11. Hukuk Dairesi 2024/2492 E. , 2025/718 K. MAHKEMESİ :Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/27 Esas, 2024/253 Karar KARAR :İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatı ile) SAYISI :2021/689 E., 2022/1146 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonu…
**11. Hukuk Dairesi 2024/2492 E. , 2025/718 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/27 Esas, 2024/253 Karar KARAR :İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatı ile) SAYISI :2021/689 E., 2022/1146 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğunu, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden ürünlerin de aynı olduğunu, davacı markalarının davalıya ait markadan önce tescil ettirildiğini ileri sürerek davalının kendisine ait markayı kullanmak sureti ile davacıların markalarına tecavüz ettiğinin tespitine ve tecavüz fiilinin durdurulmasına, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne, davalının müvekkillerine verdiği maddi zarar yönünden şimdilik 500,00'er TL'den toplam 1.000,00 TL, yine manevi zarar yönünden 10.000,00'er TL'den toplam 20.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2017 yılından beri Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde tatlıcı olarak hizmet vermekte olduğunu, yaptığı pastalarla tanındığını, şirketin 2017 yılında kurulmuş olmasına karşın müvekkil şirketin pasta ustası olan ... mesleğe 1960 yılında başladığını, birçok önemli otel zincirlerinde hizmet verdiğini, müvekkilinin ticaret kök unvanı olarak kullanılan ... ibaresinin başka bir markaya benzeme çabası ile kullanılmadığını, davalının 2017 yılından beri “... ‘kendine ödül ver’” markasını kullanmakta olup bu tarihe kadar hiçbir müdahalede bulunmayan davacının bu vakitten sonra dava yoluna başvurmasının iyi niyet çerçevesi içerisinde düşünülmesinin de mümkün olmadığını, müvekkili pasta ustası ... (... Balıkçı) 1960 yılında başladığı günden itibaren ödüller aldığı ve isminden sıkça söz ettirdiğini, 1989 yılında Cumhurbaşkanlığında pasta ustası olarak göreve başladığını, 1999'da ... ve Gelin Pastası yarışmasında birinci olmasının yanı sıra birçok yarışmada derece ve madalya kazandığını, önemli otellerden yazılı belgelerle aldığı teklifler, övgüler ve başarı belgelerinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde yalnızca davacılar adına tescilli 2013/84044 tescil numaralı "... ...+şekil" ile 2016/10217 tescil numaralı " ...+şekil" ibareli markalar yönünden tecavüzün önlenmesinin talep edildiği, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürülen 2019/53052 tescil numaralı "Baklavacı ... " ibareli markanın dava konusu olmadığı, bu sebeple eldeki dava açısından değerlendirilmeye alınamayacağı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığına ilişkin bilirkişi değerlendirmesinin yerinde bulunduğu, bilhassa davacı şirketin tescilli markalarında baklava ifadelerinin vurgulanmış olduğu, davalı adına tescilli markada ise böyle bir ifadenin yer almadığı, özel isim niteliğinde olan ... ifadesinin de marka kullanımı kapsamında herhangi bir kimsenin tekeline bırakılamayacağı, taraf markaları arasında benzerlik veya iltibas varlığından söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü, markaya tecavüz, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalının 2017/10310 tescil sayılı "... Usta , kendine ödül ver+şekil" markasının, davacılardan ... adına 2013 84044 sayısı ile tescilli "... BAKLAVALARI+şekil" ve davacı şirket adına 2016 10217 numarası ile tescilli " ...+şekil" markaları ile iltibas oluşturup oluşturmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı ve davacı markalarına tecavüz teşkil edip etmediği ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 25. maddesi gereğince, marka, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde sayılan mutlak veya nispi ret nedenlerinin varlığına rağmen tescil edilmiş ise açılacak dava sonucunda hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Kanun'un 6. maddesinde nispi ret nedenleri sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasında "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir" hükmüne yer verilmiştir. Bu kapsamda, taraf markaları arasındaki işaretlerin benzerliği değerlendirmesinde, önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı gibi hususlar incelenirken işaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak, görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınarak değerlendirme yapılır. Markanın ayırdedicilik niteliği taşıyan, özgün ve karakteristik kısmı asli (esaslı) unsuru olarak kabul edilirken, bu niteliği taşımayan ve herkesçe kullanılabilen unsurlarına tamamlayıcı unsur olarak adlandırılmaktadır. Somut olayda, hükümsüzlüğü talep edilen marka ile davacılara ait markaların asli unsurlarının "..." ibaresi olduğu, markalarda yer alan diğer ibarelerinin ise tamamlayıcı olduğu, bu itibarla taraf markaları arasında şekil yönünden kıyaslama yapıldığında, üç markanın ayniyet derecesinde benzer olduğu, tarafların aynı alanda faaliyet gösterdikleri, dolayısıyla marka işaretleri arasında SMK'nın 25. maddesi yollaması ile 6/1. maddesi anlamında ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu anlaşıldığından, işaretlerin benzer olmadığı yönündeki gerekçe yerinde değildir. Hal böyle olunca, mahkemece davalının, öncelik hakkının bulunduğu yönündeki iddiaları da değerlendirilmek sureti ile yukarıda ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere işaretler benzer kabul edilerek sonucuna göre davacıların hükümsüzlük, markaya tecavüz ve diğer taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle her iki marka yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, bozmayı gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.