geçtiğini, rakip ... A.Ş.'nin akü üretimi için fabrika kurduğunu, ...’in rakip firmada işe başladıktan sonra müvekkil şirketin fabrikasında üretim, bakım ve pazarlama konularında bilgi sahibi olan çalışanları da transfer etmeye başladığını, bu konuda müvekkili tarafından hem rakip firmaya hem de ...’e 13.11.2014 ve 08.07.2015 tarihli ihtarnamelerin keşide edildiğini, ancak rakip firmanın bu tür eylemlerine devam ettiğini, davalının da bu şekilde rakip firma tarafından ikna edildiğini, 21.07.2009 tarihinden iş sözleşmesinin sona erdiği 30.07.2018 tarihine kadar müvekkili firmada üretim personeli olarak çalıştığını, 15 yıl ve 3.600 prim ödeme gün sayısını tamamlaması nedeniyle emeklilik başvurusu sonucu kendisine kıdem tazminatı ödenerek talebi üzerine iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, davalının emeklilik nedeniyle işten ayrılmış olmasına rağmen ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. nezdinde çalışmaya başladığını, ancak bu durumun davalının iş sözleşmesinden kaynaklanan rekabet yasağına ilişkin taahhüdüne aykırılık teşkil ettiğini, davalının 9 seneyi aşkın süre boyunca müvekkili firmada akümülatör üretimi bölümünde çalıştığını, akümülatör üretimi, tasarımı, know how dahil tüm teknik ve ticari sırlara vakıf olduğunu, müvekkilinin sadece akümülatör işi yapmadığını, akümülatör ve diğer üretim parçalarını Ar-Ge fâaliyetleri ile sürekli geliştirdiğini, davalıya imzalatılan şartname teslim tutanağında, kendisine teslim edilen bilgi, döküman veya üretim aşamaları sırasında edindiği şartname, formül ve diğer tüm bilgilerin gizli olduğunun, bu gizli bilgileri saklama yükümlülüğünün bulunduğunun belirtildiğini, davalının şu an çalıştığı firmanın merkezinin Ankara'da olduğunu, davalının çalıştığı yerin Çankırı adresi gösterilmesinin apaçık haksız rekabet ve sadakat yükümlülüğünü bertaraf etme amacını taşıdığını ileri sürerek, davalının haksız rekabet etmeme taahhüdüne aykırılığının tespitine, rekabet yasağına ve taahhüde aykırılık nedeniyle şimdilik 68.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacı yanında çalışmadan önce de iş tecrübesi olan ve geçmişi nedeniyle davacı işyerinde işe alınan bir kişi olduğunu, davalı nezdinde bir süre çalıştıktan sonra ustabaşı pozisyonuna geçmesinin istendiğini, çeşitli vaatlerde bulunulduğunu, ancak ustabaşı olarak üç yıl görev yapmasına rağmen verilen söz ve vaatlerin yerine getirilmediğini, müvekkilinin iş yükünün arttırıldığını, günlük dört saat fazla mesaiden hariç olarak gece arızalarında uykudan uyandırılarak fabrikaya çağrıldığını, İş Yasası gereğince yıllık üst sınırı 270 saat olan fazla mesai süresini üç ayda doldurduğunu, aşırı yoğunluk ve yorgunluk nedeniyle fazla mesai yapmak istemediğinde ise müvekkiline karşı psikolojik baskı ve tehditlerde bulunulduğunu, işçilere gözdağı vermek için iki işçinin tazminatsız olarak işten çıkarıldığını, müvekkilinin kimseyle kötü olmama düşüncesi ile yasal hakkı olan 3.600 prim günü ve 15 yıl çalışma süresini tamamladığında işten ayrılmak istediğini, işten ayrıldıktan sonra emeklilik yaşını doldurmadığı için emekli maaşını alamadığını, ailesinin geçimini sağlamak için yeni iş arayışına girdiğini, birçok işyerine müracaat ettiğini, ekonomik kriz nedeniyle birçok firmanın işe almadığını, bir ay sonra ... akü firması ile görüştüğünü ve işçi olarak işe başladığını, müvekkilinin davacının yanında çalışırken, şu anda çalıştığı yere göre daha çok para kazandığını, bu durumun SGK kayıtları ile sabit olduğunu, davacı yanın müvekkiline uyguladığı baskılardan, haksız ve eşitliğe aykırı tutumlarından kurtulmak için işten ayrılmak zorunda kaldığını, işten ayrılmasının rekabet veya diğer iddialarla bir ilgisinin olmadığını, davacı yanın rekabet yasağı sözleşmesi ve rekabet yasağı şartının geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacı yana ekonomik olarak bağlı durumdayken baskılar sonucu yeni sözleşme imzalamak zorunda kaldığını, davacı yanın bahsettiği hususların müvekkili gibi mavi yakalı personelin değil, üst yönetimin veya teknik mühendis kadrosunun bilgisinde olabileceğini, müvekkili gibi herkes tarafından bilinmesi mümkün olan bilgileri haiz işçilerle rekabet yasağı sözleşmesinin yapılamayacağını, rekabet yasağının geçerli olduğu düşünülse bile yapılan sınırlamanın İstanbul ve Ankara illerini kapsadığını, ülkemizin iki büyük ilini kapsayan bu şartın çalışma hürriyetini kısıtlayıcı olduğunu, ayrıca müvekkilinin çalıştığı işyerinin ...'da bulunduğunu, iş sözleşmesinin buradaki işyeri için yapıldığını, işe giriş bildirgesinin burası için verildiğini ve fiilen de burada çalıştığını, rekabet yasağının geçerli olduğu düşünülse dahi, müvekkilinin yasak kapsamında bulunmayan bir ilde çalıştığından bu yönüyle de davanın reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının bir dönem işçisi olan davalı tarafından rekabet yasağına ilişkin taahhütte bulunulduğu, taahhüdün usulüne uygun olarak yazılı yapıldığı, sözleşmenin 1.6 maddesine göre, sözleşmenin sona ermesini takiben iki yıl içinde Ankara veya İstanbul sınırları içinde davalının aynı faaliyet alanında çalışan firmada çalışmamasına yönelik anlaşma yapıldığı, buna aksi hareket halinde son brüt maaşın yirmi katı tutarında cezai şartının tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, davalının davacı iş yerinden 30/07/2018 tarihinde çıktığı, dava dışı ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş. nezdinde iki yıllık süre dolmadan çalışmaya başladığı, davalının akü üretimi aşamasında görev alması ve işçilere eğitim verdiği de gözetildiğinde, davacıya ait üretim sırlarına vakıf olabileceği ve bu bilgilerin aynı faaliyet alanında çalışan ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş. nezdinde de kullanabileceği, her ne kadar bu şirketin merkezinin Çankırı ili içinde olduğu davalı tarafından savunulmuş ise de Ankara ilinde şubesinin bulunduğu ve Ankara ilinde faaliyetinin olduğu gözetildiğinde, belirsiz süredeki iş sözleşmesindeki coğrafi sınıra ilişkin şartın da gerçekleştiği, sözleşmeye göre hesaplanan cezai şartın işçi statüsünde olan davalı yönünden yüksek bulunması nedeniyle, hesaplanan miktardan TBK'nın 182/3. maddesi uyarınca re'sen yarı oranda indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından davacıya haksız rekabet etmeme taahhüdünün ihlal edildiğinin tespitine, 34.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece makine mühendisi olarak görevlendirilen ...'in, bilirkişi listesinde "makine" uzmanlık alanında kayıtlı olmadığını, müvekkilinin davacının yanında çalıştığı işte sır sahibi olup olmadığı tespit edilmeden karar verildiğini, müvekkilinin herhangi bir bilgi gerektirmeyen bir işte çalıştığını, davacının ciddi bir zarara uğrama tehlikesinin bulunmadığını, taraflar arasındaki rekabet sözleşmesinin geçerli kabul edilmesi halinde dahi Ankara ve İstanbul sınırlarında geçerli olacağını, oysa müvekkilinin çalıştığı fabrikanın Çankırı'da olduğunu, fabrikanın başka yerlerde şubesinin olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, rekabet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemize ait 23/12/2021 tarih ve 2020/582 E.- 2021/1638 K. sayılı karar ile somut uyuşmazlıkta davacının ticaret merkezinin Ankara ilinde olduğu, davalının çalıştığı dava dışı ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin merkezinin de Ankara'da bulunduğu, buna karşılık ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin "..." adresinde tecilli bir şubesinin ve fabrikasının olduğu, davalının da Çankırı'daki bu fabrikada çalıştığı, bu durumda davalının eyleminin, sözleşmede belirtilen Ankara veya İstanbul sınırları dahilinde çalışma şartını sağlamadığı ve 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasında düzenlenen, rekabet yasağı hükmünün kapsam bakımından sınırlanabilme ölçülerinin de dışında kalacağı, davalının çalıştığı yerin Çankırı adresi olarak gösterilmesinin, apaçık haksız rekabet ve sadakat yükümlülüğünü bertaraf etme amacını taşıdığına yönelik davacı iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 28/09/2023 TARİH VE 2022/1639 ESAS - 2023/5441 K. SAYILI KARARININ ÖZETİ: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce, davalının çalıştığı yerin Çankırı'da olmasına karşın, çalıştığı şirketin merkezinin Ankara'da bulunduğu, davalının davacı ile imzaladığı iş sözleşmesi uyarınca, davalının sözleşmenin sona ermesini takiben iki yıl içinde Ankara sınırları içinde aynı faaliyet alanında çalışan firmada çalışmasının rekabet yasağına aykırılık oluşturduğu, davalının davacı şirkette akümülatör üretim bölümünde çalışmakta olup, iştigal alanının da akümülatör üretimine ilişkin olduğu, davalının bu konuda davacı şirketin tüm teknik sırlarına vakıf durumda bulunduğu, somut olayda rekabet yasağına aykırılığın şartları oluştuğundan, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemize ait 21/02/2024 tarih ve 2023/2166 E.- 2024/291 K. sayılı karar ile davalının fiilen Çankırı ilinde çalıştığı, diğer bir deyişle davacının ticaret merkezinin bulunduğu Ankara ilinde çalışmadığı ve bu nedenle de yer itibariyle davacı şirketin zararına yol açacak şekilde rekabet yasağına aykırı bir faaliyette bulunmadığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemizce önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNUN 17/09/2025 TARİH VE 2024/11-568 ESAS - 2025/526 K. SAYILI KARARININ ÖZETİ: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca somut uyuşmazlığın çözümlenmesi için tarafların sözleşme iradeleri üzerinde amaçsal yorum yoluyla ulaşılacak sonuca göre bir değerlendirme yapmak gerektiği, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 1.6. maddesinde açıkça davalının, davacıyla aynı alanda faaliyet gösteren veya herhangi bir şekilde davacıyla rekabet hâlinde olan Ankara veya İstanbul sınırları içinde başka bir teşebbüste çalışmaması kararlaştırmakla, somut olaya göre bağımsız ekonomik karar alma durumuna göre bir veya birden çok ticaret şirketini dahi karşılayabilecek bir kavram olan "teşebbüs" ifadesine yer vermekle, İstanbul veya Ankara'da yer alan herhangi bir teşebbüse bağlı merkez ve şubeleriyle tüm ticari işletmeleri de kastettiklerinin kabul edilmesinin gerektiği, bu sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen ve geçerli olan rekabet yasağı sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiği, bu ihlal nedeniyle sözleşmede belirlenen cezai şartın talep koşullarının oluştuğu nazara alınarak bu kapsamda yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, TBK.'nın 444 vd maddelerine dayalı, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığın tespiti ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun anılan kararında da belirtildiği üzere, tarafların sözleşme iradeleri üzerinde amaçsal yorum yoluyla ulaşılacak sonuca göre, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 1.6. maddesinde açıkça davalının, davacıyla aynı alanda faaliyet gösteren veya herhangi bir şekilde davacıyla rekabet hâlinde olan Ankara veya İstanbul sınırları içinde başka bir teşebbüste çalışmaması kararlaştırılmış, somut olaya göre bağımsız ekonomik karar alma durumuna göre bir veya birden çok ticaret şirketini dahi karşılayabilecek bir kavram olan "teşebbüs" ifadesine yer verilmiş bulunmakla, İstanbul veya Ankara'da yer alan herhangi bir teşebbüse bağlı merkez ve şubeleriyle tüm ticari işletmeleri de kastettiklerinin kabul edilmesi gerekir. Bu sebeplerle taraflar arasında akdedilen ve geçerli olan rekabet yasağı sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiği, bu ihlal nedeniyle sözleşmede belirlenen cezai şartın talep koşullarının oluştuğu nazara alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılmalıdır. Dairemizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede, taraflar arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiği, bu ihlal nedeniyle sözleşmede belirlenen cezai şartın talep koşullarının oluştuğu anlaşıldığına göre, davacının talep edebileceği cezai şart miktarının belirlenmesi gereklidir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 1.6 maddesine göre, rekabet yasağının ihlali halinde, son brüt maaşın yirmi katı tutarında cezai şartının tahsil edileceği kararlaştırılmıştır. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre davacının iş yerindeki son brüt ücreti 3.400,00 TL. üzerinden, yirmi katı olarak talep edilebilecek cezai şart tutarı 68.000,00 TL.'dır. Ancak TBK'nın 182/3. maddesine göre hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Somut uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince, resen anılan miktardan yarı oranda indirim yapılarak 34.000,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça faiz talebinde de bulunulmamıştır. İlk derece mahkemesi kararına karşı da sadece davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğundan, anılan meblağ üzerinden davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Dairemizce de anılan meblağ tarafların sıfatına, olayın oluş şekline, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun görülmüş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı tarafından davacıya rekabet etmeme taahhüdünü ihlal ettiğinin tespiti ile 34.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 2.322,54-TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 1.161,27-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.161,27-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre davanın kabul red oranına göre hesaplanan 34.000,00-TLvekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Takdiri indirim yapılması nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 96,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.800,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 257,50-TL tebligat ve posta masrafı ile 2.505,60-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.659,10-TL yargılama giderine 1.161,27-TL peşin harç ve 35,90-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 5.856,27-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 2.322,54-TL nispi istinaf karar ve ilam harcı, davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından, davalıdan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 9-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 24/12/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.