11. Hukuk Dairesi 2011/8673 E. , 2012/15436 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2010 tarih ve 2010/31-2010/868 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutan
**11. Hukuk Dairesi 2011/8673 E. , 2012/15436 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2010 tarih ve 2010/31-2010/868 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, asıl ve birleşen davasında, müvekkilinin hakkında yapılan icra takibi nedeniyle yaptığı araştırma sonucunda müvekkilinin adına kayıtlı şirket kurulduğunu ve şirkette %80 hissesinin ve şirketin müdürü olduğunu öğrendiğini, ancak müvekkilinin kendi adına hiçbir şekilde davalı 3 Te Medikal Sağlık Danışmanlık Ltd.Şti.'ni kurmadığını, imza incelemesinde durumun ortaya çıkacağını, Vergi Daireleri İşlem Yönergesi'ne göre vergi dairesinin kendisine verilen evrakları bir yoklama memuru ile iş yerine adresine göndereceğini, yoklama memurunun da iş yerindeki durumu tespit ettikten sonra şirket müdürüne imzalatacağını, ancak davalı ... yoklama memurunun mükellefleri tespitine uymadığını, davalı ...'ın şirketin diğer ortağı gözüktüğünü, imza karşılaştırmasında müvekkilinin davalı şirketle ilgisinin olmadığının tespit edileceğini ileri sürerek, davalı şirketin müvekkili tarafından kurulmadığının tespiti ile müvekkilinin şirketteki ortaklık ve müdürlüğünün kuruluş tarihi itibariyle iptal edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, davalı ...'nun müvekkilinden ayrı teşkilat olduğunu, dava konusu şirketle ilgili tüm işlemlerinde Ticaret Sicil Memurluğunca gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirketin kuruluşuna ilişkin usulü işlemlerin tamamlandığını, vergi dairesinden vergi numarası alınarak tescil ve ilan ile faaliyete başladığı, sicil dosyasında bulunan nüfus kaydı ve fotoğraf ile davacının aynı şahıs olmadığının duruşmada davacının bizzat görülerek teyit edildiği, davacının kaybolan kimlik bilgileri kullanılarak rızası dışında ve sahtecilikle davalı şirketin kurulduğu, iki ortaklı limited şirketlerde davacının talebi gibi karar verilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı, faaliyet gösterdiği anlaşılan şirketin üçüncü şahıslarla olan hak ve ilişkileri nedeni ile fesih ve tasfiyesine karar vermek gerektiği, davalı ..., Ankara ... ve ...'na husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, bu davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı ... Vergi Daire Başkanlığı temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... Vergi Daire Başkanlığı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı, davalı şirketin müvekkili tarafından kurulmadığının tespiti ile müvekkilinin şirketteki ortaklık ve müdürlüğünün kuruluş tarihi itibariyle iptal edilmesini talep etmesine rağmen, HUMK'nun 74. “hakim, her iki tarafın iddia ve müdafaası ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez” maddesine aykırı şekilde talebi aşılarak, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, davalı ... harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.